SON DAKİKA
<

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Hırsızlığı Hak Sayıyorlar

Bu haber 13 Şubat 2014 - 9:45 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

İktidar imkanlarının zenginleşme, servet sahibi olma, medyayı ele geçirme, yargıyı kontrole alma, hukuku kendi düzenine hizmet aracına dönüştürme, emniyeti özel ilişkilerin koruyucu olarak kullanıp iş yapamaz hale sokma ve ülkeyi ayrıştırıp bölme aracı olarak kullanıldığı kesinleşmiştir. Ortalığa saçılan ses kayıtları ve ülkenin bir bölümünde yaşananlar, kurulan bu düzeni ayrıntılarıyla ortaya koyduğu gibi, yapılan açıklamalar da itiraf olmaktan ileri gidememiştir.

Üçüncü sınıf ülke yaptılar

Bu kadarını darbe dönemlerinde bile görmemiştik. Darbe dönemlerinde yapan da, yapılan da belliydi ve herkes tedbirini ona göre alıyordu. Bugün çok daha beterini, çok daha sinsi, çok daha kalıcı, çok daha etkili halde yapıyorlar. Bu da yetmiyor, bu hazin durumu bir de “demokrasi” diyerek, hatta “ileri demokrasi” masalları anlatarak millete hazmettiriyorlar. Bu hazmın derecesini önümüzdeki 30 Mart seçimleri ortaya koyacaktır. Ancak, AKP bu zihniyetiyle, bu uygulamalarıyla Türkiye’yi dünyada çok zor durumlarda bırakmakta ve üncü sınıf ülkeler arasına itmektedir. Bunun sonucu olarak içeride İmralı canisi, dışarıda Peşmerge Barzani’den başka dostları, tutunacak dalları ve çıkış yolları kalmadı.

Çürüme büyüyor

Eğer demokrasinin zerresi, vicdan, ahlak ve iman kırıntısı olsaydı, ortalığa saçılanların mutlaka siyasi sonuçları olurdu. Bu kadar batmış bir hükümetin ayakta kalması hukukun ve demokrasinin az da olsa işlediği hiçbir ülkede mümkün değildir. Aynen devam etmekle kalmıyor, bu yapılanları doğru, haklı ve meşru sayıyorlar. Asıl tehlikeli olan burasıdır. Hırsızlığın, yolsuzluğun, rüşvetin, baskının, sansürün, yargıyı işlemez hale getirmenin bir hak olarak görülmesi sadece bugüne ait değil, geleceği de yakından ilgilendiren çok ciddi bir sorundur.Böyle bir zihniyetin iktidar olması, bütün bu yanlışların haklı, doğru ve geçerli olduğunun kabulü anlamına da geliyor ki, bu çürümeyi çok daha ileri boyutlara taşıyacak ve çöküşü hızlandıracaktır. Zira, vicdanımız da, imanımız da haram üzerine kurulmuş bir düzenin kalıcı olamayacağını söylüyor

Zihniyet sorunlu

Bütün dünyanın ibretle izlediği bu kadar ses kaydı, görüntü ve belgeye rağmen yapılanın doğru olduğunu savunabilmek cesaret ve gözü karalık olarak değerlendirilemez. Ortada çok ciddi bir zihniyet sorunu var. Zaten açıklamaların satır aralarına da bu sorun ibret verecek biçimde yansıyor. Yapılan rüşvet ve yolsuzluk tanımlaması birçok şeyi anlatıyor. Ses kayıtları kurulan havuzları, sit alanlarının parsellenmesini en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak netlikte belgelemesine rağmen, savunmalar “bunda ne var? Bunun neresi kanunsuz, neresinde ahlaksızlık, soygun veya rüşvet mevcut?” türündedir.

Tekkeyi bekleyen çorbayı içer!

Bu savunmalar ve yapılanı haklı ve doğru gösterme çabalarının ortaya koyduğu sonuç, “tekkeyi bekleyen çorbayı içer” anlayışının AKP yönetimine hakim olduğunu gösteriyor. Savunmaların özünü, “ülkeyi biz yönetiyoruz, millet bize yetki verdi, bu kadarını yapmak da hakkımız” anlayışı oluşturuyor. Bu kadarla da kalmıyor ve bu zihniyetin diğer yansıması da, “eğer iktidar bizdeyse, basın da, yargı da, emniyet de, sivil toplum örgütleri de bize tabi olmak, bize hizmet etmek ve bizi doğrulamak zorundadır” şeklinde oluyor. Dolayısı ile para kasaları da, ayakkabı kutuları da, gemi filoları da, villa siteleri de, para havuzları da, vakıf düzenleri de, “Alo Fatih” sansürleri de iktidar olmanın doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor ve yolsuzluktan, rüşvetten, hırsızlıktan, talandan sayılmıyor. Böyle değerlendirenler de hedefe konulup, her türlü hakaret, yakıştırma ve baskıyla susturuluyor ve paralel devlet olarak ilan ediliyor.

Şirk !

Bu zihniyetin medeni dünyaya, çağın gerçeklerine yüzseksen derece ters düşmesi tartışmasız bir gerçek olsa da, kendileri açısından bir şeyi değiştirmiyor. Doğru bildikleri budur ve hayat anlayışları, dünyaya bakışları bunu gerektiriyor. Hatta din yorumları dahi bu yöndedir. Başka türlü ortalığa saçılanların hiçbir insafa ve vicdana sığmadığı, sadece Anayasa ve kanunlara göre değil, mukaddes dinimize göre de yanlış ve günah olduğu ortadayken, “Allah bizimle beraberdir” diyebilmek nasıl mümkün olabilir? Bırakın hırsızlığın islama uydurulması gibi bir garabeti, kullanılan dil dahi çok sorunludur. Sanki bir anlaşma yapmışlar ve teminat almışlar gibi bir üslupla milleti yapılanın doğru olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. İmanımız bize bunun “şirk” olduğunu söylüyor.

Demokrasi aracı

Sorunun zihniyette olduğunu ve ortalığa saçılan yolsuzluk ve rüşvetin bu sebeple doğal ve haklı olarak değerlendirildiği tezimizi doğrulayan bir başka şey de, “demokrasi amaç değil araçtır” sözüdür. İktidarlarının daha ilk döneminde bunu söyleyerek, zaten bugünkü düzeni kuracaklarını ilan etmişlerdi. Demokrasiyi neyin aracı gördüklerini şimdi çok daha iyi anlıyoruz. Sadece iktidarda kalmanın, Cumhuriyetle hesaplaşmanın, devleti ele geçirip dönüştürmenin aracı olarak görmemişler; zenginleşmenin, yedi sülalelerine ebediyen yetecek servet biriktirmenin, PKK ile işbirliği yaparak ülkeyi lime lime etmenin ve bölünme aşamasına getirmenin, kurdukları bu düzene karşı çıkanları susturup sindirmenin aracı olarak da görmüş ve uygulamışlar.

Artık tartışılacak, konuşulacak fazla bir şey kalmamıştır. Türk milleti her şeyin şahididir ve bedeli de bizzat ödemektedir. Dolayısı ile hukukun ve vicdanın doğurmadığı siyasi sonucu, sandığın doğurması şart olmuştur. Daha ne olması gerekiyor? Bu defa milletin gerekeni yapacağını ve bu karanlık döneme artık bir son vereceğini biliyoruz.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.