Asikurtlar©

Her Önüne Gelene Başbuğ Diyenler

Her Önüne Gelene Başbuğ Diyenler
30 Mayıs 2016 - 9:22 'de eklendi ve 4364 kez görüntülendi.

Başbuğ’luk sıfatı pazarda satılan kavun ya da karpuz gibi değildir. Hatta hiçbir yerde satılmaz. Kırkpınarlarda baş ağalık gibi satılan bir sıfatta değildir. Ya da bazılarının oturduğu makamı despot şekilde kullanan, kırdığı kapının ardında asılan bir yetki belgesi de değildir. Rahmetli Başbuğ bu sıfatı almak için bir ömür harcadı, bu sıfatı ağaç kovuğunda bulup sahiplenmedi. Cami avlusuna terk edilmiş bir sıfat değildir Başbuğluk.

Başbuğluk Türk Milleti için önemli, çok önemli bir sıfattır. Ağzından çıkan sözle savaşa girilen, yine verdiği emirle savaş kesilen, yerleşilen toprakları bir emriyle kalkındıran, milletine yurt yapan, bayrağı çok yükseklerde dalgalandıran bir sıfattır bizim için. Bu bağlamda Mete Han’da, Oğuz Kağan’da, Atilla’da, Alparslan’da, Fatih’de, Atatürk’de Türkün Başbuğular. Biz de biliyoruz ki bu makam hep vardır, bitmemiştir.

İşte böyle bir sıfattır Başbuğluk ve teşkilatı tarafından kazandırılan rahmetli Alparslan Türkeş’e. O emperyalizme savaş açan, milli olanı milli olmayana galebe çalan, insanlık onurunu hiçe sayan komünizme karşı mücadele veren, Allahsız Marksistlerin, kızılların karşına dikilen, ruhsuz bedenin ceset olacağını söyleyen ve yetiştirdiği gençlerin onu:

“Başbuğ Türkeş Başbuğ Türkeş

Sensin Alparslanlara eş

Milletimin gözü yaşlı

Kurtar onu Başbuğ Türkeş”

Diyerek andığı, çağırdığı Başbuğluk sıfatını verdiği bir insandı. Biz ona olan saygımızdan, sevgimizden, minnet duygularımızdan, vefamızdan, ona olan, onun fikirlerine olan sadakatimizden dolayı kimseye Başbuğluk sıfatını yakıştıramıyor ve o kişiye öyle seslenilmesini kaldıramıyoruz. Başbuğluk makamının bitmeyeceğini biliyoruz; ancak biraz daha ileri giderek Son Başbuğ diye adlandırıyoruz.

Niye bu yazı diye soranlara, diyorum ki bugün ortada muhalifler, aday diye bilinenlerden biri olan hanım abla, Bolu’da bir grup densiz ve hadsizlerin “Başbuğ Meral” diye bağırdıkları için yazmak zorunda kaldığımı söylemek isterim.

Sağlığında Başbuğ Alparslan Türkeş’in yanında, Milliyetçi Ülkücü Hareketin içinde bulunmamış birinin bu makama sığınması, bu sıfatı kendine söyletmesi gerçekten bir paradigma değişimidir. Alparslan Türkeş’in aşkıyla çocuklarına “Başbuğ” “Alparslan” “Aybüke” isimlerini koyan, onu bir baba, bir Başbuğ bilen Hareketin mensuplarının böyle bir şeyi kabullenmesi mümkün değildir.

Kendisine atfedilen sıfatlardan dolayı nefsi okşanan hanım abla, orada hemen müdahale edip bu bağıran ya da bağırtılan hadsizleri susturma girişiminde bulunan Ülkücülük haddi içeren bir davranışta bulunması gerekirdi. Belki de bulundu. Ancak Ülkücü olan, Ülkücülüğü yaşayan insanlar böyle bir slogan atamaz, atmamalıydılar. En azından hanım ablanın yanında bulunan Ülkü devleri bilmeliydi.

Lakin sosyal medyada yayınlanan videoda, onu karşılamak için toplanmış saf, temiz Ülkücülere, “Bir sürü gerizekalı” diyen birini “Başbuğ Meral” diye çağıranlar hadsizliğin ötesinde aynı hanım ablanın deyimiyle gerizekalıdır.

Şimdi bir yanda, “Biz politikacı değil, bir davanın takipçileriyiz!” diyen Başbuğ, “Bizim partililerimiz değil, dava arkadaşlarımız vardır. Dava ne alınır ne satılır!” Diyerek Hareketimizin bir dava olduğunu vurgulayan rahmetli Başbuğ ve lider Bahçeli bulunmaktadır. Diğer tarafta ülkücüleri tavşan partili yapmaya çalışan ve “bir sürü gerizekalı” diye tanımlayan bir hanım abla bulunmaktadır

Bu olay bir şeyi bir kez daha net olarak ortaya çıkarmıştır, Şehitlerimizi anmayan, Başbuğun zamanında Doğru Yol’da politika yapan ve sonrasında zikzaklar çizen bir hanım abla, 2003’den sonraki MHP’li olma sıfatıyla Başbuğ diye sıfatlandırılmaya çalışılıyor.

Şimdi ömrü, kırık değil, kesik dahi olmayan çizgisiyle dile kolay ömrünü Allah rahmet eylesin Başbuğ Alparslan Türkeş’e sadakatle, Türk Milliyetçiliği, Türk İslam Ülküsü için geçiren, önce Türkiye diyerek vatan sevgisini ve anlayışını ilkeselleştiren Lider Devlet Bahçeli 18 yıldır bulunduğu makamda, bu tür organizasyonlara hiç kalkışmamıştır. Bu tür şark kurnazlığı yapmamıştır. Bu tür işlere tevessül edenleri de Başbuğun bozkurtları olan, Türkeş’in askerleri olanlar karşılarında dimdik durup buna asla müsaade etmemişlerdir.

Şimdi Lider Devlet Bahçeli’ye, niçin, neden “Adam gibi adam” dediğimizi sanırım anlıyorsunuzdur.

Dayımlar bağırıyor “Başbuğ Meral” diye şov olsun diye bir karşı çıkış abladan, o zaman olmadı bu deyip, lokantada pilav üstü kuru ister gibi “Başbakan Meral”e dönüş yapıyorlar. Tezgah iyi tezgah da, bu tezgahta işlenen odunlar bile, Taptuk’un kapısından içeri girmeyen eğri büğrü odunlar değil, bu tezgahta işlenen odunlar dahi aynı Taptuk’un dergahına Yunus’un taşıdığı, düzgün, doğru odunlardır.

Başbuğluk sıfatı pazarda satılan kavun, karpuz değil, cami avlusuna terk edilmiş bir çocuk değildir. Hak edilerek kazanılmış bir sıfattır. Bu dün de böyleydi, bugünde böyle, yarın da böyle olacaktır. DNA’larımızla oynayıp, Paradigma değişimi yapmak isteyenler bilsin ki Başbuğluk öyle kolay kazanılacak bir sıfat, bazılarının nefsi emarelerini tatmin etmek için kullanılamaz.

Bazıları kabul etmese de Milliyetçi Ülkücü Hareket biz parti, kanarya sevenler derneği değil bir davanın mümessilleri, savunucularıyız diyenler için BAŞBUĞ TÜRKEŞ, LİDER DEVLET BAHÇELİ’dir.

Ülküsü eksilenler yeniden Ülküyle Kalsın!

Sağlıcakla kalın!

 

Fikri Atılbaz

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER