Asikurtlar©

Güneydoğu’da Neler Oluyor

Güneydoğu’da Neler Oluyor
29 Nisan 2016 - 9:45 'de eklendi ve 4724 kez görüntülendi.

Mehmet Teyar Karakoç: Güneydoğu’da neler olmuyor ki! Anlatmakla bitmez, anlatmaya vakitler, yazmaya mürekkepler yetmez. Kısacası Güneydoğu’da askerimiz var, polisimiz var, köy korucularımız var en önemlisi de devletimizi bayrağımızı ve milletimizi seven vatandaşlarımız var. Yalnız olmasını çok istediğimiz halde maalesef devletimiz yok. Çok şey istemiyoruz aslında. Sadece Güneydoğu’da devletimizin de olmasını istiyoruz, fakat bizi bundan mahrum bırakıyorlar.

Ropörtaj: Harun KILIÇ

Ülkemizin gündeminin saat başı değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu sisli ortamda gözlerden bilerek ırak tutulan bazı geçeklerin varlığı da yadsınamaz bir gerçekliktir.

Bu bağlamda ülkemizin bir yöresi, hala yangın gibi.. Daha açık bir ifadeyle Güneydoğu’muzda PKK terör örgütü ve onun yandaşlarına karşı sürdürülen bir mücadele var. Bu çetin mücadelede güvenlik güçlerimizi ve devletine bağlı bazı vatan evlatlarımızı şehit veriyoruz.

Güneydoğu’da olup bitenleri, yanına aldığı 5 yaşındaki kızı ile elinde Türk Bayrağı’yla Diyarbakır sokaklarında dolaşan bölgenin insanı Mehmet Teyar Karakoç’dan öğrenelim.

Ortadoğu Gazetemizin okuyucularının tanıması adına ve elbette ki sorunuzu cevapsız bırakmamak için kendimle alakalı kısa’da olsa şunları ifade edebilirim:

Asırlardır Türk beldesi olan Eğil ilçesinde; Türk babadan Kürmanç anadan 1973 yılında doğmuşum.. Kendi halinde yaşayan mütevazı bir ailenin 4 çocuğundan biriyim. Eğil İlçemizde 2002/2010 yılları arasında 8 yıl MHP ilçe Başkanlığı yaptım. Ardından yaklaşık beş yıl MHP il başkanlığı yapma şerefine nail olduğum ve önemli bir ilimiz olan Diyarbakırlı bir ailenin evladıyım. Evliyim, 3 çocuk babasıyım. Vatanını ve milletini karşılıksız seven koruyan ve kollamaya çalışan bir neferim.

Vatan Bayrak ve Millet aşkıyla kavrulmuş serden geçti bir Türk Milliyetçisiyim…

– Yukarıdaki ifadeleriniz sonrası sizi tanıdık. Şimdi ise gelelim öğrenmek istediğimiz konulara yani Güneydoğu’ya! Neler oluyor Güneydoğu’da?

Mehmet Teyar Karakoç: Güneydoğu’da neler olmuyor ki! Anlatmakla bitmez, anlatmaya vakitler, yazmaya mürekkepler yetmez. Kısacası Güneydoğu’da askerimiz var, polisimiz var, köy korucularımız var en önemlisi de devletimizi bayrağımızı ve milletimizi seven vatandaşlarımız var. Yalnız olmasını çok istediğimiz halde maalesef devletimiz yok. Çok şey istemiyoruz aslında. Sadece Güneydoğu’da devletimizin de olmasını istiyoruz, fakat bizi bundan mahrum bırakıyorlar. Hâlbuki biz, bu kutlu milletin bir neferi olarak bin küsur yıldır aynı topraklarda birlikte yaşayan; anısı bir, acısı bir her türlü tehdit ve saldırıya birlikte karşı duran Malazgirt’te, Dumlupınar’da, Sakarya’da, Kore’de, Kafkaslar’da, Balkanlar’da ve Çanakkale’de yurdumuzun her köşesinde omuz omuza kardeşçe yedi düvele karşı kahramanca mücadele verdik.

Hz. Muhammed Mustafa’ya birlikte iman getirdik. Aynı kutlu yola baş koyduk. Örf, adet ve gelenekleri birbirine tıpa tıp benzeyen milyonlarca insanımız var. Aynı dili konuşan, aynı dine mensup, aynı kıbleye baş koyan ve zor hayat şartlarını birlikte göğüsleyen. Karşı karşıya kaldığımız bütün acımasız durumlarda tek yürek olduk. Selçuklu, Osmanlı derken son yüz yıldır da, ay yıldızlı al bayrak altında kardeşçe yaşayarak 10 milyona yakın evlilikler yaptık. Bu evliliklerden doğan milyonlarca çocukla birlikte, bin yıllık kardeşliği akrabalık ilişkileri ile birbirinden kopamaz ayrılamaz hale geldik.

Ancak bu vatan topraklarında göz nuruyla oluşturulmuş Türk/Kürt kardeşliğini bozmak, milletimizin arasına fitne ve fesat sokmak için aklınıza gelebilecek her türlü hain plan proje ve tuzaklar kurulmaktadır.

Bu bağlamda, AKP’yle geçen her günümüz telafisi büyük bedel olarak önümüze çıkmakta ve AKP’nin attığı bütün hatalı adımların faturası milletimize kesilmektedir.

Bölünmek ayrışmak ve parçalanmak istemeyen bin yıllık kardeşlikten vazgeçmeyecek olan bölge insanının görüş ve düşünceleri dikkate alınmayarak terör örgütleri ve siyasi uzantıları muhatap kabul edilerek, talepleri bir bir yerine getirilmeye çalışılmıştır.

Ülkemizin ve milletimizin bütün gerçeklerini bir kenara bırakarak MHP’nin bütün uyarılarına kulak tıkayan AKP, ısrarla yürüttüğü ve adına en son “çözüm süreci” dediği ihanet ve yıkım projesini uygulamaya koymuş, milletimizi bölünme ile karşı karşıya bırakmıştır. İktidarın ufku kapalı milli hassasiyetlerden uzak tutarsız politikaları dünyayı tek elden yönetmek isteyen egemen güçleri fazlasıyla cesaretlendirmiştir.

Bu güçler, üzerinde yaşadığımız Ortadoğu coğrafyasında yer altı ve yer üstü zenginlikleri bir yüz yıl daha kontrol altına almak için Ortadoğu’da terör örgütleri üzerinden acımasızca projeleri uygulamaya koymuşlardır. Bu kanlı projelerle komşu devletlerin haritasını ve yönetimlerini değiştirip büyük bir “Kürdistan” devletini kurma yolunda adım adım ilerleyerek sınırlarımıza dayanma cüretini göstermiş ve ülkemizi pervasızca hedef almışlardır.

Bir damla petrol bin damla kandan değerlidir anlayışını taşıyan bu dış mihraklar, AKP’den aldığı cesaretle ülkemizin güneydoğusunu milletimizden istemekte ve bölünmüş bir Türkiye planı yapmaktadır.

AKP bu planlar doğrultusunda adımlar atarak, yukarıda bahsettiğimiz “çözüm süreci” adı altındaki projeyle; ülkemizi bölmek isteyen emperyalist güçlerin taşeronu eli kanlı PKK terör örgütüne Güneydoğu’yu adeta terk etmiştir.

AKP,”çözüm olacak, dağlarımızda çiçekler açacak, halk mutlu olacak, piknikler yapılacak, artık şehitler gelmeyecek, analar ağlamayacak, 40 yıllık terör sorunu bitecek, eşkıyalar sınır dışına çıkacak, silahlar bırakılacak. Edebiyatını ahlaksızca yaparak milletimizi kandırmış ve aldatmıştır.

Sözde “çözüm” dedikleri süreçte devletin ayağına prangalar vurulmuş yasal ve anayasal suç işlenerek, sınırlarımızın dışında bulunan ülkemizin ve milletimizin varlığına kast eden bütün teröristler ve eli kanlı canilerin, il ve ilçe merkezlerimize yerleşmelerine ses çıkarılmamış, göz yumulmuş, hatta bu canilere çeşitli imkânlar sunulmuştur.

Eli kanlı bölücü terör örgütü mensupları şehir merkezlerimizde AKP’nin ve HDP’li belediyelerin desteği ile il ve ilçe merkezlerine yıllarca yığınak yapmış “öz yönetim” ilan ederek sokaklarımıza barikatlar kurmuş hendekler kazmış tüneller açmış her tarafı patlayıcılarla tuzaklamıştır.

Uzunca bir dönem valilere kaymakamlara operasyon izni vermeyen iktidar partisi AKP, sahadaki bütün güvenlik güçlerini karargâhlara hapsetmiş, yol güzergâhlarındaki kontrol noktaları ve stratejik karakolları kapatmış, İmralı’da yatan cani başını mağaralarda bulunan Kandillileri ve Barzani’yi muhatap kabul etmiş, başkanlık sistemi karşılığında bütün hain emellerin arzusu olan bir “Kürdistan” vaadinde bulunmuştur. Güneydoğu’yu PKK terör örgütüne peşkeş çekme, bölgemizi eli kanlı canilere teslim etme amacı taşıyan gaflet ve ihanet projesi, AKP hükümetleri eliyle yürütülmüştür. Bin bir yalanla sürdürdükleri bu ihanet projesi, bugün geldiğimiz noktada milletimizi kanlı bir sürece doğru sürüklemiş durumdadır.

Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında yaklaşık 1400 yıldır susmayan Ezan-ı Muhammed susturulmuş, Egemenlik sembolümüz ay yıldızlı al bayrak, gönderden indirilmiş yerlere atılmıştır.

Güvenlik güçlerimiz şu anda büyük bir özveri ile canını ortaya koyarak şehirlerimizi ilçe merkezlerimizi temizlemeye çalışmakta yıllarca göz yumulan bölgelere tuzaklanan patlayıcıları imha etmeye çalışmakta ve canlarını vatana feda ederek teröristlerin elinden silahlarını almaya gayret göstermektedir.

AKP’nin dünden bugüne söylediği her şey yalan çıkmış,”analar ağlamayacak” projesi böylelikle iflas etmiştir.

Analarımız artık hep birlikte ağlamakta eli kınalı gelinler hamile kızlarımız dul kalmakta kundaktaki bebeler yetim kalmaktadır Analar evlatsız babalar yavrusuz kalmaktadır. Hayaller yarım kalmakta vatan topraklarımız ne yazık ki bir insanın siyasi hırsları yüzünden tekrar bedel ödenerek vatanlaştırılmakta bedeli ise kan olarak ödenmektedir.

Bu vesileyle minnettar olduğum saygı ile önlerinde eğildiğim bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına ve Büyük Türk Milletine sabırlar vermesi temennisinde bulunuyorum.

– Sizin yukarıda da belirttiğiniz üzere siyasi kimliğiniz de var. Bu bağlamda partinizin konuya ne kadar önem verdiğini de biliyoruz. Konuyla ilgili olarak karşılıklı görüşmeler yapıp, bazı önerilerde bulunup, raporlar düzenlediniz mi?

Mehmet Teyar Karakoç: Evet benim uzunca bir süredir siyasi kimliğim var ve bu siyasi kimliği bana kazandıran MHP Lideri Muhterem Genel Başkanım Sayın Devlet Bahçeli beydir. Aslında siyasi kimliği olan birçok siyasetçi ve siyasi kimlik sahibi politikacılar liderlerin sunduğu imkânlarla siyasi kimlik kazanmaktadırlar. Siyasi vefasızlığın bolca çoğaldığı bu dönemde biz her zaman olduğu gibi Diyarbakır olarak doğrunun, birliğin, hakkın ve haklının yanında yer alacağız ve hayırlı hayırların yanında yer almanın devletimizin ve milletimizin bekası için gerekli olduğuna inanıyoruz.

Yukarıda da bahsettiğim üzere 2002 yılından 2010 yılına kadar MHP Eğil ilçe başkanlığı görevini 2010/2015 yılları arasında da MHP Diyarbakır İl Başkanlığı görevini yürüttüm. Recep Tayyip Erdoğan’ın ve “Serok Ahmet“in 5 bin korumayla Barzani ve İmralı canisinin izni ile ancak gidebildiği yerlerde partimi temsil ettim.

Daha açık ifadeyle, iktidar yetkililerinin “Sivas’ın ötesine gidemiyorlar” dedikleri dönemlerde biz oradaydık. Eşkıyaların silah ve patlayıcı depoladığı, ay Yıldızlı bayrağın gönderden indirildiği yerlere atıldığı, tabelalardan TC silindiği andımızın yasaklandığı “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözünün tabelalardan söküldüğü, “isteseniz de istemeseniz de Güneydoğu ‘Kürdistan’dır” denildiği önemli bir dönemde; MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi Türkmen Beyimizi Diyarbakır’da ağırlama onurunu yaşadım.

Sayın Genel Başkanımız Genel Başkan Yardımcılarımız, milletvekillerimiz, Gurup başkan vekillerimiz ve hatta MYK üyelerimizle sürekli bir şekilde irtibat halindeyiz. Konuları titizlikle değerlendirip, gözden geçirmekte; olumsuz gelişmeler konusunda çeşitli raporlar düzenleyip, tedbirler üretmekteyiz.

Biz Diyarbakır olarak Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye yani Hareketimizin liderine minnettarız. Sayın Devlet Bahçeli Bey: “hiç bir insanımız bu ülkenin ‘zencisi’ değildir, bir tek insanımızdan vazgeçmeyiz. Kürt kardeşlerimizi B.O.P’a kurban etmeyiz.” iradesiyle bölge insanını sahiplenmiş, önemle muhafaza etmeye çalışmıştır.

– Anladığımız kadarıyla çalışmalarınıza ara vermeksizin ve hız kesmeden devam ediyorsunuz. Peki, öyleyse kamu oyununda bir fikir sahibi olması açısından önerilerinizden çok önemli olduğunu düşündüğünüz birkaçını sıralayıp, ardından size göre çözüm yolları nedir. Bize anlatır mısınız?

Mehmet Teyar Karakoç: Elbette ki, Güneydoğudaki problemlere ve sorunların çözümü konusunda önerilerimiz vardır.

AKP eğer terörle mücadelede samimi ise geciktirilmeye bırakılmadan ülkemizin baş belası terör sorununa mecliste bulunan terör örgütünün siyasi uzantılarından işe başlamalıdır. Terör örgütüne sırtına dayayan milletvekillerini yargı önüne çıkarma yolunu açmalıdır.

Güneydoğu illerini kapsayan ve terör örgütünün üstlenip yoğun eylemler yaptığı illerde olağanüstü hal ilan etmesi gerekmektedir. Yıllardır “çözüm süreci” denilen rezil süreçte merkezlerine hapsedilen güvenlik güçlerimiz mutlaka tam yetkilendirilmelidir.

İmkânları arttırılmalıdır. EMASYA Protokolünü kaldıran iktidar tekrar asker ve polisimizin birlikte operasyon yapma imkanı sağlamalı yada EMASYA benzeri bir uygulamayı devreye koymalıdır. Operasyonlara katılan asker polis ve köy korucularımız kendilerini güvende hissetmelidir. Soruşturma ve gözaltına alınma, meslekten uzaklaştırılma, sürgün gibi tehditlerle kafası meşgul olmamalıdır. Özlük hakları geliştirilmeli bir an evvel araç/gereç konusundaki eksiklikleri giderilmelidir. Şehirlerimizin giriş çıkışlarına geciktirilmeden güvenlik noktaları oluşturulmalıdır, “çözüm süreci” kapsamında terör örgütü PKK ya şirin gözükmek için kapatılan karakollar tekrar açılmalıdır. Karakollarımız güvenli hale getirilmelidir, şehirlerimizin giriş çıkışları ile ara ve alternatif hatta şose yollar dâhil mutlaka kontrol altına alınmalıdır.

Teröristlerin ellerini kollarını sallayarak ilçelerimize ve şehirlerimize giriş çıkışları önlenmeli, çok daha etkili olacak türde caydırıcı tedbirler geliştirilmelidir. Güneydoğuda kaybolan kamu düzeni ve istikrar tekrar sağlanmalı huzur ve güven ortamı mutlaka oluşturulmalıdır.

Vatandaşlarımıza Devletin varlığı ve egemenliği konusunda güven verilmelidir yani insanımız evinde iş yerinde sokakta alışverişte seyahat halinde ve hayatın her alanında kendini güvende hissetmeli huzur içinde olmalıdır.

Esnaf dükkânını açmalı, çocuklar okullara gitmeli, eğitim seferberliği başlatılmalıdır. Kaybolan eğitim dönemlerinin telafisi yapılmalı çocuklarımız eğitimlerinden geri kalmamalıdır. “Çözüm sürecinde” yani son beş yılda yapılan şehirlerarası, ilçeler arası ve köyler arası bütün yolların haritası gözden geçirilmelidir. Yapılan ihaleler hangi firmalar tarafından yapıldığı ve hangi kurumlar tarafından bu yapılan yolların denetimi yapıldığı tespit edilmelidir. Asfalt yapılan yolların altına döşenen patlayıcılarla birlikte şehir merkezlerimize yerleştirilen parlayıcılar bombalar bir bir bulunup imha edilmelidir.

Sokaklarımızda elinde silahla devlete baş kaldırmış teröristlerin elinden silahları alınmalı ve etkisiz hale getirilmelidir. Vatandaşlarımız baskı ve zülüm altından kurtarılmalı bu zulmü yapanlar, yargı önüne çıkarılmalıdır. Hukuki düzenlemeler yapılarak, gerekli olan ağır ve caydırıcı cezalar verilmelidir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan maaşlı teröristler konusunda kararlı duruş gösterilmelidir. Devletin maaşıyla devletine silah doğrultan hainler korunup kollanmamalıdır.

Güneydoğu tamamen güvenli hale getirilmelidir. Bölgemiz güvenli hale getirildikten sonra bölgenin kalkınması masaya yatırılmalı. Devlet eliyle bölgemize yatırımlar gelmeli özel ve resmi kuruluşlar tarafında iş imkânları sağlanmalı, işsizlikten kırılan vatandaşa çare üretilmelidir. Uzun yıllar PKK terörü ile kahramanca mücadele eden geçici köy korucuları sistemi yeniden gözden geçirilmeli; köy korucularımızın sorunları, özlük hakları sigorta ve maaş gibi genel problemlerine çözüm aranmalıdır. Çeşitli sebeplerden boşalan kadrolar mutlaka takviye edilmelidir.

Güvenlik ve ekonomik tedbirlerin yanı sıra bir diğer önemli husus, yürürlükteki “Büyükşehir Yasasıdır” Bölgemizde, özerkliği veya federatif yapıyı tetikleyen bu yasa derhal yürürlükten kaldırılmalıdır. Çünkü görüldüğü üzere teröristlerin ve terör odaklarının bu yolla yani belediyeler eliyle; hem iaşe ve ikmalleri sağlanmış, hem de şehirlere hendekler kazılmıştır.

– Söyleşimizi sonlandırmadan son olarak ilave etmek istedikleriniz var mı?

Mehmet Teyar Karakoç: Ortadoğu Gazetemize çok teşekkür ediyorum böyle bir fırsat ve imkân tanıdığınız için gerçekten sizlere minnettarım sağ olun var, olun sizin aracılığınızla Türk milletine seslenmek ve feryadımızı milletimizin tamamına duyurmak istiyorum.

Diyarbakır Türk şehridir Türk damgalıdır Ziya Gökalp’in ve Mehmet Teyar Karakoç’un, memleketi, Ülkücü ve Türk Milliyetçilerinin vazgeçilmezidir. Bu vazgeçilmezliği tarih boyunca ortaya koyan Türk Milliyetçilerinin Bilge Lideri Türkmen Beyi Devlet Bahçeli’ye teşekkür ediyorum. Ardından bütün ülkücü/milliyetçi camiaya şu önemli ve can alıcı mesajı vermek istiyorum:

Yıllardır milletimizi hedef alan Büyük Ortadoğu Projesi nasıl ki, Türk Milletini bölme projesi amacı taşıyan emperyalist bir proje ise, Recep Tayyip Erdoğan’ın “çözüm süreci” denen ihanet projesinin akıbeti de, yeniden uygulanmaya devam edildiği takdirde yıkım ve bölünmedir.

Bilinmelidir ki yıllardır Türk Milletini bölme ve parçalama amacına ulaşamayan küresel güçler karşılarında tek engel gördükleri milliyetçi ülkücü camiayı hedef almaktadır. Türkiye’yi bölmenin yolu Milliyetçi Hareketi bölmekten geçmektedir. MHP bölünür ise Türkiye bölünür hesabı yapılmaktadır. Bu nedenle bu gün “çözüm sürecinin” hararetli savunucuları PKK sevici medyanın büyük desteği ile “değişim”, “paradigma” ve “iktidar” söylemleri maskesi altına saklanarak MHP Genel Başkanı hedefe konulmuştur.

Büyük Ortadoğu Projesine hizmet amacı taşıyan bölünme ve parçalanmamızı isteyen gizli emellerin değirmenine su taşıyan bu kirli ve çirkef oyuna ülkücü kardeşlerimiz düşmemeli “Önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben” diyen Milliyetçi Hareket Partisi ve Bilge Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye her ülkücü sahip çıkmalıdır.”

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER