SON DAKİKA

“NERDEEEEEEN NEREYE!..”

Gündem Yazıları

Ekonomik Teröre dikkat!

Gündem Yazıları

Hakas Türkleri

Bu haber 25 Kasım 2012 - 11:42 'de eklendi ve 143 kez görüntülendi.

Hakaseli Kuzey-Batı ve Batı’da Kemerova Bölgesi, Kuzey-Doğu ve Doğu’da Krasnoyarsk Eyaleti, Güney-Batı’da Altay Cumhuriyeti ve Güney-Doğu’da Tıva Cumhuriyeti ile ortak sınırlarla komşuluk etmektedir. Hakaslar’ın ikibin yılı aşan tarihleri onların bir Kırgız grubu olduğunu göstermektedir. Bugünkü Tanrı Dağı Kırgızları da dahil bütün Kırgız Türkleri’nin bilinen ilk yurtları Yenisey Nehri civarıydı. Tanrı Dağı Kırgızlar’ının dünyaca ünlü büyük destanları Manas da bu tarihi hadiseden bahsetmektedir. Hakas adı da Kırgız kelimesinin Çince okunuşu olan Hyagaz’dan alınmıştır 1918’de Hakas aydınları tarafından. İşte o tarihten beri tüm resmi belgelerde halkın ismi olarak bu ad kullanılmaya başlamıştır.

Daha önce ise Abakan Türkleri, Minusinsk Tatarları, Yenisey Kırgızları olarak bilinen Hakas Türkleri’nin gerçek adı Kırgız’dır. Dünyadaki tüm Türklerin tarihi beşiği sayılan Altay ve Sayan dağların arasındaki vadide Sibirya’yı güneyden kuzeye kadar geçen Yenisey nehrinin sol havzasında yaşayan Hakas Türkleri’nin yurdu olan Hakas Cumhuriyetinin yüzölçümü 61.900 km2 olup toplam nüfusu 585.000 kişidir. Bunların yüzde 70’i şehirlidir. Bununla birlikte Hakas Cumhuriyeti’nin yerlisi olan Hakas Türkleri’nin yüzde 70’i kırsal kesimlerde yaşamaktadır. Daha XX. yüzyılın başında, yani 1910’da Hakasların toplam nüfusun içerisindeki oranı yüzde 98 olan Hakaseli’nde 1990’larda Hakas Türkleri’nin toplam nüfusun içindeki oranı yüzde 11’e (altmış beş bin) kadar düşmüştür. Bu nüfus dağılımına bakıldığı zaman Hakas Türkleri’nin kendi yurdunda bir azınlık durumunda bulunduğu ve demografik çoğunluğu Rusların oluşturduğunu kolayca anlamak mümkündür.

3 Temmuz 1991 tarihinde Hakaseli, Hakas Cumhuriyeti statüsüne kavuşmuştur . 72 milletvekili bulunan parlamentoda Rus milletvekilleriçoğunlukta bulunmaktadır. Parlamento, Hükümet ve devlet kadroları Rusların kontrolünde olup, Hakas halkının bağımsızlık hareketine müsaade edilmemektedir. Hükümet ve KGB bütün telekomünikasyonu kontrol altında tutmakta, Türkiye’ye yaklaşım belirli kalıplar altında tutulmaktadır.

Hakaseli’nin başkenti Abakan’dır. “Ayı kanı” anlamına gelen Abakan şehri Yenisey ve Abakan nehirlerinin kesiştiği bir yerde kurulmuştur. Bu alanda genişliği yarım kilometre olan Abakan, genişliği bir kilometre olan Yenisey nehriyle birleşmektedir. Ruslar tarafından bölgeye verilen önemin ve işgal edilişinin nedeni Hakaseli’nin doğa zenginlikleridir. Yer altı ve yer üstü doğal kaynaklar açısından tam bir cennet olan Hakaseli’nde zengin altın, kömür, demir cevheri, molibdeniyim, volfram, kobalt, bakır, mermer, ve diğer birçok maden yatakları mevcuttur. Havayolları da Abakan’ı başta Moskova olmak üzere Rusya’da ve yurtdışında bulunan birçok şehre bağlamaktadır.

Hakaseli’nin esas zenginliği bu toprakların asıl yerlisi olan Hakas Türkleri’nin özgün kültürü ve zengin tarihine ait maddi ve manevi mirasıdır. Bu kültürel zenginlik sayesinde Hakaseli kendine birçok konuğun ilgisini çekmektedir. Tarihi çok zengin olan Hakaseli topraklarında eski Türk döneminde Kırgız devleti mevcuttu. Hakas ve Güney Sibirya’daki diğer Türk soylu halkların ataları olan Kırgızlar, Orta Asya’da en kadim Türk halklardandır. Hakaseli’nin her tarafında balbal, kurgan, yazıt, kaya resimleri ve tarihin eski zamanlarından beri insanlar tarafından sayılan, örneğin tapınaklar gibi kutsal yerlere rastlamak mümkün olduğundan bu bölge gerçekten bir açık hava müzesini andırmaktadır. Tarihsel anıtların çokluğu ve yoğunluğu sayesinde ise Hakaseli bilim dünyasında Sibirya’daki “Arkeolojik Mekke” olarak da bilinmektedir. Nitekim Hakaseli’nde bilinen tarihsel arkeolojik anıtların sayısı 30 binden fazladır. Hakas ülkesinin her yerinde kurganlara rastlamak mümkündür. Kurgan, genellikle önde gelen birisinin ve ona ait tüm malvarlığının gömüldüğü ve üzeri toprakla tepe biçiminde örtülen ve daha sonra etrafı kayalarla duvar şeklinde çevrelenen bir mezarlıktır. Şekli itibariyle Türkiye’deki höyükleri andırmakla birlikte arkeoloji biliminde Tagar dönemine ait kurganlar Sibirya piramitleri olarak da bilinmektedir. Hakas Türklerinde her yıl Tun Payram (İlk Ayran) Kutlamaları yapılmaktadır.

Uluslar arası TÜRKSOY Teşkilatı toplam 5.114 dizeden oluşan Hakas Türkleri’nin “Han Mirgen” Alplık Destanı kitabını 2008 yılının sonunda gün ışığına çıkarmıştır.Bu destanın Türkçeye aktarımı dünya dillerine tercüme açısından bir ilktir. TÜRKSOY’un insanlığın ortak Türk kültür mirasının araştırılması, korunması ve tanıtılmasına ilişkin kültür siyaseti bağlamında atılan başka somut bir adım niteliğini taşıyan “Han Mirgen” kitabı, kuşkusuz, Türklük bilimcileri, halkbilimci, dilbilimciler vd. için yeni bir inceleme kaynağını olarak hizmet edecektir. Bu amaçla Türkçeye aktarım metninin yanı sıra bu eserde Latince olarak destanın Hakasça metnine, yapıtla ilgili kısa Hakasça-Türkçe Sözlük, destan kahramanlarının ad dizini, Türkçe ve İngilizce hazırlanan özetlerle “Han Mirgen” masalının sosyo-kültürel, tarihsel ve içeriksel çözümleme yazısına yer verilmiştir.

DİN
Hakaseli’nde en yaygın din Ortodoks Rus Hıristiyanlığıdır, ancak bölgenin yerlisi olan Hakas Türkleri’nin büyük bir çoğunluğu, zamanında devlet tarafından (özellikle Çarlık Rusyası döneminde) maneviyat alanında uygulanan tüm asimilyasyonist ve Hıristiyanlaştırma siyasetlerine rağmen, tüm olumsuz koşullara rağmen atalarından kendilerine miras olarak kalan Şamanlık geleneğini asırlar boyu devam ettirerek günümüze kadar ulaştırabilmiştir.Türklerin İslam öncesi geleneksel inancı olan Şamanlığı (Kamlığı) halen de yaşatmaktadır. Hakas Türkleri Kamlığı, bir inançtan çok bir yaşam biçimi ve bir dünya görüşü olarak algılamaktadır. Bunun nedeni ise belki de inançla yaşamın çok içiçe girmiş ve birbirlerini etkilemiş ve etkilenmiş olmasıdır. Şöyle ki, inanç sınırının nerede bittiği ve inancın haricinde duran yaşam alanının nerede başladığı bu etkileşimden ötürü artık belirsiz bir duruma gelmiştir. Yani, burada sözü edilmekte olan, inancın gündelik yaşamın çok içine girmiş olup onun bir parçası haline gelmiş olması durumudur. Bu ise hiç de yabana atılabilir bir düşünce değildir, çünkü yüzlerce değil, binlerce yıl içerisinde varlığını bu topraklarda sürdüren Kamlık inancı artık burada yaşayan halkın genetiğine işlemiştir. Bu süresi bakımından gerçekten de muazzam bir geçmişe ve birikime sahip olan Kamlık inancı zamanın sisli perdelerini yararak günümüze kadar vararak halen de varlığını güçlü, daha doğrusu zaman ilerledikçe varlığını artan bir biçimde güçlendirerek devam ettirmektedir.

Hakas Türkleri’nin Kamlık inancındaki en kritik sayılan son üç yüz yıl boyunca dışarıdan gelen yoğun baskıya ve oluşan olumsuz koşullara rağmen bu inancı ayakta tutabilmiş olan etken, bu inancın inanan kitlesinin gerçekten de genetiğine işlemiş olmasının bizzat kendisidir. Bu Kamlık inancının Hakas Türkleri’nin genetiğine işlemiş olması durumu aslında bir zamanlar bu coğrafya alanında yaşamış ve daha sonraları kimi tarihi gelişmelerin neticesinde dünyanın dört bir yanına göç etmiş ve o yeni coğrafyalarda başka inanç sistemlerini girmiş ve benimsemiş olan diğer Türk boyları için de geçerlidir. Nitekim, yayılarak yaşadıkları coğrafyanın genişliğine, ihtiva ettiği iklim ile doğa koşullarının farklılığına ve yaşadıkları ülkelerdeki kültür ve inanç sistemlerine rağmen bütün Türk dünyasında özellikle halk inanç ve geleneklerinde göze çarpan benzerlik ile öne çıkmaktadır. Örnek vermek gerekirse; Türk coğrafyasında kimi yerlerde batıl inançların bir uzantısı olarak ilan edilseler dahi ortadan kaybolmayan ve tam tersi halkın içerisinde yaygın olarak yaşatılan dilekte bulunarak ağaçlara bağlanan bez, çaput, ya da Hakasça’da “çalama” bağlama geleneği gösterilebilir.

Gündelik yaşama girerek hayatın her an ve alanında varlığı hissedilen ve kabul edilen Kamlık inancıyla yaşayan Hakas Türkleri’nin geleneksel dünya görüşlerinde dünya bir bütündür ve üzerindeki çok-çeşitlilik ya da çeşit zenginliği bu bütünlüğün ayrılmaz bir girdisidir. Çeşitlilik zenginliği Kamlıkta saygıyla karşılanır ve dolayısıyla çeşitliliğin varlığını yok etmeye, yani tek tiplilik ve aynı olma durumunu oluşturulmasına yönelik eylemlere girişilmez. Bununla birlikte üzerindeki bütün çeşitliliği ve farklılığıyla beraber dünya bir canlı olarak algılanmakta Hakas Kamlığında ve dolayısıyla dünyanın üzerinde bulunan her şey de canlıdır, yani can sahibi olandır. Hakas Kamlık inancında ruh (can) çok önemlidir. Bu önemlilik ise Kamlıktaki Ruhun (canın) geçtiği ya da dönüştüğü hale göre farklı isme sahip olma özelliğinden ileri gelir. Hakasların geleneksel inancında birden çok birbirinden farklı ruh (can) hali mevcuttur. Bunlar: kut, yaşam gücü, şans ve mutluluk anlamına gelen hut; Kam tarafından çocuk ayininin yapıldığı esnada çadırın tavanında bulunan duman deliğinden içeri girerek doğacak çocuğun canına hayat veren güneşin ışını biçimindeki sus; yaşamın ilk nefes alışı, dolayısıyla başlangıcı olan ve nefes anlamına gelen tın; canlıların gözlerinde yaşayan, oradan ölümle giden ve göz ateşi anlamına gelen harah odı; insanın içindeki canın bilince sahip kısmının adı olan ve düşünce, fikir anlamına gelen sağıs; insanın ölümünden sonra içindeki canın aldığı yeni adı olan ve 40 gün kadar varlığını sürdüren süne ya da sürnü; ve süne bir insanın ölümünün ilk yılında yeryüzünde gezen canı ya da ruhu olurken bu can Alt dünyaya (Alt tilekey) geçtiğinde aldığı yeni hal olan üzüt’tür.

Bu bağlamda Kamların özünü oluşturduğu Kamlık inancının bir bakıma, Sibirya Türkleri’nin geleneksel toplumlarındaki kültür, gelenek ve göreneklerin kuşaklar arası devamlılığını sağlayan bir köprü vazifesini görmekte olduğu söylenebilir. Bu devamlılığı sağlayan köprü binlerce yılla ifade edilen bir bütünlüktür aslında. Biraz önce önemine değindiğimiz toplumsal görevleri yerine getiren kamlara karşı yapılmış bütün uygulamalara ve suçlamalara rağmen bu kültürel bütünlük, son 300 yılın içerisinde meydana gelen tarihsel gelişmelerin altında ezilmemiş ve varlığını koruyarak devam ettirebilmiştir. . Bu hususta hem halk hem de halkın önde gelen aydın kesimi hep elele vererek gönüllü çalışmalarda bulunmaktadır.

1980’lerin sonundan beri başlayan bu yöndeki çalışmaların neticesinde Hakaseli’nde Hakas Türkleri tarafından kutsal sayılan ve yüzyıllarca kutsanan 300’den fazla kutsal yer tespit edilmiştir. Bu yerler çeşitli Hakas kabile ve kabilelerin bir alt kolu olan soylara ait kutsal yerlerdir. Böylece Sovyet döneminde halkın manevi yaşamından tamamen silinen bu köklü gelenek yeniden tespit edilerek yaşama döndürülmüş ve bir anlamda kuşaklar arası kopmuş bir zincir halkası yerine konulmak suretiyle zamanlar arasındaki köprüye yeniden bir bütünlük kazandırılmış, Hakas Türkleri’nin maneviyat yaşamındaki süreklilik sağlanmıştır. Bugüne dönersek, din farklılığına bakılmaksızın başta Hakaslar olmak üzere Türkçe konuşan tüm halklara Türk Dünyası’nın kucak açıp, sahip çıkması gerekiyor. Merak edenler için Hakas Türkleri ile ilgili Video linkleri aşağıda verilmiştir.

Tun Payram (İlk Ayran) Kutlamaları – 2 2 – Hakasya Cumhuriyeti (Khakasiya Respublikazı) – YouTube

Tun Payram (İlk Ayran) Kutlamaları – 1 2 – Hakasya Cumhuriyeti (Khakasiya Respublikazı) – YouTube

http://www.izleveindir.net/2011/03/06/julia-charkova-kai-chatkan-khakass-song-hakas-turkleri/

Hakas Türkleri Müzik

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.