SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

FETÖ’cülerin, PKK’lıların, iç ve dış düşmanların Türkiye’nin mahvı için oynadıkları oyunlar

Bu haber 20 Eylül 2018 - 11:53 'de eklendi ve 3.457 kez görüntülendi.

Yazı biraz uzun ancak yılların yorgunluğunu, ihanetin taşıyıcılarını, bu sahtekarları savunanları anlatıyor. O nedenle çok önemli bir yazı.

Bugün hepimizin bildiği,  hatta yaşadığı gerçekleri yazacağız. Bunların hiç biri yalan değil, iftira değil. Tamamen ilgili şahısların kullandıkları kelimelerle bazı olaylar hakkında ki görüşler şöyle. Yaşananları anlatmaya çalışalım.

Bu adam kurduğu grubu ortalama 1960 yılından bu yana faal ve Türkiye’nin gidişinde söz sahibi. Saidi Nursi yerine geçen Fettullah Gülen bu yapının içinde büyük bir kast sisteminin olduğunu gösterdi ancak ne yazıktır ki Fethullah’tan sonra yerine geçecek adam görülmemektedir. Bunların toplum gözünde haysiyetini kaybetmesi toplum nezdinde bittiklerini göstermektedir. Açıktan Amerikan topu olduklarını, İsrail’le kucaklaştıklarını onların emrinde, inisiyatifinde nefes aldıkları ortaya çıkmıştır. Onlar için hazırlanan sonun nerede, nasıl olacağını kestirmek zordur.

Bu çok yönlü, uluslararası diyalogculara iyi bakmak zorundayız. Bu ikiyüzlü hatta çok yüzlü ve Amerikan bayrağını öpüp alnına koyan bu şeref yoksunlarını çok iyi tanımak zorundayız. Bunların algıladıkları dünya diyalog dünyası.

Fethullah Gülen Başbuğ Türkeş’e yönelik aynen şunu diyordu: 10’uncu yılda da 8’inci, 9’uncu, 11’i, 15’inde de hep böyle konuşuluyor… Adamlara ilişme!..  Milletin sevdiği bir adamdı. Affetmem ben Menderes’i asmalarını, düşünün 33 sene geçmiş, affedemedim ve asılmasının % 50 vebali Türkeş’in boynunda.” Hedef gösteren bu adam nasıl olurda böyle açık davranabilir. Başbuğu nasıl olurda millete düşman kılar? Türkeş’i Menderes’in katili olarak gösterir? Bunun gibi hoca kılıklı insanlar böyle konuşunca, kişi ya da grup hakkında, yanında ya da karşısında insanları olmaya razı eder.

“Alparslan Türkeş’i asla affetmem” diyen Fethullah Gülen, merhum Bülent Ecevit için “Eğer ahirette Allah bana şefaat etme imkânı verirse, bunu ilk önce Ecevit için kullanırım…” diyebilmiştir.

“Türkiye’de az insan öldürülmedi ki. O grup onu öldürttü, öbür grup diğerini. 12 Mart’ta da millet kanlı bıçaklıydı. Asker geldi müdahale etti. 12 Eylül’de yine millet kanlı bıçaklıydı. Millet birbirini öldürüyordu. Birbirini öldürerek bir yere varmaya çalışılıyordu. Bunların hepsi teröristti. O taraf da teröristti, bu taraf da. Ama ad koyuyorlardı. Biri diyor ki: “Ben Müslümanlık için yapıyorum.” Öbürü de diyor ki: “Ben toprağım için, milletim için yapıyorum.” Diğeri de diyordu ki: “Ben kapitalizme, sömürüye karşı savaşıyorum.” Onların hepsi bir kısım laflardı. Kur’an-ı Kerim aynen “laf” diyor. Hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan şeylerdi. Ama öldüren öldürene. Ve herkes bir mefkûre uğruna öldürüyordu.” (Fethullah Gülen ile röportaj /Nuriye Akman, Zaman, 23.03.2004)

 

Fethullah Gülen’in MHP operasyonunda kullandığı bayan için ise “Onu koruyun, ona sahip çıkın” diyerek cemaat mensuplarına yazdığı notlar şuan FETÖ iddianamelerinde yerini almıştır.

 

Cemaat lideri Fethullah Gülen, Türk Kurultayı tamamlandıktan sonra, okul açma çalışmalarına verdiği desteğe teşekkür etmek için, Alparslan Türkeş’i özel bürosunda ziyaret etti.

Fethullah Gülen’le beraber gelen koruma (veya şoför) içerideki odalardan birinde beklemişti.

Ziyaret sonrası Fethullah Gülen bürodan ayrılınca Türkeş, “Aman evlâdım, sağa sola iyice bakın, bu adamlar dinleme uzmanı” diyerek, telaşlı bir şekilde, büronun aranmasını istedi.

(Gazeteci-yazar İlhami Yangın’ın kitabı “Cemaat’in İlk Darbesi” isimli kitabındaki anlattığı bu bilgiyle bitirmek istiyorum. Bilmem söylediklerim anlaşılıyor mu?)

 

Fetullah Efendi’nin Efendi Fethullah Olması

 

Allah rahmet eylesin Başbuğun ölümüyle Ülkücülere oyunlar hazırlayan Fethullah o zamanlar Milliyetçi Hareket Partisini sorun olarak görmediği için şimdi bin pişman olan Fethullah efendi o kadar kesimle ilişkiye girdi ki birden bire hemen her kesim için efendi Fethullah oldu. Bir PKK’lı içinde, Kılıçdaroğlu ve tayfası içinde, Akşener ve korosu içinde aniden efendi Fettullah olan bu adam adeta bütün Türkiye’yi kandırmıştı. Bunun aldığı yolu gören Türkiye’ye kurduğu tuzağı bilen Lider Devlet Bahçeli Fehullah’ın oynadığı oyunu görmüştü.

 

Lider Devlet Bahçeli’nin kendileri için iyi düşünmediğini bilen Fethullah adamını yanına göndermeyi planlar. Bahanede hazırdır bir öğretim görevlisinin kızının düğünü vardır: “2009 yılında Gazi Üniversitesi’nden bir akademisyen beni aradı. ‘Kızımın düğünü var sayın başkanım, size davetiye vermek istiyorum’ dedi. Ben de kendilerine randevu verdim. Bu randevuya yanında bir başka akademisyeni de getirmiş. Neyse sohbete başladık, hoş beşten sonra o kişi bana ‘mayıs ayında kızımın düğünü var. Bu düğüne sizi bekliyoruz’ dedi. ‘Ama asıl önemli bir konu daha var’ dediler. Yanında gelen akademisyen, ben ikisini de tanıyorum. ‘Efendim aynı tarihlerde bizim düzenlediğimiz Türkçe Olimpiyatları var. Bu programa katılmanızı bekliyoruz. Bu programa katılmazsanız bizi üzersiniz’ dediler. Tabii ben maksadın beni düğüne çağırmak olmadığını anladım. Bunlar hep ikili oynayan tipler. Asıl hedeflerini her zaman gizlerler. Sürekli oyun oyun içinde oyun kurarlar. O nedenle çok kızdım.

Sizi ve hareketinizi tasvip etmiyorum. Kendilerine dedim ki, bu ülkücü hareket günün birinde sizin karşınızda olacak. Ülkücüler sizin gerçek maskenizi düşürecekler. Bilin ki bütün ülkücüler sizin karşınızda olacaklar. Bu programa katılmayacağım.

Bunu söyleyince gelen hoca, ‘ben bir buçuk ay sonra ABD’ye gideceğim orada önemli bir zatla görüşeceğim -tabii Gülen’i kastediyor.- Bu söylediklerinizi aynen ileteyim mi o zata’ dedi. Ben de aynen iletin. Biz ülkücüler sizin karşınızdayız” dedim

Lider Bahçeliye Atılan İftiralar

Sayın Devlet Bahçeli bu açıklamayı yapmasından iki ay sonra gazetelerde aleyhinde haberler çıkmaya başlıyor. Sayın Bahçeli’nin cumaya gitmediği, dindarları sevmediği, cemaatleri sevmediği gibi iftiralar atılmış. Sayın Bahçeli “bizi din düşmanı ilan ettiler” demiş.

Oradan bir sivil toplum yöneticisi ise “Sayın Bahçeli, peki partinizle ilgili birtakım kasetler yayınlandı. Partinize bir operasyon çekildi. Bu operasyonları da bu Fetöcüler mi yaptı?” diye sormuş. Sayın Bahçeli de “aynen öyle” diye cevap vermiş.

Buradan bir kez daha anlıyoruz ki paralel terör örgütü hedefe ulaşmak için yapmadığı numara yok. Kurmadığı tezgah yok. Vicdan, ahlak, hukuk bu konuda sıfırlanmış durumda. İftira kumpas bunların rutin ahlakı haline gelmiş. Bir numaralı Türkiye düşmanları diye sunacağımız insanlar. Tabii bunları yalnız başına yapmıyor. En başta yerli işbirlikçileri, muhalefet vekilleri, içimizde olup da Milliyetçi Ülkücü adı altında bu cemaat grubunu yalnız bırakmayanlar var.

Son dönemde Meral Akşener’e verilen paralel desteklerin sebebi Sayın Bahçeli’nin bu dik duruşudur. Onun için herkes Akşener ve destekçilerine ortam hazırlıyordu. 7 Haziran seçimlerinde HDP ve MHP’yi bir araya getirmek isteyen yıkım koalisyonunun içinde paralel yapı da varmış. Bu işi Y-CHP organize ediyordu. 15 Temmuz darbe sürecinden sonra net bir biçimde anlıyoruz ki, MHP’ye operasyon hâlâ devam ediyor. Bahçeli’nin MHP’den gitmesi ile birlikte, yıkım koalisyonu önce MHP’yi asimile edecek sonra da ülkeyi parçalayacaktır.

Sayın Bahçeli “önce ülkem sonra partim” diyen bir lider. Anlaşılıyor ki bu yapıyla mücadeleye yıllar önce başlamış. Onun için lütfen herkes ne konuştuğuna dikkat etsin, kırıp dökmeden insan gibi doğru açıklama yapsın.

FETÖ’nün Bazı Siyasetçilere Hitabı

Fettullah Gülen konuşmalarında bazı siyasiler için ilginç bir üslup kullanıyor. Bazılarına, “Her ehli imana samimi olarak davranmadı” derken, bazıları için “Yahudi”, “Ahmak”, “Cinsiyeti bozuk” ve “Münafık” ifadesini kullanıyor.

Devlet Bahçeli “Münafık birisi. Rabbimin inayeti olmasa bizleri bir yudum suda boğarlar bizi.”

 

Mesut Yılmaz  “Ahmak biriydi hiç yardımı olmadı okullara sahip de çıkmadı edebi az olan biriydi.”

 

Süleyman Demirel: “Her ehli imana samimi olarak davranmadı. Alevi şeceresi bozuk generalleri Demirel’e listeler halinde verdik maalesef hocam sen karışma orduya müdahale etme diyor. Sen camide vaaz et dedi namaz kıldırmana bak. Demirel bize hep kötü davrandı bizde güvendik ve aldandık. Demirel, Büyükanıt ve benzerlerinin ecdadı hepsi de Yahudi’dir.”

 

Bülent Ecevit Bey, ”Benim yüzünden çok baskı gördü, adam çok arkamda durdu, bu duruşunu hayatıyla ödedi. O benim yanıma gelmek istedi hizmetimize fırtınalı bir dönemde sahip çıktı. MGK’da bizi savundu. Dosyaları masaya vurup oturumunu terk etti. Başka hükümetler olsaydı yapamazdı okullarımızı zamanın en azgındaki ağalarına (asker) karşı müdafaa etti.”

 

Bütün bu olaylar olup biterken hükümeti ve Erdoğan’ı çevrelemiş olan güçler o zamanın iktidar sahibi AKP’liler ide suçlu olarak Milliyetçi Ülkücüleri gördüler. Tayyip Erdoğan’da yakınında bulunan FETÖ’nün yamakları tarafından Bahçeli ve Milliyetçi Ülkücü Hareket hedefe konduysa da, bu hain takımı işlerin bu şekilde gideceğini sandılar. Ama gerçekleşmedi.

 

Bu yapılan ihanet senaryosunda AKP’lilerin bu hoca dedikleri kalpazana bağlı oldukları ortaya çıktı. Erdoğan’ın da bu atmosferde Lider Devlet Bahçeli’yi yanındakiler uyarak çok büyük bir yanlış yaptığını, FETÖ gillerin içine sokuldukları ve Allah muhafaza erken planladığı darbeyle Türkiye’yi ele geçireceğini sanan bu Hristiyan dostunun planladığı darbe ortaya çıktı. İşte o herif yüzünden Lider Devlet Bahçeli’yi kötüleyen Tayyip Erdoğan gerçekleri gördü. FETÖ’nün Amerika’nın emrinde Türkiye’yi yıkmak istediğini anladı.

 

Bu FETÖ olayı aklını başına getirdi. PKK’nın “açılım” sürecinin de çözülecek bir oyun olduğunu anladı. Bu hain girişimden, Devleti yıkmak isteyen PKK’dan sıyrıldı. Ve ülkesini çok sevdiğini anladığı Lider Devlet Bahçeli’ye ve Ülkücülere güvenmenin ülke için nasıl gerekli bir tutum olduğunu gördü ve gereğini yaptı.

 

Bu süreç içinde hainlerin bazıları kendilerini gösterdi. Arınç gibi bir adam Allah’sız vatan hainini dini bir adam gibi gösterdi. Bu adama tanınan hakları anlattı neredeyse az kalsın kardeş ilan ediyordu. Oyun bozuldu ve gerçekler bir bir ortaya çıktı.

 

Kendi ülkesinde FETÖ’yü ağırlayan, PKK onun kolu PYD’ye önem verip Suriye’de başımıza iş yapanların hain Amerikancılar oldukları ortaya çıktı. Bütün bu olaylar yıllar içinde gerçekleşirken sonunda hainler ortaya çıkarıldı. Milliyetçi Ülkücülere olan düşmanlık had safhaya çıkarıldı, anket şirketleri ile oyunlar oynandı ancak gerçeği değiştiremediler.

 

Lider Devlet Bahçeli önderliğinde Milliyetçi Ülkücü camia Allah’ın izniyle yine şehit olmaya hazırdılar. Böyle bir ortamda dahi Milliyetçi Ülkücülere PKK karşıtı iken, FETÖ’nün düşmanı iken bile bu kuçukuçular Amerika’ya yani Donald Trump’a açıkça kölelik yaparken bazı komünist bozmaları Milliyetçi Ülkücülere Amerikancı diyorlardı. Bu geri zekalılar ya hiç sayı saymamışlar ya da saymayı bilmiyorlardı.  Milliyetçi Ülkücüler düşmanı o kadar iyi tarif ediyordu ki hepsinin perde arkasında bir oldukları anlaşılıyordu. PKK, FETÖ, PYD, Amerika’nın beraber yol aldıkları gibi.

 

Ve bugün ülkesini sevenler bir yerde PKK’dan yana olanlar bir arada seçime gidiler. Allah’a şükürler olsun ki ülkesinden yana olanlar kazandı. Buraya kadar yazdıklarımın hepsi gerçek oldu. Türkiye’ye oyun oynayanlar oynadıkları oyunlar içinde kaybolup gittiler. Artık sadece gerçekler ortaya çıktı. Bütün dertleri Türkiye olan Milliyetçi Ülkücüler kendilerine oyun oynayanları çok iyi etüt ettiler ve her zaman olduğu gibi üzerlerine düşeni yaptılar. Ve daha da aydınlık Türkiye için ellerinden geleni yapacaklardır.

 

Bazı AKP Milletvekillerinin Lider Bahçeli’nin Dediklerine Cevabı

Burada 2010 ve 2011 yıllarında Lider Bahçeli’nin FETÖ için söyledikleri ve bazı AKP’lilerin ona karşılık verdiği cevaplar.

2010-  Devlet Bahçeli “Cemaat Liderlerinin siyasete çok yoğun bir şekilde karıştığına şahit olmaktayız.  Sayın Fettullah Gülen Bey mezardan kaldırıp oy kullandıracağına Amerika Birleşik Devletlerinden gelerek 12 Eylülde oy kullanması daha hayırlı olur diye düşünüyorum.”

Suat Kılıç: “Bana ilk telefonda okunduğunda inanamadım. İnanıyorum ki sayın Bahçeli kendi arkasına dönüp baksa kendi parti camiası bile yapmış olduğu bu açıklamaların arkasında durmayacak, Türk insanı bu beyanları önemsemeyecek, ciddiye almayacaktır. Dolayısıyla unutulmaya mahkum bir taleptir”

Ahmet Ersin CHP İzmir milletvekili: “MHP’nin oyları eriyor, gerçek Ülkücülük çizgisinden uzaklaşıyor. Bu yolda devam etsin, az bir şey kaldı 1-2 puan daha ondan sonra eğer MHP hareketini tamamen  barajın altına indirirse derin devletin kendisine vermiş olduğu görevi hakkıyla yerine getirecektir.”

2011 Devlet Bahçeli: “Türkiye’nin durumu iyi değil, sayın Fettullah Gülen üzerinde çok uzun spekülasyonlar yapılıyor; kitaplar yazılıyor, bazı olaylar oluyor, bazı tutuklamalar oluyor. Şimdi bütün bunların hepsini tartışıldığı yerde herhangi bir Türkiye’ye gelişiyle ilgili özel bir mazereti de kalmamış ise Amerika Birleşik Devletlerinde niçin bulunuyor? Veyahut ta kendi camiasına bizde onu tavsiye ettik bunlar anlaşılıncaya kadar faaliyetlerinizi dondurun, askıya alın.”

Recep Akdağ: “İnsan biraz da mantığını kullanır. Hayatı millete hatta insanlığa hizmetle geçmiş bir büyük zat için böyle bir şeyleri düşünmek, böyle bir suçlamada bulunmak son derece çirkin. Değerli hemşehrimize yapılan bu saldırı için haksız saldırıyı şiddetle kınıyorum. Türk siyaset tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.”

Numan Kurtulmuş; “Bu faaliyetlerin daha fazla arttırılmasını, bu faaliyetlerin daha yaygın hale getirilmesini istemek gerçekten Türkiye’de vatanseverlik görevi olarak görülmesi gerekirken “ efendim bu faaliyetler kapatılsın ya da bir süre için durdurulsun” demeyi gerçekten anlamak herhangi bir mantıklı açıklamasını yapmak mümkün değildir. Son derece talihsiz, keşke böyle bir açıklama yapılmasaydı.”

Faruk Çelik; “Bu kadar vahim bir durumdur. Bir siyasi partinin genel başkanının bu kadar hassas ve bu kadar aleni bir konuyu görememesi, böyle bir ferasetsizlik örneğini ortaya koyması doğrusu çok üzüntü verici bir durumdur.”

Hüseyin Çelik; “Cemaat devleti ele geçirmiş, devlete sızmış ya bunlar kargaları güldürür.” (Demek ki karga kadar bile sizin gibilerin aklı yokmuş. Can evimiz askeriyeden ve Devletin çeşitli kademelerinde ele geçirilen FETÖ’cülere bakınız”

Bülent Arınç; “On iki senedir hakkında yapılmadık iftira kalmadı. Medyası, siyasileri, bir takım çıkar odakları, bir takım Türkiye’nin karışmasında fayda ve menfaat umanlar Hoca Efendi’yi hep kötülediler.”

Meral Akşener; “Sayın Fethullah Gülen’in kendisine söylenen bir söze verdiği cevabı hatırladım “ gönül gözü açık, ama düşmanlığa, zalimliğe, zulme gözleri kapalı renk körü  insanlar gördüm” çok teşekkür ederim, saygılar sunuyorum.”

Devlet Bahçeli (2011) : Son dönemde üzerimizde oyunlar oynanmaktadır. Okyanus ötesinden kumandanı, internet siteleri, fitne ve nifak tohumlarını saçmaktadır.

Süleyman Soylu; “Cemaat dövülerek ve cemaat üzerinden başka bir algı oluşturularak Türkiye’de 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak seçimlerde iktidarın rengini ve Türkiye’nin değişim yönünü bir şekilde etkilemeye çalışmaktadırlar”.

Yusuf Başer; “Tabi talihsiz siyasi bir açıklama. Keşke o açıklamayı mhp genel başkanı yapmasaydı da başka biri yapsaydı.”

Ahmet Gündoğdu; “Bu hizmetlere destek olamayanlar bari gölge olmasınlar diyorum.”

Devlet bahçeli (2011) : “Tabi Türkiye kolay kolay ele geçecek bir ülke değil. Ancak kendilerine (fethullah) çeki düzen vermelerinde yarar vardır diye düşünüyorum.”

Tayyip Erdoğan; “MHP’nin bir defa hoca efendiye saldırısı gerçekten bana göre ihanet derecesindedir. Çok çirkin bir şey. Hoca efendi işi gücü bırakmış da bahçeli ile mi uğraşacak? Bir defa onun bulunduğu makam, meşgalesi böyle bir şeye müsaade etmez.”

Devlet bahçeli (2011) ; “Adalet ve kalkınma partisi aklını başına alsın! Okyanus ötesi bir hesaba kurban gitmesin!” 

Evet, bazı AKP milletvekillerinin ve Tayyip beyin ifadeleri. Bir tek hatasından dönme cesaretini başarısını gösteren Tayyip Erdoğan’ı tebrik ediyorum. Diğerleri de hükümetin içinde bulunup, FETÖ’nün siyasi ayağını oluşturan kişilerdir.

 

Sağlıcakla kalın!

FİKRİ ATILBAZ

Fikri Atılbazfikriatilbaz@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.