Asikurtlar©

Hareketin Tarihi Adımları

Hareketin Tarihi Adımları
27 Şubat 2016 - 10:31 'de eklendi ve 4041 kez görüntülendi.

Biz Tarihçiler, zamana, sokaktaki adamın gözünden biraz daha farklı bakarız. Gregoryen takvimiyle ölçüldüğünde uzun gibi görünen zaman kesitleri, Tarihe göre küçük bir adım, milli beka ummanında bir su damlası hükmünde olabilirler.
Birbirine eklenmiş olarak aynı yönde atılan adımlar ise “küçük yürüyüşler”dir.
Adımlar doğru atılmışsa, su damlaları tarihi kirletmemişse, ayrıntı unutulur. Atılan doğru bir adımdaki teferruat, pantolonun paçasındaki bir sökük, ayakkabıdaki bir toz parçası haline gelir.
Zamanla ayak izleri bile silinir, akılda yürüyüş ve sonuçları kalır. Çünkü Tarihi olay zaten, nedenle sonuç arasındaki yürüyüştür.
Bir tarihi olayın kârını- zararını hesaplarken ilahi adaleti bulmak ise zordur. Yürüyüş sırasındaki gizli ve açık bütün etkenlerin bilinmesi, bütün alternatif yürüyüşlerin, aynı şartlarda denenmesi gerekir. Bu ise normal şartlarda mümkün değildir.
Mesela “Enver Paşa doğru mu yürüdü yanlış mı yürüdü?” hala resmen netleşmemiş, tarihteki yeri sabitlenmemiştir. Çünkü bu yürüyüşün bugün bile hissedilen sert adımları, gizlenmiş, açık bir şekilde incelenmemiştir.
Kurtuluş Savaşı’nın zaferle neticelenmesinde büyük etkisi olan 1921 Moskova Antlaşması bugün bile tartışıldığına göre: Demek ki; Enver Paşa önemli ve doğru adımlar atmıştır. Çünkü TBMM temsilcisi Ali Fuat Paşa’nın Moskova masasına otururken elindeki en büyük koz olan “Basmacı” hareketini örgütleyen komutan Enver Paşa’dır.
Bazı tarihi adımların ve yürüyüşlerin “kârı – zararı” yıllar sonra ortaya çıkar. Bazen de hiç çıkmaz!
1997’den beri kurultaylarla, seçimlerle, iç ve dış mücadelelerle, kumpas ve komplolarla, saatte 180-200 Km. hızla yapılan seçim faaliyetleriyle geçmekte olan “Devlet Bey dönemi” MHP’nin tarihteki ikinci yürüyüşüdür.
İlk yürüyüşü, rahmetli Başbuğ, 9 Şubat 1969’dan vefat tarihi olan 4 Nisan 1997’ye kadar büyük bir özveriyle yapmıştı. Onun da seveni, sevmeyeni olmuştu.
Hatta Başbuğ Alparslan Türkeş, 1992’de Söğütözü’nde Ülkücü Hareket, MÇP’den MHP’ye geçerken en sert adımını, kurultay salonunun kapısını kırarak atmak zorunda kalmıştı. Ama hiçbir zaman ayağı havada kalmamıştı.
İki kurultay arasındaki 3 yıllık dönemler, MHP’nin tarihteki adımlarıdır. Liderin attığı adımlar, aynı zamanda partinin adımları, MHP’lilerin adımları, Ülkücülerin adımlarıdır.
Devlet Beyin attığı adımlar: 6 Temmuz 1997, 5 Kasım 2000, 12 Ekim 2003, 19 Kasım 2006, 8 Kasım 2009, 4 Kasım 2012 ve 21 Mart 2015 kurultaylarıyla atılan adımlardır.
İlk adımın sonlarına doğru MHP’nin “% 8’lik” oy oranı, 1999 seçimlerinde “% 18’e” çıkmış; 2002 seçimlerinde tekrar “% 8’e” düşmüştür.
Aynı seçimlerde, bir önceki yasama döneminde “% 22’yle” MHP’nin koalisyon ortağı olan DSP’nin oyları da “% 1’e” düşmüştür.
AKP’nin “proje” olduğuna inananlar için bu durum sürpriz değildir.
AKP projesinin bir ünitesinin de “İki partili başkanlık sistemi” olduğu düşünülürse, MHP’nin 2011’deki Atlantik kumpasına ve 2015’teki derin seçim operasyonlarına rağmen bugüne kadar kırılıp dökülmeden, takılıp yıkılmadan % 12-18 bandında varlığını koruması, bizim liderden razı olmamızın sebepleridir.
Hiç şüphesiz el elden üstündür. Gelecekte Ülkücü hareket bundan daha başarılı adımlar atabilecek liderler de yetiştirecektir.
Ancak bugüne kadar kurultaylarda Devlet Bahçeli’nin karşısına çıkan rakiplerin zamanla ortaya çıkan encamı ve sicili, 1997’den beri doğru yerde durduğumuza olan inancımızı pekiştirmektedir.
MHP liderliğini ve zaman içinde atılan adımları, bir teşekkürü bile esirgeyecek kadar hafife almak, Ülkücü hareketin önemini kavrayamamakla izah edilebilecek bir garabettir.
MHP, emeksiz ve zahmetsiz iktidara gelebilecek bir parti değildir. Kimsenin bu kitlesel özlem üzerinden umut istismarı yapmaya hakkı yoktur.
Milliyetçi Hareket Partisi, Gazneli Sarayı karşısındaki Arslan Yabgu Türkmenleridir. Bir adım sonrası “Dandanakan Savaşı”dır.
Milliyetçi Hareket Partisi, Moğollarla Bizans tekfurları arasında sıkışmış Kayı Boyu Yörükleridir.
Ufukta, “Çirmen, Koyunhisar, Sırpsındığı, Varna ve Kosova Savaşları” vardır.
Milliyetçi hareket Partisi, İngiliz-Fransız destekli Yunan Ordusu’yla Ermeni Taşnak çeteleri arasında boğulmaya çalışılan “Kuvayı Milliye hareketi”dir.
Önümüzde duran, sıradan bir seçim dönemi değil, bir “Kurtuluş Savaşı”dır.
Gönül erlerinin, hocaların, akillerin ve aksakallıların durumu bu şekilde gördüğünden hiç şüphem yoktur.
Öyleyse yapılması gereken: “liderin ayağı havadayken” çelme takmak; bu sebeple ayrışmak, bölünmek değil, bu kritik adımın tamamlanmasını, 21 Mart 2018’i beklemek olmalıdır.
2 yıl, Coğrafyada uzun bir zaman olabilir, ama Tarihte sadece…
Bir adımın ikinci yarısıdır!
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER