Asikurtlar©

Havuz Medyasınınki Olsa Olsa Fikir Namussuzluğudur

Havuz Medyasınınki Olsa Olsa Fikir Namussuzluğudur
20 Ağustos 2015 - 12:00 'de eklendi ve 3991 kez görüntülendi.

Bir süredir pusuda bekleyen havuz medyası, koalisyon görüşmeleri tamamlanır tamamlanmaz seçim stratejisi doğrultusunda MHP tabanına yönelik algı operasyonlarına başlamıştır. Havuz medyasının besleme yazarları, suskunluklarını bozarak çiftlik padişahından aldıkları talimat doğrultusunda yeniden MHP’ye saldırıya geçmişlerdir.
Hemen her yandaş gazete ve televizyonda, MHP’nin tutumu hakkındaki gerçekler birbirini nakzeden ifade ve fikirlerle çarpıtılmaktadır. Bunlar; hem Erdoğan’ın erken seçim isteğinin gerçekleşmesine gizli gizli sevinmekte, bundan memnun olduklarını ele vermekte hem de erken seçime gidildiği için MHP’yi suçlamaktadır.
Her fikrin ve fikir serdedenin bir namusu vardır. Havuz medyasınınki olsa olsa fikir namussuzluğudur.
Hakikatleri böylesine çarpıtmak için bir insanın bütün insani değerlerinin aşınmış, sinirlerinin alınıp beşeri reflekslerinin ortadan kaldırılmış olması; namertlik, oynaklık ve kıvırtma konusunda maharet sahibi hâline gelmesi gerekir.
Yandaş medya bu kadar vuzuhsuz, temelsiz ve birbirini nakzeden tezlerle algı yönetimi yapmaya çalıştığına göre MHP’yi etkisizleştirmeye, sandıktan kayıpla çıkarmaya dönük bir siyasi linç kampanyası için düğmeye basılmış ve ulufe düşkünü birtakım köşe yazarlarına da bu konuda tembihte bulunulmuş demektir.
Nitekim Yeni Şafak gazetesi yazarı Tamer Korkmaz, dünkü yazısında, “Erken seçimi mecburi istikamet hâline getiren, MHP’nin kritik tercihidir.” diyerek utanmadan hakikati setretmekte, saptırmaktadır.
Cemaat yandaşlığı onu kesmemiş, daha fazla arpa ve yulaf veren iktidara kapılanmıştır. Zaman’dan ayrılıp Yeni Şafak’a geçen Tamer Korkmaz’ı geleceğin Fehmi Koru’su olarak nitelendirenler, hakikaten yanılmamışlardır. Korkmaz; en az onun kadar iyi kıvırmakta, onun kadar kemiksiz ve omurgasız tutum sergileyebilmektedir.
Tamer Korkmaz gibi ateşli ve muhteris yandaş medya mensuplarının kalıplarına bakıldığında; zarımsı ciltlerinin altındaki etin şeffaflığından, içlerindeki AKP silueti ayan beyan görülmektedir.
İktidardan beslenen köşe yazarlarından Engin Ardıç da dünkü yazısında güya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi eleştirmiştir. Ardıç’ın yazısı, doğrudan hakaret kastıyla seçilmiş aşağılayıcı ifadeler içermektedir. Artık iş şirazesinden çıkmıştır. Bu ahlaksız yazar taslağının üslubu; ne kadar aşağılık, rezil ve pespaye bir adam azgını, ne kadar şeytanın emrinde bir mahlûk olduğunu ortaya koymaktadır.
Neyse ki Engin Ardıç gibi hayata nefs-i emmareden bakanları milletimiz adam yerine koymadığı gibi, gazetelerini de tuvalete bile sokmamaktadır.
Bir siyasi partinin lideri eleştirilebilir. Ancak eleştirinin de bir seviyesi vardır. Engin Ardıç’ın yaptığı eleştiri değil, tam bir alçaklıktır. Kendisine talimat verenin, bu üslubu onun neresine sığdırdığını bilmiyoruz ama biz onun her yere soktuğu iğrenç diline ayar vermesini biliriz.
Bütün kamuoyunun malumudur ki erken seçim tercihi, Türkiye’yi bir erken veya yeniden seçime götürme stratejisi Tayyip Erdoğan’ın marifetidir. AKP, Erdoğan’ın sevk ve idaresinde 7 Haziran gecesinden itibaren erken seçime yönlendirilmiş ve odaklanmıştır.
Sayın Ahmet Davutoğlu da mecburen bu stratejiyi adım adım uygulamıştır. Davutoğlu, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile son koalisyon görüşmesinin ardından: Erken seçim tek ihtimal hâline gelmiştir diyebiliriz.” tarzında açıklama yapmıştır. Daha MHP Lideri Devlet Bahçeli ile bir araya gelmeden yapılan bu açıklama, AKP Genel Başkanının asıl niyetini ve misyonunu ortaya koymaktadır. Yani Davutoğlu’nun MHP Lideri ile yaptığı görüşme, halk tabiriyle vatandaşın sakalının altından geçmektir. Dostlar alışverişte görsün diye gerçekleştirilmiştir ve tamamen seçmenin algısına dönüktür.
Yandaş yazar ve TV programcılarının bu konudaki yorumları da bu algıyı pekiştirme, bütün vebali MHP’nin sırtına yükleyerek kararsız ve küskün seçmeni AKP’ye yönlendirme amaçlıdır.
Hükûmetin borazanı TRT bile haberlerinde MHP’nin bütün koalisyon seçeneklerine kapıyı kapattığını belirterek büyük bir rezalete daha imza atmıştır. TRT de Erdoğan’ın erken seçim stratejisini uygulamaya amade ve AKP’ye hadim olmuştur. TRT’yi yönetenler, bunları bir kenara yazdığımızı unutmamalıdırlar.
AKP’nin fiilî lideri Tayyip Erdoğan, yenilen pehlivan güreşe doymaz misali bir kez daha çoğunluğu sağlar mıyım düşüncesiyle hareket etmektedir. Bu çerçevede AKP’nin sözde terörle mücadelesi de göz boyamaya yöneliktir. Erdoğan ve emrindeki AKP, terörle mücadeleye çözüm sürecine verdikleri kadar önem vermemektedir. Çözüm sürecini hayata geçirmek için kapsamlı bir proje uygulanmış, yasalar kararnameler çıkarılmış, yasa değişiklikleri yapılmış, sosyal projeler hayata geçirilmiş, hepsinden de dikkat çekici olarak canavar kuzu postuna sarılarak pazara çıkarılmıştır. Buna karşılık son günlerdeki göstermelik terörle mücadeledeyse sadece güvenlik güçlerimiz plansız, programsız ve istihbaratsız şekilde teröristlerin üzerine sevk edilmiştir. Çok fazla şehit verilmesinin başta gelen sebebi de hükûmetin bu affedilmez hovardalığıdır.
Ne yazık ki mesele çok açık ve durum çok acıdır: Erdoğan’ın amacı, erken seçimde daha fazla oy avlayabilmektir. Erdoğan’ın, güvenlik güçlerimizin kanı, halkın canı pahasına bu yolu denemeyi aklına koyduğu ortadadır. Millet, sandıkta bunun hesabını soracaktır.
AKP’nin çözüm sürecinin hikâyesi, eşeği boyayarak pazarda satan sahtekâr tüccarın hikâyesidir. Oysa terörle mücadele; sosyal, ekonomik, siyasi kültürel ve askerî boyutlarıyla çok kapsamlı bir şekilde ele alınması gereken bir hayati bir konudur.
Yandaş yazarlar, “MHP koalisyon seçeneğinin kapısını hiç aralamadı.” iddiasını tekrarlayıp durmakta, olmayacak duaya âmin demedi diye Genel Başkanımızı suçlamaktadır. Hatta MHP’nin koalisyondan kaçtığı iddia edilmektedir. Şimdi bunlara soruyoruz:
Koalisyon seçenekleri, bizzat Genel Başkanımızın ağzından defalarca dile getirilmedi mi?
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, özellikle son terör olayları üzerine AKP-CHP koalisyonunun mutlaka hayata geçirilmesi konusunda çağrıda bulunmadı mı?
Artık erken seçimin öncelikli olmadığını, bir koalisyon hükûmeti kurulmasının, olağanüstü ülke şartlarının gereği olduğunu vurgulamadı mı?
MHP’nin de koalisyona kapıyı kapatmadığını ama belli şartlarının olduğunu defalarca vurgulamadı mı?
Ayrıca MHP Lideri hiçbir ön şart olmadan da Davutoğlu’yla görüşse AKP’nin emanetçi Genel Başkanı, aldığı emir üzere mutlaka koalisyon ihtimalini boşa çıkaracak bir bahane bulacaktı.
AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu AKP hem CHP ile hem de MHP ile görüşmelerinde ipe un sermiştir. Çünkü amaç koalisyon kurmak değil, yeniden seçime gidip ya tutarsa misali yeniden tek başına iktidarı aramaktır.
Havuz medyası, koalisyon için MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin öne sürdüğü şartları ve bu konudaki net ifadelerini gündeme bile getirmemekte, girmezden gelmektedir. Çünkü bu şartların tartışılıp kamuoyu tarafından yaygın şekilde bilinmesi, işlerine gelmemektedir. Zira vatandaşlar bunu kâmilen öğrendikleri takdirde partimizin tutumunda haklı olduğu bir kez daha ortaya çıkacak, çiftlik padişahının sandık oyunu bozulacaktır.
Bu arada MHP’nin koalisyon için ortaya koyduğu dört önemli maddeyi yeniden kamuoyuyla paylaşmakta fayda görüyoruz:
“Anayasa’nın ilk dört maddesi değiştirilemez. Çözüm süreci eksiksiz ve bahanesiz olarak ortadan kaldırılmalıdır. 17-25 Aralık kapsamındaki rüşvet ve yolsuzluk iddialarının üzerine gidilmelidir.
Cumhurbaşkanı anayasal sınırlarına çekilmelidir.”
Çok mu şey istemiştir MHP?
Eğer şartları kabul edilseydi MHP’nin kesinlikle koalisyona evet diyeceği niye inkâr edilmektedir?
Yandaş medya AKP’nin bu şartları kabul etmeme sebeplerini niye gündeme getirmemektedir?
AKP’nin koalisyonla ilgili çekinceleri ve tutumu neden masaya yatırılmamaktadır?
MHP’nin şartları zülfiyare dokunacağı için AKP’nin buna yanaşmadığı niye yazılıp söylenmemektedir?
Havuz medyası bütün bunlardan MHP için “Hiçbiri Partisi” anlamı çıkarmaktadır oysa hizmet verdikleri AKP, bizim için “Kalp Parti” hükmündedir.
Şurası açıktır ki Erdoğan ne istiyorsa, neyi uygun görüyorsa yandaş medya onu yazmaktadır. MHP seçmeni üzerinde algı operasyonu yapma çabasıyla Erdoğan’ın hedeflerine hizmet etmektedir. Ama hatırlatıyoruz ki temelsiz itham ve suçlamalarıyla 7 milyonu aşkın MHP’nin seçmeninin ve partimize gönül verenlerin hakkına tecavüz etmektedir.
Milletimizin doğruluk, mertlik, dürüstlük, hakkaniyet gibi ahlaki düsturlarını yok ederek AKP’nin gönüllü köleliğini yapan havuz medyası boşuna debelenmesin. Saltanatı asla uzun sürmeyecektir.
Çiftlik padişahı “Demediler!” demesin. Vebal üstümüzde kalmasın; biz söyleyelim: Sandık milletimizin önüne getirildiğinde MHP’ye yönelik saldırıların ters teptiği, Tayyip Erdoğan ve emrindeki AKP’nin yeni bir hüsran yaşadığı görülecektir. Gidici olan AKP’yi, kaçınılmaz sondan ne Tamer Korkmazların ne de Ardıç kuşlarının yalakalık ve yırtınmaları kurtarabilecektir.

SEMİH YALÇIN

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER