SON DAKİKA

Habur’da tatbikat ne anlama geliyor?

Bu haber 19 Eylül 2017 - 21:43 'de eklendi ve 2.065 kez görüntülendi.

Barzani’nin yeni bir İsrail devleti kurabilmek için Irak’ı parçalayıp bölgeyi ateşe atma girişimi, son aşamaya geldi. Referandum oyununun hayata geçirilmesi için bir haftadan daha az bir zaman kaldı, ama peşmergebaşı hala geri adım atmadı. Geri adım atması için yapılan güya baskı ve itirazlar zaten göstermelik olmaktan ileri gitmiyor. ABD, kendi ürünü olan bu peşmergebaşını vazgeçirmek yerine, daha fazla taviz, daha büyük ihanet, daha açık kalleşlik için ikna etmeye uğraşıyor. Kerkük’ü de bu kanlı oyuna katabilmenin hesaplarını yaptığını bizzat ifşa etmiştir.

TAVŞANA KAÇ TAZIYA TUT
ABD’nin, İngiltere’nin ve batının bu referandum oyunu karşısındaki tavrı asla samimi değildir. Tavşana kaç, tazıya tut diyorlar. Dolayısı ile buralardan gelen açıklamaları ciddiye almak çok mümkün değildir. İsrail deseniz, zaten zıvanadan çıkmış durumdadır ve açık ve aleni şekilde, bu ihanetin sonucu ulaşması için her türlü yardımı yapıyor. Bölgede bu kalleşliği durdurabilecek iki ülke var. Biri İran, diğeri Türkiye. Irak Merkezi Hükümeti de yaşananlardan son derece rahatsız ve sert açıklamalar yapıyor. Ancak, Türkiye ile Irak hükümeti ve İran’ın durumu aynı değil. İran, yanıbaşında yeni İsrail uydusu terör devleti kurulmasını elbette istemez. Fakat, Barzani’nin ayrılması, aynı zamanda Irak’daki sunni kesimin de bir ölçüde ayıklanması demektir. Bu durumunda geriye kalan Şii kesim tamamen İran’ın kucağına düşecektir. İran bu hesabı yapamayacak bir ülke değil. Nitekim, İran’dan yapılan son açıklamada, “Kürdistan Bölgesi Irak’tan ayrılırsa bütün sınır kapıları ve yollar kapatılacaktır” denilmiştir. Oysa, İran’dan çok daha sert bir tavır bekleniyordu.

IRAK HÜKÜMETİ YETERSİZ KALIYOR
Irak Merkezi Hükümeti, referandum sonucunu tanımayacağını gerekirse bölgeye müdahale edileceğini duyurmuştur. Anayasa Mahkemesi bu referandumun hukuksuz olduğunu açıklamıştır. Bütün bunlar Barzani için caydırıcı olmadığı gibi, her hangi bir sonuç da doğurmamıştır. Barzani referandum kararını alırken, zaten Irak Anayasasına aykırı olduğunu, merkezi hükümetin itiraz edip, her türlü yolu kullanarak engellemeye çalışacağını biliyordu. DEAŞ’la uğraşan, kendi içinde huzur ve güvenliği sağlamakta büyük zorluklar yaşayan Irak hükümetinin Barzani’yle kapışmasından olumlu bir sonuç alması çok da mümkün görünmüyor.

ARTIK YANLIŞ YAPAMAYIZ
Geriye kalıyor Türkiye. Eğer bu kalleşlik durdurulacak, Irak’ın bir iç savaşa sürüklenmesi, bölgenin kan gölüne dönmesi engellenecekse, bunu yapacak ülke Türkiye’dir. Keşke bu kararlılığı en başından gösterseydik ve Barzani’nin bu cüreti bulmasının yolunu kesseydik. Olan olmuştur. Yapılan yanlışların bedelini yine biz ödüyoruz. Hiç olmazsa bundan sonra aynı yanlışlar devam ettirilmesin. Bir defa daha altını çizerek belirtelim ki, bu referandum yapılır ve sonuca ulaşırsa, sıra kesinlikle Türkiye’ye gelecektir. Dolayısı ile artık yanlış yapmaya hakkımız olmadığı gibi, kararlı hareket etmek ve bu ihaneti durdurmak zorundayız. Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakandan nihayet gelen açıklamalar olumludur.Cuma günü yapılacağı açıklanan Milli Güvenlik Kurulu’ndan çok net ve kesin kararların çıkmasını bekliyoruz.Zira, bunun işaretleri gelmektedir. Sayın Cumhurbaşkanının ABD ziyareti öncesinde yaptığı açıklamada; “buyurun devam edin demeyiz” sözleri çok önemlidir. Barzani için söyledikleri, bu peşmergenin kalleşliğini, soysuzluğunu belgeleyen son derece yerinde tespitlerdir. Zor günlerinde Türkiye’ye sığınmış, Türkiye’ye ağlamış ve karşılık bulmuştur. Ve ne yazık ki, biraz durumunu düzeltince ilk ihanet ettiği ülke Türkiye olmuştur.

SÖZ KONUSU OLAN VARLIĞIMIZDIR
Habur sınır kapısı yakınlarında bir askeri tatbikat başlatmak, çok isabetli ve bizi memnun eden bir gelişmedir. Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınacak kararının öncü işaretidir. Türkiye, ne Irak ne de Suriye sınırlarında terör yuvalanmasından başka bir sonuç doğurmayacak ve bize çok pahalıya mal olacak yapılanmalara, asla izin veremez. Söz konusu olan varlığımız ve güvenliğimizdir. Bu durumda en üst seviyede tedbir almak hakkımızdır. İçimizdeki terörle nasıl mücadele ediyor, kahraman güvenlik güçlerimiz eli kanlı hainleri inlerinden nasıl çıkarıyorsa, sınırlarımızdaki teröristlere de aynı muameleyi yapmak zorundayız. Dışarıdakileri temizlemeden, içeriyi temizleyemeyiz. Dışarıdakiler içeriden çok daha önemli ve ivedi bir hal almıştır. Silahı da, teröristi de, ihaneti de dışarıdakiler sağlıyorlar. Başarılı olmaları ve özellikle bir terör devleti haline gelmeleri durumunda bize rahat yoktur. Dolayısı ile tedbir almak bir tercih değil, varlığımızın gereğidir.

SAVAŞ DEĞİL HUZUR İSTİYORUZ
Biz kimseye saldırmak veya savaş yapmak taraflısı asla değiliz. Ancak ikazlar, izahlar, tavsiyeler, hatta tehditler işe yaramamış ve bu peşmergebaşı İsrail uydusu terör devleti kurma heves ve planından vazgeçmemiştir. Kendi özel durumunu kurtarmak ve sözde kahraman olmak hevesiyle İsrail uşaklığında devam etmektedir. Habur’dan mesajı net vermek ve bu azgınlığının bir bedeli olduğunu sadece lafla değil, bizzat uygulamalarla da göstermek çok isabetli olacaktır. Gerektiğinde ne yapabileceğimiz, sadece bu kalleş peşmergebaşına değil, bütün dünyaya açık ve kesin şekilde gösterilmelidir. Fırat Kalkanı Operasyonu ile bunu yaptık ve çok da başarılı olduk. O operasyonu yapmamış olsaydık, Suriye sınırımızın tamamı PKK uzantılarının kontrolüne girmiş olacaktı ve şimdi Barzani’ye müdahale etme imkanız kalmayacaktı. Aynı şeyi şimdi de yapmaktan çekinmemeliyiz.

AZDAN AZ ÇOKTAN ÇOK GİDER
Sayın Devlet Bahçeli’nin dediği gibi; Yılanlar tıslasa da, çakallar hırlasa da, fedakârlık dehlizinde son ferdimize kadar ıslanıp kutlu vatanı ve soydaşlarımızı bırakmayacağız. Irak’ın toprak bütünlüğü bozulamayacaktır. Türk devletinin kırmızıçizgileri örtbas edilemeyecektir. Irak Türkmenleri yok sayılamayacaktır. Niyet sahiplerini uyarıyorum, gayri meşru referandum yapılırsa bölgesel ve küresel fay hatları kırılacak, azdan az, çoktan ise çok gidecektir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.