SON DAKİKA

Fitnedir, Cehalettir, İhanettir!..

Bu haber 28 Ekim 2013 - 11:16 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.

Şükrü Alnıaçık

“Milliyetçiliğimizin temel kaynaklarının başta geleni, İslam imanı, İslam ahlak ve faziletiyle, Türklük şuuru, Türk milletine karşı beslenen derin duygu, derin sevgidir.” [Alparslan Türkeş]

Alparslan Türkeş’in tanımladığı Milliyetçilik, Kenan Evren’deki veya Kemalizm’deki Milliyetçilik örneklerinden çok daha bilimsel, tarihi realiteye uygun bir barış ve dayanışma felsefesidir. Ümmetçi veya Kürtçü eleştirilerin tasvir ettiği etnik Milliyetçilikle veya ırkçılıkla hiç alakası yoktur.

Milliyetçilik anlayışımıza yön veren “Türklük” tanımı, 20. Yüzyılda oluşumunu tamamlayan yeni bir “tarihi millet” olarak, “Osmanlı bakiyesi Müslüman Nüfus ve bu nüfusun yurt dışında kala sıydaşları” şeklinde teşekkül etmiştir. Biz buna inandık, “bu milletin milliyetçisi” olduk.

Lozan’da Türk kavramı, diğer Müslümanlardan farklı ve mesela Türkmen gibi bir “etnik kimlik” olarak kabul edilseydi, “diğer Müslüman etnik grupların azınlık olarak kabul edilmesi” gerekirdi. Gayrimüslimlerden başka hiç kimse azınlık kabul edilmemiş ve onlar da dâhil hiç kimse resmen kısıtlanmamıştır. Dolayısıyla “ümmet”ten Lozan kodlamasıyla “Türk”e geçilmiştir. Lozan’ın 38.-41. Maddeleri, bu konuda “anayasalar üstü” ve bağlayıcıdır.

Buradan çıkan sonuç, Kongrelerden ve Misak-ı Milli’den gelen “Türkiye’de Müslüman azınlık bulunmadığı” tezimizin Lozan’da kabul gördüğü gerçeğidir. Çoğunluğu müttehit, yani kültür, hukuk ve siyaset birliği içindeki bir topluluğa da modern dünyada “millet” (nation) denilmektedir. Azınlıklar ise dünyanın her yerinde ayrıcalıklı değil, kısıtlı topluluklardır.

Osmanlı Devlet-i Âliyyesi, Müslüman olmayı ve bir arada yaşamayı özendiren hukuk sistemiyle bir “millet-i hakime” meydana getirmiştir. Bu vergi ve askerlik avantajlarına sahip kitlenin ortak dini İslam, ortak dili, sarayın dili olan ve 1876 Anayasasıyla da vaz edilen Türkçe’ydi. Millet-i hâkimeye mensup Müslüman toplulukların çoğunluğunu Oğuz boyları teşkil ediyor, sonra Kurmanciler ve Zazalar geliyordu.

Çerkezler, Arnavutlar, Boşnaklar, Gürcüler, Lazlar’dan vb oluşan ve nüfus kağıdında İslam yazan vatandaşlar, bir bütün olarak artık yeni bir Tarihi Millet olmuştur. Bizim Türk diyerek övdüğümüz, sevdiğimiz, Milliyetçisi olduğumuz kitle işte budur. Ermeniler, Rumlar ve Museviler, din farkı nedeniyle fiilen ve hukuken bu uluslaşmanın dışında kalmışlardır.

“Ne Mutlu Türk’üm Diyene” vecizesinin karşıtı “Ne Mutlu Kürt’üm diyene!” değil, “Ben Gayrimüslim azınlıktanım ve sizin kadar mutlu değilim”dir. Gayrimüslim olduğu halde çoğunluğa intisab ederek “Türk olmak isteyenlere” ise istisnai olarak bu kapı açıktır. (Dabbağyan veya Fedon gibi…) Burada ölçü, bayrağa, vatana ve millete sadakattir. Mehmetçiğe kılıç kaldırmamaktır.

Meseleye Avrupa-merkezci dar siyasetin at gözlükleriyle bakanlar, Türk Milliyetçiliğinin bu yönünü görebilecek perspektife sahip değildirler.

Bu yeni bir “Uluslaşma”dır. Osmanlı’daki Müslüman “Millet-i hakime”nin 1856 Islahat Fermanıyla kaybettiği hâkimiyetini, Kurtuluş Savaşıyla yeniden ve hukuksal olarak kazanmasıdır.

Bizim Milliyetçiliğimiz, bu milletin milliyetçiliğidir. Irkçılıkla veya etnik milliyetçilikle bir ilgisi yoktur. “Kürtçülüğe karşı olmak”la “Türk Milliyetçiliğine karşı olmak” aynı kefeye konulamaz. Bu karşı olma, ancak “Türkmenciliğe karşı olmak” ile eşdeğer görülebilir.

Şimdiye kadar bizim saflarımızda Türkmencilik veya ırkçılık gibi bir kavramla ortaya çıkana rastlanmamıştır. Ancak etnik milliyetçiliğe yani Kürtçülüğe bu denli prim verilmesi halinde bundan sonra ne olacağını kimse kestiremez!..

Eğer…

-Burada tanımlanan milletin Milliyetçisi iseniz, “Bin yıllık kardeşliği yaşa ve yaşat” diyebilirsiniz.

-Bu milletin Milliyetçisi iseniz, “Kürtler ne kadar Kürtse, biz de o kadar Kürdüz” diyebilirsiniz.

-Bu milletin Milliyetçisi iseniz, kimse size “Etnik Milliyetçi” diyemez.

-Bu milletin Milliyetçisi iseniz kimse sizi “Kürtçülüğü tahrik etmekle” suçlayamaz.

-Bu milletin milliyetçisi iseniz, kimse doğudaki Ülkücüleri, korucuları, “kendi halkına ihanetle” suçlayamaz.

-Bu milletin milliyetçileri, bölücülerin tuzağına düşerek onların ekmeğine yağ sürecek ırkçılık batağına saplanmazlar.

-Bu milletin Milliyetçisi olduğumuz için dün Bingöl’de Bitlis’te Elazığ’da Urfa’da, Ağrı’da, Van’da Muş’ta, Hakkari’de, Diyarbakır’da vardık.

-Bu milletin Milliyetçisi olduğumuz için yarın da var olacağız!..

Bu ülkede Türk Milliyetçilerine atılan iftiraların tamamı, fitnedir, cehalettir, ihanettir!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.