SON DAKİKA

BÜYÜK YÜZLEŞME…

Gündem Yazıları

Fetö’nün Lider Kadrosu Çökertilmediği Sürece Risk Var

Bu haber 04 Temmuz 2017 - 8:34 'de eklendi ve 3.218 kez görüntülendi.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Habertürk TV’de Türkiye’nin Nabzı programında Didem Arslan Yılmaz’ın sorularını yanıtladı. Gündeme dair önemli açıklamalar yapan İlker Başbuğ, “FETÖ’nün lider kadrosu hala duruyor. Bir Adil Öksüz vardı, onu da kaçırdık” dedi. Başbuğ, yeni kalkışma riskinin de tamamen ortadan kalkmadığını savundu.

Başbuğ’un açıklamalarından satır başları şöyleydi:

15 Temmuz FETÖ darbe girişimi cumhuriyet tarihimizin en kanlı, korkutucu olayı. İnanılmaz bir olay yaşadık. Bir yıl geçti, Türkiye gerçekten bir travma yaşadı.

Geçtiğimiz bir yıl içinde Türk yargısının büyük çabalarla yürüttüğü faaliyetler var, mücadele var. Daha önce de söyledim, yargının mücadelesini yürekten destekliyorum. Haklı olarak denilebilir, ben de aynı kanaatteyim.

“Hiç suçsuzlar yok mu?” Elbette olabilir. Ama bu geneli zedelememeli. Temennimiz Türk yargısı, tutuklulardan olsun, yargılama safhasında olsun suçsuz olanları en kısa zamanda açıklığa kavuşturur.

“ABDULLAH ÖCALAN’I İYİ KULLANAMADIK”

FETÖ’ye karşı mücadeleyi destekliyorum. Türk toplumunun büyük bir bölümü FETÖ ile yapılan mücadeleyi destekliyor. İki terör örgütü ile karşı karşıyayız.

Bir terör örgütünün lider kadrosunu etkisiz hale getiremezseniz mücadeleniz arzu edilenden daha uzun sürer. PKK’da aynı şeyi yaşadık. “Elebaşı Abdullah Öcalan yakalanmadı mı?” diyebilirsiniz. Yakalandı ama ben Türkiye’nin Abdullah Öcalan yakalandıktan sonra O’nu iyi kullanamadığını düşünüyorum. Şu an Kandil’deki kadroya karşı da yıllardır arzu edilen noktada başarı sağlayamadık.

“FETÖ’NÜN LİDER KADROSU ÇÖKERTİLMEDİĞİ SÜRECE RİSK VAR”

FETÖ’nün lider kadrosu hala duruyor. Bir Adil Öksüz vardı, onu da kaçırdık. Örgütün beyin takımı duruyor. Bunların tekrar aynı noktaya gelemeyeceğinin garantisi yok. Devletin bunu ciddiye alması lazım. ‘Çökertildi’ gibi şeyler duyuyoruz, ben buna katılmıyorum. Tam çökertilmesi için lider kadronun çökertilmesi lazım. Lider kadro çökertilmedikçe risk devam ediyor.

“TÜRKİYE’DEKİ KAYNAKLARINA DARBE VURULDU, PEKİ YURT DIŞI?”

Hala TSK’da FETÖ’cülerin olduğu söylentileri var. Bunu ciddiye almak lazım. Türkiye tekrar bu travmaları yaşayabilecek durumda değil. Lider kadro çok önemli. Devlete düşen temel görev de bu. Burada bir sıkıntı var. Lider kadrosunun hemen hemen büyük bölümü yurtdışında. O ülkelerle ilişkiler önemli. O ülkelerin FETÖ’ye bakış açıları da çok önemli. Devlet burada gücünü kullanmalı. Ekonomik gücü de önemli. Türkiye’deki kaynaklarına büyük boyutta darbe vuruldu. Peki yurtdışındaki kaynaklarını ne yaptık? Bu da düşünüdürücü bir konu. Türkiye’deki ordu, polis, yargı, bürokrasideki ciddi boyutta temizlik yapıldığına inanıyorum. Ama tamamen sıfırlandı demek riskli. “Bunlar etkili bir faaaliyette bulunabilir mi?” ben yorum yapamam ama bu olayı ciddiye almak lazım.

“SİYASİ AYAĞININ MUTLAKA ORTAYA ÇIKARILMASI LAZIM”

“Siyasetteki boyutu çok ortaya çıkmadı” deniliyor haklı olarak. Siyasi boyutu mutlaka olması lazım. Elbette ortaya çıkarılması lazım. 15 Temmuz’da çok ciddi bir olay yaşadık. Yargı elinden geleni yapıyor. (Doğu Perinçek’in ‘Yargı altın çağını yaşıyor’ sözlerinin hatırlatılması üzerine) Ben öyle bir tabir kullanmak istemem. Ama yargı elinden geleni yapıyor. Hatalar elbette vardır, yoktur diyemeyiz.

“GÜLEN’İ KULLANMA SÜRESİ DOLMADAN İADE ETMEZLER”

Fetullah Gülen’in kullanılma zamanı ne zaman dolarsa o zaman iade ederler. Dolayısıyla onun kullanılma süresi devam ettiği müddetçe iade edilmesini beklemek çok zor.

“İFADE VERENLERİN ÇÖZÜLDÜĞÜ KANAATİNDE DEĞİLİM”

15 Temmuz’un tam aydınlatılamadığını, birçok konunun açıklığa kavuşmadığı kanaatini taşıyorum. Yargılama süresinde ifadeler vs. baktığımız zaman şu anda sanık durumunda olanların bu konuda biraz eğitimli ve yönlendirilerek çok açık olayı aydınlatıcı bilgiler verme noktasında olduklarını düşünmüyorum. İfade verenlerin çözüldüğü kanaatinde değilim.

YENİ BİR KALKIŞMA İHTİMALİ VAR MI?

Olabilir. Şu an güncel istihbarat bilgilerine sahip değilim. Bu çeşit iddialar ciddiye alınmalı. Artık bitmiştir, bir şey olmaz demek olmaz. Siz ne yapmanız gerekiyorsa yapın.

“TSK İÇİNDE ÇATIŞMA FELAKET OLURDU, KOMUTA KADEMESİ ÖNLEDİ”

Geçmişten gelen darbeler tarihimiz var. Ama 31 Mart vakasını alalım. Orada bile bir Harekat Ordusu var. Padişahın emrinde olan bir ordu var. Ama Türk ordusu ikisi de. Orada bile Abdülhamit emir veriyor, ‘Kesinlikle Harekat Ordusu ile karşı karşıya gelinmeyecek’ diyor. TSK 15 Temmuz’da Allah korusun bölünüp çatışma ortamına girseydi bu felaket olurdu. Bunu kim önledi? TSK’nın komuta kademesi. TSK’nın komuta kademesi olarak baktığınızda tümünün darbeye karşı olduğunu görüyorsunuz. Ya farklı bir tablo olsaydı? Konuşması bile zor TSK içinde çatışma ortamına sürükleyebilirdi. Bu facia olurdu.

“ADALET YÜRÜYÜŞÜ” İÇİN NE DİYOR?

Yürüyüş ile ilgili bir iki şeyi ifade etmek isterim. Bir kere olaya şöyle bakmamız lazım. Çok kimsenin gördüğü gibi bu yürüyüş demokratik ve anayasal bir hakkın kullanılmasıdır. Ben de elbette saygı duyuyorum. Bazı hususların bazıları tarafından eleştiri konusu yapılması da doğal. Belki şunu söylememiz lazım en azından eleştiri yaptığınız kadar bu yürüyüşün hangi amaçla yapıldığını da anlamaya çalışın. Bu yürüyüş, yargı bağımsızlığının tarafsızlığının sağlanmasına en önemlisi de toplumun adalete ve yargıya olan duyarlılığının artmasında önemli rolü olur diye düşünüyorum. Şunu da söylemek gerekir. Katılanları yargılamak, onları sorgulamak ne kadar yanlış ise katılmayanları da yargılamak o derece yanlış. Kişisel bir tercih olarak bunu değerlendirmek lazım.

“Yürüyüşe neden katılmadı?” diye eleştiri oldu üzüldüm. Daha yürüyüş devam ediyor. Ne biliyorsunuz? Belki o ismi geçen kişilerden bu yürüyüşe katılma niyeti olanlar belki de bu çıkan haberler nedeniyle katılma niyetlerini değiştirdiler.

BAŞBUĞ’DAN GAZETECİLERİN TUTUKLANMASINA ELEŞTİRİ

Sözcü gazetesinin iki yazarı var. Ben Gökmen Ulu’yu tanıyorum. Gökmen Ulu’nun bu haberi yapış zamanı nedir? Bunu ben bu konuyu tartışan çok kişiye soruyorum. Çok kimse bilmiyor. Bir kere daha hatırlatalım. Saati 15 Temmuz 16.25. Şimdi bu haberin konulduğu anda o gece yaşanacak olay ile ilgili olması söz konusu olabilir mi? Darbeye ilişkin emare o an var mı? Ben tamamen gazetecilik kapsamında olduğunu düşünüyorum. Bir an önce hürriyetine kavuşmasını temenni ederim. Enis Berberoğlu olayına baktığınız zaman. Berberoğlu, casusluk yapmaktan dolayı 25 yıla mahkum oldu. Peki Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili kararı var. Şimdi AYM kararı ortada iken gerçekten Enis Berberoğlu’nun casusluk nedeniyle cezaya çarptırılması anlaşılması zor bir olay. Kadri Gürsel olayı var. Ahmet Şık’ı nereye koyacağız? FETÖ’ye karşı en aktif kişi. O dönemde de bu işin mağdurdu olan kişi. Musa Kart var. İsmini şu an bilemediğim kişiler var. MİT TIR’ları olayından hareket edererek Türk devletini ve yöneticilerini uluslararası platformlara şikayet noktasına getirmeyi de doğru bulmuyorum.

“TARAF GAZETESİ TSK’YI HEDEF ALDI”

Taraf gazetesine değinmek isterim. Dağlıca baskınından hemen sonra yayına başladığını görüyoruz. Kesinlikle bir görevle görevlendirildiği kanatini taşıyorum. Ana hedefi TSK idi. Bir nevi psikolojik harekatı yapmak için görevlendirilen bir gazete demeyi uygun görmüyorum. Hep gazete diyoruz ama ne yaptı Taraf önce? TSK’yı PKK ile mücadelede başarısız göstermek için yalan haberler yaptı. TSK’nın elbette yanlışları olmuştur. Biz bunları kabul ederiz. Ama Taraf gazetesi yalan haberler yaptı. O haberleri bazı TV’ler yayımlamadı. İşin kötü tarafı o dönem kimse Taraf gazetesine karşı tavır almadı.

“HALA ERGENEKON DAVASI DOĞRUDUR DEMEK AYIP”

Mahkeme ‘Ergenekon Terör Örgütü yoktur’ diyor. Bu çok önemli. Yapılan dosyada ‘hükümete yönelik olarak bir suç bulunmamıştır’ deniliyor. Bu iki karar çok taze. Hala “Ergenekon davası doğrudur” demek ayıp.

“FETÖ KENDİ AMAÇLARINI ERGENEKON İDDİANAMELERİNDE YAZDI”

(Ergenekon iddianamesinde ‘TSK’ya sızan kişi olarak gösterilmesi’ hakkındaki soru üzerine) Benimle ilgili iddianameyi hazırlayan Cihan Kansız şimdi yok. Keşke ona sorsak bu sualleri, kaçtı adam. ‘İlker Başbuğ TSK’ya askeri lise çağlarında sızan Ergenekon Terör Örgütü mensubudur’… Aynen bu ifade var. FETÖ kendi amaçlarını o günlerde adeta Ergenekon Terör Örgütü’nün amaçları olarak yazmışlar. Ergenekon davası ile iligli bir iddianame var. ‘Amaçları devlet kademelerine sızıp devleti ele geçirmek’ diye bizi gösteriyorlar. ‘Devlet kurumlarını kontrol altına almak’ diyor. Kendi amaçlarını adeta yazmış adamlar.

“ARTIK ERGENEKON VE BALYOZ DAVALARINI BİTİRİN, UZAMASI MANEVİ İŞKENCE”

Yeniden yargılama için izin çıkarsa çelişkiler ortaya çıkar. İktidar FETÖ ile mücadele etmiyor mu? Ergenekon, Balyoz davalarının FETÖ’cüler tarafından yapıldığı söylenmiyor mu? Eğer siz FETÖ’cü, yurtdışına kaçmış Cihan Kansız’ın hazırladığı iddianamelerden hareket ederek ‘bu iş soruşturulsun’ derseniz FETÖ’cülerin hazırladığı komploları kabul etmiş olursunuz. Bu yargı süreci hala uzarsa benim hedef alındığım sonucu çıkar. Önümüzde maalesef örnekleri var. Balyoz Davası yeniden yargılama yapıldı. Kaç sene oldu dosya Yargıtay’da. Üç yıldır Çetin Doğan ve arkadaşlarının dosyası Yargıtay’da duruyor. Özden Örnek Paşa iki ciddi hastalık ile karşı karşıya, ciddi ameliyat olduğunu öğrendim. Ama sorum şu: Özden Örnek bu hastalıklara nasıl geldi? Bu sürecin hiç mi katkısı yok? Artık bitirin bu davaları uzatarak insanlara manevi işkence yapıyorsunuz

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.