Asikurtlar©

Gayrimeşrusunuz hurafeciler

Gayrimeşrusunuz hurafeciler
20 Temmuz 2015 - 18:08 'de eklendi ve 4459 kez görüntülendi.

3 Kasım 2002 seçimlerinde, Tayyip’in seçilme hakkı yoktu. 2003 Mart ayında, Siirt’te yapılan seçim: “Yeni bir seçim değil, yinelenen bir seçim”dir. Dolayısıyla, 3 Kasım 2002’deki hukuki durum geçerlidir ve Tayyip bu seçimlerde aday olamazdı. Seçilme yasağı kaldırılan Tayyip, yinelenen bir seçimde değil; ancak yeni bir seçimde aday olabilirdi. Bu nedenle Tayyip’in 9 Mart 2003-22 Temmuz 2007 arası Başbakanlık dönemi gayrimeşrudur ve icraatları, hukuken yok hükmündedir. Anayasa ve Seçim kanunları çiğnendiğinden; Mart 2003 yılından beri Türkiye Cumhuriyeti’nin Birlikçi (üniter) devlet yapısını her türlü koruma ve savunma hakkımız saklı bulunmaktadır…

Geçmişte, hukuken yok hükmündeki yetkisiyle gerçekleştirdiği gayrimeşru icraatlardan yargılanması gereken biri; yeni anayasadan söz ediyor peh! Bir kere, yeni anayasa dedikleri nedir? Anayasayı tümden değiştirmek mi? Yoksa değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dâhi edilemez ilk 4 madde aynı kalarak, bunlara uygun diğer maddeleri değiştirmek mi? Tüm hukuk otoriteleri şunu özellikle belirtir: “Devletlerin yaşamında, hukuk devamlıdır ve bir an bile kesintiye uğratılamaz.” Bunun anlamı, şu an var olan anayasaya sadık kalarak anayasa tümden değiştirilemez; sadece değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dâhi edilemez ilk 4 maddeye göre, diğer maddeler değiştirilir. Şayet, anayasayı tümden değiştirmek istiyorsanız geçerli anayasayı yok saymanız ve devleti, yıktığınızı ilan etmeniz gerekir. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıktılar da, ilan mı edemiyorlar? Böylece, bulanık ifadelerle “yeni anayasa” diyorlar…

Yürürlükteki anayasayı çiğneyerek hukuka aykırı şekilde tamamıyla yeni bir anayasa önerenler, anayasal suç işlerler. Çünkü tümüyle yeni bir anayasa, ancak işgal veya uzun bir süre iç savaş gibi anayasanın olmadığı durumların sonrasında yapılır. Hiçbir anayasada, kendisinin ortadan kaldırılıp kendinden sonra tamamıyla yeni anayasanın nasıl yapılması gerektiği düzenlenmez. Kurumları ve dolayısıyla bunların toplamından oluşan devleti var eden anayasa, sadece kendisinin kaynaklık edeceği değişiklikleri öngörür ve kendisinin kaynaklık etmediği, bir tür devletin intiharı diyebileceğimiz tümüyle yeni bir anayasa değişikliğini suç sayar…

330’dan fazla milletvekiliyle anayasa değişikliği referanduma götürülebilirmişmiş; 367’den fazla milletvekiliyle de meclis anayasada değişiklikler yapabilirmişmiş. Bir tane gerçek hukukçu çıkıp konuşmuyor; hepsi mi sömürgeciliğe ilişip eskort oldu veya birinci sınıf öğrenci seviyesinde bile hukuk bilgileri mi yok? Anayasa, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelere göre meclise kanunlar çıkarma veya bazı maddelerde değişiklik yapabilme yetkisi verdiği gibi; gerektiğinde bazı durumlarda bunlar referanduma götürülme yoluyla da yapılabilir. Ancak, 550 milletvekili tek partiden olsa dahi yine de anayasanın tümden değiştirilmesini öneremezler ve bunu referanduma da götüremezler. Bunu önerdikleri anda, anayasayı ıskat suçu işlerler ve ıskat ettikleri anayasanın kendilerine verdiği yetkileri de kaybederler. Sonuçta, yetkisiz sıradan birer vatandaş olarak anayasayı düşürmek suçundan yargılanırlar. Öyle sanıyorum ki, bölücü AKP’nin kuzu hukukçuları; tümden anayasa değişikliğiyle değil de, önce başkanlık teklif ederek adım adım buna girişecekler…

Hatırlanacağı gibi, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı olduğu dönemde Condoleezza RICE; 7 Ağustos 2003 tarihli Washington Post’ta yayınlanan makalesinde, Türkiye dâhil olmak üzere BOP çerçevesinde 23 ülkenin rejim ve sınırlarının değiştirileceğini yazdıydı. Genel toplamda, enerjinin ucuz şekilde AB-D’ye aktarılması ve İsrail’in güvenliği için çevresinde oluşturulan kiralık tetikçi çete devletle bölgenin istikrarsızlaştırılmasının amaçlandığı bu proje uygulanmaya devam ediyor. Dışarıdan dayatılan bu rejim değişikliğini, ülkemizde açık açık ifade edemeyenler; onu dolaylı yoldan başkanlık olarak sunuyorlar. Ayrıca, bölücü terör örgütüyle yapılan görüşmeler sonucunda olası yapılan bazı anlaşmaları ve mecliste anayasaya aykırı yapılan bazı kanunları da kendilerince bu şekilde suç olmaktan çıkaracaklar…

Başkanlık sisteminde getirilmesi olası çok ortaklı (özerk, federasyon) devlet yapısını kabul ettirmek için, yanlış şekilde tarihte Osmanlı veya günümüzde Amerika’daki eyalet şeklini örnek veriyorlar. Osmanlı’da eyalet değil, vilayet vardı ve yönetim merkezden atanıyordu; günümüzdeki Amerika’da ise eyalet yönetimi seçimle belirleniyor ve merkezden bağımsız iç hukuku, iktisat yapısı ve eğitim şekli var. Ayrıca, zamanın her “an”ı ve dünyanın her noktası; yalnız kendine özgü şartlar barındırır. Birindeki şartlarla diğerini yorumlamak bilim dışıdır. Benzetmeyle bilim yapılmaz; bilime konu olan nesneyi, bizzat kendi şartlarında inceleyip değerlendirmek zorunludur. Hukuk değişikliği yapılmak istenen yapının bizzat var olan kurallarına bakacaksınız ve olmazsa olmaz (değiştirilmesi teklif dâhi edilemez) maddelerine uygun adımlar atacaksınız…

Tümden yeni bir anayasanın, anayasanın olmadığı dış müdahaleli işgal veya uzun bir süre iç karışıklık gibi durumların sonrasında ancak gündeme gelebileceğini yazdık. Peki, yeni anayasa isteyenler neye dayanarak yeni anayasa istiyor? Ülkemiz, bizim bilmediğimiz dış düşmanlar tarafından işgal edildi ve anayasayı ortadan kaldırdı da ondan mı yeni anayasa istiyorlar? Veya yine bizim bilmediğimiz iç düşmanların çıkardığı anayasayı tanımama ve defalarca çiğneme gibi uzun dönem iç karışıklıklar mı var da bundan dolayı yeni anayasa isteniyor? Şu kesin hukuki gerçek bilinmelidir ki, tamamıyla yeni anayasada ısrar edenler; Türkiye Cumhuriyeti’nin Birlikçi (üniter) devlet yapısına karşıdırlar ve yeni anayasa diyerek bu düşmanlıklarını ifade etmektedirler. Yeni anayasa diyen herkes bu amaçtadır ve her birini not edin…

Hurafeci, hırsız AKP; hem bölücü icraatlarının yargılanmaması için terör örgütü PKK’yla görüşenlere dokunulmazlık zırhı getirdi; hem de 17-25 Aralık 2014 hırsızlık soruşturmalarının sonrasında dönemin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı AKP’li Cemil ÇİÇEK, Anayasanın 125. ve 138. Maddelerinin askıya alındığını (askıya almak ifadesi; var olan ilgili maddelerin yokmuş gibi görülerek çiğnendiğinin yumuşatılmış ifadesidir) itiraf ettiydi. Yine kaçak sarayda oturan cumhurun başı: “Güçleri yetiyorsa gelip yıksınlar!” diyerek, görevini anayasadan alan en yüksek bir anayasal kurumun kararını tanımayarak ne kadar hukuk insanı olduğunu kanıtladı. Böyle ağır anayasal suçlar işleyenler; tamamıyla yeni bir anayasa yapma girişimiyle kabarık suç dosyalarına yenilerini mi ekleyecekler?

Deniz KAÇAĞAN

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER