SON DAKİKA

HAKLI OLMAK YETMİYOR!

Bu haber 18 Şubat 2010 - 19:47 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Her ne kadar adaletten, demokrasiden, insan haklarından bahsedilse de, her zaman “güçlü” olanın dediği oldu. Tarihe baktığımızda görüyoruz ki, haklı olanın güçlü olduğu dönemlerde insanlık bir nebze nefes almış, haksızların güçlü olduğu dönemlerde de orman kanunu hüküm sürmüş.

 

Malum, orman kanununda her canlı diğerini “besin kaynağı” olarak görür ve güçlü olan güçsüz olanı boğazlar.

 

Bugün dünyada da Türkiye’de de güçlü olanlar haksızlardır. O sebeple dünyada da Türkiye’de de orman kanunu hüküm sürmektedir.

 

Güçlü olduğunuz zaman katilleri kahraman, canileri mazlum olarak kabul ettirmeniz çok kolaydır.

 

Katilerinizi kahramanlaştıran bir film/dizi yaparsınız, canileri mazlum gösteren birkaç yazı/fotoğraf yayınlarsınız… Katilleriniz, canileriniz birer halk kahramanı olarak muamele görür.

 

Diğer yandan gerçekten kahraman, mazlum ve mağdur olanlar birer cani gibi algılanır. Çünkü sizi cilalayacak, kahramanlığınızı, mağdurluğunuzu halka anlatacak güçten yoksunsunuzdur.

 

Meselenin en garip tarafı da, canileri kahramanlaştıran, kahramanları ise cani gösteren gücü de (medya) aslında uğruna her şeyinizi feda ettiğiniz halk verir bu cani parlatıcılara.

 

Dikkat edilirse birkaç düşük tirajlı gazete hariç bütün medya cani parlatıcıların elindedir. Milletimizin milli ve manevi değerlerini sabah akşam zımparalayan bu alçaklar medyasına bu gücü veren ise maalesef yine milletimizin kendisidir. Bu yüksek tirajlı alçak medyaya, pek çoğunun “İslamcı” dediği fakat İslamcılıkları Vatikan merkezli olanlar da dâhildir.

 

***

 

Çağımızda, elinde güçlü bir medyası olmayan hiçbir haklı dava başarıya ulaşamaz.

 

***

 

15-16 Şubat 2010 tarihlerinde Yeniçağ gazetesinde, sadece ülkücü olduğu için babası, annesi ve kız kardeşi katledilen ve pek çoğumuzun haberdar bile olmadığı bir yazı dizisi yayınlandı. Kendine kiracı kisvesi takan komünist caniler, üstelik evin hanımının “gariban öğrenciler diyerek” karınlarını doyurmasına rağmen, MHP Gaziosmanpaşa ilçe başkanını, eşini ve kızını katlediyor. Bu katiller çok az bir ceza ile kurtuluyor. Şehit ilçe başkanının, katliamdan tesadüfen kurtulan kızının anlattıklarından öğreniyoruz bunları. O iki yazıyı okuyup da vicdanı sızlamayan, isyan etmeyen ve hala komünist canileri parlatan medyaya bir şekilde destek veren her kim varsa, onun insanlığından şüpheye düşülmesi gerekir.

 

Aslında bu şekilde katledilen ülkücülerden sadece bir tanesinin dramıydı bu. Benzer şekilde pek çok ülkücü katledildi komünist caniler tarafından. Fakat sanki katledilen ülkücüler insan değilmiş gibi, bazen birbirini it kırar gibi kıran, bazen de uluslar arası çeteler tarafından katledilen bir takım insanlar gündeme getirildi.

 

Milletimiz de, kendi cellâdını parlatacak şekilde, bu alçak medyayı sürekli güçlendirdi.

 

Tüm bunları düşündüğümüzde vardığımız sonuç, “haklı olmak yetmiyor, güçlü de olmak gerekiyor” olmaktadır.

 

Biz ülkücüler, dünyanın en şerefli milletine mensubuz ve yegâne hak din olan İslam’ın ümmetiyiz.

 

Biz ülkücüler, dünyanın en şerefli milletinin milliyetçisiyiz. Tek hak din olan İslam ile harmanlanmış ve adına Türk-İslam davası dediğimiz, çağımızın tek haklı fikriyatının savunucularıyız.

 

Bu denli şerefli bir dava elbette haklı bir davadır.

 

Öyleyse; bu kadar haklı ve kutlu bir davanın bu kadar güçsüz olmasının sebepleri üzerinde kafa yormak gerekli değil mi?

 

Haklılığımızı halkımıza anlatamıyor, anlatacak basın yayın kuruluşlarına sahip olamıyorsak, sizce de bu büyük bir mesele değil mi?

 

Bu mesele sadece partinin, liderin meselesi değil hepimizin meselesidir.

 

Alçak medyaya para verip onları güçlendiriyor, sonra da “haklı davamız neden başarılı olamıyor, canileri kahraman, kahramanları cani gösteriyorlar” diye şikâyette bulunuyorsak, galiba aynadakini sorgulama zamanı geldi de geçiyor.

 

Bakınız, İpekçi’nin kızı üzerinden Türk milliyetçilerine kin kusan Milliyet gazetesi, MHP ilçe başkanını, eşini, kızını hunharca katleden komünist aşüfteyi “masum kız, annesine kavuşacak” manşetiyle kahramanlaştırmış, katledilen ilçe başkanımızın hayattaki kızı feryatlarından öğreniyoruz bunu.

 

Uluslar arası uyuşturucu mafyasının ağca eliyle katlettiği İpekçi’nin kızını ekranlara çıkartıp alçakça ülkücülere saldıran ve bu “mazlumluktan etkilenip” solcu katillere methiyeler dizenler, eğer insanlıktan biraz olsun nasiplenselerdi, MHP’li oldukları için katledin Bakanların, milletvekillerinin, gazetecilerin, il-ilçe başkanlarının, öğrencilerin… Dramlarını da ekrana getirirdi.

Burada elbette yüksek tirajlı alçak medyadan medet umuyor değiliz.

 

Benim şikayetim, bu alçak medyaya bu denli yüksek tiraj yaptıran muhterem halkımızla ilgilidir.

Şu anda Türk’ten, Türkiye’den, Müslüman’dan yana etkili tek bir basın yayın kuruluşu yoksa, bunun suçu biraz da, ayrı ayrı hepimizin değil mi?

 

Yüksek tirajlı alçak medya misyonunu yerine getiriyor.

Ya sizler, ey haklı ve kutlu tek davanın mensupları, ya sizler?

 

“Haklı olmanın, başarılı olmaya yetmediğini, aynı zamanda güçlü de olmak gerektiğini” ne zaman anlayacaksınız?

Bu alçak medyaya, para vererek desteklemeyi ne zaman sonlandıracaksınız?

 

Türk’ten, Türkiye’den, Müslüman’dan yana kaliteli, hem yüksek ahlaklı hem de yüksek tirajlı bir yayın organına sahip olmadığımız sürece, haklılığımız beş para etmiyor, görmüyor musunuz?

 

“Ne yapalım, başka gazete/tv yok, okumayalım mı, izlemeyelim mi” diyenleriniz olabilir.

 

Hayır kardeşim, okumayın, izlemeyin. Bu alçakları semirtip ülkücüler üzerine havlamalarını sağlayacağınıza, cahil kalın.

 

Cahil kalmak, bu alçaklara inanıp alçaklaşmaktan daha evladır.

 

 

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.