SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Gün bugün değilse, ne zaman?

Bu haber 08 Ocak 2014 - 9:27 'de eklendi ve 4 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

İleride Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazılırken, 17 Aralık 2013 tarihi bir dönüm noktası olarak gösterilecek ve mutlaka en önemli sayfaları oluşturacaktır. Bu tarih yalan, talan ve ihanet düzeninin ifşa olduğu tarihtir. Dolayısı ile bu düzenin tedavülden kalkmasının da yolunu açmıştır. Başta sayın başbakan olmak üzere düzenin bütün unsurları bunun farkındadır ve faydasız bir çırpınışla durumu kurtarma telaşına düşmüşlerdir.

17 Aralık tarihinin ne olduğunu daha iyi anlayabilmek ve anlatabilmek için MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin iktidarın tutarsızlığının, çaresizliğinin ve bu ülkeye neye mal olduğunun bir özeti olan grup konuşmasının dikkatli takip edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu sebeple bazı bölümleri tekrar hatırlatmayı hem tarihe not düşmek, hem Türk milletini doğru bilgilendirmek açısından bir görev sayıyorum:

Böylesi aşiret devletlerinde olabilir

Bugüne kadar milletimiz defalarca yolsuzluk haberlerini dinlemiş, şüyuu vukuundan beter sayısız iddia ve imayı duymuştur. Ancak hiçbirisi 17 Aralık operasyonu kadar etkili, somut bilgi, belge, görüntü ve kanıtlara dayandırılmamıştır. Başbakan Erdoğan ve hükümeti için kaçacak yer ve herkesi ikna edebilecek mazeret kalmamıştır. Her şey ayan beyan ortadadır. Hükümet yolsuzluk tünelinde yolunu şaşırmıştır. Şüphesiz iddialar çok ama çok ciddidir.

Fakat devam eden “Rüşvet ve Yolsuzluk Soruşturması”yla ilgili verilen bazı mahkeme kararları ve savcı talimatları uygulanmamıştır. Nitekim şüpheli olarak ifadesine başvurulacak kişiler hükümet eliyle korunmuş, açıkça hukuksal yaptırım ve tedbir ihlal edilmiştir. Başbakan ve hükümeti adli kolluk görevini yapmakla mükellef olanlara engel çıkarmış, şüphelileri adalete teslim etmeyerek suç işlemiştir. Böylesi bir zor kullanma, böylesi bir güç gösterisi, böylesi bir yetki aşımı ancak ve ancak aşiret devletlerinde, dahası Ortadoğu emirliklerinde olabilecektir. Başbakan Erdoğan suçluluğun vermiş olduğu psikolojiyle hukuka karşı gelmiş, hukukçulara ateş püskürmüştür.

Her yer komplo!

Başbakan’a göre yolsuzluk kisvesi altında Türkiye’nin yürüyüşü durdurulmaya çalışılmakta, çıkarları zedelenenler hükümete bindirmektedir. Anlayacağınız her yer komplo, her yer tuzak, her yer dışarının güdümünde bulunan yerli taşeronların tesiri altındadır. Devleti ele geçirmiş çeteler, örgütler, ajanlar, hainler Başbakan ve hükümetine savaş açmıştır. Sanki hükümet yokmuş gibi, paralel devlet gulyabanisi oluşmuş, hükümeti kuşatmıştır. Bize göre Başbakan Erdoğan vehimlere kapılmış, yalanlara çakılmış ve akıl sağlığını kaybetmiştir. Başbakan Erdoğan hem kendisini hem de aziz milletimizi kandırmaktadır. Dikkatleri asıl olayların üzerinden uzaklaştırmak, rüşvet ve yolsuzluk iddialarını unutturmak için canını dişine takmaktadır. Ancak Başbakan’ın hesabı bu defa tutmayacaktır.

Bırak yargı işlesin

Başbakan’ın geçmişteki konuşmaları bugünle mukayese edildiğinde herkesi pes doğrusu dedirtecek itiraf gibi değerlendirmeler hemen görülecektir.

Bu çerçevede diyor ki: “Bakınız, ortada son derece ağır, son derece vahim iddialar var. Anayasamıza, yasalarımıza göre suç teşkil eden ithamlar var. Bu iddiaların peşine düşen, bu iddiaları aydınlatmaya çalışan bir hukuk sistemimiz var. Bırakalım yargı işlesin, bırakalım hukuk işlesin. Bırakalım, ak ile kara ortaya çıksın. Süreci bulandırarak, süreci istismar ederek, hakimleri, savcıları, yargıyı itham ederek, tehdit ederek hiç kimse hiçbir yere varamaz.”

Evet, Başbakan, çok değil, yaklaşık 4,5 yıl önce aynen böyle demektir.

Biz de Başbakan’a diyoruz ki, bırak da yargı işlesin, bırak da hukuk çalışsın, bırak da savcı ve hakimler görevini yapsın, bırak da akla senin gibi karalar ortaya çıksın.

Daha ne olması gerekiyor?

Yargı kendisine dokununca birden bire ayağa kalkan, ortalığı velveleye veren Başbakan’la geçecek bir saniye bile israftır, vakit kaybıdır ve hepimizin omuzlarına yüklenmiş bir vebaldir. AKP’ye oy vermiş muhterem kardeşlerim bu kelepir siyasetçiye hala katlanacak mıdır? Türkiye’de iktidarın el değiştirmesi için daha ne lazımdır? Demokrasinin usul ve kuralları doğrultusunda değişimin olması için daha nasıl bir facia beklenmektedir? Tıkanan sistemin açılması, istikrara ulaşılması, parti diktasından demokratik nizama kavuşulması için gün bugün değilse ne zamandır? Başbakan Erdoğan; “hedef benim” derken yandaş kalemler topluca “hedef Erdoğan’sız Türkiye’dir” diyerek önemli bir konuya parmak basmışlardır. Evet biz, Erdoğan’sız, AKP’siz, PKK’sız, hainsiz, Öcalan’sız, BOP’suz, kansız, dertsiz, ağrısız, sızısız güzel bir Türkiye istiyor, MHP’nin iktidar olduğu mutlu ve kutlu bir Türkiye için mücadele veriyoruz.

Kale boş

Dolmabahçe toplantısında herkes sahibinin sesini huşuyla dinlemiş, tazimle onaylamış ve açıklamalara keramet yükleyerek takdir toplamıştır. Başbakan’a bir cesur kalem çıkıp da, “Rüşvet ve Yolsuzluk Soruşturması”nı niçin komploya bağlıyorsunuz, iddiaların araştırılmasından ve incelenmesinden niçin bu kadar korkuyorsunuz diyememiştir. Eğer 47 kişi yerine, sadece 47 sandalye olsaydı ve Başbakan boş salona hitap etseydi bu kadar pişkin, bu kadar fütursuz olamazdı. Başbakan görevini yapmaktan alıkonulan savcının direkt kamuoyuna mesaj vermesini ve HSYK’nın Adli Kolluk Yönetmeliği’yle ilgili açıklama yapmasını tehdit olarak uyuşuk kalemlerin huzurunda ileri sürmüştür. Yani rüşvet tehdit değildir, yolsuzluk tehdit olarak görülmemiştir, bunun yerine yargının kendini savunması tehdit olarak yorumlanmıştır. Dahası yargının içine yuvalanmış örgütsel mantıkla, örgüt içi dayanışmayla darbe yapılmak istendiğini vurgulamıştır. Nasılsa kale boştur. Nasılsa Başbakan nereden vurursa vursun, top avuta gitse dahi gol diye sevinç çığlığı atacak yardakçılar etrafındadır.

Bu nasıl devlet yönetimi?

Türkiye örgüt olarak lanse edilenlerin vesayeti altına girmiştir de bundan bir tek Başbakan’ın haberi mi olmamıştır? Sorarım sizlere, bu nasıl bir devlet yönetimidir? Bu nasıl bir hükümettir ve kimlere hizmet etmektedir? Yargının ve yürütmenin içine sızan paralel örgüt mensuplarının kararnamelerini kim hazırlamış, atama ve tayin kararlarını kim almıştır? Başbakan bir örgüte devleti göz göre göre teslim ediyorsa, son yurdumuzdaki güvenliğimiz, milli varlığımız nasıl ve kimler tarafından korunacaktır? Koskoca Türk devletini çetelere, kaset imali yaptığı söylenen örgütlere ve paralel yapılanmalara peşkeş çeken Recep Tayyip Erdoğan nelerden ve ne hakla sızlanmaktadır? Başbakan’ın yakınmaya, dert yanmaya, inlerine gireceğiz diyerek insanları hayvan yerine koymaya ne hakkı vardır? Bize göre gündemde yargı darbesi değil, iktidar darbesi ve ihaneti vardır.

Kumpasın tarafları kim?

Madem TSK’ya kumpas kurulduğu zımnen kabullenilmiştir, önce bu kumpasın tarafları her kimse ifşa edilip mutlaka hakim karşısına çıkarılmalıdır.

Türk ordusunun teröristlerle aynı kategoriye sokulmasını, genelkurmay başkanlarının terör örgütü kurmaktan ceza almasını kim nasıl izah edecektir? Sayın Engin Alan’ı 18 yıla mahkum edenler ve bu mahkûmiyetten 56 gün sonra Anayasa’ya müracaatla tutuklu milletvekili sorununu fiilen çözmeyi akıl ederek PKK’nın önünü açanlar kime ne anlatmaya çalışmaktadır? Başbakan Erdoğan ve hükümetinin gizli gündeminde, kumpası gerekçe yaparak İmralı canisini ve tutuklu PKK’lıları yeniden yargılayıp serbest bırakmak var mıdır? Tüm taraflara açık açık söylüyorum, kumpasçılar hesap vermeden, kumpasın gayesi net olarak ilan edilmeden, TSK üzerinden PKK’ya ve İmralı canisine can simidi uzatılmasını tasvip etmeyiz, buna karşı da sonuna kadar direniriz.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.