10 Şubat 2012 Cuma
Live tracking and statistics

PROVOKASYON PARANOYASI
Türkiye bunları gerçekten hak etmiyor. Bu kadar gerginlik, gerçekten de fazla. Edirne'den Van'a, Antalya'dan Diyarbakır'a kadar 81 vilayetin tamamında; "Yarın sabah kalktığımızda acaba ne ile karşılaşacağız?" tereddüdü, her vatandaşımızın uykularını kaçıracak kadar fazla. Ankara'nın Çankaya'sında oturanda da, Sakarya'nın Ballı kaya'sında oturanında da aynı paranoya hâkim hale gelmiş. "Provokasyon" paranoyası. Veya, gizli bir merkezden yapılan yönlendirmeler, Türk insanının üzerinde böyle bir paranoyanın hâkim olmasına gayret ediyor. Özellikle hükümet sözcülerinin ve bir kısım bürokratların, her beceriksizliklerine bir "Provokasyon" kılıfı uydurmaya çalışmaları, toplumda oluşan bu paranoyanın en önemli sebeplerindendir bana göre. Son günlerde yaşadığımız birkaç olayı ve hemen ardından söylenenleri yan yana getirirsek, bu gerçeği daha net görebileceğimiz kanaatindeyim.
Tokat- Reşadiye'de meydana gelen ve 7 askerimizin şahadetiyle sonuçlanan hain saldırıyı, öncesi ve sonrasıyla hatırlamaya çalışalım. Olayın bir gün öncesinde; açılım koordinatörü Sayın İçişleri Bakanı, "Her şeyi çok fazla teferruatlı yazmayın. Yazarsanız toplum tahrik olur." şeklinde yarı rica, yarı talimat tarzında bir beyanatta bulunuyor. Bu beyanat, bana göre açıkça şu anlama gelir; birileri (Mevcut gündem göz önünde bulundurulduğunda bu birileri PKK ve DTP dir.) bir takım haltlar yiyebilir ama medya ve muhalefet bunları görmezlikten gelmelidir. İyi ama devlet denen gücün görevi, yenen bir takım haltları görüp, duymasınlar diye milletin gözünü kör, kulağını sağır etmek değil, o haltların yenmesine müsaade etmemek, engel olmaktır. Biraz hafızalarınızı zorlarsanız o günü hatırlarsınız. Olayla ilgili ilk bilgiler Reşadiye Belediye Başkanından geliyor. İlerleyen saatlerde İçişleri Bakanından da birkaç cümlelik bir açıklama geliyor. Sonrasında; Amerika'da ki Başbakanımızdan ve hatta ABD başkanı Barak Obama'dan bile bu olayla ilgili açıklamalar geliyor da bölgenin mülki amirleri olan Reşadiye Kaymakamı ve Tokat valisinden "Çıt" çıkmıyor. Bu durum benim çok dikkatimi çekti o gün ve ister istemez şöyle düşündüm; herhalde sayın bakanın talimatları gereği halk tahrik olmasın (!) diye açıklama yapmıyorlar, yörenin en yetkili makamları. Diğer taraftan, yapılan açıklamalar ise evlere şenlik. Sanki ağız birliği etmişçesine; "Provokasyon" olma ihtimaline ısrarla vurgu yaptılar, en yetkili ağızlar. Her kim ve her ne maksatla yapmış olursa olsun, Türk Devletine ve Türk Milletine yapılmış alçakça ve haince bir saldırıdır bu olay. "Henüz üstlenen olmadı", "PKK'nın daha önceki eylemleriyle benzeşmiyor", "PKK'nın eylem bölgesi değil" v.s gibi, neredeyse PKK' yı aklama gayretine dönüşen yorum ve açıklamalar da fazlasıyla manidardı bence. Hele Sayın Başbakan'ın, "PKK'nın olayı üstlenmesini manidar bulmasına" hiç anlam veremedim.
Yine; Muş'un Bulanık ilçesinde geçen hafta meydana gelen olaylar ve sonrasında yaşanan gelişmeler de sözün başında dile getirdiğimiz paranoyaya çanak tutucu mahiyettedir. Ağızları, yüzleri poşularla sarılı eşkıyanın, sokakları işgal edip esnafa kepenk kapattırarak sözüm ona DTP' nin kapatılmasını protesto etmesini demokratik hak olarak değerlendirirken, dükkânını kapatmadı diye dükkânını ateşe verip linç etmeye kalktıkları adama provokatör yaftası takmaya çalışmanın da hangi akla hizmet ettiğini anlamak zor.
Dün Muş'ta yaşananların, yarın Sakarya'da yaşanmayacağından ben emin değilim. Dün Reşadiye kırsalında kurulan kahpe pusunun, yarın Geyve boğazında veya Dikmen yaylasında kurulmayacağından da emin değilim. Yani sadece Muş' da yaşayan vatandaşımız değil, Sakarya'da yaşayan vatandaşımız da her an provoke edilebilir bir ruh hali içerisindedir. Oysa altı ay, bir sene öncesine kadar benim bu tür tereddütlerim veya endişelerim yoktu. Ne zaman ki; PKK bir terör unsuru değil de bir Kürt sorunu olarak değerlendirilip, "Sadece kürdün mü? Lazın da sorunu var, Gürcünün de, Çerkez'in de, Arnavut'unda sorunu var" saçmalıklarıyla ne olduğu hala bilinmeyen "Açılım" safsatası ortaya atıldı, toplumu her gün biraz daha artan bir "Provokasyon Paranoyası" sarmaya başladı. Düne kadar birbirlerinden emin olan insanlar, bugün birbirlerinden şüphe eder, endişe eder duruma gelmişlerdir.
Aslında içinde bulunduğumuz durumu en güzel, açılım koordinatörü sayın İçişleri bakanının bir cümlesi anlatıyor. Diyor ki sayın bakan; "Bu yoldan geri dönemeyiz. Dönersek daha kötü olur.". Yani; sayelerinde şu an kötü durumdayız. Bari bunu anlasalar.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BAŞBUĞ DİYORKİ

Gençliğimizi büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuğa, tembelliğe, ahlaksızlığa, cehalete, yalancılığa karşı büyük bir savaş.
Alpaslan Türkeş -

En Cok OKUNANLAR

Şu anda 92 konuk çevrimiçi
Bütünleşmeye Giden Yol Ayrışmadan Geçiyor..

Geçtiğimiz SEÇİM döneminde ve şu KONGRE sürecinde, Ülkücü Hareket bir “SIZMA” teşebbüsü ile karşı karşıyadır.. “Fethullah Örgütü” AKP sonrası için kendisine yuvalanacak adres olarak MHP’yi seçmiştir.

Devamını oku...