Asikurtlar©

HAÇ’IN HİLAL’E TUZAĞI

HAÇ’IN HİLAL’E TUZAĞI
10 Ocak 2016 - 14:00 'de eklendi ve 4045 kez görüntülendi.

Yaşadığımız günleri doğru okuyabilmek için, MHP’nin de içinde bulunduğu 57. Hükümete uygulanan operasyonu, 2002 ve ABD’nin Irak’ı işgal ettiği 2003 yıllarını derinlemesine tahlil etmek icap eder.
O dönemin ABD Başkanı oğul Bush’un, Irak işgali ile başlattığı, kendi deyimiyle “Haçlı Seferi” o zaman yeteri kadar ciddiye alınmamıştı.
Bazıları Saddam’ın zulmünden kendilerini kurtaracaklarına inandıkları ABD işgal güçlerini alkışlarken;
Başka bazıları da ABD’nin, diktatörlükle yönetilen, petrolden zengin, ama halkı fakir, Ortadoğu’daki Arap ülkelerine, Türkiye tipi İslam ve demokrasi getireceklerinin heyecanını yaşadılar.
Saddam’ın zulmünden kurtarılmayı bekleyenler on üç yıldır savaş, bomba, saldırı ve kandan başka bir şey görmediler.
Kendilerini, geri dönüşü olmayan bir mezhep savaşının içinde buldular. Şimdi Müslümanlar vahdetten uzak, İslam’la ilgisiz bir biçimde mezhep tuzağının esaretinde birbirlerini acımasızca öldürüyorlar.
ABD’nin Ortadoğu’ya barış ve demokrasi getireceğine inanan diğer bazıları ise, önce stratejik ortak, eş başkan olmanın keyfini yaşadılar.
Ama kısa bir süre sonra onlar da gördü ve anladı ki! Bu bölgede yaşananlar sadece “Enerji Savaşlarından” ibaret değil.
Bölgede var edilen Türk ve Türkiye düşmanlığının, Müslümanlar arasında başlatılan mezhep savaşlarının boyutu daha da vahim.
Yani, farklı stratejisi ve savaş taktiği olan bir haçlı seferi, yüzyılların kini ve birikimi ile devam ediyor.
Rusya, Suriye ve Irak; dostumuz, stratejik ortağımız ABD’nin ufak bir manevrası ile Türkiye için Bermuda Şeytan Üçgeni haline dönüyor.
Bu güne kadar bütün haçlı seferlerine karşı muzaffer olan HİLAL ve onun tezahürü Müslüman Türklerin; tarih, coğrafya ve savaş kültürünün ne denli kuvvetli olduğunu çok iyi bilen ABD ve şimdiki başkan Obama, o nedenle Türkiye’den bölgedeki askeri unsurlarının tamamını çekmesini istiyor.
Türkiye içinde Türk’le Kürdü, dışarıda Sünni ile Şia’yı birbirlerine düşman etmeye kararlı haçlı komuta merkezlerinin önemli mesafeler aldığı muhakkak.
ABD’ye inanıp, O’nun dümen suyundan gidenlerin, tahrip olan psikolojilerinden kaynaklanan yönetim sistemlerindeki şaşkınlığı da anlamak mümkün.
Ama; dönem, şaşkınlıkla, dağınıklıkla, sağa sola savrulmakla geçirilecek dönem değil.
Ülkemizi yönetenler ve yönetmeye talip olanlar, 2001- 2015 sürecini en hassas noktalarına kadar analize tabi tutmalıdır. Gerekli bütün şifreleri çözüp, muammaları aydınlatmaları ve kamuoyunu bilgilendirmeleri gerekir.
Model ülke Türkiye, neden hedef ülke Türkiye olmuştur. Bu sorunun cevabı acilen verilmeli, nedenleri bir an önce tespit edilmelidir.
PKK terör örgütüyle yapılan mücadeledeki kararlılık kesintiye uğramamalıdır. Bunun yanı sıra Türkiye’yi bu kanlı örgütle pazarlık ve mutabakat masalarına oturmaya ikna eden, ilham veren, teşvik eden şer odakları da yetkili ilgililerce deşifre edilmelidir. Deşifre edilmelidir ki, millet olup biteni daha iyi anlasın..
Mevcut durum maalesef çok daha ciddidir. Hakikat milletten saklanmamalı, gerekirse bir milli seferberliğin psikolojik alt yapısı bile oluşturulmalıdır.
Hrıstiyan ABD, hrıstiyan Rusya ile işmara devam ederken, ne yazık ki İran, Türkiye, Irak, Suriye, S. Arabistan ve diğer Müslüman Arap ülkeleri birbirine düşman edilmiştir.
Bu nasıl bir tuzaktır, bu ne boyutlu bir gaflettir ki! Türkiye’nin başına musallat edilen PKK terörünün de, bölgede giderek ateşi yükselen mezhep savaşların da, haçlı seferinin bir taktiği olduğu idrak edilmemektedir.
Yok, eğer biliniyorsa, çaresizliğin, miskin kabulcülüğün, bilmeyerek işbirliği halinde olmanın zamanı mıdır?
Bilerek bu ihanetin içinde olanlar ise… Laf sırası onlara geldiğinde, hep birlikte konuşacağız elbette.
Ülkemizdeki ve bölgedeki bu vahim gelişmeler, MHP’nin varlık ve varoluş sebebini daha da önemli kılmaktadır.
Zira AKP iktidarı “Yeni Anayasa” talebini “Başkanlık” şartına bağlamaktan bir türlü vazgeçmiyor.
Bu anlamda Anayasa değişikliği ve Yeni Anayasa’nın mantığı, terörle mücadele ve yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı daha da önem kazanan dış politika konularında, MHP’nin MYK, MDK ve TBMM Grubunun Kızılcahamam’da iki gün önce başlattığı çalışmalar devam etmektedir.
MHP’nin bu çalışmaları elbette Türkiye’nin son süreçteki rota tespitine önemli katkılar koyacaktır.
Analiz etmeye çalıştığımız durum ve gelinen nokta, ülkemizi on üç yıldır tek başına yöneten AKP iktidarının eseridir.
Dış politikada, ekonomide, asayiş ve güvenlikte çok ciddi sıkıntılar içinde olduğumuz muhakkaktır.
İşte bu nedenlerdendir ki MHP, gerek siyasette var olma, gerek parti siyaseti ve Milliyetçi- Ülkücü ruhu ile sadece Türkiye’nin değil, Türk Dünyasının da, İslam âleminin de son şansıdır.
Ülkemizde ve bölgemizde hatta bütün dünyada barış iklimini yeniden yakalamak, milli bir siyaset, bakış açısı ve hamleler bütünlüğü ile elbette mümkündür.
2001 Yılında haçlı seferlerini başlattıklarını söyleyenlerin ilk hamleleri, Türkiye’de “MHP’siz hükümet” olmuştu. Aynı odaklar, şimdi de MHP de bir kaos istiyorsa, sebebi ne olabilir?

MHP’nin dirlik ve birliği, önce Türkiye’nin, sonra Türk Dünyasının dirlik ve birliği demektir.
Hilal’i mahcup etmemek gibi bir misyonu asla reddetmeyen bilakis bundan onur duyan Milliyetçi- Ülkücülerin, böyle bir ortamda dağınık olmak, ayrı gayrı baş çekmek, dostu üzüp düşmanı sevindirmek gibi lüksleri olabilir mi? Ne dersiniz?

NOT: Asla unutmayacağımız Sarıkamış şehitlerimizi, bütün şehitlerimizle birlikte bir kez daha minnet ve rahmetle anıyorum.

Mazhar Gündoğ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER