SON DAKİKA

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

CHP nereye?

KÖŞE YAZILARI

Hepsinin korkusu “EVET” çıkması

Bu haber 14 Mart 2017 - 22:33 'de eklendi ve 33 kez görüntülendi.

“Düşünce özgürlüğü” derler, fakat her düşünceye saygı duymazlar…
Eleştiriyi kendilerine hak görürler, fakat eleştirilmeyi kabul etmezler…
Anlayış beklerler, fakat anlayış göstermeyi bilmezler…
Hakaret edeler, fakat kendilerine hakaret edildiğinde kıyameti kopartırlar…

“Düşünce özgürlüğü”ne saygı duyduk, fakat saygı duyduk diye “düşünce özgürlüğü” ile hakaret etmeyi birbirine karıştıranlar var!..

Eleştiri yapmaya gelince bunu özgürce kullananlar, kendilerinin eleştirilmesine hazmedemeyenler var!..

Hatta, “Düşünce özgürlüğü” altında yapılan hadsiz eleştiriler var…

Bunu daha iyi anlatmak için biraz geriye dönmek lazım!.. fakat özellikle kendilerine, “MHP’li muhalif” diyenlere öncelikle şunu belirtmek isterim ki; siyasi partiler hukuk sistemin de, hem sivil toplum örgütü, hem de resmi kurum olarak değerlendirilebilecek nevi şahsına münhasır kuruluşlardır. Bu da siyasi partilerin kamu tüzel kişilerinden bile önemli bir konumda olduğunu göstermektedir.

Kamu tüzel kişilerinden bile daha önemli bir konumda olan partilerden birisi olan MHP, sahip olduğu bu statünün yanı sıra, her kamu tüzel kişilikte olduğu gibi, MHP’yi de temsil eden şahsiyetler vardır!..
..ve Sayın Devlet Bahçeli Bey bunun birinci sırasında yer alan kişidir!..

“Eleştiri” adı altında, MHP’ye yönelik her ipsiz, sapsız eleştiri=hakaret onun şahsına yapılmış sayıldığı gibi, onun şahısına yapılan da, MHP’ye yapılmış sayılır!..
Ki, bu bütün tüzel kişiliğe sahip kurumlar ve onun temsilcileri içinde geçerlidir…

*

7 Haziran ve 1 Kasım genel seçimleri sonrasında “başarısızlık” söylemleri ile başlayan süreç, bugün bu noktaya gelmiştir…

Fakat nasıl gelmiştir?
İşte burası çok önemlidir…

Bunun açıklamasına başlarken, MHP için böyle bir kıyaslama yapmak elbet yanlıştır!.. fakat şuursuzca yapılan yanlışı anlatmak için bu örneği vermek yerinde olacaktır…

MHP’nin tarihine baktığımız zaman, MHP en yüksek oyu, Sayın Devlet Bahçeli’nin Genel Başkanlığı döneminde alınmıştır!..

Şimdi “Sayın Devlet Bahçeli Beye çok başarılı, rahmetli başbuğumuz çok başarısız” diyebilir miyiz?!

Elbette diyemeyiz. Çünkü ‘MHP sadece siyaset yapmıyor’ diye defalarca söyledim…
MHP’yi sadece siyaset yapan bir parti olarak değerlendirmek en büyük yanlıştır!..

Çünkü dava uğruna; bir hilal uğruna; binlerce şehit; canımızı, kanımızı vererek, bin bir türlü çilleler çekerek, yıllarca sürdürdüğümüz davayı bir kenara koyup, popülist siyaset yapsaydık, emin olun ki, Türkiye’de iktidarı elinden hiç bırakmayan tek parti, MHP olurdu!..

Ki, olaylara sadece siyaset çıkar, “koltuk sevdası” açısından bakanların, bu gerçeği görmeleri mümkün değildir…

Çünkü zamanında Sayın Devlet Bahçeli Beyi göklere çıkartanlar, bugün “başarısızlık”tan bahsederek hakaret etmektedirler!..
..ve bunlar, kendilerine “ülkücü” demektedirler!..
..ve bunlar, “Lider, Teşkilat ve Doktrin”den bahsetmektedirler…

“Lider, Teşkilat ve Doktrin”den bahsedenler, bunun içeriğini de bilmeleri lazım değil mi?!..

MHP’nin sıradan bir parti olmadığını; Lider, Teşkilat ve Doktrin’in, MHP için bir töre olduğunu da bilmeleri lazım değil mi?!..

“Lider, Teşkilat ve Doktrin” deyip aşağılık bir şekilde, MHP’nin Lideri Sayın Devlet Bahçeli Beye hakaret edenlerin, “Teşkilat ve Doktrin” içeriğini bilmeleri, buna uygun hareket ettiklerini söylemek mümkün müdür?

-Elbette değildir.

İnsanlar, farklı görüşleri düşünüp, benimseyebilir. Fakat bu, farklı düşünene, hakaret ve küfür etmek hakkını asla vermez!..

Yukarda da bahsettiğim gibi, süreci incelediğimiz zaman, bugün yaşanan bütün sorunların başlangıcı, 7 Haziran ve 1 Kasım 2015’de Genel seçimleri sürecidir…

7 Haziran ve 1 Kasım Seçimlerinde bazı abla ve abiler milletvekili adayı yapılmayınca, Sayın Devlet Bahçeli Beye karşı savaş açmışlardır!..

-“Neden?” derseniz!..
Bu abla ve abiler milletvekili adayı yapılmadır(lar)!!!

Bu abla ve abiler aday yapılsa, bugün milletvekili olsaydılar, “başarısızlık ve değişim” adı altında istedikleri tüzük değişikliğini istemeyeceklerdi…

Hatta “başarısızlık ve değişim” söylemlerinden 6-7 ay gibi kısa bir süre önce hep birlikte yaptıkları/onayladıkları ve kurultay tarihi olarak hep birlikte belirledikleri 18 Mart 2018 yılından önce, olağanüstü kurultay yapma ve tüzük değiştirme istekleri asla olmayacaktı!..

Kısacası: Abla ve abiler milletvekili olsaydılar, bugün bunların hiçbiri yaşanmayacak; kimsede sesini, soluğunu çıkarmayacaktı!..

Şunuda ifade edeyim ki; eksik kalmasın:
Sayın Devlet Bahçeli Beye karşı savaş açan bu abla ve abilerin peşine takılanlar bir baktılar ki; rüzgar abladan tarafa keskin esiyor(!) ‘Devlet Bahçeli kaybeder, bizde kazanacak tarafta yerimizi alalım. Yerimiz garanti olsun’ dediler ve aldılarda…
İmzalar topladılar…

21 Mart 2015 tarihindeki Büyük Kurultayda kendilerinin onayladığı tüzüğü beğenmeyip, tarlada kurultay yapmak isteyip, tüzük değiştirmek istediler!..
fakat yanıldılar!..
..ve geri dönüşü olmayan bir yola girdiler…

Sayın Devlet Bahçeli’nin “doğru” dediğine, yanlış, “beyaz” dediğine kara dediler…
O zaman yaşanan süreç hepinizin malumu zaten…

O günden bu güne geldik…
Geldik referanduma…

16 Nisan referandumu için Sayın Devlet Bahçeli Bey, “EVET” dediği için, bunlar “HAYIR” diyorlar…

“HAYIR” diyebilirler; haklarıdır…

Zaten yolun başında Sayın Devlet Bahçeli Beye sorulan bir soruya, “Bir oyum var. Bugün evet diyorum. 16 Nisan’da da sandığa gittiğimde de evet diyeceğim” demişti…
Herkes özgür iradesi ile ne istiyorsa, o yönde tercihini yapar demek istemişti…
Fakat bazılarının gözünü o kadar kin bürümüş ki; bunun ne demek olduğunu bile anlayamadılar…

Ki, “HAYIR”cılar bu durumu; Sayın Devlet Bahçeli Beyin “EVET”ten yana olan tercihini öyle bir aşamaya getirdiler ki; “AKP’nin yedek lastiği, koltuk değneği, AKP’nin bastonu, vatan haini” gibi aşağılık ithamlarda bulunmaktan geri durmadılar…

Kısacası: Yapılan “hakaretlerin bini bin para” durumu yaşanıyordu…
Bugünde aynı şekilde devam ediyor…

Her defasında “anlayış” bekleyenler, ne hikmetse anlayış göstermekten acizdiler, hala acizler…

Yapılan haket ve küfürlere bakınca; böyle bir durum karşısında nereye kadar sabır edilir ki?!
‘Sabır, sabır, sabır’ diyoruz da, “sabır”ın da bir sonu vardır değil mi?!

Bunlara cevap verdiğimizde veya Sayın Devlet Bazen Bey cevap verdiğinde, “şiddete teşvik etmek”le, “ülkücülerin arasını açmak”la, “MHP’ni bitirmek”le suçlanıyor…

Bire gafiller!
“EVET” diyen ülkücülere hakaret ve küfür ederken, siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?!

“HAYIR” diyen gafilin biri, “Ne vaat ettiler size Sn. Bahçeli, ne vaat ettilerde dünün PKK işbirlikçileri ile aynı tarafa geçtiniz?” diye bir soru sorabiliyor mesela!..

Bu soruyu sorabilmek için kişinin önce referandumda “HAYIR” diyen PKK ile ayni safta olmaması gereklidir değil mi?!

Mesela biri çıkıp, Sayın Devlet Bahçeli Beyi, “vatan ihanetle” suçlayıp, “vatan haini” diyebiliyor…

İyide daha düne kadar “vatan haini” dediğiniz PKK’lıların yanında ne işiniz var?!..

Hem PKK ile aynı safta olup, hem bu soruyu sormak, bilim insanlarının bile çözeceği bir durum değildir!..
Bu ve buna bezer kişilere, bilim insaları tarafından bir teşhis konsa, en basit ifadeyle “aptal” denirdi sanırım!..

Madem ki, düşünce özgürlüğü var…
Madem ki, eleştiri herkesin hakkı…
Madem ki, size göre hakaret, “eleştiri yapmak!..
Madem ki, anlayış herkese lazım; herkes, herkese anlayış gösterecek…
Bizde bunların hepsini kullanmak istiyoruz!..
Bizimde düşünce özgürlüğümüz var!
Bizimde eleştiri yapma hakkımız var!
Şimdi sizde bi zahmet anlayış gösterin bize!

Aptallar bilsin ki;
Doğuda yaşayan her Kürt, bölücü ve PKK’lı değildir. Bunun böyle olduğunu düşünenler ancak bölücü ve PKK’lılara hizmet etmektedir(ler).

Doğuda “EVET” oyu verecek Kürt ve Zazaları “HAYIR” oyu verecek bölücülerle kıyaslayamazsınız!..
Ki, böyle bir kara propaganda, yapılabilecek en büyük ihanetlerden birisidir!

“AKP’ye neden destek veriyorsunuz?” diye ikide bir soruydunuz ya…
Biliniz ki;
Bir yana PKK’yı koysalar, bir yana da AKP veya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı…
Biz/MHP, eli kanlı; binlerce polisin, askerin ve sivil vatandaşımızın katili piç PKK’lılarla birlikte aynı safta olacağımıza, AKP veya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tercih ederiz ve ediyoruz!..

Hele hele mesele Devlet meselesi ise, Devletin başında kimin olduğunu bakmayız; görmeyiz. Sadece Devletimizi biliriz. Kişisel veya siyasi çıkar için devletimize düşman olmayız. Gidip, PKK’nın kucağına oturmayız!
Yukarıda “MHP sadece siyaset yapmıyor” derken, bunu anlatmaya çalışıyordum!..

Devlet yetkililerimiz ne kadar kötü olursa olsun, PKK terör örgütünden daha kötü olamazlar. PKK’lılar ile Devlet yetkilerinin kıyaslaması bile başlı başına yanlıştır.
Bazıları gibi kıyaslama yapıp, PKK terör örgütünün yanında yer almamız asla mümkün değildir!

“Dün Devlet Bahçeli başkalık sistemine karşı olduğunu söylemişti. Bugün sözünden döndü. EVET diyor” diyorsunuz ya!..
Devlet için bir değil, bin sözünüzden yine vazgeçeriz!..
Biz, Devlet için, millet için yararlı bir şey olduğunu, olacağını bilelim, sözümüzden dönmeyi bırakın, kendimizden bile vazgeçeriz!
Yukarıda “MHP sadece siyaset yapmıyor” derken de işte bunu anlatmaya çalışıyordum!

Bazıları, “Devlet Bahçeli ülkücü değil” diyor.
Bunu söylen o bazıları doğru söylüyor. Çünkü Sayın Devlet Bahçeli Bey ülkü ocaklarını arkadaşları ile kurarken, birçok milliyetçi kuruluşlarda görev yaparken, o bazıları babasında vitamin bile değildi…
Onun için Sayın Devlet Bahçeli Beyin geçmişini bilmeden böyle bir yorum yapmaları çok doğal ve doğrudur!..

Şimdi bazıları, “MHP’nin bittiğinden, bölündüğünden” bahsediyor(lar)…
Bunu da Sayın Devlet Bahçeli Beye yüklüyorlar…

Bunu söylenler, buna inanıp dillendirenler, acaba MHP’ni kendilerinin böldüğünün farkında değiller midir?!

Bunu söyleyenler, neden 18 Mart 2018 yapılacak olan Kongreyi beklemek yerine, bir anda tarlada kongre yapmaya kalktılar?!

Bunu bugün söylenenlerin, o gün acelesi neydi?!
Bunların kulağına kim? Ne fısıldamıştı?!
Bunlara Kim? Ne vaadetmişti?!

Evet… Korkuları çok büyük…
15 Temmuz’da hayal kırıklığına uğrayanlar, 15 Temmuz öncesi olduğu gibi düzeni devam ettirmek istiyor…

Hepsinin korkusu; “EVET” çıkması…
Onun için “HAYIR” diye yalvarıyorlar…
Çünkü “EVET” çıktığı an hepsi silinip gidecek!
Çünkü “Ben Başbakan olacağım” diyenin hayali, hayalde kalacak…
Çünkü “Genel Başkan Olacağım” diye yanıp, tutuşanların hayalleri kül olup bitecek…

Fakat bunlarla da kalmayacak…

Çünkü Sayın Devlet Bahçeli Bey, “Hadi CHP, HDP, FETÖ, PKK, PYD-YPG, DHKP-C, eli kanlı aydınlıkçılar itiraz ediyor da, Avrupa ülkelerine ne oluyor, onlar niye hopluyor?” diye boşuna demiyor…

Çünkü Sayın Devlet Bahçeli Bey, “16 Nisan’dan sadece Hollanda mı çekinmektedir? Elbette hayır! Kral ve kraliçelerin elinde bulunan Avrupa ülkelerini korku sarmıştır.” diye boşuna demiyor…

Çünkü Sayın Devlet Bahçeli Bey, “İnanıyorum ki, Türkiye’de yapılacak sistem değişikliği Avrupa’nın demokratikleşmesinde teşvik edici rol oynayacak, ilham verecektir.” diye boşuna demiyor…

*

“Dört bir yanımız düşman sarmış” deriz de, içimizdeki düşmanların onlardan kalır yanı yok!..
Fakat aşamadıkları bir kale var; o da MHP!

Irkçı Hollanda’nın, Türkiye’ye ve Devletimizin Bakanlarına karşı tutumu karşısında, Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Bozkurt’lar eylem yapsın” emrini verince, ne olduğunu görenler, nelerin olacağını da görüp, gereken dersi almıştırlar sanırım!!!

Bu gün “MHP bitti” diyenler, dün “MHP’nin 40 milletvekili var. Bunlardan bir şey olmaz” diyordu 🙂 Ama gelin görün ki, 15 Temmuz darbe gecesi Türkiye’nin kaderini değiştiren MHP, bu gün yine Türkiye’nin kaderini değiştiriyor…

Yazın bir yere; “MHP bitti” diyenler bitecek, fakat kutlu davanın temsilcisi MHP hep baki kalacak!..

Varsın kendi tarihinden feyz alamayanlar, Türk düşmanlarının yanında olsun…

Varsın Türk-İslam düşmanları istedikleri kadar birleşesin…

Batıl, hakka karşı asla üstün gelemeyecek!
Hilal, haça asla yenilmeyecek!..

İhanet odaları ve bunlarla iş tutanlar, her türlü hakareti yapanlar boylarının ölçüsünü yakında alacak…

Onun için hepsinin “EVET” korkusunu çok iyi anlıyoruz..
Cengiz KORKMAZ

Cengiz Korkmazcengiz@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.