SON DAKİKA

Günümüzün Muaviyesi De Senmisin Davutoğlu?

Bu haber 10 Kasım 2014 - 10:31 'de eklendi ve 3 kez görüntülendi.

Başbakan görünümlü Ahmet Davutoğlu hala nerede duracağını, neyi konuşup, neyi konuşmayacağını kavrayamadı.

Oturduğu koltuğun dahi hakkını ne yazık ki veremiyor.

Bulunduğu makamın ağırlığını taşımaktan ise aciz bir görüntü sergiliyor.

Arka arkaya imza attığı gaflar, talihsiz açıklamalar Türkiye’nin ne büyük bir talihsizlik yaşadığını, kimler tarafından “yönetilemeyeceğini” gözler önüne seriyor.

Bunun son örneğini hafta sonu bir kez daha gördük.

4. Uluslararası Hacı Bektaş Aşure Günü etkinlikleri kapsamında yapmış olduğu konuşmasında Davutoğlu, 1930’da şimdiki PKK’nın uzantısı konumunda olan ve devlete isyan eden zihniyeti Kerbela ile bir tuttu.

Demek ki zihinlerindeki “bölücü sevdalılığı” kodlarının tarihsel bir süzgeci mevcutmuş.

Ehli Beyt’in hatırasına yapılan bu büyük saygısızlığı vicdanların kabul etmesinin asla mümkünü yoktur.

Kerbela’da yaşanan zulüm ve acıyı Dersim’deki ihanet ve bölücülükle eş değer tutmak, olsa olsa “Şam’daki erkek deveyi, dişi deve kabullendiren” hakkı hak sabine vermeyi değil, çıkarı için kendine araç benimseyen Muaviyei ve Yezidi bir anlayışının tezahürüdür…

Hele hele, yandaş medyanın Davutoğlu’nun sözleri karşısında hep bir ağızdan aynı tür yorumlarda bulunup, yazılar yazması “Şam’daki erkek deveyi dişi deve kabullendirme” çabasının günümüzdeki tarafları olmuşlardır.

Kıssadan hisse, ne demek istediğimizi daha açık anlatalım.

* * *

Hz. Ali’nin şehri Kufe’den bir Arap, devesiyle birlikte Muaviye kontrolündeki Şam’a gider.

Kufeli Arap, Şam sokaklarında devesiyle dolaşırken, Şamlı bir Arap gelir ve devenin yularından tutarak:

– Dur bakalım! Bu dişi deve benimdir, benim devemi sen nasıl olur da alıp gidersin.

Kufeli Arap, son derece şaşkın bir vaziyettedir.

Kısa süren bir şaşkınlıktan sonra durumun farkına varır ve hemen devesine sahip çıkar.

– Arkadaş bu deve benimdir. Hem de bu deve dişi değil erkektir.

Tartışma uzar gider.

Etrafta toplanan Şam halkı da Şamlı hırsıza destek çıkar, ancak Kufeli Arap hakkını yedirmemekte kararlıdır.

Mevzu büyür ve her iki taraf Muaviye’nin karşısına çıkar.

Son kararı Muaviye verecektir.

Bir tür mahkeme kurulur.

Halk toplanmış Muaviye’nin vereceği kararı beklemektedir.

Muaviye ne derse odur…

Muaviye her iki tarafı da dinledikten sonra kararını açıklar:

– Bu dişi deve Şamlı Arap’ındır…

Kufeli Arap donup kalmıştır.

Devesi bir anda hem dişi, hem de Şamlı’nın olmuştur…

Kufeli Arap karşı çıkmaya çalışır…

Bu esnada Muaviye halkına döner ve;

– Ey halkım siz de şahitlik yapın, Bu dişi deve kimindir? diye seslenir.

Halk Muaviye’nin kararını destekler ve çılgınlarca bağırırlar…

– Şamlı’nındır! Şamlı’nındır!

Kufeli Arap tam bir şoka girmiştir.

Üzgün, bitkin ve çaresiz erkek devesinin, dişi deve olarak elinden gitmesini kabullenir…

Halk dağıldıktan ve deve gittikten sonra Muaviye Kufeli Arap’ı yanına çağırır.

Elini omzuna koyup;

– Bak Kufeli ben de biliyorum ki, o deve senindi ve erkektir. Ancak gördüğün gibi ben ne dersem halkım onu doğru kabul eder. Şimdi Ali’ye git ve ona Muaviye’nin dişi dediği erkek deveye ‘evet erkektir’ diyebilen 10 bin adamı var, ayağını denk al de.

* * *

Zannediyorum şimdi ne demek istediğimizi anlamışsınızdır.

Dün Ehli Beyt’in karşısında duran zihniyet, bugün de farklı isimlerle karşısında duruyor.

İktidar ve makam için bu kez Ehli Beyt’in kendisi istismar ediliyor ve gerçeği bile bile yalanı kabullendirmeye çabalıyorlar.

Dersim ve Kerbela’yı bir göstererek vicdanlara ipotek koymaya çalışsalar da, Ehli Beyt sevgisini yüreklerinde taşıyan necip Türk Milleti bu oyunlara kanmayacak kadar şuurludur.

Zaten AKP’nin aşamadığı tek yer de milletin eşsiz kıymetteki vicdanıdır.

Akıl ve zihinlere hücum edenler, her defasında vicdan duvarına toslamaktadırlar.

Davutoğlu’nun Dersim’i Kerbela ile bir tutan çarpık sözleri karşısında MHP Lideri Devlet Bahçeli yerinde ve tarihsel tespitlerle, vicdanların sesi olarak “Kerbela, haksızlığın reddedilmesi, adaletsizliğin yok sayılması, Hüseyni ahlakın ayağa kalkışı ve başkaldırısıyken Dersim; rezilliğin, parçalanmanın ve şeytani hesapların kirli tezahürüdür. Kerbela, vahşete karşı kıyam, fitneye karşı cephe, bölünmeye karşı panzehir iken Dersim; kardeşliğe karşı pusu, birliğe karşı nifak, kucaklaşmaya ve barışmaya karşı kurşundur. Gücünü yalnızca koltuğundan alan, insaf ve vicdan fukarası çürük zihniyetlere tarihin en gür itirazı Hz. Hüseyin nefesiyle Kerbela’dan yapılmıştır.” dedi.

* * *

Bu sözler karşısında niyeti gün yüzüne çıkan Davutoğlu ise sözüm ona MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye cevap verebilmek için merhum Başbuğumuzun adını ağzına alarak “Ey Bahçeli esas sizin Türkeş’ten özür dilemeniz lazım. Çünkü eminim bu söylediklerinizi duysaydı 3 Mayıs 1944’te kendisine yapılanları bilerek size derdi ki ‘tek parti döneminin zulmünü savunmak MHP’ye kalmamalı’ derdi.” ifadelerinde bulunmuş.

Lütfen dikkat buyurunuz, daha önce “Türk Milliyetçiliği ile hesaplaşmanın zamanı geldi” diyen Ahmet Davutoğlu, bu kez Türk Milliyetçilerinin Başbuğu üzerinden yalanlarını ve mesnetsiz girişimlerini haklı gösterme çabasına girmiştir.

Bu nasıl çelişkili bir anlayış ve ahlaktır, sizin takdirinize bırakıyorum…

Bölücü zihniyete her alanda yol açan, kol kanat gerenler, PKK ile yol arkadaşlığı yapanlar, İmralı’daki bebek katilini rehber edinenler, bir gün olsun haktan ve halktan yana duramayanlar; bu yoldaki her oyunlarını boşa çıkaran ve maskelerini indiren MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi geçememenin acısını Başbuğ Türkeş’in adını kullanarak çıkarmaya çabalasalar da nafile.

Çünkü Devlet Bahçeli, Başbuğ Türkeş’ten aldığı emanetle, üzerinde ısrarla durduğum “milli vicdanın” yılmaz ve sarsılmaz en gür sesidir.

Davutoğlu mademki Başbuğ Türkeş’i örnek gösteriyor, o vakit “Türk Milliyetçiliği ile hesaplaşmanın zamanı geldi” sözünü ve çözüm masallarıyla PKK ile giriştikleri ortaklıklarını göz önünde bulundurup, rahmetli Başbuğ’un şu sözleri üzerinde uzun uzun düşünsün: “Sen Türk Milliyetçisisin peki. Sen Türk Milliyetçisi olduğun gibi Kürt milliyetçilerine de hak tanı diyor. Tabi ben onlara ‘yıkıl oradan köpek’ diyorum. Ben Türk Milliyetçisiyim, Türk Milleti’nin varlığının savunucusuyum, Türk Milleti’nin içinde, Türkiye’de, Türk topraklarında Türk Milliyetçiliğinden başka bir milliyetçilik olamaz.”

Hadi söyleyin şimdi Sayın Davutoğlu, size göre neyle hesaplaşmanın vakti gelmişti?

İSMAİL ÖZDEMİR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.