SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

BÜYÜK YÜZLEŞME…

Gündem Yazıları

FETÖ’NÜN SİVİL KANADI NEREDE?

Bu haber 23 Temmuz 2017 - 17:19 'de eklendi ve 3.392 kez görüntülendi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, FETÖ’nün siyasi ayağının peşini bırakmak niyetinde değildi. Bahçeli,”Yurtta Sulh Konseyi sadece askerlerden teşekkül etmez.” ifadesini kullanarak 15 Temmuz gecesi yayınlanan darbe bildirisini örnek gösterdi. Devlet Bahçeli; bildirinin, Yurtta Sulh Konseyinin mutlaka bir sivil kanadı olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Devlet Bahçeli, geçmişte bu akrep ve çıyanlar güruhuyla al takke ver külah ilişkisi içinde olanların sıyrılıp çıkmaması için uyarılarda bulundu. Bahçeli, FETÖ ile mücadele sıkı tutulmazsa yine benzer dramların yaşanacağı endişesini taşıyordu.

FETÖ’nün siyaset ayağı tartışmaları ikinci damat tahliyesi vakasıyla daha da alevlendi. MHP’nin; Darbe Girişimi Komisyonu Raporu’yla ilgili muhalefet şerhinde, bazı çözüm önerileri de sunuldu. Sonuç olarak; MHP ve onun Lideri Devlet Bahçeli, FETÖ ile mücadele konusunda üzerine düşen görevi hakkıyla ifa etti. Omuzlarına yüklenen tarihî sorumluluğu, “devlet adamı” gibi yerine getirdi. Devlet Bey, “büyük devlet adamları” silsilesinin 21. yüzyıldaki son halkasıydı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, FETÖ’nün siyasi ayağının peşini bırakmak niyetinde değildi.
Devlet Bahçeli, 22 Kasım 2016 günü parti grubunda hükûmete seslendi:
“Devlette en alt düzeyde görev yapan bir memurun suçu görüldüğü an gereği yapılıyor da, üste çıkıldıkça, makamlar yükseldikçe niçin bir yavaşlamaya, bir duraksamaya, bir savsaklamaya gerek duyuluyor?
Eğer 15 Temmuz darbe teşebbüsü gerçekleşmiş olsaydı, Türkiye’nin kaderi kimlerin eline geçecek, devlet ve siyasete kimler hükmedecekti?
Bu sorunun cevabını bilmek en tabii hakkımızdır.
İhanetin çıbanbaşları kimlerdir?
Yurtta Sulh Konseyi isimli rezil ve haçlı yapılanmanın ana kadrosunu, siyaset ve bürokrasi alanındaki elebaşlarını bu aziz millet ne zaman duyup, ne zaman öğrenecektir?
FETÖ; aynen PKK, IŞİD, PYD-YPG, DHKP-C gibi Türkiye’nin katıksız, amasız, ilelebet düşmanıdır.
FETÖ’nün siyasi ayağı da gizemini korumaktadır.
Öğretmene güç yetiyor da, siyasetteki FETÖ’cülere niye dokunulmuyor? Niye bunların üzerine gidilmiyor?
Odacı, çaycı, çorbacı biliniyor da, hatırlı ve yüksek mevkilerde bulunan veya bulunmuş FETÖ’cülere niye sıra gelmiyor, adalet ve devlet bunların semtine niye uğramıyor?
Bu gecikmenin sebebi nedir?
Bu tavsamanın, bu savsaklamanın, bu sulandırmanın gayesi nasıl izah edilecektir?
Bilmediğimiz bir müdahale, engelleyici bir blokaj mı vardır?
Yurtta Sulh Konseyi isimli melanetin tepe kadrosunu ne zaman duyup ne zaman öğreneceğiz?
Ve bunları şartlar tamam olursa, idam sehpasına ne gün çıkaracağız?”
MHP Lideri Devlet Bahçeli, 15 Nisan Anayasa değişikliği referandumundan iki gün önce çıktığı Star TV’de yine FETÖ’nün siyasi ayağına dair açıklamalarda bulundu.
Kendi partisini kastederek “İçimizde birkaç tane FETÖ’cü olduğunu biliyorum.”diyen Bahçeli; bunların kiminin partiden ayrıldığını, kiminin de Fetullah Gülen hareketiyle ilişkilerini sürdürdüğünün bilindiğini kaydetti.
Bahçeli,”Yurtta Sulh Konseyi sadece askerlerden teşekkül etmez.”ifadesini kullanarak 15 Temmuz gecesi yayınlanan darbe bildirisini örnek gösterdi.
Devlet Bahçeli; bildirinin, Yurtta Sulh Konseyinin mutlaka bir sivil kanadı olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Bahçeli, şöyle konuştu:
“Fetullah Gülen hareketi, şimdiki adıyla FETÖ örgütü çok yaygın bir çalışma içerisinde girmiştir. Sekiz ayak üzerine kurulmuştur. Bunlardan bir tanesi eğitimdir, bir tanesi emniyettir. Göz yumulduğu söylenebilir belli bir ölçüde. Çünkü bu sekiz ayak devleti sarmış kuşatmış. Birisini tutuklamış olsanız götüreceğiniz yer emniyettir. Emniyette FETÖ’cü var. Oradan savcılığa gönderseniz, orada FETÖ’cü var. Böyle Türkiye kuşatılmış. Bunun içerisinde siyasi ayağın olmaması mümkün değil.”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bir devlet adamı titizliğiyle FETÖ’nün siyasi ayağı meselesinin üstüne gitmeye devam etti.
Devlet Bahçeli, geçmişte bu akrep ve çıyanlar güruhuyla al takke ver külah ilişkisi içinde olanların sıyrılıp çıkmaması için uyarılarda bulundu.
Bahçeli, FETÖ ile mücadele sıkı tutulmazsa yine benzer dramların yaşanacağı endişesini taşıyordu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 4 Ekim 2016 tarihli konuşmasında, partisini AKP’ye bastonluk yapmakla suçlayan ana muhalefet partisi CHP’yi şiddetle eleştirdi.
Bahçeli, “Bu iftiraları atan bre densizler, siz FETÖ’nün kurşun askerliğine talip olurken bir şey olmuyor da, bizim Türkiye’yi müdafaa etmemiz mi gözünüze batıyor?” diye sorduktan sonra şöyle dedi:
“Düne kadar FETÖ için himmet ve hizmet kuyruğuna girenler sıkıyı görünce birden çark etmişler, telaşla günah çıkartmaya koyulmuşlardır.
FETÖ’den ağzı yananların, geçmişini unutturma gayesiyle çırpınanların, yakayı kurtarma niyetinde olanların pişmanlık beyanları neredeyse külliyat boyutuna varmıştır.Kriptoların hâlâ faaliyette olduğuna dönük yaygın bir kanaat hâkimdir.FETÖ’nün her kademe ve kesimden teker teker temizlenmesi, geriye hiçbir kalıntısının bırakılmaması acil ve kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.Bununla birlikte devlette çok yoğun bir ihbar ve şikâyet furyası ve ardından gelen tasfiyelerin, masumların haklarına kast etmemesine azami itina edilmelidir.
Türk devleti kaybettiği denge ve düzene mutlaka kavuşmalı, bu nedenle meşru müdafaa ve refleksini hukuk sınırları içerisinde kalarak sonuna kadar göstermelidir. Bu yapılıyorken mağduriyetlerin önü de alınmalı, suçsuz ve günahsız insanlarımızın hak ve hukuklarına azami saygı gösterilmelidir.”

TÜRKİYE CUMHURİYETİ 15 TEMMUZ’DA İPTEN DÖNMÜŞTÜ
MHP Lideri, 22 Kasım 2016’daki grup toplantısında ısrarla bir kez daha FETÖ’nün siyasi ayağı konusunu gündeme getirdi.
İktidara, bu ihanet şebekesinin siyasi ayağının üzerine hâlâ neden gidilmediğini sordu:
“Asılsız ihbar ve şikâyetlerle, aslı astarı olmayan isnatlarla, FETÖ’yle herhangi bir organik bağı olmayan öğretmen veya memurları mesleklerinden atmak hukuk devletinin ilke ve kurallarıyla ters düşecektir.
Böylesi bir durum haksızlığa işaret edecektir ki, biz asla dilsiz şeytan olmayacağız, yani haksızlık karşısında susmayacağız.
Millî eğitim sistemi resmen yaprak dökümü yaşayıp on binlerce öğretmen kâh FETÖ’cü kâh PKK’lı oldukları gerekçesiyle idari ve adli müeyyidelere uğrarken, Yurtta Sulh Konseyi isimli çeteyi ağzına alan yoktur.
Bu hıyanet konseyinin elebaşları hakkında milletimize doyurucu açıklama ve bilgilendirme hala yapılmamıştır.
FETÖ’nün siyasi ayağı da gizemini korumaktadır.
Öğretmene güç yetiyor da, siyasetteki FETÖ’cülere niye dokunulmuyor? Niye bunların üzerine gidilmiyor?
Odacı, çaycı, çorbacı biliniyor da, hatırlı ve yüksek mevkilerde bulunan veya bulunmuş FETÖ’cülere niye sıra gelmiyor, adalet ve devlet bunların semtine niye uğramıyor?
Bu gecikmenin sebebi nedir?
Bu tavsamanın, bu savsaklamanın, bu sulandırmanın gayesi nasıl izah edilecektir?
Bilmediğimiz bir müdahale, engelleyici bir blokaj mı vardır?
Yurtta Sulh Konseyi isimli melanetin tepe kadrosunu ne zaman duyup ne zaman öğreneceğiz?
Ve bunları şartlar tamam olursa, idam sehpasına ne gün çıkaracağız?”
Devlet Bahçeli emindi ki 15 Temmuz ihaneti başarılı olsaydı 1992 Bosna, 1994 Ruanda, 1977’den 1999’a kadar Kongo’da yaşanan dram ve iç savaş şartları vasat bulacaktı.
1989’dan 2003’e kadar aralıklarla devam Liberya iç savaşındaki vahşet, Türkiye’de de vuku bulacaktı.
1980’li yıllardan 2000’li yıllara kadar süren Uganda iç kaosu, Darfur, Çad, Irak, Suriye, Libya ve daha birçok ülkedeki dehşet sahneleri yaşanacaktı.
Türkiye Cumhuriyeti 15 Temmuz’da ipten dönmüştü.
Milletimiz; boyunduruk altına alınmanın eşiğinden son anda muazzam diriliş ve karşı çıkışıyla kurtulmuştu.
15 Temmuz sonrasında hükûmet, FETÖ ile amansız bir mücadele başlattı.
Devlet kurumlarında yuvalanan FETÖ akrepleri birer birer ortaya çıkarılarak hesap vermek üzere adalete teslim edildi.
Ancak FETÖ’nün siyasi ayağına henüz el atılmamıştı.
Bu yüzden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hemen her konuşmasında FETÖ ihanetine ve onun siyasi ayağına yer ayırıyordu.
Sık sık hükûmetten FETÖ’nün siyasi ayağının ortaya çıkarılmasını istiyordu.
Bu arada FETÖ ile mücadele kapsamında 8 Eylül 2016’da tutuklanan iş adamı Ömer Faruk Kavurmacı, 4 Mayıs 2017’de şartlı tahliye edildi.
İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı olan Kavurmacının tahliyesi, kamuoyunda infiale sebep oldu.
Tahliye kararı, AKP’de de rahatsızlığa yol açtı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu rahatsızlığı görmezden gelemedi ve yeniden AKP Genel Başkanı seçildiği 21 Mayıs 2017 Pazar günkü olağanüstü kongrede bir konuşma yaparak kripto FETÖ’cülerin kayırıldığı iddialarına şöyle cevap verdi:
“Türkiye’nin FETÖ ile, PKK, DEAŞ’la mücadelesini işte bu anlayışla yürüttük, yürütüyoruz. Bizim kimseye karşı kişisel bir husumetimiz asla yoktur. Aziz milletimizin hakkının yenilmesine de asla rıza gösteremeyiz. Kendi milletine karşı ihanet içine giren kim olursa olsun gözünün yaşına bakmadan gereğini yerine getirmek sorumluluğumuzun icabıdır. İsterse babamın oğlu olsun karşısında yer alırım. Ucu en yakınlarımıza dokunursa bile bu mücadeleye destek vermeye çağırıyorum. Kimseye diyet borcumuz da bulunmuyor.”
Bunlar Devlet Bahçeli için tatminkâr ifadelerdi ancak bunun somut adımlarla gösterilmesi gerekiyordu.
MHP Lideri, 23 Mayıs 2017 günü partisinin TBMM Gurubunda tarihî bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AKP Genel Başkanı olduğu olağanüstü kurultayda; “İhanet içinde kim olursa gözünün yaşına bakmayacağız. İsterse babamın oğlu olsun.”şeklindeki açıklamasını umut verici, son derece de isabetli bulduğunu söyledi.
“İsterse babamın oğlu olsun.’ sözünden sonra artık bahane tükenmiştir.”ifadesini kullanan Bahçeli, “Kavurmacılar aklanıyor, baklavacılar adaletten kaçırılıyorsa ortada kesinlikle çözülmesi gereken bir sorun var demektir. Hükûmete diyorum ki, çaycıyı çorbacıyı bırakın; yılana çıyana bakın.” diye seslendi.
Devlet Bahçeli, “Âdeta yer yarılmış, FETÖ’nün siyasi ayağı içine girmiştir.” dedi.
Bahçeli, şöyle konuştu:
“FETÖ’yle mücadelede kafa karışıklığına, ikircikli tavırlara, sırtını sağlama almış hatırlı isimlerin korunmasına hiç gerek ve yer yoktur.Bu doğru ve ahlaki de değildir.Eğer aksi olursa millî vicdanda dipsiz kuyular açılacaktır.Suçu sübut bulan kim varsa, onun yakınıydı, bunun hısımıydı, şunun damadıydı dememek, nitekim bunların gözünün yaşına dahi bakmamak şarttır.Hıyanete cezası verilecekse imtiyazlı veya değil hiç kimsenin ah vah etmesi hem doğru olmayacak, hem de inandırıcı görülmeyecektir.
Medyada fotoğrafları gösterilen FETÖ’cülere 15 Temmuz kalkışmasının lider kadrosu yorumu getirmek bir bakıma asıl ve arkada kalmış zirve isimleri perdelemek demektir.Bu propagandaya bilmeden alet olanlara sözümüz yoktur.
Fakat bilerek, isteyerek, kasten FETÖ’nün ileri gelenlerini, fikir babalarını, eylem ortaklarını, siyasetten iş âlemine, bürokrasiden sivil toplum kuruluşlarına kadar alan ve yer tutmuş lider kadrosunu ikinci plana düşürmek, suyu bulandırmadan korumaya almak en adi ve alçak suçtur.
Deniliyor ki, Yurtta Sulh Konseyi üyeleri yargılanıyormuş.ETÖ’nün mezkûr ihanet konseyiyle ilgili aklımızın yatmadığı, havsalamızın almadığı iddia ve ifadelerin netliğe kavuşma ihtiyacı vardır.Şu işe bakınız ki, ortada siyasetçi yoktur.
15 Temmuz melaneti gerçeklemiş olsaydı bakan, başbakan veya cumhurbaşkanı olması mümkün ve muhtemel hiç kimseden bahis de açılmamaktadır.
Adeta yer yarılmış FETÖ’nün siyasi ayağı içine girmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz Pazar günü, AKP Genel Başkanı olduğu olağanüstü kurultayda; “ihanet içinde kim olursa gözünün yaşına bakmayacağız. İsterse babamın oğlu olsun.” görüşündedir.Biz bu görüş ve tutumu umut verici, son derece de isabetli değerlendiriyoruz.Tehdidin büyüklüğünden dolayı FETÖ’yle mücadeleye herkesi çağırmasını olumlu ve doğru buluyoruz.
“İsterse babamın oğlu olsun.” sözünden sonra artık bahane tükenmiştir.Kripto damarın kesilip atılması, kılık değiştirmiş, usul ve üslup açısından kendisini emniyete almış FETÖ’nün siyasi ayağının darmadağın edilmesi artık millî bir seferberlik ruhuyla ele alınmalıdır.Türkiye FETÖ operasyonlarından dolayı diken üstündeyken, hayat normale dönmemişken, olağan şartlara daha ulaşılmamışken mücadeleyi sekteye uğratacak her adım Türkiye düşmanlarına hizmetle bir ve aynı olacaktır.
Hükümete diyorum ki çaycıyı çorbacıyı bırakın; yılana çıyana bakın.Zahire değil zehre odaklanın.Zarfa değil, mazrufa dikkat kesilin.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli; kavurmacılar aklanıyor, baklavacılar adaletten kaçırılıyorsa ortada kesinlikle çözülmesi gereken bir sorun var derken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’yı telmih ediyordu.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.