SON DAKİKA

Henüz her şey bitmedi

Bu haber 19 Haziran 2013 - 11:01 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan namus ve vicdan sahibi hiç kimsenin memnun olması mümkün değildir. İstisnasız her alanda büyük ve derin bir çöküş yaşanmaktadır. Neler olduğunu, ne yapılmak istendiğini, bu kaostan nasıl çıkılacağını değerlendirebilmek için, saplantılardan, ön yargılardan, özel hesaplardan kurtulmak ve akıl ve mantık ölçüleri içinde meseleye bakmak gerekiyor.

NE SÖYLEDİYSE HAKLI ÇIKTI

AKP iktidarı ve sayın başbakan bu yaşananların temel sebebidir ve dolayısı ile makul ve mantıklı bir değerlendirme yapmalarını beklemek boşunadır. Tutarsız, kararsız, kimliksiz bir politikayla oradan oraya savrulan ve AKP’yi beslemekten başka bir işe yaramayan CHP’den de akıl ve sağduyu içinde bir yaklaşım gelmesi imkansızdır. Bunu yapabilecek bilgi, birikim ve soğukkanlılığa sahip tek lider sayın Devlet Bahçeli’dir. Nitekim, bugüne kadar bütün söyledikleri haklı çıkmış, bütün uyarılarının ne kadar doğru olduğu ispatlanmıştır. Gezi parkı olaylarının başladığı ilk dakikadan itibaren ortaya koyduğu tavırla ülkeyi çok büyük bir felaketten kurtarmış ve bütün oyunları bozmuştur.

Sayın Bahçeli partisinin grup toplantısında ülkenin hayati meseleleriyle ilgili yine çok çarpıcı değerlendirmeler yapmış ve Türk milletinin ufkunu açmıştır. Her bir kelimesi çok önemli olan bu konuşmanın bazı bölümlerine özellikle dikkat çekmek istiyorum:

GEZİ PARKI ALTIN FIRSAT SAYILDI

Ülkenin 20 gündür yaşadığı sokak hareketleriyle ilgili olarak sayın Bahçeli şu çarpıcı tespiti yapmıştır: “Başbakan Erdoğan, partisindeki çözülmeleri durdurabilmek için yeni bir kutuplaşma malzemesine bel bağlamış ve bunun arayışına koyulmuştur. Taksim Gezi Parkı bu yüzden altın fırsat değerinde bulunmuştur. Başbakan Erdoğan, sert ve dayanılmaz yöntem ve açıklamalarıyla bugün içine düştüğümüz toplumsal krizin hazırlayıcılarından birisi olduğunu gizleyemeyecektir. Daha düne kadar, milli değer ve ilkelerimize karşı müştereken kumpaslar hazırladığı Avrupa Parlamentosuyla bugünlerde ters düşmesi boşuna değildir. Avrupalı komiserler içişlerimize karışırken, Türkiye’nin dokunulmaz haklarına ve tarihsel varlığına kast ederken acaba Başbakan Erdoğan’ın aklı neredeydi? AB, PKK’lıları koruyup kollarken, hatta aktivist olarak ilan ederken Başbakan nerede gezmekteydi? Başbakan Erdoğan ve partisi için Türkiye’nin bugünkü puslu ortamı siyasi ikmal ve canlanma için istasyondur.”

PUSLU ORTAM

Bu puslu ortamın içinde büyük tehlikeler barındırdığı muhakkaktır ve Sayın Bahçeli bu konuda da şunları söylemiştir: “Gelişmeler eğer bu şablonuyla devam ederse, Allah muhafaza ama, birbirine kuşkuyla bakan, birbirine güvensizlik içinde yaklaşan, ruhen ve kalben bölünmüş bir millet yapısına ulaşılması an meselesi halini alacaktır. Bizi biz yapan hasletlerin, değerlerin ve güvenlik duvarlarının yıkılması kaçınılmaz olabilecektir. Taksim Gezi Parkı’nın yerilip, AKP mitinglerine katılanların yüceltilmesi, demokratik taleplerini öne sürenlerin azarlanarak AKP’li yandaşların el üstünde tutulması, Türkiye’nin iki yüzde 50 bloğa sevk edilmek istenmesi, etnik ve mezhep anlaşmazlıklarıyla eklemlenirse bir felakete, bir patlamaya ve bir iflasa dönüşecektir.”

TOMACI AKP

Türkiye bunlara müstahak değildir. Sayın Bahçeli çarenin ne olduğunu da göstermiştir: “Başbakan Erdoğan Türk milletini ayırmakta, küstürmekte ve dargınlığa düşmesini planlamaktadır. Bu itibarla İmralı canisinin bile 29 yılda yapamadığı kötülüğü hayata geçirmek için mücadele vermektedir. Toplumsal basınç artmaktadır. Buna bir çare ve yol bulmak hepimiz için milli bir sorumluluktur. Demokrasilerde yılgınlık ve seçeneksizlik yoktur. Demokrasiyle gelen Başbakan ve hükümeti, yine demokrasinin imkânlarıyla götürülmeli ve siyaseten bitirilmelidir. Türkiye’nin AKP’yle yollarını ayırma vakti gelmiş ve geçmektedir. Başbakan Erdoğan Türk milletini birbirine kırdırmadan, birbirine hasım hale getirmeden mutlaka gitmelidir. Tomacı AKP’ye tahammül kalmamıştır. Başgaz Erdoğan’ın inandırıcılığı tükenmiştir. İnsanlarımızın milli ve manevi değerlerini öğüten iktidar demokrasiyle görevden alınmalıdır. Türkiye daha fazla dara düşer, işler daha da içinden çıkılmaz hal alırsa mutlaka demokratik mekanizmalar harekete geçirilmeli, bu iktidara son vuruş sandıkta yapılmalıdır.”

SİYASİ ENTRİKA

AKP’nin iktidarda kalabilmek ve kirli sicilini unutturabilmek için üç hilale sarıldığını ibretle görüyoruz. Ancak bu hem ahlaki, hem siyasi, hem de güvenlik açısından ciddi sorun teşkil etmektedir ve sayın Bahçeli bu konuda da şunları söylemiştir: “Üç Hilalin ve bozkurt simgesinin AKP mitinginde kullanılması çok net siyasi bir entrikadır. Başbakan Erdoğan şayet bu tezgahtan haberi yoksa, o halde çok kritik bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu mutlaka görmelidir. Menderes’in asılmasını, Özal’ın zehirlenmesini siyaset malzemesi yapanlar, acaba Erdoğan’ın da vurulması için adım adım düzenek mi hazırlamaktadır? Üç Hilalimizi ve bozkurdumuzu BOP çadırında kirletmeye yeltenenler, siyasi ayak oyunlarına alet etmeye cüret edenler bunun hesabını vereceklerdir. Şerefle taşıdığımız sembollerimizi ve Üç Hilalli sancağımızı; siyasi hırsızlarından, siyaset yağmacılarından, kiralık ve satılık simaların emellerinden her daim koruyup kollayacağımızdan aziz dava arkadaşlarım ve büyük milletim emin olmalıdır.”

KUZEY KÜRDİSTAN’A TAMAM MI DEDİNİZ?

AKP şeytani oyunlarla iktidarını sürdürmeye çalışırken Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bölgesi Kuzey Kürdistan olarak ilan edilmekte ve dayatılmaktadır. Bu konuda sayın Bahçeli çok çarpıcı tespitler yapmış ve şu soruları sormuştur: “AKP hükümeti böylesi bir ihanetin neresindedir? Böylesi bir rezilliğe nasıl onay vermekte ve nasıl rıza göstermektedir? Sınırları şehit kanlarıyla çizilmiş son vatanımız üzerinde örtülü ya da açık bölücü operasyonlara tevessül ve teşebbüs etmek sonu pişmanlıkla malul bir edepsizliktir. İmralı canisinin talimatlarıyla Diyarbakır’da yapılan konferans millet ve devlet hukukuna hakaret olup milli güvenliğimizin hiçe sayılmasıdır. Acaba Başbakan ve şer takımı; Gezi Parkı’nı bölücülerin rahat hareket etmesi için mi tezgâhlamıştır? Acaba Başbakan Erdoğan ve hükümeti, Gezi Parkı hadiselerini, PKK’yla birlikte, dikkatleri başka yönlere kaydırmak için mi projelendirmiştir? Acaba Başbakan Erdoğan Kuzey Kürdistan’a tamam demiş midir? İmralı canisine ve örgütüne söz vermiş midir?

SAYIN CUMHURBAŞKANI NEDEN SESSİZDİR?”

AKILLI OL

Ve son söz: “Başbakan ve hükümeti Taksim Gezi Parkı parantezini genişlettikçe, teröristler, bölücüler ve İmralı’daki canibaşı rahata ermiştir.

Türkiye muazzam bir tehdit dalgasının altındadır. Türkiye’ye kast etmek isteyen ne kadar soysuz varsa kıpırdamış, belini doğrultmuş ve ayaklanmıştır. Başbakan Erdoğan eğer PKK’ ya ve İmralı canisine sözde Kuzey Kürdistan konusunda açık çek vermişse, eğer Türk milletini meşgul ederek PKK’ya ve siyasi bölücülere alan açmışsa, eğer Türkiye’nin ve Türk milletinin mahvına neden olacak vaatleri peş peşe sunmuşsa, değil bu dünyada, mahşerde bile olsa yakasından tutmazsam namerdim. Sayın Başbakan, Milliyetçi Hareket henüz son sözünü söylemedi derken şaka yapmadık. Henüz her şey bitmedi derken de laf olsun diye konuşmadık. Akıllı ol, yoksa Türk milleti ve Türk milliyetçileri senin aklını başından almasını çok iyi bilecektir.”

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.