SON DAKİKA

“Genç Bakış!…”

Bu haber 22 Kasım 2013 - 9:50 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.

Şükrü Alnıaçık

Dün gece Abbas Güçlü’nün Genç Bakış Programında küçük çaplı bir olay çıktı ve Kanal D, yayınını kesmek zorunda kaldı.

Ondan bir önceki gün, “PKK, Üniversiteler ve Dava Dergisi” başlıklı yazımızda PKK’nın dağda dinlenmeye geçtiği “süreç”te, üniversitelerdeki saldırgan etkinliğinden asla vazgeçmediğini ve bir barışa doğru ilerlemediğini anlatmaya çalışmıştım.

Nitekim, Türk Milleti için aşağılayıcı sahnelerle dolu olan 16 Kasım Diyarbakır faciasının üzerine denk gelen bir canlı yayında Ülkücüler, yaşananları protesto ettiler. Üniversiteli gençlerin kimseyi vurup kırmadan hep bir ağızdan söyledikleri “Türkiyem” türküsü, ellerindeki kemerleri şaklatan PKK’lılar tarafından yuhalanınca da Erciyes Üniversitesi konferans salonu karıştı.

Haber sosyal medyada yayılınca herkes, Ülkücülerin genel politikasında bir değişiklik olup olmadığını sorgulamaya başladı. Sabır taşı çatlamış, Türk gençliği zıvanadan çıkmış mıydı?

Evet, sürekli düşmana moral veren AKP siyaseti sabırları zorlanmaktadır. Bence bu zıvanasız, azgın mahlukat, önlem alınmadığı takdirde büyük olayların patlamasına neden olacaktır.

Genel siyasetin “sokaktan uzak durmak” olması, kavga çıkınca dayak yemeyi gerektirmiyor. Hatay konferansında söylediğimiz gibi: “Bize bir vurana, biz iki tane vururuz! Bir kendimiz için, bir de şehitlerimiz için…”

Ben bunları konuşurken, Antakya kampüsünde 50 kişiyle ev basan PKK’lılar tarafından kafası kaldırım taşıyla yarılan Ülkücü Üniversite başkanının isyankar haykırışı kulaklarımda yankılanıyordu:

“Eğer benim ocağım bunun hesabını sormazsa bir daha Ocağa uğrayanın!.. …………”

Daha önce DTCF’de bir kaç kez bu çapta PKK saldırısına daha doğrusu vahşi barbarlığın sonuçlarına bizzat şahit olmuştum. Hacettepe Acil’de Osman, kahpe bıçak kalbinin iki santim altına saplandığı için bizi gülümseyerek karşılamıştı. Güven’de beyin kanaması şüphesi vardı. Bir sonraki olayda, planlı programlı bir linçten sağ kurtulan Yusuf’un ayaklarında ise satır kesiklerinden dolayı sakat kalma tehlikesi bulunuyordu.

Bizim “Serdengeçti”lerin okulları, bu kavgalar nedeniyle ya uzamış, ya da hiç bitmeyecek hale gelmişti. Ülkücü olarak varlık gösterdiğiniz her üniversitede hele de kültürel bir etkinlik düzenliyorsanız “etnik belâ” gelip sizi buluyordu.

AKP iktidarında “vatan hainliği modası” olduğu için okullarda adil bir idari disiplin bulmak da mümkün değildir. Okul bahçesinde Apo posterli Nevruz ateşi yaktıran pek çok dekan, korkusundan milli bir duruş sergileyemiyor, bu kahpeliğe itiraz eden Ülkücülerin savunmalarını bile dinlemiyor.

Okullarında, sokaklarında, televizyonlarında, kampüslerinde arsız arsız “Kürdistan marşları” söylenen bir ülkede nasıl sakin sakin Ülkücülük yapılacaktır?

Ya artık Ankara Siyasal’da ve Hukuk’ta olduğu gibi “Ülkücüyüm” diye ortaya çıkamayacak kadar silinecek ve yok olacaksınız, ya da Dil Tarih’te olduğu gibi “yüz metreden soda şişesiyle adam vurma” becerisini göstereceksiniz. İşte ünivesitlerde durum bu kadar vahimdir.

PKK saldırganlığı karşısında bize “hocam, bu durum daha ne kadar böyle sürer” diye soruluyor. Biz de diyoruz ki: “Her teşkilat başkanı bir liderdir. Nerede ne yapacağını bilir. Kavgayı biz çıkarmayız. Ama bize vuranı da affetmeyiz, kendi haline bırakmayız!..”

Milli kahpelikleri affetmek o kadar kolaysa, AKP’nin genel af arayışlarına neden itiraz ediyoruz ki?.. Dağda veya kampüste ihaneti affetmek abesle iştigaldir. Ülkücülük, Rotaryenlerin finanse ettiği bir Soktares programı değildir. Hiç memnun olmasak da geçmişimizde kavga vardır. Dövme- dövülme, vurma-vurulma vardır. Şehitlerimiz başımızın tacı, ayrıca bir de var olmamızdan kaynaklanan cürümlerimiz vardır. Yani biz hiç bir haine dokunmasak bile dün akşam Kayseri’de olduğu gibi “belâ” gelip bizi bulmaktadır.

Satmamış ve satılmamış olmanın en onurlu ve delikanlı çağını yaşayan Üniversiteli Ülkücülerin vahşi saldırılar karşısında ezilmemek ve alanı teslim etmemek için kesin emniyet korumasına veya fiili caydırıcılık kuvvetine sahip olmaları, kesin bir zorunluluktur. Alan hakimiyetini, Komünistlere, PKK’lılara bırakan cemaatler benzeri bir Ülkücülük ise yoktur.

Tamam kavga istemiyoruz ama eğer bir üniversitede Ülküdaşlarımıza haince saldırıldığı zaman yeterli bir takviye “kolluk gücüyle” camı çerçeveyi indirip de “hukuk yoluyla” başlıya baş eğdirip, dizliye diz çöktürdükten sonra üstüne de “adaletli” bir basın açıklaması gerekirse…

Allah rızası için bunu “demokrat ve genç bakışlı” bir hocamıza bırakalım.

Bakalım o zaman; söyleyenecek ne “liberal” sözler vardır!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.