SON DAKİKA

Hırsızı değil yakalayanı engelliyorlar

Bu haber 16 Ocak 2014 - 13:56 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Ülkenin iktidarı, yolsuzluğun, rüşvetin, yalanın, talanın, ihanetin çözümünü yargıyı sindirmekte ve bir icracı genel müdürlük gibi kendine bağlamakta buldu. Gerek meclis adalet komisyonunda görüşülen kanun teklifinin, gerek muhalefet partilerine katkı yapmaları için sunulan Anayasa değişikliği teklifinin başka hiçbir izahı ve anlamı yoktur.

Yargıyı işlemez hale getiriyorlar

HSYK yargının beynidir. Dolayısı ile bu kurumu siyasi iktidara teslim etmek, hukuku keyfi bir duruma düşürüp, duruma göre vaziyet alan bir yapıya dönüştürmektir. Böyle bir yargı anlayışının dünyada emsali yoktur. Nitekim AB başta olmak üzere güya emsal gösterilen Avrupa ülkelerinden arka arkaya tepki açıklamaları gelmektedir. Kanun teklifinin hayata geçmesi veya Anayasa değişikliğinin söylendiği gibi yapılması ve HSYK’nın RTÜK benzeri bir yapıya dönüştürülmesi, yargının kayıtsız şartsız iktidara teslim edilmesidir ki, buradan adalet ve hukuk çıkması imkansızdır. Zaten bütün bu telaşın sebebi yargıyı işlemez hale getirerek yolsuzlukları, rüşveti ve ihaneti normal ve hesabı sorulamayan bir hale dönüştürmektir. Hırsızlığı engellemek yerine, hırsızı yakalayanı engelliyorlar.

CHP talana ortak oluyor

Bizim bir türlü anlayamadığımız ve kabul edemediğimiz nokta, CHP’nin böyle bir yapıya yeşil ışık yakmasıdır. Hedef çok net bir şekilde belli olduğu halde, AKP ile dirsek temasına girmenin iyi niyetle izahı mümkün değildir. HSYK’yı RTÜK benzeri bir yapıya kavuşturmanın yargıyı AKP’ye teslim etmek dışında bir sonucunu olmayacağı orta yerde dururken, kapılacak bir-iki üyelik için bu oyuna gelmek, yalana, talana ve ihanete ortak olmaktır. Çoğunluk yine AKP’nin atadıklarında olacak ve başbakan ne derse onu yapacak, o kararı alacaklardır. Buradan nasıl bir bağımsız yargı, nasıl bir adalet ve hukuk çıkacağını CHP dürüstçe izah etmelidir. AKP ile paralel bir yapılanma içinde olan BDP’yi değerlendirmeye bile gerek görmüyorum. Onların varlık sebebi zaten AKP’yi ganimet bilerek ihaneti çok daha ileri götürmek ve devlete de yaymaktır ki, Anayasa düzenlemesi ile kendilerine az da olsa böyle bir fırsat verilmesini sonuna kadar değerlendireceklerdir.

Vahim itiraflar

Bütün bu gelişmelere ve sonucu şimdiden belli olan düzenlemelere dürüst ve kararlı biçimde karşı çıkan, hukuku ve demokrasiyi her şartta savunan ve koruyan tek parti, yine MHP olmuştur. Dün ne söylediyse, bugün de onu söylüyor ve yapıyor. 2010 referandumu öncesindeki tavrın ne kadar haklı ve doğru olduğu bugün çok daha iyi anlaşılıyor. MHP olduğu yerde, ama AKP duruma görev vaziyet almaktan neredeyse yorgun düşmüştür. Özellikle sayın başbakanın dün söylediklerinin bugün tam tersini savunması ve birilerini hedef göstermeye çabalarken yaptığı itiraflar, siyaset adına da, devlet adımlığı adına da çok vahimdir.

Oyunu yine MHP bozdu

Hukuk herkese lazımdır. Yalan, talan ve ihaneti değişmez siyaset haline getirenlere daha çok lazımdır. MHP bu konuda da Türkiye için büyük ve bulunmaz bir şans olmuştur. Genel Başkan sayın Devlet Bahçeli’nin değerlendirmelerinin her biri tutarlılığın, samimiyetin, dürüstlüğün ve ilkenin numuneleridir. Grup konuşmasında, “Başbakan ve hükümeti öyle bir noktadadır ki, HSYK’nın yapısını değiştirmek ve resmen Adalet Bakanlığı’na bağlı bir genel müdürlük haline getirmek için geceyi gündüze katmaktadır. Hâkim ve savcılar hükümetin emrine sokulmak istenmektedir” diyerek, AKP ve CHP arasındaki kumpası ifşa etmiş ve talanı unutturma oyunlarını bir defa daha bozmuştur.

AKP’nin gerçek yüzü

Hükümet sıfırı tüketmiş olmanın perişanlığı ile baskı ve zulmü arttırarak varlığını sürdürmeye çabalıyor. Bu gidişin sonun varacağı yer faşizmdir. Nitekim, dünyadaki faşizm örnekleri hep aynı yolu takip etmişlerdir. Şu anda meclisten geçirilmeye çalışılan düzenlemenin örneğine ara rejimlerde, darbe dönemlerinde bile rastlanmamıştır. Eğer bu düzenleme hayata geçerse, Adalet Bakanı yargının tepesinde tek bilen, tek seçen ve tek belirleyen olacak, Başbakan’ın özel temsilcisi olarak görev yapacaktır. Böyle bir hukuk düzeni olamaz. Sayın Bahçeli’nin deyimi ile iktidar hukuku linç etmektedir. Hakim ve savcılar yargısız infaza uğramaktadır. Devlet organları birbirine girmiştir. “Rüşvet ve Yolsuzluk Soruşturması” AKP’nin gerçek yüzünü bir defa daha deşifre etmiştir.

Saray darbesine heves etmeyin

Çare yargıyı işlemez hale getirmek değil, tüm devlet organlarının kendi anayasal sınırlarına çekilmesi ve yetki ihlaline meydan vermeyecek bir konuma gelmesidir. Sayın Bahçeli’nun şu sözleri AKP için tarihi bir ikazdır ve hem kendileri, hem ülkenin geleceği için hayati önemdedir: “İkaz ve önemle bildiriyorum ki, Türkiye yargı-yürütme ve yasama arasındaki meydan savaşına daha fazla dayanamayacaktır. Demokrasi zarar görürse bunun altından kimse kalkamayacaktır. İktidar sorumsuz açıklamalardan, tahrik edici üsluptan, provoke edici yöntemlerden çok acil vazgeçmelidir. Bölücü terör örgütü pusuya yatmış ve en zayıf anımızı kollamaktadır. Türkiye devlet içindeki hizip ve infialden dolayı güç kaybına uğramakta, ekseni kaymaktadır. Herkesi uyarıyorum, bir oldubittiyle Türkiye’nin bölünme ve toplumsal çatışma girdabına sürüklenmesi, aynı anda ekonomik krize yakalanması mahvımıza neden olacaktır. Devletin tüm kurum ve kuruluşları yetki mücadelesiyle geleceğimizi riske soktuklarını görmeli ve anlamalıdır. Saray darbelerine kimse heves etmemelidir. Hükümet derhal HSYK ile ilgili düzenlemesini gözden geçirmelidir. Israr ettiği takdirde, Sayın Cumhurbaşkanı, kanun değişikliği önüne gelince aynen iade edecek ahlaki tutarlılığı göstermelidir. Başbakan Erdoğan, rüşvet ve yolsuzluğun ucu kendisine ve ailesine dokununca kıyameti kopartmak yerine, yargı önüne çıkıp paşa paşa hesap verecek cesaret ve vakarı sergileyebilmelidir.”

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.