Asikurtlar©

Hamaset ve gerçekler

Hamaset ve gerçekler
17 Şubat 2016 - 11:00 'de eklendi ve 4041 kez görüntülendi.

Hayal mahsulü sözler karın doyursaydı, ucube değerlendirmeler, hiçbir karşılığı olmayan hamasi nutuklar bir şey kazandırsaydı, gerçekten de bugün dünyanın en saygın, en itibarlı, en huzurlu, en kalkınmış ülkesi olurduk. Ancak, hamaset belki birilerini afyonlamakta işe yarıyor, ama ne ülke gerçeklerinde, ne dünya siyasetinde zerre kadar bir değer ve önem taşımadığı gibi, bir de alay konusu ediliyor.
Sayın başbakan grup toplantısında, kendilerinin milli hükümet olduğunu, ülkenin milli muhalefeti ihtiyacı olduğunu söyledi. Daha bir hafta önce Mardin’de milliliği parçalayıcı anlayış olarak değerlendiren sayın başbakanın bu değerlendirmesi karşısında, gülelim mi, ağlayalım mı bilemedik. Biz sayın başbakanın aklımızla alay eden açıklamalarını bir kenara bırakıp, Sayın Devlet Bahçeli’nin her biri ayrı bir ibret vesikası olan, ülkeyi kimlerin nasıl yönettiğini ve niçin bu perişanlığın yaşandığını net biçimde ispatlayan ve AKP’nin sicilini net şekilde ortaya koyan değerlendirmelerinden bazı bölümleri hatırlatalım:
ATTI AMA TUTTURAMADI
Sayın Davutoğlu Dışişleri Bakanıyken, 2012 yılının Ağustos ayında şunları söylemişti:”Bu süreci artık yıllarla değil, aylarla veya haftalarla ifade etmek gerekir.” Suriye’deki vahşet ve dehşet tablosu Davutoğlu’nun bu sözlerinden sonraki yaklaşık 3,5 yıl da sürmüş ve sürmektedir. Davutoğlu atmış, ama tutmamıştır. Davutoğlu gafletinin ve yanılgısının kurbanı olmuştur. Bu yanılgının sadece Davutoğlu ve AKP’ye değil, maalesef ki Türkiye’ye yansıması çok olumsuzdur. Gelişmelerin seyrini anlamlandıramayan, komşu coğrafyalardaki parçalanmanın istikamet ve sonucunu göremeyen bir iktidara bu ülke yönetiminin teslim edilmesi elbette fecaattir. Davutoğlu bu fecaatin bir numaralı failidir.

SIFIR SORUN DİYE DİYE
Davutoğlu 2013 yılında diyordu ki: “Tarih coğrafi sınırlara isyan ediyordu ve evet biz bu parantezi kapatacağız.” Türkiye’nin dış politikasına yön veren kişinin öngörüsüzlüğüne ve uçuk fikirlerine ibret alarak bakınız. Peki, Sayın Davutoğlu geçmişe dönüp baktığında günahlarının ne kadar fazla olduğunu görmekte, bundan ders çıkarmakta mıdır? Çok yönlü, çok boyutlu dış politika, komşularla sıfır sorun, ritmik diplomasi diye diye bugünlere gelinmiştir. Ve AKP çuvallamış, iç politikada olduğu gibi dış politikada da şanzımanı dağıtmıştır. Hayal mahsulü sözler karın doyurmamaktadır. Ucube değerlendirmeler, hiçbir karşılığı olmayan hamasi nutuklar bir şey kazandırmamaktadır. Türkiye’nin yanlış ellerde heba olduğunu da görmek mecburiyetindeyiz.

HANGİ BAHANEYE SIĞINACAKSINIZ?
Davutoğlu, 2012 yılında “Mülteci sayısı 100 bini bulursa belki onları Suriye’de ağırlamak gerekebilir. Bütün bu yükü Türkiye’nin çekmesi beklenmemeli.” kararlılığını gösteriyordu. Mülteci sayısı 3 milyon yaklaşmıştır. Mülteci sayısının 100 bine ulaşmasını adeta kırmızı alarm gören Davutoğlu’nun 3 milyon karşısında ne diyeceği, hangi bahanelere sığınacağı artık önemsizdir. Rusya’nın hala ve inatla Halep’i bombalaması, sivil insanların hayatlarına kast etmesi tam bir barbarlıktır. Gelişmeler mülteci sayısının artacağına işaret etmektedir. Suriye’de insanlık dramı yaşanmaktadır. Türkiye, Suriye buhranının ceremesini çekmektedir. Birleşmiş Milletler kapılarımızı açmamızı istemektedir. Avrupa Birliği 3 milyar euroluk rüşvet ve vize kolaylığı gibi akıl almaz ayak oyunlarıyla Suriyeli mültecileri almamızı dayatmaktadır.

YA DÖVİZ YA OTOBÜS?
AB’nin ayak sürümesi karşılığında Erdoğan’ın: “Otobüsler, uçaklar boşuna durmuyor, kapıları açarız, hayırlı yolculuklar dileriz” demesi meselenin çözüme kavuşmasına yetmemektedir. Ya döviz ya da otobüs sözleri ahlaken çok sorunludur. Zira mültecilere sınır kapılarını açmanın ekonomik maliyeti olmasının yanı sıra, sosyal ve siyasal birçok badireleri olduğu da şüphe götürmeyecek bir gerçektir. Ve de sorun kaynağında kurutulmadıktan, yani Suriye düzen ve istikrara kavuşmadan Türkiye’nin ve tüm insanlığın mülteci probleminden kaçması düşünülemeyecektir. Özellikle Halep ve mücavir alanlarının güvenlik ve düzeni sağlanamazsa, Bayırbucak’taki yıkım ve katliam durmazsa Türkiye kendisini emniyette hissedemeyecektir.

TÜRKİYE MUZ CUMHURİYETİ Mİ?
Suudi Arabistan’ın başını çektiği ülkelerle Türkiye kara operasyonuna girmeye hazırlanmaktadır. AKP, Suudi Arabistan’a İncirlik hava üssünü açıp, ardından senaryosunun kimin tarafından yazıldığı az çok belli olan savaşa katılmakla hangi amaca hizmet edecektir? Bu kararı kim vermiştir? Meclis’in onayı olmadan Türkiye’yi savaş sokmak, bu minvalde kamuoyu hazırlama teşebbüsünde bulunmak nasıl bir şuursuzluk, nasıl bir kendini bilmezliktir? Türkiye çadır devleti, muz cumhuriyeti midir?

ŞARK MESELESİNİ AKP BESLİYOR
Davutoğlu Erzincan’da Şark Meselesi bitmiştir diyor. Bilmiyor ve görmüyor ki, Şark Meselesi AKP’nin de içinde bulunduğu şer ittifakınca beslenmekte ve kışkırtılmaktadır. Sayın Davutoğlu sen bakınca ne görüyorsun bilemiyorum, ama Şark Meselesi bitmemiş, iyice bilenmiş, keskinleşmiştir. Şark Meselesi dört parçalı Kürdistan kurulmadığı, Türkiye parçalanmadığı müddetçe hain ruhundan, haysiyetsiz emellerinden hiçbir şey kaybetmeyecektir. Dün Kobani’ye selam çakan Davutoğlu, aslında PYD’yi selamlamıştır. Milletin kesesinden lahmacun yiyen peşmerge ve PKK’lılar ise PYD’ye AKP’nin mihmandarlığında desteğe gitmişlerdir. Şimdi bu teröristler Türkiye’ye kafa tutmaktadır. Cerablus ile Azez arasında fitne saçmaktadır.

NE GEREKİYORSA YAPILMALI
Erdoğan’ın Sur ve Cizre’de; bu toprakları yeniden vatan yapabilmek için mücadele veriyoruz sözleri talihsiz olduğu kadar yürek yaralayıcıdır. Bu aziz topraklar bin yıldır Türk’ündür, gelecek bin yıllarda da Türk’ün olacak ve Türk kalacaktır. Aksini iddia eden var ise, bilinsin ki, vatan hainidir. Artık ey Amerika demekle hiçbir sorununun çözülmeyeceğini de görmemiz lazımdır. Görünen gerçek şudur: ABD’nin Ortadoğu’daki kara gücü PYD, Türkiye’deki kolu da PKK’dır. Bu durum hiçbir kitaba, hiçbir insani ve uluslararası ilişkiye sığmayan çirkinlik ve işbirlikçiliktir. Türkiye güvenliğini sağlamak, milli varlığını korumak için ne gerekiyorsa, neyi hedefliyorsa yapmalıdır. AKP hükümeti korkmasın, pısmasın, alttan almasın.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER