Asikurtlar©

Hep doğrunun yanında olduk

Hep doğrunun yanında olduk
14 Haziran 2016 - 10:04 'de eklendi ve 4315 kez görüntülendi.

 

 

 

MHP’de olağanüstü kurultay isteyenler neyin peşindeler? Yanlış olan nedir? Neden değişim isteniyor? Değişince ne olacak?Cevap arayan sorular bunlardır ve bu sorulara verilecek dürüst cevaplar, işin aslını da ortaya koymaktadır.
Bütün Türk milleti ve hatta dünya şahittir ki, istisna cinsinden de olsaMHP’nin varlık sebebine aykırı hiçbir şeye yol verilmemiş, ülkücü ve milliyetçileri zor duruma düşürecek, şehitlerimizin ruhunu incitecek hiçbir gelişme yaşanmamıştır. 47 yıllık tertemiz bir dava, ehil ellerde bugüne getirilmiştir. Söylenen her şeyde haklı çıkılmış, her itiraz yerini bulmuştur. Bu yönüyle MHP Türk siyasetinde tektir. Nitekim, Genel Başkan adayı olarak ortaya çıkanlar ve değişim isteyenler partinin geçmişiyle, bugünüyle, izlediği siyaset ve söylemlerle ilgili olumsuz hiçbir şey söyleyemiyorlar. En fazla söyleyebildikleri sayın Genel Başkan’ın şahsıyla ilgili bir takım seviyesiz sözler oluyor. Ancak, eğer bir yanlış yoksa, her şeyde haklı çıkılmış ve MHP 47 yıllık şerefli mazisine uygun bir yol izlemişse, bunu sağlayanın, bunu hayata geçiren ve sonuç alanın Genel Başkan olduğunu unutuyorlar.

DELEGE KARDEŞLERİMİZ İYİ OKUMALI

Sayın Devlet Bahçeli MHP İstanbul İl Başkanlığı’nın iftarında çok çarpıcı ve ne olup bittiğini bütün ayrıntılarıyla ortaya koyan bir konuşma yaptı. Tamamı haber sayfalarımızda yer alan bu konuşmayı MHP ile ilgili söz söyleyen herkesin, özellikle de delege sıfatı taşıyan kardeşlerimizin dikkatlice ve defalarca okumaları şarttır. Hala kafasında soru işareti olan varsa, ne olup bittiğini, ne yapılmak istendiğini daha kolay anlayacaktır. Her cümlesi ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken konuşmanın bazı bölümlerini hatırlatmayı bir görev sayıyorum:

TAVİZ VERMEDİKÇE DELİYE DÖNDÜLER

Allah’a hamd olsun ki, biz Ülkücüler hep doğrunun yanında olduk.Her zaman milli ve manevi değerlerden yana durduk.Çünkü fikrimiz doğru, ülkümüz doğru, doğduğumuz kaynaklarımız dosdoğruydu.Bu nedenle hedefteyiz.Bu nedenle göz önündeyiz.Bu nedenle hep gündemdeyiz.Türk milletiyle hesabı olanlar, geçmişten yarası olup da için için gocunanlar Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i tesirsiz hale getirmeyi her fırsatta denediler.Biz inanç ve ülkülerimizde ısrar ettikçe, adeta kudurdular.Biz taviz vermedikçe, deliye döndüler.Biz çelikten irademizle saflarımızı sağlam tuttukça, hevesleri kursaklarında kaldı, oyunları ellerinde patladı.

DEĞİŞİMİN GÖREV DAĞILIMINI KİM YAPTI?

Değişim senelerdir her kilidi açan maymuncuk gibi kullanılmaktadır.Değişimden maksat, tarihi rotadan sapmaktır.14 yıldır AKP’nin değişim ezberini defalarca işittik.Değişimle Türk düşmanlığının mesafe aldığını gördük.Yeni Türkiye uydurmasına sayısız kere şahit olduk.Değişim, asrın sihirli kelimesidir ve sanki her derde devadır.Değişim için bir değişen bir de değiştiren olmalıdır.Peki, değişim korosuna katılan değiştirici aktörler öncelikle bu yetki ve icazeti nereden, nasıl almışlardır?Milliyetçi Hareket Partisi’nin değişim kayalıklarına çarpmayla son bulacak çekme işini kim vermiş, üst ve alt yüklenicilerin görev dağılımını kimler yapmıştır?Hepsini bir yana bırakınız; siyasetimizde bir yanlışlık olduğu söylenmekte midir? Hayır.İdeolojik kırıklık, fikri tutarsızlık, Türkiye ve dünya gündemini okuma ve yorumlamada bir eksiklik, bir kusur, bir mahcubiyet var mıdır? Hayır.

PARABOL VE PARALEL EMELLER

Dikkat ediniz, paradigma değişimi diye şehir şehir dolaşanlar, temel itiraz ve eleştirileri sadece Genel Başkanlık koltuğuna yöneliktir.Yani ben olmadığım taktirde paradigma değişecekmiş.İktidar kapıda bekliyormuş, başbakanlık koltuğu nerede bu paradigmacılar diyormuş.Birden bire oy patlaması olacak, yüzde 20’ler aşılacakmış.Paradigma değişsin diyenler şayet cahil değilse, korkunç bir plan ve projenin ara elemanlarıdır.Paradigmacılar, kendimize özgü hangi dili beğenmemektedir?Fikrimizin, zikrimizin, zihnimizin, ülkülerimizin değişmesini isteyenlerin amaçları nedir, nelerden ibarettir?Biz ilkelerimizden ayrıldığımız zaman iktidar mı olacağız?Biz geçmişimize sırt döndüğümüz zaman iktidara mı kavuşacağız?Bir asrı aşan düşünce damarından uzaklaştığımız, 47 yıllık ana kaynaktan koptuğumuz zaman birden bire iktidara demir atacağımız mı sanılmaktadır?Meselenin gerçek yüzü şudur: Paradigma değişimiyle paralel ve parabol emellere yataklık yapılmakta, kuluçka vazifesi görülmektedir.İşte bu yüzden, Türkiye’nin çok tehlikeli ve milli bekasının birinci dereceden tehdit altında olduğu vahim türbülansta Milliyetçi Hareket Partisi büyük bir oyunun yeni perdesiyle karşı karşıyadır.

KİM NASILSA ÇEVRESİNİ DE ÖYLE GÖRÜR

Yargıtay kararı açıklanmadan önce;Bizim sarayla anlaştığımız namertçe söylendi.İlk aşamada partili cumhurbaşkanlığına evet dediğimiz, başkanlık sistemine sıcak baktığımız soysuzca iddia edildi.Hatta benim Cumhurbaşkanıyla sarayda buluştuğum, bir evde, görüştüğüm, kurultayın yapılmamasına karşılık başkanlığa tamam dediğim, yeni anayasaya boyun eğdiğim fısıltıdan öte yüksek sesle ifade edildi.Yargıtay kararı açıklandıktan sonra bu alçak sözleri dolaştıranlarda yüz olmadığı için özür dilemediler, bilahare köşe bucak saklanmayı seçtiler.Bilmiyorlardı ki, ömrümü verdiğim, 47 yılının her zerresinde bulunmaktan şeref ve onur duyduğum davamı dünyevi hiçbir menfaate değişmem, değişmedim.Çünkü ben, Merhum Başbuğumuzun hayat boyu yanında durmuş, feyzini Türk-İslam’ın ruhundan alan; kapı kapı siyasi gezintiye çıkmaktansa paşa paşa ölmeyi göze alacak inanmış bir Ülkücüyüm.Kim nasılsa çevresini de öyle görür.Dünya başıma yıkılsa, aç kalıp muhtaç düşsem; yine namerde el açmam, yine de bu davadan dönmem, bu emanete leke sürdürmem.Allah’tan korkar, Yusuf yüzlülerden utanırım.Benim Genel Başkan olarak sadece bu zamana değil; gelmişe ve geçmişe karşı ihmal edemeyeceğim sorumluluklarım vardır.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER