SON DAKİKA

TÜRK BAYRAĞINA SARILMAK

Gündem Yazıları

FETÖ’nün gerçek yüzü

Bu haber 01 Haziran 2017 - 22:57 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın TBMM Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu’nun sorularına verdiği cevaplar FETÖ’yle ilgili tartışmaları alevlendirdi. Akar’ın verdiği cevaplarda yeni olan, ilk defa duyulan bir şey yok. Şimdiye kadar duyulan ve bilinenler teyit ediliyor ve ciddi bir istihbarat zafiyeti olduğu bir defa daha belgeleniyor.

KİMSE İHTİMAL VERMEMİŞ
Komisyonun başkanının yaptığı açıklamalar, MİT ve Genelkurmay başkanının raporları, hazırlanan iddianameler, yapılan itiraflar, mahkemelerde verilen ifadeler, kamuoyuna yansıyan bilgi, belge, görüntü ve tutanaklar FETÖ’yle ilgili belli bir kanaat oluşmasını sağlıyor. Buna göre, darbe yapıldığının anlaşıldığı saate kadar, darbeciler dışında hiçbir devlet yetkilisi, istihbarat kurumu, emniyet veya güvenlik birimi, siyasi otorite veya yürütmeden sorumlu olanlar, FETÖ’nün bir darbeye kalkışacağına ihtimal vermemiş ve böyle bir şeyi aklına dahi getirmemiş. Hem de birçok işaret, ikaz, ihbar yapılmış olmasına rağmen. Darbe yapıldığı günün yani 15 Temmuz’un öğlen saatlerinde MİT’e giderek ihbarda bulunan ve binbaşı rütbeli olduğu anlaşılan O.K. rumuzlu asker olmasa, iş daha da tehlikeli ve sıkıntılı bir duruma gelecekti. Kaldı ki, bu ihbarın da yeteri kadar değerlendirildiği ve gereğinin yapıldığını söylemek kolay değildir. Bunu bir suçlama olsun diye, yazmıyorum. Kimse darbe ihtimalini akına getirmediği için, bunun dışındaki ihtimaller değerlendirilmiş.

TAKİYYE
Ortaya çıkan ve artık herkesin çok emin olduğu bir gerçek de, FETÖ’nün ne kadar girift, takiyeci, gerektiğinde araziye uyan, sureti haktan görünen ve kendini gizleyebilen bir örgütlenme olduğudur. Yıllardır örgütlenmişler, hazırlanmışlar, haberleşmişler, yerleşmişler ve beklemişler, ama kimsenin haberi olmamış. Olanlar da ya ciddiye alınmamış veya bir şekilde susturulup devre dışı bırakılmış. Belki biraz dikkatli olunsa, biraz ciddiye alınsa, biraz üzerine gidilse bu iş çok önceden çözülebilirdi. Nitekim, FETÖ’nün elebaşı Fethullah Gülen’in faaliyetleri ve hedefleriyle ilgili olarak yıllar önce açılmış davalar, hazırlanmış raporlar, ortaya çıkmış bilgi ve belgeler vardı. Ancak, takiyyenin ve araziye uymanın ustası oldukları için bu bilgi ve belgelere rağmen hiçbir şey olmamış gibi devam ettiler, hatta daha fazla yerleşip yayıldılar.

VAAZLAR UNUTULDU
Bugün geriye bakıldığı zaman birçok şeyin izahını yapabilmek daha kolaylaşıyor. Mesela mahkemelerde insan aklıyla alay eden ve tamamen inkara, yanıltmaya ve sulandırmaya yönelik ifadeler veriliyor. Birçok kimse bu durumu şaşırtıcı buluyor. Oysa, bu durum FETÖ’nün çizgisine, anlayışına ve varlık sebebine son derece uygundur. Yıllar önce ortaya çıkan ve bazı televizyon kanallarında yayınlanan Fetullah Gülen’in bir vaazı bugün yaşananların izahı kolaylaştırıyor. Fetullah Gülen o vaazda kendisine dinleyenlere, askeriyede, adliyede ve mülkiyede her yere sirayet etmelerini, her göreve talip olmalarını ve ilerlemelerini tembihliyor, bunu yaparken su gibi, hava gibi görünmez olmalarını, kendilerini fark ettirmemelerini ve gününü beklemelerini söylüyordu. Bu vaazı sorgulamak yerine, yayınlayanlar suçlandı ve başlarına gelmeyen kalmadı. Sonrasında kaldıkları yerden devam ettikleri, bu talimata göre yerleşip yayıldıklarını şimdi daha iyi anlıyoruz.

KAMUFLE OLUN
FETÖ’nün gerçek yüzünü ortaya koyan bir başka belge de Darbe Araştırma Komisyonu Başkanı Reşat Petek tarafından açıklanmıştır. Buna göre, “O gece, emniyet genel müdürlüğüne silahların teslim edilmemesi, silahlı kalkışmaya direnilip karşı konulması talimatına rağmen, örgüt mensubu olan emniyet görevlileri bunlar kendi mahiyetlerinde bulunan polis memurlarına, darbe girişimindeki askerlere direnilmemesi talimatını verip bozgunculuk yaptıkları, eyleme destek verdikleri tespit edilmiştir. Ama gece yarısından sonra darbenin başarısız olduğu saatlerde durum değişiyor.” Denilmekte, komiser yardımcısı Ersal Gölüm’ün telefonunda ele geçirilen belgelere dayanılarak, 16 Temmuz saat 05:20-29 arasında, örgüt mensuplarına şu uyarıların yapıldığı belirtilmektedir: “Önemli durum, durum kötü. Çok acil duyuru. Tüm imamlara, abilere, ablalara iletin. Tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın. Meydanlara inip kendisini kamufle etsin. Resim çektirip sosyal medyada yayınlasın. Ama fazla da muhterem hoca efendinin adı geçsin. Hepimizi alabilirler, televizyonda gördüm ilk kez desin. Asla hükümete ve Tayyip’e dönük açıklama yapmayın.”

DAVALAR SULANDIRILMAK İSTENİYOR
Aynı yöntemin, şu anda devam etmekte olan davalarda da uygulandığını görüyoruz. Verilen ifadelerde yapılan savunmalarda da aynı taktik uygulanmak, inkar ve yanıltma, çarpıtma ve sulandırma çabaları her şeyin önüne geçiyor. Bütün bunlara son günlerde artık medyaya da yansımaya başlamış olan yeni bir gelişme eklenmiştir. Bir takım para ilişkilerinden söz edilmektedir. Nitekim, sayın Cumhurbaşkanı da AKP olağanüstü kongresindeki konuşmasında, “Avukatlar aracılığı ile yürütülen kirli pazarlıklarla, göz boyamaya yönelik itirafçılık oyunlarıyla bu mücadelenin sulandırılmasına izin vermeyeceğiz.” Demişti.

SİYASİ BOYUT VE DIŞ AYAK
Zor ve karmaşık bir durumla karşı karşıyayız. FETÖ’nün siyasi boyutunun ortaya çıkarılmaması işi çok daha zorlaştırıyor. FETÖ’cülerin davaları sulandırma ve başka yerlere çekme gayretlerinin de buraya dayandığı kanaatindeyiz. Siyasi uzantılara dokunulmaması veya dokunulamamasını fırsat bilip, meseleyi oraya çekiyorlar. Kaldı ki, tehdit ve tehlike bu kadarla da sınırlı değildir. Bu kanlı örgütün dış bağlantıları ve dışarıdaki ayakları için henüz hiçbir şey yapılamamıştır. Bu kanlı örgütü yasaklayan veya faaliyetlerine son veren ülke sayısı birkaç istisnayla sınırlıdır. Dışarıda bütün imkanları kullanıyor, vatan-millet düşmanlarıyla işbirliği yapıyor ve daha çok saldırıyorlar.
Oturup yeniden düşünmek ve bu konuda yeni bir strateji geliştirmek gerekiyor. Aksi halde, bu gidişle ne tehdit, ne tehlike ortadan kalkacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.