SON DAKİKA

Hırsızlığın Boyutları

Bu haber 05 Şubat 2014 - 10:11 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Türkiye, 17 Aralık’ta patlayan asrın yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla bütün dünyanın gündeminde kalmaya devam ediyor. Hükümetin baskı ve gizleme gayretlerine rağmen soygunun boyutları gün geçtikçe daha ayrıntılı biçimde ortaya çıkıyor. Özellikle internet sitelerine düşen ses kayıtları, AKP döneminde nasıl bir düzen kurulduğunu, çürümüşlüğün, soygunun, vurgunun hangi boyutlara ulaştığını ve nerelere dayandığını ibret verecek biçemde belgeliyor.

Hükümet çaresiz biçimde çırpınıp elindeki iktidar gücüyle bu vurgunların üzerini örtmeye çabalarken, geçmişte söylediklerinin altında eziliyor ve denize düşenin yılana sarılması misali olmayacak yerlerden himmet beklemek durumunda kalıyor. Bu şartlarda zaten temellerinden sarsılmış olan devlet düzeni, daha ağır tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya kalıyor. Yapılan bütün değişiklikler ülkeyi her türlü belaya daha da açık hale getirmekten başka bir sonuç doğurmuyor.

Soygunun boyutları ve hükümetin çaresizliği ülkenin en önemli meselesi haline gelmiştir. MHP lideri sayın Devlet Bahçeli grup konuşmasında ağırlıklı olarak ortalığa saçılan hırsızlıklar ve doğurduğu sonuçları değerlendirdi. Sayın Bahçeli’nin her Türk vatandaşını yakından ilgilendiren tespitlerinin tamamını gazetemizin haber sayfalarında bulacaksınız. Bazı cümlelerin altını çizmenin faydalı olacağı kanaatindeyim:

Faiz lobileri diz çöktürdü

“Başbakan Erdoğan’ın faizlerdeki anormal artışlarla ilgili sorumluluğu Merkez Bankası’na yüklemesi kaypak ve korkak bir politikacı kurnazlığıdır.

Faizlerin gerilediği, enflasyonun düştüğü zamanlarda bunu hükümetinin başarısı şeklinde propaganda yapan bu zihniyetin, hava değişince anında Merkez Bankası’nı satması hiç kimseyi inandırmayacaktır. Başbakan faiz lobisiyle müzakereye mecbur kalmış ve sonunda da diz çökmüştür. Gelişmeler karşısında “B ve C planları” olduğunu yüzsüzce iddia eden Başbakan’ın milletimizi faiz ve rant çemberine hapsetmesi aslında en büyük karanlık ve ayıplanması gereken bir plandır. Lafta faiz artışına karşı duran Başbakan Erdoğan, gerçekte faizcilere mihmandarlık ve sancaktarlık yapmaktan geri durmamıştır. Yanlış, gevşek ve başı sonu belli olmayan politikalarla faiz tahakkümü altına giren muhterem vatandaşlarım bu hastalıklı ve yabancıların esiri olan iktidarı mutlaka alt edecektir.”

Van gölünde yıkamak temizlemez

Başbakan Erdoğan’a göre kendi partisinde çete reislerinden, faiz lobisinden, vaiz lobisinden talimat alan milletvekilleri vardır ve bunlar apaçık ihanet içindedir. Ve daha ilginci, Başbakan AKP’ye bazı tuzlukların sızdığını da açıklamıştır. Bu aralar her lafını ihanetle bitiren Başbakan, kendisinin Türk milletine karşı hakaretlerini, bölücü ve yıkıcı unsurlarla işbirliğini, hırsızlığa kol kanat germesini nasıl tanımlamaktadır? Tuzluğa ihanet diyen Başbakan; PKK’nın turnikesi, Barzani’nin tutsağı, Ermenilerin tuğlası, Rumların tuğrası, haçlıların tutkunu, Türk düşmanlarının turfandası, vatansızların turbosu olmayı nasıl izah etmektedir? İşin açıkçası, bugüne kadar AKP’ye, PKK’nın sızdığını, BOP’un ambargo koyduğunu, küresel hesapların tutunduğunu, İmralı canisinin yapıştığını biliyorduk da tuzlukların sızacağını hiç düşünmemiştik. Türkiye her tarafı kevgire dönen, içerisine kimin girip kimin çıktığı belli olmayan, kimlere çanak tuttuğu muammaya dönen bir iktidarın zulmüyle karşı karşıyadır. Başbakan Türkiye’nin başına musallat olan gelmiş geçmiş en ciddi siyasi afettir. Sayın Başbakan şunu bil ki, seni ve hükümetini Tuz Gölü’ne atsak, kireç kuyusuna bastırsak, sabun deryasına soksak, ardından da Van Gölü’nde durulasak, yine aklanamaz, yine de temizlenemezsiniz.

Rüşvet ve yolsuzluğun derinliği

Türk milleti Başbakan’ın mal mülk zengini olduğunu, sit alanlarına nasıl merak saldığını, yandaşları nasıl kayırıp kolladığını yüreği burkularak görmüştür. Hele hele AKP döneminde sivrilen, üçüncü havaalanı başta olmak üzere birçok ihaleyi alan sonradan görme işadamlarının medyaya sızan kendi aralarındaki konuşmaları artık sözün bittiği yer olarak değerlendirilmelidir. Özellikle Sabah Gazetesi ile ATV’nin 20 Aralık 2013’te Zirve Holding’e devrinde hırsızlığın, rüşvetin, yüzdeyle fırıldak çevirmenin tüm hünerleri sergilenmiştir. Anlaşılmıştır ki, Başbakan Erdoğan medya şirketlerinin el değiştirmesinde aktif rol oynamıştır. Yine anlaşılmıştır ki, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme eski Bakanı çantacılık yapmış, işadamlarının hissesine düşen haracı aralarında paylaştırmıştır. Başbakan’ın mahdumu da işadamlarını yakından takip etmiş, onlara gerekli talimatları vermiştir. İşte bu suçüstü hali asrın rüşvet ve yolsuzluğudur. Başında da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan vardır. Türk milleti bizatihi Başbakan tarafından soyulmaktadır. Devlet hazinesi hırsızların sevk ve idaresindedir.

Millete söven kansızlar

Ses kayıtları internette dolaşan işadamları öyle bir yolsuzluk çarkının içine düşmüşlerdir ki, duyan ve dinleyen herkesin şok geçirmemesi içten bile değildir. Bereketsizlerin, millete söven kansızların yaptığı havaalanlarının hayrı olacak mıdır? Bidon kafalılar, göbeğini kaşıyanlar diyerek milli tercihleri küçümseyen küstahlar bile bu kadar alçalmamış, bu kadar insanlıktan çıkmamıştır. Türkiye yolsuzluğun ve rüşvetin adeta cirit attığı, devletin üstüne çöktüğü bir yer haline gelmiştir. Başbakan ananas ve tesbih şifresi üzerine kafa yoracağına, yargı yakasından tuttuğunda, yandaş işadamları kendisini ele verdiğinde ne yapacağını şimdiden planlamalıdır. Böyle giderse yakın vadede kendisinin önünde sadece iki yol kalacaktır: Ya mahkemede hesap verecek, ya da tası tarağı toplayıp Okyanus Ötesinde soluğu alacaktır.

Telekulak çeteleri

Türkiye’yi telekulak çetelerinin emrine sokan Başbakan telefon dinlemelerinden sızlanmaktadır. Korku devletinin sütunlarını diken bu şahıs her tarafı böcek sardı diyerek ön almaya çalışmakta, kendisini masum göstermeye çabalamaktadır. Halbuki AKP iktidar, Recep Tayyip Erdoğan Başbakan olasıya kadar hiç kimse hukukta sınırları çizilen alanın dışına çıkarak dinleme ve gözetleme yapmamıştır. Ortam dinleme alışkanlığı, teknik takip bugünkü kadar kontrolsüz, bugünkü kadar kuralsız olmamıştır. Başbakan, kazanına ne koyduysa çömçesinden de o çıkmıştır. Başkalarını dinlerken hiç sesi soluğu çıkmayan Başbakan’ın, bugün “ofisime böcek konulmuş” demesi acizliğin değilse bile, özel hayata saygı duymayan sicilinin eseridir. Şimdilerde ses kayıtlarının internet pazarına düşmüş olması elbette özel hayatın dokunulmazlığı açısından kayıptır. Fakat bu yolu Başbakan ve etrafındaki iki ayaklı böcekler çoktan açmıştır. Şayet Başbakan’ın şahsıyla, aile efradıyla ve yandaşlarıyla ilgili inanılmaz ifşaatlar yapılmamış olsaydı, bu kapsamdaki haberlerden dolayı sanal medya yıkılmasaydı her şeyin eski tas eski hamam yine devam etmesi kaçınılmazdı.

ÖYM planlaması

Başbakan ve hükümetinin telefon dinlemeleriyle ilgili kanun değişikliği hazırlığı bulaştıkları rüşvet ve yolsuzluk iddialarını örtme sinsiliğine hizmet etmektedir. Özel Yetkili Mahkemelerle ilgili planlama da buna dönüktür.

Başbakan sıkışmış, kendince gündemi değiştirme mecburiyetinde kalmıştır.

Bu sebeple düğmeye basmış, PKK’nın ve İmralı canisinin de rüşvet ve hırsızlık serüvenine verdiği destekten dolayı gönüllerini hoş edecek yeni bir demokratikleşme paketinin müjdesini vermiştir. Terörle Mücadele Kanununun 10’ncu maddesinde yapılması planlanan değişiklik PKK’ya verilen tavizlerde yeni bir halkadır. Rüşvetçiler, ihaleye fesat karıştıran yandaş işadamları, cezaevindeki sahtekarlar, yolsuzluk çeteleri Başbakan’ın paketiyle umutlanmıştır. Şunu biliniz ki, böylesi bir pakete demokratik demek, bizzat demokrasiye ihanet, milletimize hakaret, adalete kelepçe takmak demektir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.