SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

BÜYÜK YÜZLEŞME…

Gündem Yazıları

Hiç Bir Başbakan Bu Durumlara Düşmedi

Bu haber 18 Mart 2014 - 9:44 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Seçimler için geri sayım devam ederken, içinde biraz vatan-millet sevgisi olan hiç kimsenin ülkenin haline üzülmemesi, kahırlanmaması mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti başbakanı için söylenenler ve yapılan yakıştırmalar çok acı vericidir. Türkiye Cumhuriyeti 91’nci yaşını kutluyor. Çok partili hayatın başlamasının üzerinden 68 yıl geçti. Ancak hiçbir başbakan, hiçbir siyasi parti lideri bu durumlara düşmedi. Bırakın Türkiye’yi dünyada bu durumlara düşmüş bir lider var mıdır? İktidarda kalabilmek için feda ettikleri kendilerini çok geçti ve ülkenin değerlerine ve siyaset üstü tutulması gereken makamlara büyük zararlar vermeye başladı.

Meydanlar inliyor

Sayın başbakan miting meydanlarında ve katıldığı televizyon programlarında kendisine yapılan yakıştırmalardan şikayet ederken, aslında ülkeyi ne hale getirdiğini, nasıl ayrıştırdığını, temsil ettiği makamın ağırlığını koruyamadığını itiraf ediyor. Seçim meydanlarında atılan sloganlarla ilgili olarak, “Hırsız Tayyip desen hadi bunu bir şekilde uydurursun. Ama hırsız başbakan diyorsun. Bunu kabul etmek mümkün değil” diyor. Gerçekten de kabul etmek mümkün değil, ama bu makamları bu durumlara düşürenlerin hiç mi kabahati yok? Önce dönüp kendinize, “biz ne yaptık da millet hep bir ağızdan bize bunları söylüyor?” diye kendinize sormanız gerekmez mi? Vatandaş tutuklanacağını, işkence göreceğini, hakarete uğrayacağını bildiği halde, bizzat başbakana karşı kişisel tepkisini dile getirmekten çekinmiyor. Bu durumu, “saygısızlık, terbiyesizlik” diyerek geçiştiremezsiniz. Sadece kendinize karşı olanı değil, devlete olan güveni de yok ettiniz. Yargıyı arka bahçenize dönüştürerek, belki ortalığa saçılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarının hukuki sonuçlarından, “şimdilik” kurtulabilirsiniz. Ancak, hukuku yok etmek, devleti yok etmek olacağı için, farkında olmadan kendinizi de yok edersiniz ve sonra meydanlar, “hırsız başbakan” diye inler.

Abdestinizden şüpheniz yoksa yargıya gidin

Seçim meydanlarındaki haykırışlar ve sosyal medyadaki paylaşımlar 11 yılın ağır yıkımının acı sonuçlarını ortaya koyuyor. Sizin meydanlarda masal anlatmanız, içi boş övünmelerle milleti oyalamaya çabalamanız sonucu değiştirmiyor. Türkiye tarihteki en büyük yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla karşı karşıyadır. Başbakanın evinde milyar dolarlar bulunduğunu ortaya koyan ses kayıtları yayınlanmıştır. Bakanlarla ilgili çok vahim kayıtlar ortaya çıkmıştır. Fezlekeleri gizleyerek, “abdestimizden şüphemiz yok” diye bağırarak, “montaj” kılıfına sararak, bakanlarınız yaptığı trajikomik savunmalarla bu suçlamaların altından kalkamazsınız. Eğer abdestinizden şüpheniz yoksa, yargıya gitmekten, teknik bir inceleme yaptırmaktan niye korkuyorsunuz? Götürün o kayıtları yargıya, verin bir teknik kurula incelesin ve sonucu ortaya koysun. Eğer söylediğiniz gibi “montaj” ise bunu seçim meydanlarında kullanır, verilecek raporu göstererek, bugüne kadar söylediklerinizin havada kalmasının da önüne geçersiniz. Eminim bunun siyasi sonucu da çok farklı olur. Akıl da, vicdan da, siyaset de, ahlak da, iman da bunu söylüyor. Niye yapmıyorsunuz?

Hangi hakla iktidar istiyorsunuz?

Bunu yapmak yerine muhalefet partilerini akla hayale gelmeyecek şeylerle suçlamak, oluşturduğunuz sanal düşmanlara, paralel yapı masallarına suçu yüklemek, din siyaseti yaparak temize çıkmaya çalışmak gerginliği büyütüp, inandırıcılığını daha da kaybetmekten başka bir sonuç doğurmuyor. Cemaatle ilgili sözleriniz ayrı bir faciadır ve ibret veren bir itiraftır. 11 yıldır ülkeyi kimlerle birlikte yönettiğinizi, devleti kimlere teslim ettiğinizi ve hangi tehlikelere açık hale getirdiğinizi bağıra bağıra ve ayrıntılarıyla anlatıyorsunuz. Bunları söyledikten sonra arkasından gelmesi gereken cümle, “biz bu işi beceremedik, paralel yapılara ülkeyi teslim ettik. Kandırıldık ve ülkeyi her tehlikeye açık hale getirdik. Daha fazlasına hakkımız yok” demek ve kenara çekilmektir. Bunu demek yerine insanların aklıyla alay ederek, size bir defa daha iktidar vermelerini istiyorsunuz. Bu millet 3 defa iktidar verdi, ülkeyi ayrıştırıp, yalan, talan ve ihaneti meşrulaştırınız. Hangi hakla tekrar iktidar istiyorsunuz?

İki yanlıştan bir doğru çıkmaz

Bütün bunlara bir de dini kılıf bulmaya çalışıyorsunuz. Mukaddes dinimizin neresinde hırsızlığı hoş görmek ve üzerini örtmek vardır? Hadi çıksın etkin ve yetkin bir din adamı, bu ortaya saçılanların normal olduğunu, dinimize uygun düştüğünü, bunlara sebep olanlara destek olunması gerektiğini söylesin de görelim. “Bir Başbakan’ın dinlenmesi söz konusu olamaz. Benim uluslararası görüşmelerimi dinleyeceksin böyle bir şey olabilir mi? Burada devlet sırrı var. Bu adamlar güvenli (kriptolu) denen telefonları dinledi. Ben soruyorum bunun İslamiyette yeri var mı?” diyorsunuz. Bu sorular son derece haklı ve doğrudur. Ancak ortalığa saçılanları mazur göstermediği gibi, yetersizliklerin itirafıdır. Kurduğunuz düzeni anlatıyorsunuz. Bunların İslamiyette yer yok, ancak bunların ortaya çıkardığı yolsuzluk ve rüşvet düzenin de İslamiyette yeri yok. İki yanlıştan bir doğru çıkmaz. Sadece birbirinizi ele verir, ifşa olursunuz ki, işte ilahi adalet böyle bir şeydir.

Dünyanın diline düştük

Bağırarak, milattan önce yaşanmışları meydanlara taşıyarak, bu sorumluluktan kurtulamazsınız. Bu ülkeye yazık oluyor. İktidarda kalmak uğruna feda ettikleriniz, sadece içeriyle sınırlı kalmıyor. Dünyanın diline düştük. İnandırıcılığımızı, etkimizi, saygınlığımızı kaybettik. Dış basında çıkan haber ve yorumlar çok ağır ve acı vericidir. İhtilal dönemlerinde bile bu kadarı olmamıştı. Şimdi de şiir okuduğunuz için hapse atıldığınızı söyleyerek mağduru oynuyorsunuz. Bunu söylerken, insanların aklına kendi ifadelerinizle kumpas kurularak yıllarca içeri tıkılanları, onlar için savcı olmanızı kimsenin aklına getirmeyeceğini mi zannediyorsunuz?

Bu kadarına kimsenin hakkı yok

Bu yolla elde edilecek iktidardan ne kendinize, ne ülkeye, ne millete bir fayda gelmez. Gelmeyeceğini şu anda yaşadıklarımız gösteriyor. Bu şekilde kazanacağınız yeni bir iktidar kargaşadan, daha büyük talandan ve bu ülkenin bölünmesinden başka bir sonuç doğurmaz. İnsanların acılarını bile ayrıştırma malzemesi yapıyorsunuz. Siyasetinizi kızgınlık, hakaret, ayrıştırma, hukuksuzluk, yok sayma üzerine oturtuyorsunuz. Tabipler Birliği’nden, “ruh hali giderek kaygı verici bir hal aldı. Kendisi ve ülkemiz adına endişe duyuyoruz” açıklaması geldi. Buradan, bu siyasetten, bu ruh halinden nasıl birlik, bütünlük, kardeşlik ve huzur çıkabilir? Bu üslup ve siyaset size tekrar iktidar kazandırsa dahi, bu daha büyük kargaşa, daha fazla bölünme doğuracaktır. Bu kadarına hiç kimsenin hakkı yok. Hiç kimse küçük menfaatleri, şahsi beklentileri ve saplantıları için bu düzene daha fazla onay verme ve göz göre göre ülkeyi felakete sürükleme hakkına sahip değildir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.