SON DAKİKA

NATO’dan FETÖ’ye

KÖŞE YAZILARI

Hakikatle Yüzleşmek

Bu haber 01 Ocak 2014 - 10:06 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

AKP’lilerin yolsuzluğu ve hırsızlığı günlerdir konuşuluyor. Ortada çok ciddi yolsuzluk iddiaları varken, bu iddiaların üzerine gidip, temiz ve kirliyi birbirinden ayırmak yerine, AKP’nin soruşturmanın yürümesini engelleyecek adımlar atması, aslında çoktan toplumun vicdanında ki yerini bulmuştur!

Geldiğimiz noktada devletin kurumları arasındaki gerginlikler hat safhaya ulaşmış durumda. Kimin yetkisi nedir, kim neyi denetler, kimin sorumluluğu hangi alanı kapsar, millet inanmakta ve anlamakta zorlanmaya başladı.

Şimdiki tartışmaların ve erkler arasındaki çatışmaların ilerlemesi ve büyümesi çok ciddi kaoslara sebep olabilecek bir potansiyele sahip. Ama en önemlisi, milletin devlete olan güvenine zarar vermeye başladı bu gelişmeler. İnanın bu en tehlikeli haldir. Türk Milleti’nin kendi elleriyle, hayatını vererek, kanını ve terini akıtarak işgallerden kurtarıp kurduğu devletine olan inancını ve güvenini sarsmak, hiçbir düşmanın başaramayacağı vahim sonuçlar doğurabilir.

Bu sebeple Recep Tayyip Erdoğan, artık veda etme vaktinin geldiğinin farkında olmalıdır. Zaten gırtlağına kadar battığı bataklıkta, şimdiki atmosferin yaşanılıyor olunmasının baş aktörlerinden olan etrafındaki üç beş akılsız, isim ve danışmanlarını dinlemeyi bırakmalıdır.

Erdoğan bir gerçeği görmeli ve kabullenmelidir. AKP için artık vakit dolmuştur, çünkü yapabileceği, Türkiye’ye katabileceği başka hiç birşeyi kalmamıştır. Kalmadığı gibi bu zamana kadar yaptıklarıyla milletin ayrışmasına sebep olmuş, devletin işleyişinde derin yaralar açmış ve bölücülüğün meşrulaşmasına yol açmıştır.

Dış politikada artık Türkiye’nin itibarından ve ağırlığından söz edilmez bir hale ulaşılmıştır. Bakın düne kadar “tarihi ve kültürel bağımız” bulunduğu gerekçesiyle Suriye’de ve diğer Ortadoğu coğrafyasında söz sahibi olmamız gerektiğini ifade edenler, bugünlerde bu bölgeleri ağızlarına dahi alamıyorlar. Bu bölgelerle ilgili yapılan görüşme ve planlarda artık kimse ne yazık ki Türkiye’nin varlığını, düşüncesini ve bakış açısını hesaba dahi katmıyorlar.

Her açıdan gerçekçi olmakta fayda vardır. Yolsuzluk soruşturmasıyla ilgili AKP’nin söylediği “ABD, İsrail ve batı komplosu” iddiası Türkiye’yi aslında düne göre bu odakların müdahalesine daha açık bir hale getirmiştir.

Borsanın günlerdir yaşadığı kayıp ortada. Bu zamana kadar yabancı yatırımcıların Türkiye’ye gelmesiyle övünen, onların yatırımlarının Türkiye’nin cazip koşullarına uygun olduğunu söyleyen ve bu sebeple ekonominin güçlendiğini kendisi açıklayan AKP iktidarı, şimdi aynı çevreleri açık açık düşman ilan ederek bu yatırımcıların bizim ekonomimizden uzaklaşmasına neden oluyor.

Günlerdir borsada yaşanan milyarlarca dolarlık kaybın, AKP’nin böylesi komplo teorilerine sarılarak önüne geçilebileceğini zannetmekten daha ahmakça ne olabilir? Bu söylemin daha da fazla dillendirilmesi Türkiye’nin uluslararası alanda itibarına zarar verdiği gibi ekonomisinde de büyük yaralar açmaya devam edecektir. Bunun sıkıntısını da en nihayetinde Türk Milleti çekecektir. Artan döviz fiyatları, beraberinde yükselen faiz ve enflasyon yeni zamlarla Türk Milleti’ne ödetilmeye çalışılacaktır.

Ne için? Sırf AKP’nin yolsuzluğu, hırsızlığı, usulsüzlüğü gün yüzüne çıkmasın diye. AKP’liler çalacak, soyacak, devleti ve milleti dolandıracak ama bunun da ceremesini yine Türk Milleti çekecek öyle mi? Bu zihniyete sahip olanların Türk Milleti’nin iyiliğini düşündüğü ve menfaatlerini kolladığı söylenebilir mi?

Doğru olan, Türkiye’ye ve ekonomimize yönelik darbe vurduğu şimdilerde ifade edilen yabancı yatırımcıların borsadaki ağırlığını başlangıçta belirli bir seviyede tutmaktı. Hangi koşul yaşanırsa yaşansın, borsadaki yabancı yatırımcının olumsuz ve aksi bir tavır sergilemesi durumunda ekonominin yara almaması için bu hesaplar ölçülü olarak yapılmalıydı. Yaşananlardan tecrübe çıkarılarak, ekonomideki yabancı sermayenin bundan sonra mutlaka kontrol edilebilir ve bize zarar vermeyecek bir seviyede tutulması gerektiği mutlaka hesap edilmelidir.

Bu zamana kadar, bu görüşten aciz kalan AKP şimdilerde “yolsuzluklarını gizlemek ve paçasını kurtarabilmek ” adına milletin kayıp yaşamasını umursamaktadır. Tek dertleri hırsızlıklarının ve pisliklerinin üzerini nasıl kapatabilecekleridir. Hal böyle olunca nereye, nasıl zarar verdiklerini görmedikleri gibi aynı zamanda sallamıyorlar da.

Türkiye’nin acilen milli huzuru yeniden yakalayacağı, gerilen ortamı yeniden huzura erdireceği, bağları kopmaya başlayan milli birlikteliği yeniden tesis edeceği, uluslararası alandaki itibar ve ağarlığını yeniden güçlendireceği, ekonomik istikrarı yeniden yakalayacağı, yolsuzlukla mücadelede kararlı ve her koşulda tarafsız olan yeni bir iktidara ihtiyacı vardır.

30 Mart 2014 tarihinde yapılacak seçimler bunun için en büyük ve önemli bir fırsattır. Türk Milleti’nin bu gerçekleri gördüğünden ve yerel seçimlerde de tercihini bu yönde kullanacağından eminiz. AKP’nin 11 yıldır Türkiye’ye yaşattığı kayıpların, yolsuzlukların, acıların ve sıkıntıların hesabını soracak sağlam ve kesinlikle milli olan bir irade tarafından hesaba çekilmesi gerektiği herkesin beklentisi olmuştur.

Artık herkes biliyor ki, Milliyetçi Hareket Partisi, kuvveti yalnızca milletten alarak, tertemiz, donanımlı ve güçlü kadrolarıyla Türkiye’nin karanlığa çevrilen çehresini yeniden aydınlığa çevirecek, sıkıntıları aşacak ve en önemlisi AKP’ye “hesap sorma kararlılığından” asla vaz geçmeyecek bir duruşla iktidara doğru yürüyor.

Şimdi herkes hesabını buna göre yapsın…

MHP iktidar olduğunda kazanan sadece Türk Milleti olacak. Peki kim kaybedecek, kim mutlaka hesap verecek? Bu soruların cevabını da milletin dostu-düşmanı açık seçik görecek…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.