SON DAKİKA

KAPANDAKİLER

KÖŞE YAZILARI

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

Fezlekeler TBMM’de

Bu haber 27 Nisan 2014 - 12:00 'de eklendi ve 18 kez görüntülendi.

NAZLI ILICAK

4 bakanın fezlekesi (Muammer Güler, Egemen Bağış, Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar) 5 Mayıs’ta TBMM’de görüşülecek. AK Parti, kamuoyu baskısına dayanamadı; pes etti. İlk baştan itibaren, haklarında yolsuzluk iddiası bulunanlarla araya mesafe konulabilirdi. Bakanların istifa etmesi için 1 hafta süre gerekti. Bu da yetmedi, Erdoğan, onları himayesine aldı; seyahatlerine götürdü. Otobüsün üzerine çıkartıp, “Biriz, beraberiz” şeklinde mesaj vermelerinin yolunu açtı. Yerel seçim sonrası, Egemen Bağış’ın balkonda görünmesi de manidardı; “Yolsuzluk var” diyenlere karşı adeta bir meydan okumaydı.

Şimdi fezlekeler parlamentoda. Hani 17 Aralık bir darbe teşebbüsüydü? Parlamento yolsuzlukları mı yoksa darbe teşebbüsünü mü görüşecek? Başbakan’la paralel bir tavır takınıp, kocaman yolsuzluk dosyalarına “darbe teşebbüsü” diyen şaşkınlar… Yolsuzlukların içeriğine girildikçe, acaba nasıl bir viraj alacak? Merakla bekliyorum.

Medyanın tavrı

17 Aralık sabahı, büyük yolsuzluk operasyonu gerçekleşti. 18 Aralık’ta iktidara yakın gazeteler, bu işin, siyaseti itibarsızlaştırmaya ve yeniden dizayn etmeye yönelik bir tuzak olduğu başlıklarıyla çıktı.

Sabah: “Kaset olmadı dosya verelim… Operasyonun amacı: Siyaseti itibarsızlaştırmak. Operasyonun arkasındaki odakların hedefi: 30 Mart yerel seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi siyaseti yeniden dizayn etmek.”

Takvim: “Vaiz Lobisi! Yeni Türkiye’yi hedef alan içki, sigara, ilâç ve faiz lobisi Gezi’de başarılı olamadı. Baronlar, bu kez seçim öncesi içerideki uzantılarıyla birlikte harekete geçti.”

Star: “Seçim ayarlı operasyon… Yerel seçimler arefesinde düğmeye basıldı. Siyasi çevreler, hükümeti hedef alan operasyonun, dershane tartışmalarıyla başlayan ve MGK belgeleri ile süren kara propaganda kampanyasının yeni bir aşaması olduğu görüşünde. Operasyonun seçimler yaklaşırken başlatılması dikkat çekti.”

Tayyip Erdoğan da, ilk günden itibaren “paralel” dediği yapıyı hedef aldı. İktidarına kurulan tuzaklardan söz etti. Önünde 2 yol vardı: Biri, kenara çekilip, yargının önünü açmak. Diğeri, yolsuzluk iddiasıyla karşı karşıya olan bakanları sahiplenmek. 1’inci yolu seçebilirdi ama havuz medyasıyla, TÜRGEV’le, Bosphorus 360’la ilgili yolsuzluklardan da haberdar olduğu için, işin ucunun kendisine ulaşacağını anladı ve “paralel devlet” senaryosunu bu yüzden yazdı.

Şimdi konu Meclis’in gündeminde. Peyderpey iddianameler de Ağır Ceza Mahkemeleri’ne intikal edecek. O zaman herkes, bunun iktidarı dizayn etmek için bir tuzak değil, rüşvet ve yolsuzluk operasyonu olduğunu görecek. Ne bekleniyordu savcılardan? İddialar karşısında 3 maymunu oynamaları mı? Tuzak olması için, dosya içeriğinin iftiralardan oluşması gerekir.

Operasyondan hemen bir gün sonra, Başbakan ve paralelindeki basın, yolsuzluk dosyalarının “seçim ayarlı bir tuzak” olduğunu keşfetti. Yolsuzlukların üzerine gitmek yerine, “darbe” iddiasına sarıldılar.

Fatih Belediyesi dosyası

17 Aralık’ta ortaya çıkan yolsuzluk dosyalarından biri de Fatih Belediyesi ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’yla ilgiliydi. Savcı Ekrem Aydıner’in yazdığı iddianame nihayet 20. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma 11 Kasım’da. Biraz geç değil mi?

Dosyanın sorumlusu Savcı Celâl Kara ve Savcı Mehmet Yüzgeç, Turan Çolakkadı’nın yerine gelen Başsavcı Hadi Salihoğlu’nun yeni bir görevlendirmeye gitmesiyle, söz konusu dosyalardan alındı. Ayrıca soruşturma konusu kapsamlı diye HSYK tarafından 2 yeni savcı atandı. Bunlardan biri Ekrem Aydıner’di. Sonradan iş taksimi sebebiyle savcılar başka yerlere kaydırılınca, kapsamlı denilen dosya, tek başına Ekrem Aydıner’in elinde kaldı. Fatih Belediyesi davasında şüpheli sayısı 100’den 21’e kadar indi. Diğerlerine takipsizlik kararı verildi. Marmaray’a ilişkin iddialar artık dosyada yok. Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve yardımcısı Ednan Güler de takipsizlik alan kişiler arasında. Ama çok şükür, ciddi deliller söz konusu olduğundan, mesele tamamen örtbas edilemedi. Yanlış anlaşılmasın, Ekrem Aydıner’in, davayı ciddiyetle yürüteceğini düşünüyorum. Fakat ani olarak dosyaya atanması, diğerlerinin tasfiye edilmesi, yığınla takipsizlik kararı verilmesi ister istemez şüphe uyandırıyor. Peşin hükümlü davranmayarak, davanın nasıl geliştiğini dikkatle izleyeceğim.

İddialar, Fatih ve Beyoğlu’ndaki bazı imar usulsüzlükleri ve rüşvetle ilgili. İşin içinde, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in kardeşi Sebahattin Demir de var. Mimar Sevinç Doğan, Sebahattin Demir ile işin sahiplerini görüştürüyor; Sebahattin Demir, “en tepedeki”yle sorunu çözeceğini söylüyor. Sorun da çözülüyor. Ayrıca, Günseli Aybay (4 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü), Hasan Soyal (Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurul Müdürlüğü’nde Raportör), Oğuz Ceylan (4 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Başkanı), Raşit Şentürk (İstanbul 2 No’lu Yenileme Alanı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü), Yener Çavdar (7 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü), Nesrin Çiçek Akçıl (2 No’lu Koruma Kurulu Raportörü) işin içinde. Başkaları da var.

Yargılama sonucunda Fatih Belediyesi Başkanı’nın kardeşinin, kimin nüfuzunu kullanarak meseleyi çözdüğü daha iyi anlaşılacak. Ayrıca, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulları’nda çalışan kişiler de şüpheli sıfatıyla yargılanıyor. SPK’dan bir çırpıda 15 kişiyi görevden alan hükümet, adı yolsuzluk iddialarına bulaşmış insanları, aklanıncaya kadar görevden uzaklaştırmayı düşünmüyor mu?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.