Asikurtlar©

Hala “çözüm” diyen var mı?

Hala “çözüm” diyen var mı?
09 Nisan 2016 - 11:46 'de eklendi ve 4079 kez görüntülendi.

 

 

Cumhurbaşkanı ve Başbakan seçim dönemlerinde bile görülmeyen bir telaşla her gün birkaç yerde konuşup milleti markaja alıyorlar. Bunun sebebi gayet açıktır:Ülkenin gerçek gündemini saklamak ve kendi sanal gündemleriyle milleti meşgul etmeye uğraşıyorlar. Çok iyi biliyorlar ki, ülke gerçek gündemine dönerse, yetersizlikler, teslimiyetler, itibarsızlık ve özellikle de ihanet bütün çıplaklığı ile ortaya çıkacak, ülkenin niye bu felaket ortamına sürüklendiği her şeyin önüne geçecek ve millet bunların hesabını soracak.

BU HALE NASIL GELDİK
Ne yaparlarsa yapsınlar, bugün açık şekilde isyan girişimlerinde bulunan hainlerin bu cüreti nereden buldukları gayet açıktır. Hiç dolandırmadan ve uzatmadan söyleyelim: Adına, “çözüm” denilen ihanet projesi, bugün yaşananların temel sebebidir. Dünyada terör örgütlerine teslim olarak, onların verdiği yol haritasını hayata geçirerek huzuru sağlamış hiçbir ülke yoktur. Bu millet bilinçli ve planlı şekilde yıllardır kandırılıyor ve ihanete alıştırılıyor. Nitekim, geldiğimiz yer terörün ülkenin her yerine yayılması, açık ve aleni bir isyanın başlatılmasıdır. Ülkeyi bu hale düşürenlerin,hala aynı yanlışa dönmek için fırsat kolladıklarınıibretle ve hayretle görüyoruz. Sayın başbakanın 2013 şartlarına dönülmesi durumunda çözüm sürecinin kaldığı yerden devam edeceğini ilan etmesi, daha sonraki bütün düzeltme çabalarına rağmen bunun çarpıcı örneğidir.

TEST EDİLDİ, BEDELİ GÖZYAŞI OLDU
Bütün bu yaşananlara, bu ihanetlere ve akan kana rağmen, hala birisi çıkıp çözüm sürecinden, masadan, silah bırakmaktan söz ediyorsa, bunun iyi niyetle izahı hiçbir şekilde mümkün değildir. Bunu söylemek bilerek ve isteyerek bu ihanete ortaklık etmek değilse, acil tedavi edilmesi gereken bir akıl tutulmasıdır.Zira, Türkiye zaten daha en başından itibaren ihanetten başka bir şey getirmeyeceği belli olmasına rağmen, bunu test etmiş, denemiş ve acı sonuçlarını yaşamak zorunda kalmıştır. Bugün hainlerin bu kadar ileri gidebilmesinin tek ve kesin sebebi adına çözüm denilen ihanet sürecinde buldukları büyük fırsatlardır. Bunu biz söylemiyoruz, ülkeyi yönetenler ve bu ihanet sürecini bizzat devreye sokanlar itiraf ediyor.

ÜLKE CENAZE EVİNE DÖNDÜ
Hala anlamayan veya bu kirli oyuna inanan varsa hatırlatalım: Çözümcülerin söyledikleri doğru ve haklı olsaydı, geldiğimiz yer ülkenin her yerinin yakılıp yıkılması, cenaze evine dönmesi olmazdı. Tam tersine bir rahatlamanın, bir normalleşmenin istisnasız her yerde hissedilmesi hatta hayata geçmiş olması gerekirdi. Ancak, tam tersi olmuştur. Verdikçe azmışlar ve zıvanadan çıkmışlardır. İsteyip de almadıkları hiçbir şey kalmamıştır. Bunu da biz söylemiyoruz, AKP’nin televizyonlarda hazmettirme operasyonu yapan yanaşmaları ve sözcüleri söylüyor. PKK’nın dağa çıkmaya, katliam yapmaya gerekçe gösterdiği her şeyi verdiklerini ayrıntılarıyla anlatıyorlar. Onlar anlatmasa da, zaten herşey bütün Türk milletinin gözleri önünde gerçekleşiyor.

HER ŞEYİ VERDİLER
Bu ihanet sürüsü, “dilimizi konuşamıyoruz” diye bu devlete ve millete iftira etti. AKP hükümeti bunlara inanarak kanun değiştirdi, Anayasa yaptı, yetmedi televizyon kurdu, devletin kanallarından Kürtçe yayın yaptı ve hala da yapıyor. Sonuç, daha da azmak ve kan dökmek oldu. İhanet güruhu, devlet dairelerinde ayrı bir dilin kullanılmasını istedi, AKP iktidarı onu da verdi. Sonuç, devleti tanımamak, Türkçeyi yok etmek ve tabelaları değiştirmek oldu. Hain taifesi bebek katilinin yattığı yeri bahane etti. AKP, 5 milyon lira harcayıp bu caniye özel saray yaptı, yetmedi televizyon verdi, o da yetmedi, spor yapma imkanı sağladı ve yanına arkadaş gönderdi. Sonuç, bu katilin yattığı yeri parti genel merkezine dönüştürmek ve oradan parti yönetmek, örgüte talimat yağdırmak ve hatta ne acıdır ki, meclisin gündemini belirlemek oldu. Bölücü hainler, kendi dillerinde propaganda yapma imkanı istedi ve bu istek anında yerine getirildi.

Sonuç, Atatürk heykellerine saldırmak, Türk bayrağını yakmak, paçavralar asmak oldu. İhanet güruhu devletin güvenlik güçlerinin geri çekilmesini istedi. AKP, bunu da yaptı. Sonuç, hainlerin yol kesmesi, vergi toplaması, asayiş birimleri oluşturması, mahkeme kurması, silah depolaması, bomba döşemesi, hendek kazıp şehirleri ev eve ele geçirip yerleşmek oldu. Hainler aldıkları bu tavizlerle ülkenin belli bir bölgesine “Kürdistan” dediler. AKP hükümeti, “Sivas’ın ötesi” diyerek sınır çizdi ve bu kalleşliği de onayladı ve kabul etti. Hatta aynı cümleyi kurdu. Hain taifesi dağdaki katillerin artık şehre inmesini istedi. AKP kanun çıkardı, taşları topladı ve itlerin zincirlerini çözdü. Eli silahlı katilleri şehirlere salmakla kalmadı, onlara ev, iş ve sosyal güvence vereceğini de ilan etti. Sonuç, bu katil sürüsünün bomba döşemesi, silah yığması, şehirleri ev ev ele geçirip yerleşmesi ve hendek kazarak her yeri yakıp yıkması ve isyan başlatması oldu. Geriye bir tek bebek katilinin serbest bırakılması kalmıştı ve onun için de hazırlık yapıyorlardı. İhanet güruhunun AKP’den kopardıklarını yeterli görüp, kanlı emelleri için hayata geçmesiyle birlikte işler bozuldu.

OLAN MİLLETE OLDU
Bütün bunlar yaşanırken, itiraz eden, ülkenin felakete sürüklendiğini, bu gidişin hainleri daha da azdırmaktan başka bir sonuç doğurmayacağını, terörle müzakere değil mücadele yapılması gerektiğini söyleyen tek lider Sayın Devlet Bahçeli’ydi. Buna Allah’da, millet de şahittir. Bütün söyledikleri haklı ve doğru çıkmış, bütün uyarıları tam isabet sağlamıştır. O zaman çözüm sürecini savunanlar, bu duruşu, bu tespitleri sulandırıyor, hatta bir saldırı malzemesine dönüştürüyorlardı. Bugün yanlış yaptıklarını, “kandırıldık” diyerek kabul ediyor ve sayın Bahçeli’nin bütün söylediklerine sahip çıkıyorlar. Ama olan bu millete oldu. Bu milletin evlatları şehit oluyor, bu milletin anaları ağlıyor, bu millet maddi ve manevi olarak bedel ödüyor.
Şimdi cevap arayan soru şudur: Peki bu yanlışların, akan kanın, bu ağır bedellerin hesabını kim verecek?
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER