SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Gençlik..İdeolojilerin Pas Tutmayan Silahı!..

Bu haber 09 Kasım 2012 - 13:09 'de eklendi ve 32 kez görüntülendi.

 

Doğu ve Batı blokları arasında bütün muharebe elemanlarının sahaya sürüldüğü “soğuk savaş” döneminde gençlik önemli bir güç adeta bir “istikbalsilahı”ydı.

 

Geleceğin yönetim kadrolarını teşkil etmesi, sokaktaki vatandaşa göre daha muhtemel olan fakülte gençliği, devrimci mücadelenin önemli bir ayağını oluşturuyordu.

 

Devrimci teoriye göre ülkenin “aydınları” tarafından sürüklenen bir mücadelenin, “yığınları” etkileme kapasitesinin daha yüksek olduğuna inanılmıştı.

 

Üstelik Marksist-Leninist teoriyi bir okuryazarın anlaması,”orak çekiç”teneşv-ü nema bulan işçi ve çiftçinin anlamasından daha kolaydı.

 

Ayrıca, kalkınmakta olan ve geçim zorluğu içinde mesai yapan “çalışanlara” göre “çalışmayan ve okuyan” gençlerin yani öğrencilerin devrim yapısına harç taşıması daha kolaydı.

 

Bir de… Türkiye gibi hala “tarım toplumu”nu yaşamakta olan ülkelerde devrimin öncü grubunu teşkil edecek maden işçileri, liman işçileri gibi hazır kıtalar bulunmadığından öğrencilerin sokağa indirilmesi ve “bindirilmiş kıtalara” dönüştürülmesi daha kolaydı.

 

Hatta… Türkiye’nin “eşitlik” söylemleriyle manipüle edilebilecek iki etnik grubu da hazır bir çalışma alanı sunuyordu. Aleviler ve Kürtler…

 

Alevilerin dinsel eşitlik, Kürtlerin de dilsel eşitlik söylemleriyle devrimin doğal tabanı haline getirilmesi mümkündü.

 

Türkiye’de bir de Amerikan yardımına yaslanarak kapitalizmi özümseme siyasetini bir karşı devrim boyutuna taşıyabilen sağ partilerin parlamento hakimiyetinin yıkılabilmesi için “Kemalist ordudan yararlanma potansiyeli” vardı.

 

“27 Mayıs Devrimi”, Varşova Paktı’na veya Avrasya eksenine doğru kaydırılarak devrimin karşısındaki silahlı kuvvetler barajı, oportünist bir falsoyla aşılabilirdi.

 

Türkiye’de anayasa yapan ve koruyan böylece de ülkenin siyasi omurgasını oluşturan Orduya karşı gençlik gücüyle çıkmanın mantıksızlığı, günümüzde devam eden Ergenekon davalarının başlıca sebebidir.

 

İşte Soğuk Savaş’ın 60’lı ve 70’li yıllarında yaşanan gençlik olaylarının siyasi altyapısı, burada özetlemeye çalıştığımız bu tablodur. Bu altyapıya uygun olarak yaşanan olaylardan, günümüze pek çok sol fraksiyon intikal etmiştir. Bunların ne kadarının asker, ne kadarının polis, ne kadarının MİT, ne kadarının yabancı istihbarat örgütlerinin kontrolünde olduğu ve kimin ne yaptığı sivil ve samimi bir öğrenci teşkilatının bileceği işler değildir.

 

Başta PKK ve DHKP-C olmak üzere İP, Öğrenci Kollektifi, TGB gibi pek çok örgüt, 1970’li yıllardaki devrimci sol fraksiyonların devamıdır. Bir kısmı da bunların meydana getirdiği etkiyle ortaya çıkmış kılıç artıklarıdır.

 

1970’lerden günümüze gelen bir diğer gençlik teşkilatı da Ülkü Ocaklarıdır. Bu teşkilat, resmi bir vakfın izinli ve denetlenebilir merkezi otoritesi altında hiyerarşik bir disiplinle faaliyet göstermektedir.

 

Ancak gerek Ülkü Ocaklarının 1970’lerde, Soğuk Savaş dönemindeolgunlaşan Ülkücü fikirlere bağlılığı gerekse bu dönemde Komünistler tarafından şehit edilen Ülküdaşlarının mirasçısı olduğunu açıkça ifade etmesi, bu resmi ve meşru gençlik örgütünü, yasa dışı devrimci fraksiyon artıklarının ve PKK sempatizanlarının ortak hedefi haline getirmektedir.

 

Bir okulda Ülkücü bir grubun sembolik varlığı, o okulda birbirleriyle ideolojik çatışma ve sempatizan kapma rekabeti halinde olan sol grupları birleştiren ve kolektifleşme kabiliyetini artıran faktörlerden biri haline gelmektedir.

 

Otorite düşmanı ve kapitalist rejim karşıtı bu fraksiyonlar genellikle de etnik altyapı kabiliyetinden dolayı en ifrit ve kuvvetli grup olan PKK’cı yapı tarafından yönlendirilmektedir. Türk kökenli 68’lilerin çocuklarındanostaljik bir devrim macerasına dönen bu eğlenceli durum, böylece PKK tarafından kullanılmaktadır.

 

Ülkücü teşkilatların DTCF gibi sayısal azınlık durumuna düşülen, PKK’nın kültürel kadro çalışması yaptığı bir okulda yapabileceği en akılcı faaliyet, öğrenci gruplarını, kendi hallerine bırakarak kendi aralarında hakimiyet mücadelesi yapmalarını beklemektir.

 

Ülkücü ve Türk Milliyetçisi öğrencilerin “öğrenim özgürlüğü” konusunda Dekanlığın ve emniyet güçlerinin görevini yapmaması halinde savcılığa suç duyurusunda bulunacak bir hukuk masası oluşturmak, akılcı bir faaliyet olarak ilk akla gelenler arasındadır.

 

Ödülü “idare tarafından okuldan atılmak” olsa bilebu bayrak, bir avuç Ülkücü Türk gencinin Ankara’nın göbeğindePKK’cılar tarafından öldürülmetehdidi altında, verdiği onur mücadelesini fazlasıyla hak ediyor.

 

Ancak bu dizikolikkitle, bu fedakâr mücadeleninonurunu ne kadar paylaşıyor? Dil Tarih’ten her yıl bin tane PKK’lı militan, sosyal mühendis ve kültür mimarı mezun olmuş kimin umurunda?..

 

Milli varlık mücadelelerinin en güçlü ve pas tutmayan silahı gençliktir. Gençlik, geleceğimizdirMücadeleye ve”bayrağı dalgalandırmaya” devam edeceğiz…

 

Ancak dün bir PKK’lının paslı bıçağı, kaburga kemiğine dayandığı için bugün iki cm farkla ve Allah’ın izniyle aramızda olan Osmanları, beşeri”taktik hataları”na kurban etmeyeceğiz.

Şükrü ALNIAÇIK

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.