Asikurtlar©

Hırsızın hiç mi suçu yok?

Hırsızın hiç mi suçu yok?
28 Mart 2016 - 9:50 'de eklendi ve 4076 kez görüntülendi.

 

 

Ülkenin perişan haliyle, kurulan yalan, talan ve ihanet düzeninin artık gizlenemeyen acı ve ağır sonuçlarıyla ilgili iktidar mensuplarının savunmalarını dinlerken, akılıma Nasrettin Hoca geliyor. Hani şu meşhur hikaye.

Hocanın evi soyulmuş. Komşuları Hocaya söylenmeye başlamışlar.
-Kapıyı kilitleseydin böyle olmazdı.
-Pencere açık bırakılır mı ?
-Bir köpeğin olsaydı hırsız eve girebilir miydi?
Bir süre söylenenleri dinleyen hoca dayanamamış ve cevap vermiş:
-Yahu, iyi söylüyorsunuz da, bütün kabahat bede mi, hırsızın hiç mi suçu yok?

HER ŞEYİ DOĞRU YAPMIŞLAR!
14 yıldır ülkeyi tek başlarına yönetiyorlar. İstediklerini sürüyorlar, istediklerini atıyorlar, istedikleri kanunu çıkarıyor, hatta duruma göre Anayasa bile değiştiriyorlar. Yetki onlarda, devlet tekellerinde, hazine ve örtülü ödeneğin kapıları ardına kadar açık. Güvenlik, emniyet, istihbarat, medya, yargı, sivil toplum örgütleri, iş dünyası, bürokrasi, diplomasi, Üniversiteler, spor kurumlarına varıncaya kadar her yer ve her şey emirlerinde. Ama bunları dinlerseniz, Türkiye’nin tarihinin en büyük yıkımını yaşamasında, etrafının kuşatılıp ateş çemberine alınmasında, ihanetin şehirleri yakıp yıkmasında, akan kanda, ağlayan analarda, yitip giden hayatlarda, dünya çapındaki talanda, artık her yeri saran çürümede, sarsıntıları çok sert olan çöküşte hiçbir sorumlulukları yok zannedersiniz. Her şeyi doğru yapmışlar, her kararı doğru almışlar, ama birileri bundan çok rahatsız olmuş ve işleri bozmuş. Onlara göre, terörün sebebi, paralelin istihbarat saklaması. İhanetin sebebi, PKK’nın verdiği sözleri tutmaması. Akan kanın sebebi, HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmaması. Dış politikadaki büyük çöküşün sebebi, dünyanın beşten büyük olması. Yalan, talan ve çürümenin sebebi, CHP’nin 50 sene önceki uygulamaları. Ekonominin dibe vurmasının sebebi, Merkez Bankası’nın faizleri düşürmemesi.

HÜKÜMET AĞLAMA YERİ DEĞİL
Hadi bir an için aklımızı kiraya verelim ve bu masallara, troller, yanaşmalar, beslemeler gibi biz de inanalım: İyi ama, hırsızın hiç mi suçu yok? Bütün bunlar olurken, siz ne işler meşguldünüz? Bu millet yetkiyi, iktidarı size mi verdi, paralele, PKK’ya, CHP’ye veya HDP’ye mi verdi? İktidarlar ağlama yeri, bahane üretme merkezi, sorumluktan kaçma, suçlu bir yerlere fatura etme sahnesi değildir. Çözüm bulacaksınız, sonuç alacaksınız ve ortaya bir şey koyacaksınız. Yapamıyorsanız, çekilip yapanın gelmesine yol vereceksiniz. Millet size oy verip iktidar yapar, ama muktedir olmak başka bir şeydir. Devleti ele geçirmede, bütün kurumları arka bahçeye dönüştürüp kendinizden olmayana neredeyse hayat hakkı tanımamakta gösterdiğiniz büyük başarı, sizi tatmin edebilir. Çok tatmin olduğunuz, her halinizden anlaşılıyor. Ancak, bu durum ülkenin felakete sürüklendiği gerçeğini değiştirmez ve değiştirmiyor.

MİLLİ BİR HÜKÜMET OLSAYDI
Bu kafa, bu anlayış, bu siyaset devam ettikçe yarın bugünden daha iyi olmayacaktır. Nitekim, 14 yıldır her geçen gün bir öncekini arattı. “Köprü yaptık, yol yaptık, hızlı tren getirdik” masalları, büyük ve derin bir yıkım yaşandığı örteme yetmiyor. Defalarca yazdık, bir defa daha hatırlatalım. 4 defa arka arkaya iktidar olma imkanı, milli, dürüst, çalışkan, ülkesini ve milletini her şeyin önüne alan bir partiye verilseydi ve bu kadar harcamayı böyle bir hükümet yapsaydı, çok başka sonuçlar ortaya çıkardı. Ülke çağ atlar, refah yükselir, huzur ve güvenlik tavan yapardı. Bu kadar talana, yalana, savurmaya, beceriksizliğe, yetersizliğe rağmen bunlar yapıldıysa, bir de emanetin ehline verilmesi durumunda neler olacağını varın siz düşünün. Ülke hem gırtlağına kadar borca sokuldu, hem soyuldu ve talan edildi, hem de bölünmenin eşiğine getirilip, üçüncü sınıf Ortadoğu ülkesi konumuna sürüklendi. Yalnız, çaresiz, itibarsız bir şekilde çırpınıp duruyoruz.

BUNLAR NEYLE BESLENİYOR?
Bu hazin tabloya, bu acı gidişe rağmen, hala birilerinin iktidar yalakalığı yapıp, millete çok iyi şeyler olduğunu anlatmaya uğraşması karşısında, dehşete düşüyoruz. Öyle şeyler yazıyor, öyle masallar anlatıyorlar ki, “bunlar neyle besleniyor da bu hale geliyorlar” diye gerçekten çok merak ediyoruz. AKP eğer her hangi bir yerde zerre kadar ciddiye alınır ve rol icabı da olsa itibar gösterilirse, hemen kalemlere, mikrofonlara sarılıp iktidar sayesinde ülkenin itibarının ne kadar arttığını ve dünyaya nasıl ayar verdiğini anlatıyorlar. Aksi olursa, AKP ciddiye alınmaz, bir yere çağrılmaz ve formalitenin dışına çıkamaz bir duruma düşerse, (genel olarak durum budur) bu defa da, “elbette çağırmaz, ciddiye almazlar ve uzak dururlar. Çünkü, AKP İslamı savunuyor, Türkiye’nin hakkını arıyor. Onun için de rahatsız oluyorlar” masalları anlatmaya başlıyorlar. Tam bir hacıyatmaz siyaseti. Her durumda, her şartta, her ortamda bunlar haklı.

SAHİPLERİNE KÖTÜLÜK EDİYORLAR
Bu besleme takımı aslında en büyük kötülüğü, sahiplerine yapıyorlar. Bunların gazına gelen iktidar mensupları, her şeyi iyi yaptıklarını, ama birilerinin işi bozduğunu, bunlar sayesinde millete hazmettiriyorlar. Oysa biraz doğruları yazıp, biraz ülkenin gerçek durumunu gündem getirseler, sorumluluk sahipleri de belki uyanıp, durumlarını gözden geçirmek, şapkayı önlerine koyup yeniden düşünmek gereği hissederler. Onun içindir ki, “bu ülkede medya düzelmeden, hiçbir şey düzelmez” diyoruz. Çünkü doğrular, haklılar değil, yalan ve yanlışlar öne çıkıyor ve geçerli oluyor. Yalan ve yanlış üzerine kurulu bir düzeni millete yutturabilirsiniz, ama buradan hayırlı, faydalı, doğru ve haklı bir sonuç çıkması eşyanın tabiatına aykırıdır.

Nitekim, ülke gün geçtikçe bağıra bağıra felakete gidiyor. İktidar sahipleri hala hırsızın hiç suçu olmadığını anlatıyor ve milletin de buna inanmasını bekliyorlar. Kurduğunuz bu menfaat düzeniyle, ele geçirdiğiniz medya üzerinden yaptığınız algı operasyonlarıyla, hukuku yok edip demokrasiyi araç olarak kullanmaktaki ustalığınızla, hırsızın suçu olmadığına yüzde 49’u inandırıp hazmettirebilirsiniz, bunun adı da “istikrar” olur. Ama millet kaybetmeye, ülke sarsılmaya, kriz derinleşmeye, hain çok daha ileri gitmeye devam eder. Seçimin üzerinden 5 ay geçti. Gerçekten de istikrarlı bir şekilde felakete gidiyoruz.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER