SON DAKİKA

Galeyan Geldi mi, Mantık Savuşurmuş

Bu haber 03 Haziran 2013 - 10:48 'de eklendi ve 17 kez görüntülendi.

Prof. Dr. Nurullah Çetin
Türk milleti, Haçlı-Siyon odakların, Amerika, Avrupa ve İsrail tarafından yazılan bir senaryoda, Büyük Orta Doğu Projesinde figüran olmamalıdır. Türk milleti, kendi bağımsız millî Mücadelesini başbuğ Atatürk’ün önderliğinde bu emperyalist odaklara karşı vererek millî devletini kurdu.
Amerika’nın başını çektiği Haçlı-Siyon emperyalizmi, Atatürk’ten sonraki süreçte birbirine zıt kesimleri ele geçirerek, kontrol ederek, bunları birbirine kırdırarak, bu kesimleri sırayla iktidara getirerek ülkemizi yönetmeye devam etmektedir. Atatürk’ten sonraki hem askerî darbeler, hem güya seçimlerle işbaşına gelen sivil partiler, Amerika’nın ve bir bütün olarak Batının güdümünde kalmışlar, yönlendirmelerine açık olmuşlardır. Atatürk’ten sonra Türk milletinin kendi kendisini yönetme iradesi, siyasi, ekonomik, kültürel istiklali elinden alınmıştır. Bu süreç devam ediyor.
Batı emperyalizmi, Türk millet birliğini paramparça ederek bu coğrafya üzerindeki emellerine ulaşabilmek için birbirine zıt sağcı, solcu, İslamcı, şucu bucu oluşumlar üretmiş ya da ortaya çıkanları da bir şekilde kontrolü altına almıştır. Önce sağcı-solcu çatışmaları çıkardı, sonra Ermeni Asala terör örgütünü kullandı, onu kapatıp arkasından PKK’yı kurdu. Şimdilerde PKK’yı görünüşte kapatıyor ama bütün unsurlarını aşırı solcu Marksist terör örgütlerinin kanadı altına sokarak yeni bir kargaşa dönemi başlatıyor. Son Gezi Parkı hadiseleri bu sürecin bir devamıdır.
Olan şudur: Batı emperyalizmi, Türkiye’yi kısa zamanda ve kolayca parçalayıp buraya hâkim olabilmek için liberal, laikçi ve Marksist çocuklarını, kapitalistleştirip ılımlılaştırdığı ve kullandığı İslamcı görünümlü siyaset esnafı çocuklarına karşı ayaklandırdı. Amerika, örgütlediği, ayarladığı, kendi yörüngesine soktuğu Ilımlı İslamcı, Dinlerarası diyalogcu çocuklarını yeterince kullandığını düşünüyor olmalı ki, onları bir kenara alıp kullanmak üzere liberal, laikçi, Marksist çocuklarını devreye sokuyor. Bu kapitalist ılımlı İslamcı kesimlerin gerçek İslam’ı temsil etmediklerini, liberal, laikçi kesimlerin de gerçek laikliği temsil etmediğini bilelim. Bu liberal, laikçi çevreler değimiz kesim, gerçekten laiklikten yana olanlar değil, laikliği paravan olarak kullanıp İslam düşmanlığı yapan liberal, kozmopolit, konformist, hedonist, Marksist, komünist, ateist, Ermenici, Rumcu, PKK’cı, şucu bucu kesimlerden oluşan bir ittifak cephesidir. Amerika, bu iki İslamcı ve liberal cepheyi önce bir ittifaka soktu, şimdi neden bilinmez bunları ayırdı ve tokuşturmaya başladı.
Demokratik rejimlerde hükûmete karşı siyasi tepki, dükkanları yakıp yıkarak, kaldırım taşlarını söküp oraya buraya atarak, polis arabalarını, belediye otobüslerini devirip ateşe vererek olmaz. Bu vandalizmdir. Yine demokrasilerde hükûmet, güvenlik güçlerini vatandaşına karşı son derece dikkatli kullanmak zorundadır. Demokrasilerde kurallar bellidir. Beğenmediğiniz hükûmete karşı kanunlar çerçevesinde parti kurarsınız, siyasi programınızı ve kadrolarınızı millete anlatırsınız, seçimlerde oy istersiniz, beğenilirseniz iktidara gelirsiniz. Anarşi çıkararak, kaos oluşturarak, yakıp yıkarak gözdağı vererek, milletin, vatandaşın malına mülküne, canına zarar vererek iktidar devrilmez. Bu demokrasiye, kurallara, kanunlara, insanî değerlere, millet olarak bir arada yaşama kurallarına aykırıdır.
Bu tür kitle eylemlerinde kışkırtıcılar, vatan millet düşmanları, dış emperyalist devletlerin taşeron olarak kullandıkları yasadışı örgütler her zaman araya sızar ve anarşik zemin hazırlar.
Bu eylemlerin amacı, Türkiye’nin Batı bölgelerinde anarşi, kargaşa çıkarıp devletin bütün kurumlarını ve güvenlik imkânlarını buralarda tutarak Doğuda boşluk oluşturup PKK devletinin bir an önce kurulmasına zemin hazırlamaktır. Olayları başlatan ve yönlendirenler de PKK’cılardır. Bu oyun önce Irak’ta uygulandı. Halk Saddam’a karşı ayaklandırıldı, doğan boşlukta Barzani devleti kuruldu. Şimdi Suriye’de Esad’a karşı ayaklandırılıyor ve doğan boşlukta orada PKK devleti kuruluyor. Aynı oyun Türkiye’de oynanmaya başladı. Bu eylemlerin asıl amacı sessiz sedasız Güneydoğu’da PKK devleti kurmaktır. Eyleme katılan iyi niyetli, Atatürkçü, milliyetçi Türklerin bu meseleyi düşünmesi lazım.
Millî bayramlar, Atatürk, Andımız, Gençliğe Hitabe, Türk bayrağı gibi millî değerlerimizi korumak adına eyleme katılanlar eylemlerin sahibi ve yönlendiricisi değil; malzemesi durumundadır. Atatürk’ün kurduğu millî Türk Devletinin bütün kurum ve değerleriyle itibarsızlaştırılması, işlevsizleştirilmesi hatta kademe kademe ortadan kaldırılması yönündeki icraatlara kızan CHP taraftarı Atatürk milliyetçisi Türkler ve
Türk millet birliğini, Türk kimliğini aşağılayıcı, geri plana itici hatta ortadan kaldırmaya dönük faaliyetlere, açılım, çözüm süreçleri gibi politikalarla PKK’ya taviz veren, Kürt ırkçılığının azgınlaşmasına sebep olan uygulamalara, şehit olan Türk askerine “kelle”, eşkıya başına “sayın” denmesine kızan Milliyetçi Türkler, bu eylemin ne olduğunu, amacını, kimin işine yarayacağını, sonunun nereye varacağını iyi düşünmeliler.
Amerika, Avrupa, İsrail, Çin, Rusya, şu bu bütün dış emperyalist odakların ülkemize ve milletimize dönük bütün plan ve projelerine karşı Müslüman Türk milletinin mücadele yöntemi bellidir. O da kendisini en iyi temsil niteliğine sahip tam bağımsızlıkçı, yüzde yüz yerli ve millî bir siyasi partiyi demokrasi sınırları içinde kalarak, kanunsuzluğa sapmadan, kırıp dökmeden iktidara getirmektir. Tam bağımsızlıkçı, istiklalci, her alanda millî devlet amacını güden siyasi program ve projeler milletimize anlatılacak, benimsetilecek ve demokratik kurallara göre iktidara gelinerek istiklalci millî Türk devletini koruyucu ve geliştirici tedbirler alınacaktır. Yoksa dış emperyalist odakların menfaatleri doğrultusunda, Haçlı-Siyon eşkıya devletlerinin kontrolünde ister seçimle, ister darbeyle, ister anarşiyle, kanunsuzlukla, vandalizmle elde edilecek iktidar, Türk’ün iktidarı değildir. Bu böyle biline.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.