Asikurtlar©

Gelirlerse bizde onları bekliyor olacağız

Gelirlerse bizde onları bekliyor olacağız
04 Ekim 2016 - 12:11 'de eklendi ve 5091 kez görüntülendi.

Bahçeli’nin konuşmasının satırbaşları şöyle: “Gazi Meclisimizin, yeni yasama yılında kendisine bağlanan ümitleri boşa çıkarmayacağına inanıyorum. Sabırlı, sorumlu ve soğukkanlı hareket ediyoruz.

Meclis’i samimiyetle çalışan, millet ve memleket aşkıyla yanıp tutuşan vekilleri olan ülkenin sırtı yere gelmez. TBMM, Milli Mücadele yıllarında olduğu gibi, makus tarihi aşacak kudrettedir. TBMM 7 düvelle boğuşmuş, buna rağmen engel tanımamış, saldırılara takılmamıştır. Çünkü arkasında büyük Türk milletinin dua ve desteğini almıştır. Meclisimiz zalimlere karşı Türk’ün zafer kılıcı olmuştur. Demokrasi düşmanları, Türkiye’ye kefen biçme hesabında olan hainler TBMM açık oldukça amaçlarına ulaşamayacaklardır.

15 Temmuz’da gazi Meclisimizin tepesinde uçaklar uçurup, silahlarla saldırmanın bedeleni ödeyeceklerdir. İhanet ve cinayet hiçbir teröristin yanına kalmamalıdır. TBMM’nin bombalanması yakın tarihin en aşağılık eylemi olarak kayıtlara geçmiştir. Zannetiler ki korkacağız, boyun eğeceğiz, çok şükür ki Türk milleti korkmaz, korkunç oyunlara pabuç bırakmaz.

TBMM’nin yeni yasama yılında yüksek bir fazilet örneği göstermeliyiz. Oyalanacak vakit, israf edecek kaynağımız yoktur. Demogoji ve istismarla geçirecek 1 saniyemiz kalmamıştır. Türkiye’nin zincirlerinden kurtuluması için mücadele kararlılığı lazımdır. Artık her şey 15 Temmuz sonrasına göre şekil alacaktır.

İşbirliği kanallarını açık tutmalıyız. Yeni anayasa için dürüst ve dayanışma içinde bulunmalıyız. Önceliklerimiz; vatan, millet ve istikbalimizdir. Doğal olarak bu görevden kaçamayız, ihmal edemeyiz. Ayağımızdan çekiştirmeye, elimizden tutmaya çalışanlara fırsat vermeden yolumuza çıkanları tek tek ayıklayacağız.

Yönetmek bir yönüyle öngörme kabiliyetidir. Gideceği limanı bilmeyen hiçbir gemiye hiçbir rüzgarın yardım etmeyeceği bir gerçektir. Ülkemiz çok kaygan ve kaygı verici bir süreçtedir. Uzun vadeli planların tutmayacağını söylememiz mümkündür. Gelişmelerin denetim ve kontrolü sağlanabilmiş değildir. Huzur ve emniyet tesis edilememiştir. 15 Temmuz FETO darbe teşebbüsü devletin ayarlarını gevşetmiştir. Yaşadıklarımız kolay hazmedilebilir şeyler değildir. Bu hainliğin bürokrasi, eğitim, yargı ayakları vardır bunlar birer birer ortaya çıkarılmaktadır. FETÖ devlete virüs bulaştırmıştır. Bunlarda Allah korkusunda iz yoktur.

Türkiye’nin defin ruhsatını hazırlayan küresel mihraklar FETÖ darbesiyle son darbeyi indirmek istemişlerdir. Amaç Türkiye’nin Suriye ve Irak’a benzetilip Anadolu’nun istilası istenmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti 15 Temmuz’da ipten dönmüştür. FETÖ devlete tutunarak devleti çökertmek istemiştir. Milletimiz boyunduruk altına alınmaktan son anda kurtulmuş ve vatanını kurtarmıştır. FETÖ namussuzluğun sivrilen başı olmuştur. Türk milleti 241 şehidimizle düşman akınını püskürtse de 15 Temmuz gecesi sarsıntıları hala geçmemiştir.

Bundan sonra ne olacak sorusu zihinlere ipotek koymuş, 15 Temmuz’dan beri FETÖ konuşulmaktadır. Ekranlarda da FETÖ bilirkişisi türemiştir. Yüzlerce dönüm arazide 17 yıldır kötülük üretimi yapan Pensilvanyalı vandalla ilgili kimin ne anısı varsa anlatmaktadır. FETÖ’den ağzı yananların, geçmişini unuttumak isteyenlerin, yakayı kurtarmak isteyenlerin beyanları külliyat boyutuna varmıştır. Sözkonusu şahıslar kime ne anlatıyorlar? Devlette şikayet furyası masumların haklarına kastetmektedir. Hükümetin de bu konuya samimiyetle eğildiği görülmektedir. Suçlu ile suçsuzun karıştığı rahatsızlık ve iktidarın buna kulak vermesi şarttır. Bylock kullanıcıları ile 1 dolar saklayanlarla ilgili bir izahat yoktur. Makamlar yükseldikçe niçin bir yavaşlamaya gerek duyuluyor? 15 Temmuz gerçekleşmiş olsaydı Türkiye’nin kaderi kimlerin eline geçecikti? İhanetin çıbanbaşları kimlerdir? Yurtta Sulh Konseyi’nin ana kadrosunu bu milllet ne zaman öğrenecektir? Düşmanın başı ezilmelidir.

Biz AKP’ye terörle mücadelede hep destek verdik. Bir kısım aklıevvler bizi eleştirmektedir. Güya biz AKP’ye bastonluk yapıyormuşuz. Güya biz AKP’nin avukatlığına soyunuyormuşuz. Bre densizler siz FETÖ’nün kurşun askerliğine talip olurken, bizim Türkiye’yi müdafaa etmemiz mi gözünüze batıyor? Allah bizi doğrudan ayırmasın, her daim milletin avukatı yapsın. Ne yapacaktık, devleti yönetenlerle, devleti yönetenlerle kavga mı edecektik? Nedir istenen, Pensilvanya’dan sufle alanlar bize ne ima etmektedirler? Hiç kimse haddini aşmasın, yediğimiz aşı da, atacağımız taşı da biliriz.

CHP eleştiriyor muhalefet ediyormuş, bize ne? Ağıt mı yakalım, kapısına yüz mü sürelim. Bilinsin ki herkes kendi fıtratına uygun davranacaktır. Biz milletin yanında, Hakk’ın yolundayız. Bundan da taviz vermeyiz, dayatmalara gelmeyiz, yalan saptırmalara itibar etmeyiz.

Yenikapı ruhuna bağlı kalacağız dedik. Söz ağızdan bir kere çıkar. Milletimize teminat verdik. Hükümete bindirmek, zora sokmak için fırsat kollamadık. Yeri geldiğinde, hükümete elbette demokratik eleştirilerimizi yaptık, yaparız, yapmaya devam ederiz. Siyasi kan davalarından ülkenin çok çektiğini iyi biliyoruz. Bizim de fıtratımızda gerekirse kefensiz toprağa girmek vardır.

15 Temmuz’u yaşayan bizatihi milletimizdir. 15 Temmuz gecesinin Bağdat ve Şam’daki örneklerinden ne farkı vardır? Darbecilere meydan okumasaydık, milletimiz tankların önüne çıkmasaydı, Türkiye’nin ne olacağını hesaba katan olmuş mudur? Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Ekim’de TBMM’deki konuşmasında Yenikapı ruhundan bahsetmiştir. Pek tabii biz de aynı karardayız. CHP’nin su kaynattığını ve kayış yaktığını görüyoruz. Beklentimiz Sayın Erdoğan’ın da sözleşmeye sadık kalması ve AKP’nin de buna uygun davranış göstermesidir.

15 Temmuz itibariyle Türkiye’nin siyasi ve sosyal yapısı farklılaşmıştır. Üzerinde titrememiz gereken bir vatanımız vardır. Cepheleşmeye dur demeliyiz. Türkiye’nin iç ve dış sorunlarına karşı ortak ve sağlam bir set inşa etmeliyiz. Milletimizin ihtiyaç ve talepleri neyse uzlaşmalıyız. MHP bu vatanı karşılıksız sevmiştir.

Diyorlar ki kasıma dikkat edin. Yeni bir darbe teşebbüsü. FETÖ bir kez daha silaha sarılacakmış. Bu kişilerin karamsarlık ve korku aşılaması art niyetlidir. Ederi 1 doları geri gelecekse, gömülmeye de hazır olmalıdır. Hainler ayaklanırken, biz de ağaç kovuğuna mı saklamacağız? Kim darbe hazırlığı yapıyorsa bedelini ödemeye hazır olmalıdır. 15 Temmuz’dan bir şey çıkaramayan varsa ya aklını kaçırmış, ya da teneşir özlemi artmıştır. Gelirlerse biz de onları bekliyor olacağız, geldikleri gibi gidemeyeceklerini de duyuruyoruz.

Irak ve Suriye’deki depremin artçı sarsıntıları Türkiye’de de hissedilmektedir. Çürüyen devlet otoritesi terör örgütlerine davetiye çıkarmaktadır. Savaşın faturası bölge halklarına ve ülkemize ağır olmuştur. Türkiye önce milli bekasını güvenceye alabilmek için 24 Ağustos’ta Fırat Kalkanı harekatını başlatmıştır. Cerablus IŞİD’den temizlenmiştir. TSK ve ÖSO El Bab’a doğru ilerlemektedir. Gelişmelerden memniyetsiz olduğumuz bilinmelidir. Dünya 3 maymunu oynamaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın TBMM’de yaptığı Musul ve Telafer hassasiyeti bizim için olumlu karşılanmıştır. Türkiye sınır emniyetini sağlama maksadıyla Cerablus’tan başlayarak batı ve doğuya yönelik operasyonlar derinleştirilmelidir. MHP’nin savunduğu budur. Sayın Erdoğan ve AKP hükümetinin bu noktaya gelmesi sevindiricidir.

Güney sınırlarımızı içine alan terör koridoruna da hiçbir şart altında müsaade edilmemelidir. Türkiye’nin itirazlarına rağmen henüz Fırat’ın doğusuna çekilmeyen YPG’li teröristlerin kendierini gizlemeye çalıştıkları iddia edilmektedir. Tel Abyad’ın tepesine PYD’nin sığınak yapması tahriktir. Buraya ABD bayrakları da asıldığı malumdur. ABD’nin, terör örgütleriyle ilişki kurması izahı olmayan bir hatadır.

FETÖ elebaşını Türkiye’ye iade etmeyen Washington yönetiminin YPG’yi silahlandırması ikiyüzlülüktür. ABD’nin Türkiye’nin tekliflerini kabul etmezse, yapılacaklar basittir. Türkiye sınırlarını ve kendi insanlarının güvenliğini sağlayacaktır. Yeter ki terör canileriyle mücadele edilsin. MHP Türkiye’nin ayağına pranga vurmak isteyenlerle amansız mücadelede devletini yalnız bırakmayacaktır.

Ülkemiz olağanüstü şartlara sahip olduğundan, ülke yönetiminin de buna göre planlanması normaldir. OHAL doğaldır ve yerindedir. OHAL adalet çıtasını düşürmemelidir. OHAL’in en başta milletimizin ve ülkemizin güvenliği için alındığı unutulmamalıdır. Anayasal bir düzenlemedir ve hukuki bir temeli vardır. Devlet adamlarının üslup ve diline hakim olması gerekmetedir.

Dönem hamasetle gözboyama dönemi değildir. Türkiye türbilanstan çıkmış değildir. Her gün şehit haberleri gelmektedir. PKK çıldırmış, kudurmuş gibi saldırmaktadır. Tablo içler acısıyken, 15 Temmuz şehitleriyle, terörle mücadele şehitleri arasında ayrım yapmak skandaldır, gaflet ötesidir. 15 Temmuz’da tarih yazan şehitlerimizin hakkını ne kadar ödeyemezsek, terörle mücadelede şehit olan kahramanlarımızın haklarını da ödeyemeyeceğimiz asla hatırdan çıkarılmamalıdır. Şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak çifte standarttan derhal vazgeçilmelidir.”

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER