Asikurtlar©

Fiil var hukuk yok

Fiil var hukuk yok
03 Haziran 2016 - 8:41 'de eklendi ve 4077 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının birinci maddesi Devletin şeklini “Cumhuriyet”, ikinci maddesi ise Cumhuriyetin niteliklerini, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik, ve sosyal bir hukuk Devletidir” diye tanımlıyor. Üçüncü madde devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkentini düzenliyor. Dördüncü madde ise ilk üç maddenin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceğini emrediyor.
FİİLİ DURUM SUÇTUR
Anayasada “fiili durum” diye bir tanımlama olmadığı gibi hukuk sistemimizde de böyle bir düzenleme yoktur. Anayasanın “hukuk devleti” ilkesi yok edilmektedir.Mevcut anayasa ve kanunlara karşı fiili durum oluşturmak, her hal ve şart altında suçtur. Ama gelin görün ki, bu kadar açık ve kesin hükümlere rağmen iktidarımız Anayasayı ve hukuku bir kenara bırakmıştır ve kendi keyfine, menfaatine, hedeflerine göre bir fiili durum oluşturmuştur. Bunu biz iddia etmiyoruz, bizzat kendileri söylüyorlar. Daha dün yürütmenin başına zembille indirilen başbakan, “Anayasa ne söylerse söylesin, cumhurbaşkanı fiili olarak sorumludur. Cumhurbaşkanının fiili olarak siyasi sorumluluğu doğmuştur. Yeni anayasa ile sistemin yolunu açma zamanıdır” diyerek, bir itirafta bulunmuştur. Bunu da getirip, “halkın seçtiği Cumhurbaşkanı” tekerlemesine bağlıyor.
HALKIN SEÇMESİ KRİZLERİ AŞMAK İÇİNDİR
Öncelikle ve bir defa daha “halkın seçtiği Cumhurbaşkanı” tekerlemesine bir açıklık getirelim. Anayasamızdaki Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi maddesi, tamamen Meclisin seçmesi sırasında ortaya çıkan krizleri önlemek için sonradan düzenlenmiştir. Yapılan değişiklik sadece ve sadece seçim şekliyle sınırlıdır. Bunun dışında yetki ve görevler bakımından tek bir harf dahi değiştirilmemiştir. “Halkın seçmesi durumunda Anayasa tanınmaz, fiili durum oluşturulur” gibi madde ve uygulama olamadığı gibi, önceki Cumhurbaşkanlarına da büyük haksızlıktır. Zira, önceki Cumhurbaşkanlarını da halkın seçtiği Meclis, hem de nitelikli bir çoğunlukla seçiyordu. Yani, önceki Cumhurbaşkanlarının arkasındaki halk desteği, partilerin aldıkları oy dikkate alındığında, hiçbir zaman sayın Erdoğan’dan aşağı olmadığı gibi, çok daha yüksektir. Milletin iradesini yetki verdiği temsilcileri eliyle kullanmış olmasının neresinde bir yanlış veya eksiklik vardır?
OLMAYACAK BAHANELER
AKP zihniyetinin oluşturulan fiili durum ve “halkın seçtiği Cumhurbaşkanı” savunması temelinden yanlış ve geçersizdir. Nitekim, bunun böyle olduğunu ve bu şekilde devam edemeyeceğini kendileri de biliyorlar.Anayasaya uymak yerine, Anayasanın kendilerine uydurulmasını istiyorlar.Sayın Bahçeli’nin son grup konuşmasında belirttiği gibi Türkiye’nin onca sorunu; başını ağrıtan, ayağını çelmeleyen, geleceğini karartan devasa meseleler olmasına rağmen, yeni başbakanın gündemi Cumhurbaşkanı’na ayarlaması ve her şeyin önüne geçirmesi bu yüzdendir. Bunu da olmayacak bahanelere, insan aklıyla alay edilen sebeplere dayandırıyorlar. Ortaya sürülen gerekçelere bakılırsa zannedersiniz ki, her şey bitmiş ve halledilmiştir de Türkiye’nin bir tek meselesi olarak başkanlık sistemini inşa etmek kalmıştır. Son günlerde bir de “güven ve istikrarın kurumsallaşması” gibi akıllara durgunluk veren bir gerekçe ürettiler. 14 yıldır tek başlarına iktidarlarında sağlayamadıkları güven ve istikrarı başkanlıkla sağlayacaklarmış. Oysa daha 1 Kasım öncesinde bu milleti, “istikrarın devam etmesi” diye kandırmadılar mı? O istikrar AKP elinde döne döne geldi başkanlığa malzeme oldu.
NE DEĞİŞTİ?
Türkiye’de şu anda zaten hukuksuz da olsa, fiili durumla da elde edilse başkanlık sistemi vardır. Hem de öyle bir başkanlık sistemi ki, yasama, yürütme, yargı dünyada eşi benzeri görülmemiş şekilde tek adamın ağzına bakar hale gelmiştir. Peki, ne değişti? Terör mü durdu, gökten para mı yağdı, refah mı yükseldi, işsizlik mi sona erdi, yerlerde sürünen itibarımız ve saygınlığımız mı ayağa kalktı? Tam tersine dünyada daha çok alay konusu oluyor, daha çok kaybediyoruz. Almanya gibi tarihi soykırımla yazılmış ve en çok Türkün yaşadığı bir ülke dahi, AKP’yi ganimet saymış ve Türk tarihine iftirayı meclisinden geçirme cüreti gösterebilmiştir. Sayın Bahçeli, “Hedeflenen başkanlık değil, başkancı sistemdir. Ve sonu da diktatörlüktür.” Diyerek, işin aslının ne olduğunu net biçimde ortaya koymuştur.
MİLLET “HAYIR” DEDİ
Yeni başbakanımızın başkanlık sistemiyle ilgili söyledikleri ibret vericidir. Meclise bir Anayasa değişikliği teklifi getireceklermiş. Olmazsa millete gideceklermiş. Her zaman siyasetin çözüm üretemediği yerde çare millettir, sandıkmış. Bu sözler tamamen duruma göre vaziyet almadır. Yeni Anayasadan kastedilen tamamen fiili duruma hukukilik kazandırmak içindir. Onun dışında milletin beklentileri umurlarında değildir. Nitekim, 7 Haziran seçimleri öncesinde “400 milletvekili” denilerek millete gidildi ve millet elinin tersiyle bunu itti. Bugünkü meclis yapısından da bunun dışında bir karar çıkması hiçbir şartta mümkün görünmemektedir. Dolayısı ile oluşturulan fiili duruma artık bir son vermek, Anayasa ve kanunlara uymak bir mecburiyet haline gelmiştir. Aksi halde Türkiye bir açmazdadır. Sürdürülemez bir durum ortaya çıkmıştır.
EMRİVAKİLERDEN BIKTIK
Siyasetin çözüm üretemediği gibi bahanelerle kastedilen AKP’nin menfaatleridir. Başka türlü olsaydı MHP’nin meclis yapısını değiştirip millet iradesi dışında bir hükümet arayışları karşısında millete gitmesini ipe-sapa gelmez gerekçelerle eleştirmezlerdi.Milletin ne diyeceğini çok iyi bildikleri için de, “Milletin ‘Biz sizi seçtik niye zırt pırt geliyorsunuz’ da dememesi lazım. Mecbur kalmadıkça milletin önüne sorun götürmemek lazım.” Diyerek güya tedbir alıyorlar. Millet artık bu emrivakilerden, bu fiili durumlardan ve kendi iradesi ile bu kadar alay edilmesinden bıkmıştır. Ve eminiz ki, ilk fırsatta bunun gereğini de yapacaktır.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER