Asikurtlar©

Hain Ve İhanet Hep Var Oldu!

Hain Ve İhanet Hep Var Oldu!
27 Haziran 2016 - 10:00 'de eklendi ve 2056 kez görüntülendi.

“Bilemezsin kim dost, kim düşman. Bazen tuttuğun eldir seni arkandan vuran.” Bu söz sanırım bir filmin repliği… Bu sözü tesadüfen görünce, Ülkücü Hareketin tarihten günümüze yaşadıkları aklıma geldi. Bu hareket kurulduğu günden bu yana hep “hain” ve “ihanet” kavramlarıyla beraber yol yürümüştür. Bu durum günümüzün meselesi değildir. Yani birilerinin kendi ihanetlerine yol açmak için kullandığı “Sizde herkesi hain olmakla ve ihanet etmekle suçluyorsunuz” gibi sığ bir mesele hiç değildir. Ülkücü Harekette “Hain” ve “İhanet” hep olmuştur.

Sadece Başbuğ Türkeş’in döneminde yaşananlara baksanız bile bunu çok net göreceksiniz.

Mesela!

Musa Serdar Çelebi Ülkücü değil miydi?

Başbuğ Türkeş ona ”Avrupa’da da ihanete uğradım. Orada da buradaki haline, buradaki davranışına aldanarak sadakatle hizmet edecektir diye yetiştirip oraya görevlendirdiğim insanların ihanetine uğradım. Bunlardan biri Serdar Çelebi. Orada gidip bölücülüğe sebep oldu işte. Ayrı dernekleri var, bir şeyleri var. Oradaki işçilerimizi kandırdılar.” Demedi mi?

Mesela!

Sadi Somuncuoğlu Ülkücü değil miydi?

Başbuğ Türkeş ona “Somuncuoğlu eskiden beri yanlış tavır içindedir. Kendisini genel başkan yardımcılığı görevine getiren benim. Ama şimdi bana tavır içinde” demedi mi?
Mesela!

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu Ülkücü değil miydi?

Başbuğ Türkeş ona “Efendim! Ben de Ülkücüyüm, Ülkücülük kimsenin tekelinde değil, ancak Anavatanlıyım, Anavatandayım! Efendim, ben de Ülkücüyüm, Ülkücülük kimsenin tekelinde değil, Doğru yolcuyum ben, Doğru yoldayım ben! Efendim ben de ülkücüyüm, Ülkücülük kimsenin tekelinde değil, Büyük Birlik Partisiyim ben! Ben de Ülkücüyüm efendim, Refah Partiliyim. Halt etmişiniz hepiniz. Ülkücü Milliyetçi Hareket Partisi’nde olur. Milliyetçi Hareket Partisi’nde bulunmayan Ülkücü değildir. Gittiği yerin damgasını yer. Oradaki genel başkanının görüşüne göre yaşar, oradaki genel başkanının görüşüne göre hareket eder. Onun Ülkücülüğü kalmamıştır. Bunu böyle bilmeliyiz.

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ BİR İHANET HAREKETİDİR.

Ülkücü davayı arkadan hançerleyen bir ihanet hareketidir. Parti büyük bir siyasi manevra, zor bir manevra yaparak, 19 milletvekili getiriyor parlamentoya, bunu 20 yapmaya, grup kurmaya uğraşırken, Özal’ın fitnesiyle, oradan aldıkları milyarlarla, bizi arkadan hançerliyorlar, ayrı parti kuruyorlar. Neymiş? Biz Müslüman değilmişiz. Bizim Müslümanlığımız para etmiyormuş. Terbiyesizlere bak Nankör terbiyesizler!” demedi mi?

Bu üç tane çok net örnek bile anlatmaya çalıştığım konuyu sanırım izah etmeye yetmektedir.

“Vay o halde onu niye Genel Başkan yardımcısı yaptınız, vay o halde onu niye milletvekili yaptınız” diyenler geçmişte bu örneklere de bakabilir. Dün Başbuğ Türkeş, bugün Devlet Bahçeli hiç kimseyi “MHP’ye ikilik çıkarsın, MHP’nin dava çizgisini bozsun, MHP’yi bölsün” diye MHP’de görevlendirmemiştir.

Başbuğ Türkeş’in elinden MHP’yi almak ve ona teslim etmemek için her yolu deneyen Sadi Somuncuoğlu’na Başbuğ Türkeş hiçbirşey demeyecek miydi?

MHP, TBMM’nde tam grup kuracakken 6 milletvekiliyle istifa eden ve Başbuğ Türkeş’i “Sayın Genel Başkanın bir bildiği vardır” yüksek siyasetiyle gidilecek bir yer yoktur. Herkes ne biliyorsa, bunu kendisine destek veren dava arkadaşlarıyla paylaşmalıdır. Kitleyi hor gören, onu yüksek siyaseti idrakten aciz bir beden gücü olarak değerlendiren politika, ikiyüzlü ve gayri ahlaki bir politikadır.” diyerek yarı yolda bırakmış merhum Muhsin Yazıcıoğlu’na o dönem Başbuğ Türkeş hiçbirşey demeyecek miydi?

Demek ki neymiş bu hareket “Hain ve İhanet” kavramlarıyla kurulduğu günden bu yana hep tanışıktır. Bizzat Başbuğ Türkeş’in ağzından da bunlar tescillenmiştir.

Bugün bizlerde ortaya somut gerçekler koyarak, bazı gerçekleri anlatıyor ve yazıyorsak dikkate alınmalıdır. “MHP’de eksiklikler, yanlışlıklar onarılsın, bu davanın çizgisi korunsun” diyen ve hep bu davanın çizgisinde olmuş olan hiç kimseyle bir meselemiz yoktur. Bizim meselemiz dünü Ülkücü Harekette olmayan, “MHP’nin değer yargılarını değiştireceğim” diyenlerledir. “MHP Değişim” kavramına PKK’lı Cemil Bayık’tan bile destek bulanlarladır.

Hiçkimseye iftira atmadan ve “Yazı yazdığım kişilerden herhangi birisi bu yalan,iftira derse yazarlığı o gün bırakacağım,istifa edeceğim” çağrısını yaparak değerlendirmelerde bulunuyorum.

Bu hareketin dününü ve bugünü bilenler bizim yazılarımızı çok net anlıyor. Anlamayanlar ise kendine yol açmak için çırpınanlardır.
Müspet eleştiri ve bu çizgideki MHP’de demokrasi yarışı olması gerekendir.

Ama değişim masalının kahramanı olarak gördükleriniz, başka bir hikayenin figüranı… Biz onu deşifre ettik…

Artık anlaşılmayan ne kaldı?

YILDIRAY ÇİÇEK

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER