Asikurtlar©

Hadi buyurun

Hadi buyurun
27 Mayıs 2016 - 10:01 'de eklendi ve 5700 kez görüntülendi.

MHP üzerinde başlatılan sistematik operasyon devam ederken, bazı aklı evveller olağanüstü kurultay yaptırmamak için AKP’nin emrindeki yargıyı genel merkez lehine harekete geçirdiğini savunuyorlardı. MHP yönetimine olmayacak iftiralar, karalamalar, suçlamalar yapılıyordu.

ÜLKE MESELELERİ UNUTTURULDU

Bu süreçte, yazdığımız yazılarda bütün bu iddiaların saçmalığını ortaya koymakla kalmamış, AKP için en iyi MHP’nin ülke meselelerini bir kenara bırakıp kendi derdine düşmüş MHP olacağını yazmış ve söylemiştik. Nitekim, öyle de olmuştur. MHP olağanüstü kurultay çabalarıyla meşgul edilirken, AKP’nin akıl, mantık, vicdan, hukuk dahil hiçbir ölçüye uymayan olağanüstü kurultayı bir oldu-bitti ile aradan çıkarıldı. Oynanan tiyatro ne yeteri kadar konuşuldu, ne de gündem oluşturdu. Buda yetmedi, ocaklar sönerken, vatan evlatları üçer-beşer toprağa düşerken, Türkiye kavrulurken, etrafımızdaki kuşatma daralırken, milletin tahammül sınırları zorlanırken, her şey bir kanara bırakıldı, başkanlık dayatması önüne geçirilip, ülkenin en ivedi ve önemli meselesi haline getirildi.

NE DEDİYSE HAKLI ÇIKTI

Yeri gelmişken belirtelim, sayın Devlet Bahçeli’nin partiye genel başkan olduğu günden bugüne kadar, önce söyleyip sonra vazgeçtiği istisna cinsinden de olsa tek bir örnek bulamazsınız. Çizgisi düz, kararları tutarlı, siyaseti devamlı ve çözeme yöneliktir. Ne demişse haklı çıkmıştır. Başkaları onun dediğine gelmek zorunda kalmıştır. Olağanüstü kurultay çabaları sürecinde de bu durum değişmemiştir. Kurultay taleplerinin hiçbir makul ve mantıklı sebebi yoktur. Zamanlamasıyla, şekliyle, muhalif olarak ortaya çıkanların beyanlarıyla özel bir maksadı olduğu ispatlıdır. Buna rağmen daha ilk günden itibaren yargı kararına saygılı olacaklarını duyurmuştur ve öyle de yapmıştır. Ne sözlerinden, ne duruşundan, ne kararlığından, ne haklılığından zerre kadar taviz vermemiştir. MHP’nin kurultay yapılmaması için AKP ile işbirliği yaptığını, kurultayın yargı yoluyla engellenmesi karşılığında başkanlık olmasa dahi partili Cumhurbaşkanlığı konusunda destek vereceğini söyleyen ve yazanlar, bugün en azından çıkıp özür dilemelidirler. Kaldı ki, AKP ile kimlerin neyin karşılığında işbirliği yaptıkları, bundan sonra çok daha iyi anlaşılacak ve hatta ispatlanacaktır.

İŞTE SİZE SEÇİM

Şimdi durum değişti. Sayın Bahçeli özellikle yargı kararının kesinleşmesinden sonra açık şekilde, “hodri meydan” dedi. Genel Başkan olarak parti tüzüğünün kendilerine tanıdığı yetkiyi kullanarak seçimli Olağanüstü kurultay çağrısında bulunmuş, 10 Temmuz olarak tarihi dahi açıklamıştır. Salon dahi belirlenmiş ve ilan edilmiştir. Şartları yerine getiren herkes aday olabilir. Ama şu işe bakınız ki, yine itiraz ediyorlar. Efendim, kurultayı genel merkez değil, çağrı heyeti yapmalıymış, önce tüzük değiştirilmeli, ikinci bir tarihte de genel başkanlık seçimine gidilmeliymiş. Duyduklarımıza inanmakta zorluk çekiyoruz. Sizin maksadınız seçimli bir kurultay değil miydi? Tüzüğü bunun için değiştirmeye çalışmıyor muydunuz? İşte size tüzük, işte size seçim. Daha neyin peşindesiniz? Bir hafta önce yapılsa ne değişecek, sonra yapılsa ne kaybedeceksiniz? Tüzük ve genel başkanlık seçiminin aynı kurultayda yapılmasının sizin için ne gibi bir engeli var? Hadi buyurun gelin, derdinizi ülkücü, milliyetçi iradeye anlatın.

PAZARLIK MI VAR?

AKP’nin olağanüstü kurultayı ve genel başkan değişimi ile birlikte Türkiye çok daha zor ve sıkıntılı bir sürece girmiştir. Oluşturulan fiili durumun, söylendiği gibi bir anayasa değişikliği ve referandumla hukuki bir sonuca bağlanması neredeyse imkansızdır. Bugünkü meclis yapısından normal şartlarda referandum yoluyla da olsa bir başkanlık veya partili cumhurbaşkanı kararı çıkması mümkün görünmüyor. Buna rağmen bu kadar ısrar edilmesi, kapalı kapılar ardında bir takım gizli pazarlıkların yapılmış olması ihtimalini güçlendiriyor. Bu pazarlıkların kimlerle ve neyin karşılığında yapıldığı ayrı bir soru işaretidir. Eğer böyle bir pazarlık yoksa ve oluşturulan fiili durum devam ettirilecekse, bu da başka bir yanlıştır ve ayrı sonular doğuracaktır. Bir rejim sorunu bugünden baş göstermiştir. Sürdürülemez bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu şartlarda ısrar edilmesi içeride gerginliği ve belirsizliği daha da arttıracağı gibi, dışarıda zaten yerlerde sürünen itibarımızı ve saygınlığımızı hepten yok edecektir.

TRİBÜNLERE OYNUYORLAR

Diğer taraftan amansız bir terör belasıyla uğraşıyoruz ve yarın ne olacağını kimse bilmiyor. AKP’nin inandırıcılığının ve caydırıcılığının yeterli olmadığı açıktır. Terörle mücadelenin sadece güvenlik güçlerimize ihale edildiği ortadadır. Oysa bu mücadelenin çok yönlü ve topyekün yapılması gerekmektedir. PKK uzantısı PKK açık ve aleni şekilde ABD’nin himayesindedir. Bu kanlı örgüte verilen dış desteğin kesilmesi yönünde hiçbir çaba, AKP’de hiçbir samimiyet göremiyoruz. Sadece şehitlerimiz üzerinden tribünlere oynuyorlar. Ülkenin ağır sorunları bu kadarla da kalmıyor. Ekonomi her tarafından imdat sinyalleri veriyor, toplumsal çürüme ağır ve acı sonuçlar doğuruyor. Kurulan yeni hükümet, bütün iradesini saraya ipotek ettiğini açık şekilde ilan etmiştir. Bırakın düşük profili, varlığının hissedilip hissedilmeyeceği bile belli değildir. Anamuhalefet partisi CHP’nin sorunları daha da ağırlaştırmaktan, AKP’nin işini kolaylaştırmaktan başka bir sonuç doğurmayan uçuk ve tutarsız siyasetini de buna eklemek gerekiyor.

ASIL MÜCADELE BUNDAN SONRA

Türkiye böyle yönetileme böyle devam edemez. MHP bu ülkenin tek ve son şansıdır. Bu dünde böyleydi, bugünde böyle, yarın da böyle olacaktır. Başka çare kalmamıştır. Olağanüstü kurultay sürecinin bir an önce sonuca bağlanası şarttır. Nitekim, sayın Bahçeli’de, “asıl mücadele bundan sonra başlayacak, Milliyetçi Hareket Partisi çok yakında gireceği demokratik sınavdan güçlenerek, arınarak, kamburlarından kurtularak çıkacak ve kutlu yoluna emin adımlarla devam edecektir.” Diyerek buna işaret etmiştir.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER