SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Fıtrat

Bu haber 03 Aralık 2014 - 20:39 'de eklendi ve 35 kez görüntülendi.

Milleti afyonlamakta dini değerlerin nasıl kullanıldığını sadece biz değil, bütün dünya hayretle izliyor. İstismar etmekle kalmıyorlar, İslami terimlere kendi menfaatlerine göre anlamlar yüklemekte hiçbir sakınca görmüyorlar. Özellikle, “fıtrat” teriminin nasıl hoyratça kullanıldığını ibretle izliyoruz. Madencinin ölmesi, polisin, askerin şehit olmasını fıtratla izah etmeye kalkıştılar. Sayın Cumhurbaşkanımız kadın erkek eşitliğini de fıtrata ters buldu.
Din istismarın ilahi adaletteki karşılığının ne olacağını bilemeyiz. Ancak siyasetteki karşılığını MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, grup toplantısında çok çarpıcı ifadelerle ortaya koydu:
Cahiliye döneminin tortuları
Cumhurbaşkanı Erdoğan 24 Kasım günü, hem de kadınların yüzüne baka baka; “kadın ile erkeği eşit konuma getiremezseniz, o fıtrata terstir” diyebilmiştir. Bizi üzen bir başka husus ise, bu sözlerin sarfedildiği salonda hazır bulunan hanımefendilerin, Erdoğan’ın yakışıksız ve ucube yorumlarını alkışlamalarıdır. Şundan eminim ki, bu zihniyet cahiliye döneminin tortularını tıpa tıp zihninde taşımaktadır. Devletin en tepesinde cinsiyetçi körlüğe takılmış birisinin bulunması milletimiz adına ilave külfet ve talihsizliktir. Kadın erkek eşitliğini fıtrata ters bulan Erdoğan, sanıyorum 17-25 soygununu fıtrata ve fıtratına tam olarak uygun bulmuştur. Soma’da 301 madencimizin kaybı işin fıtratıdır. Ancak PKK’yla pazarlık yapmak fıtrata ters değildir. Kimse gücenmesin, kimse darılmasın; biz böyle bir fıtratı tanımayız, böyle bir fıtratın fitne olduğunu söylemekten de hicap duymayız.
Tansiyon düşmedi
Bu yıl içinde iki seçim yapılmasına rağmen, toplumsal ve siyasi tansiyon normalleşememiştir. AKP’nin bizzat mihmandarlığı ve müdahalesiyle; Ortak değerler aşındırılmış, toplumsal hoşgörü zehirlenmiştir. Kutuplaşmalar keskinleşmiş, siyasi ve ahlaki kirlilik yaygınlaşmıştır. Adalete darbe vurulmuş, rüşvet ve rüşvetçilere kol kanat gerilmiştir. Etnik bölücülük serpilmiş, hainler tavizlerle taltif edilmiş, jestlerle ödüllendirilmiştir. Bunların yanında, ekonomik tablo ise tam bir yıkım ve enkazı işaret etmektedir. AKP yolsuzluk olmuş, yoksulluk olmuş, yalan ve yasakla bütünleşmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adalete vurgu yapan konuşmaları, gördüğü mikrofonlarda atıp tutması yangını gizleyemeyecektir. AKP Hükümeti batmıştır, bitmiştir, balon gibi patlamıştır.
Çuval
Çevre ve Şehircilik eski Bakanı, hatırlarsanız, istifaya zorlanırken dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı suçlamıştı. Hatta soruşturma dosyasındaki imar planlarının Erdoğan’ın talimatıyla yapıldığını, bu nedenle Başbakan’ın istifa etmesi gerektiğini açık açık söylemişti. Bu eski bakan o zaman ki sözlerini bugün; bir çeşit sistem, alınganlık ve diğerleriyle aynı çuvala konulmasına tepki olarak tevil etmiş ve kıvırmıştır. Yani ortada bir çuval ve bu çuvalın içine tıka basa doldurulanlar vardır. Bilmeyen varsa söyleyeyim, bu çuval rüşvet çuvalıdır, bu çuval hırsızlık çuvalıdır, bu çuval AKP’nin başına geçen 17-25 sıra sayılı hortum çuvalıdır. Demek ki, bu eski bakan çuvala giren diğer dört eski bakanla yana yana getirilmekten, üst üste koyulmaktan rahatsızdır. Bu şahıs, çuvalın içine atılmaktan keyfi kaçmışsa, dışarıda, tam da çuvalın kenarında duran asıl failden de ahlaken rahatsızlık duyması lazımdır.
Doğan görünümlü şahin
Başbakan Davutoğlu, her fırsat ve zeminde; doğan görünümlü şahin otomobil gibi ses çıkarmaktadır. Kendisinin ses tonu apaçık bir özenti, vücut dili bildik bir kopyadır. Davutoğlu, miras yediler gibi konuşmakta, ekonomide bahar havası estirmekte, ezberlediği klişe ifadeleri milletimize yedirmeye çalışmaktadır. Başbakan’ın binbir gece masallarını aratmayan beyanlarına rağmen gerçek acıdır ve Türk milleti açlığa, borca ve sefalete mahkûm edilmiştir. AKP mağduru olan vatandaşlarımız kaderleriyle baş başa bırakılarak çaresizliğin pençesine itilmiştir.
Putin’in ziyareti
Erdoğan ve Putin’in Suriye konusunda görüş ayrılıkları olsa da, bu ikilinin mizaçlarındaki benzerlik ortak paydaları olarak ön plana çıkmaktadır.
Rusya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişki ve hacmin iki ülkenin yararına gelişmesi için bölgesel ve jeopolitik risklerin de hesaba katılması gerekmektedir.
Kırım’daki zulüm ve eziyet bitmeden Rusya’nın inandırıcılığı bize göre olmayacaktır. Rusya’nın Türkiye’ye sattığı doğal gazın toplam faturasında indirime gitmesi, ekonomik parametre ve hedeflerden ziyade siyasi ve bölgesel konulara endekslidir. Ve bu kapsamda AKP’nin el altından ülkemize yeni külfetler getirmesi kaygılarımızın başında gelmektedir.
Papa
Dinler arası diyalog ve Ilımlı İslam gibi defolu kavram ve sinsi projelerle üzerimizdeki operasyonun şekil ve muhtevası çoktan deşifre olmuştur. İstanbul’da Fatih Kaymakamlığına bağlı olan Fener Rum Patriğinin Ekümenik sıfatını kullanması bu kapsamda ele alınmalıdır. Papa Ekümenik sıfatına kendince meşruluk atfetmiştir. Bilinmelidir ki, Fener Rum Patriğinin sözde Ekümenik unvanı devletimizin kurucu anlaşması Lozan’a tamamen aykırıdır. Biz tüm inanç ve dinlere mutlaka saygı duyan bir siyaset disiplini ve ahlakına sahibiz. Kimseyi ötekileştirmeden, hor ve hakir görmeden milletimizin ve ülkemizin bekasını savunuyoruz. Ancak Anadolu’da bir Hıristiyan üstünlüğü hedefinin eşzamanlı olarak Türklerin bu topraklardan çıkarılması hesabına refakat ettiğini de görüyor ve müşahede ediyoruz. İstanbul’un Vatikan benzeri bir minyatür veya şehir devleti haline getirilerek ele geçirilmesi amacının ısrarla sürdürüldüğünü görmemek için de kör olmak gerektiği kanaatindeyiz. Bunun yanı sıra, Heybeliada Papaz okulunun açılması için AKP ve dostları fırsat kollamaktadır. Bizim, kalbinde kilise, ağzında cami olanlara verilecek vatanımız, feda edilecek insanımız, heba edilecek değerimiz olmayacaktır.

Orhan Karataş

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.