Asikurtlar©

HANİ HEYKELİ DİKİLECEKTİ?

HANİ HEYKELİ DİKİLECEKTİ?
12 Ağustos 2015 - 10:42 'de eklendi ve 4850 kez görüntülendi.

Hayat ne garip.. “Benim savcım”dan geldiğimiz noktaya bakın.. Söz konusu Ergenekon olduğunda sahip çıkılan, altına makam aracı verilen savcı ile ilgili şimdi “Yakalama kararı çıktı” diye haber sunmak da varmış..

Suçlama; “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” ve “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya, görevlerini yapmasına kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs”

Aynı savcı bir zamanlar aynı suçlamayı kimler kimler için gündeme getirmişti, hatırlayınca diyor insan işte “Hayat garip” diye..

Gürcistan’a gittiği ortaya çıkmış savcının..

Artvin Valisi savcıların çıkış saatine kadar her şeyi açıkladı..

* Bu yakalama kararı birileri tarafından savcılara üflendi mi?

* Yurtdışına çıkacakları biliniyordu da yakalama kararı için bu zaman beklendi, diyenler gerçekten buna inanıyor mu?

* Savcıların birlikte Gürcistan’a gitmesi enteresan değil mi?

* Burada kalsa ve yargılansa mı daha net konuşurdu o savcı? Yoksa gittiği yerden her türlü kumpası vs anlatır mı?

Bu soruları sorarım elbet.. Oh olsun demeden.. Anlamak için uğraşarak..

Ama şu notu da düşerek..

17-25 Aralık olayı patlamasaydı biz bunların hiçbirine şahit olmayacaktık.. Bir zamanlar sonucu değil, süreci mühim olan siyasi davalarda durum neyse, şu an yaşanan bu savcı hadisesi de aslında siyasi..

Ergenekon- Balyoz vb. Davalar siyasiydi, hukuksuz diye bağıranlara kulak tıkanmış, onlara ya deli denmişti ya da hain, hatırlayın..

Savcı, o dönem neden olduğu hukuksuzluktan dolayı yaşamıyor bunları ama..

17-25 Aralık’ın üzerine gitti diye başına geldi bu görevden alınmalar, soruşturmalar, yakalama kararları..

Onun imza attığı davalar, dosyalar ne kadar hukuksuzsa bir zamanlar, şu an onu mağdur eden durum da o kadar hukuksuz işte..

Bir hukuksuzluğa kızarken bir başkasını alkışlamaktan imtina ediyorum..

Seçerek konuşuyorum ve yazıyorum sözcüklerimi..

Notu düşmeden geçmeyelim;

Savcının Gürcistan’a gidişini düşündükçe de aklıma ister istemez tutuklanacaklarını bile bile “Suçum yok, alnım ak” diye yurtdışındaki görevini bırakıp başı dimdik hakimin karşısına geçen subaylarımız geliyor..

E herkeste aynı cesaret olmuyor tabii..

Bu arada ROK’un sosyal medyada dolaşan 3 yıl önceki sözlerine de bir dokunmadan olmaz.. “Heykeli dikilecek savcı” diyor bir programında savcı için.. Bir gün ROK’un da heykeli dikilecek(!).. İbret olsun diye ama..

****************************

AKLIM ALMIYOR..

– “Çözüm” sürecinin geleceği konusunda hayıflananlar, bitmemesi için olmadık taklalar atanlar, hümanizm, insanlık, hak mak diye çırpnanlar.. Sizin süreciniz boyunca PKK terör örgütü palazlandı, güçlendi, bugünler için, yapacağı saldırılar için her türlü hazırlığını yaptı.. Dağ, taş, yol ne varsa mayını, patlayıcıyı döşedi.. Siz “Barış” diye milleti uyuturken onlar bugünler için hazırlıklarını tam teçhizat yapıyordu.. Şimdi çıkıp ekranlarda, yazılarda, söylemlerde “Çözüm süreci” istemeye utanmıyor musunuz? Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Hiç mi yüzünüz kızarmıyor.. Aklım bu kadar hainliği almıyor..

– Teröristbaşını devreye sokup sevgi kelebeği, çözüm insanı, barış elçisi yapma çabalarının yanında Selahattin Demirtaş imajı üzerinde de çalışmalar sürüyor belli.. “Silahları bırakın dersem dinlemezler ki” diyen Demirtaş bu kez “Silahları bırakın çağrısı” yapmışmış.. Dediği de şu : Elinizi tetikten çekin.. Ben çevirmenim hemen tercüme edeyim: Elinizi tetikten çekin.. Silah elinizde.. İstediğiniz an o tetiği yine çekersiniz..

İşte “Elinizi tetikten çekin” cümlesinden silahı bırakın çağrısını çıkaran anlayışı aklım almıyor..

*************************************

BİTMEYEN KOALİSYON GÖRÜŞMESİ YAPMIŞLAR..

Koalisyon arayışlarında son buluşma denildi.. Öyle yemekli memekli olunca, “E boşa değildir herhalde. Koalisyon kurulamayacaksa bu kadar uzatmaya ne gerek var?” dedik.. Akşam gelecek açıklamayı bekledik.. 4 saat 20 dakika görüş.. Ortaya çıkan sonuç “Perşembe ya da Cuma yeniden görüşeceğiz”

O bile net değil.. Ya perşembe ya cuma..

Bu iş başka iş.. Liderler baş başa görüşmemiş.. Heyet olarak bri araya gelmişler.. Başbaşa görüşme neden yapılmamış?

Kim var heyette? Ömer Çelik.. Çelik’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yakınlığını bilmeyen var mı? İşte başbaşa görüşme bu yüzden olmazdı.. Bu yüzden de olmadı..

Perşembe ya da cuma ne olacak? Saray’a mı danışacaklar?

Yazık ülkenin geçici de olsa Başbakanlık koltuğunda oturan ismi bağımsız hareket edemiyor gibi görünüyor.. Hoş bu geçici hali.. Kalıcı halini de biliyoruz..

Pazartesi günkü görüşme sonrası sızanlara göre, AKP özel gündemli kısa süreli hükümet önerdi. CHP, daha uzun süreli bir hükümetten yanayım, dedi.. Kurulacak hükümetin kapsamı ve süresi üzerinde taraflar parti kurullarında değerlendirme yapacak.

Her neyse.. Ben derim ki..

Kurun şu koalisyonu Sayın Davutoğlu.. Bu aslında sizin için bir fırsat.. Bakın ülkenin içindeki kaos halini, bunun sürüklendiği feci noktayı hiç söylemiyorum bile.. Hiçbir şey değilse kendi siciliniz için kurun şu koalisyonu.. Kurtarın kendinizi..

ÇİĞDEM AKDEMİR

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER