SON DAKİKA

FETÖ VE PKK MUHALEFETİ ÖRGÜTLÜYOR

Bu haber 23 Haziran 2017 - 4:29 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Semih Yalçın, “Son mahkeme kararıyla hayalleri suya düşen sözde muhalifleri tahrik ve teşvik görevini, sicilli MHP muarızları yerine getiriyor” dedi.

SEMİH YALÇIN, “Muhalefetteki parti ve gruplar yönlendirilmekte, birbirine destek açıklamaları yapmaları sağlanmaktadır. Bozacının şahidi, şıracıdır. Bunun arkasından, mağduriyet edebiyatı ve sahte kahramanlık öyküleriyle süslenmiş siyaset mühendisliği gelecektir. Nitekim medyadaki bildik MHP muarızları, yaratmaya çalıştıkları sahte kahramanlara gelinlik giydirmek, izdivaç töreni düzenlemek için çaba göstermektedir”dedi.

YALÇIN, “Belli ki FETÖ, MHP’de aradığını bulamayınca gözünü partimizin tabanına dikmiştir. Bu ihanet şebekesi, şimdi de sözde muhalifleri kullanarak partileşme ve milliyetçi-muhafazakâr oyları sözde ‘hizmet’ çatısı altında toplama hesapları yapmaktadır. Bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi kanadına kol kanat gerenlerin ve FETÖ ile dayanışma içine girenlerin kirli işbirliği yollara serilince yolları aşındırma eylemleri başlatılmıştır” açıklamasında bulundu.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Semih Yalçın, “Son dönemde FETÖ’nün desteğiyle palazlanan sözde muhaliflerin bir bardak suda kopardığı fırtınadan yararlanan MHP düşmanları, referandum sürecinde partimizin tabanını yitirdiği palavrasını estirmektedir” dedi.

Tüzük değişikliği kurultayının iptali hakkındaki sübjektif yorumlar üzerine açıklama yapan Semih Yalçın şunları kaydetti:

“19 Haziran 2016’daki korsan kurultay girişimininkanunsuzluğunu ortaya koyan yargı kararının açıklanmasının ardından, medyadaki müzmin MHP muarızları öfke ve tahassürle harekete geçmişlerdir.
Öteden beri içindeki Devlet Bahçeli husumetini yansıtan sübjektif değerlendirmeler, bu son gelişmeden sonra yeni bir veçhe almıştır.

MHP’ye ve onun liderine duydukları nefret ve kini;intikam alarak, zarar vererek yatıştırmaya çalışan birtakımhasta tipler, FETÖ’nün zımni destekçileri hâline gelmişlerdir.

İHANETE CEPHANE YETİŞTİREN, HAİNLE AYNI SAFTADIR

Gün gibi açıktır ki Sayın Devlet Bahçeli, MHP’nin kayyumlar ve korsan kurultaylar marifetiyle FETÖ tarafından ele geçirilmesini engellemiştir.

İhanete cephane yetiştiren, hainle aynı saftadır.

Düşmanın kılıcını bileyen, düşmanla aynı kırattadır.

Kalemini ve aklını tefrikacıya kiraya veren, fitnenin ev sahibidir.

Siyasi emellerini müstevlilerin gayeleriyle birleştiren, küresel yayılmacılığın kapıkuludur.

Türkiye’de hücreleri hâlen faaliyette olan ve çıkış arayan kripto FETÖ tehdidine rağmen hâlâ bozgunculuğun değirmenine su taşıyan; okyanus ötesine sakalık, sakilik yapmaktadır.

Devletimizin bütünlüğü ve milletimizin bekası için terörle verilen amansız mücadelede her gün ikişer üçer şehit haberi gelirken tefrika ve ayrımcılıktan vazgeçmeyen;hain değilse gaflet ve dalalet içindedir.

FETÖ, GÖZÜNÜ PARTİMİZİN TABANINA DİKMİŞTİR

Belli ki FETÖ, MHP’de aradığını bulamayınca gözünü partimizin tabanına dikmiştir.

Bu ihanet şebekesi, şimdi de sözde muhalifleri kullanarak partileşme ve milliyetçi-muhafazakâr oyları sözde “hizmet” çatısı altında toplama hesapları yapmaktadır.

Milliyetçi-muhafazakâr seçmen, adalet ve hukuk gibi kavramlar üzerinden avlanmaya çalışılmaktadır.

15 Temmuz ihanet kalkışması öncesinde FETÖ’cü yargı mensuplarının desteğiyle olağanüstü kurultay için mahkemelerden karar çıkartanlar;FETÖ’cüler ayıklanınca öksüz ve yetim kalmışlar, durum aleyhlerine dönmüştür.

Bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi kanadına kol kanat gerenlerin ve FETÖ ile dayanışma içine girenlerin kirli işbirliği yollara serilince yolları aşındırma eylemleri başlatılmıştır.

15 Temmuz kalkışmasında verilen şehitler ve sonrasındaki Yenikapı Ruhu bile bunların mülevves ruhlarını arıtamamıştır.
“Ülkede adalet yok.” çığlıkları bu yüzdendir.

2016 Haziran’ında FETÖ destekli mahkeme kararlarına sevinirken Twitter’dan “Hukuk ve adalet arayışını, büyük bir olgunlukla göstererek hukuki haklarımızı almayı başardık.” diye yazanlar, bugün FETÖ’süzyargıda adalet tecelli edince “Adaletin ruhuna el Fatiha.” paylaşımında bulunmuşlardır.

BOZACININ ŞAHİDİ, ŞIRACI

Yargı kimin aleyhinde karar verirse o, adaletsizlikten söz etmektedir.

Yargı kimin lehinde karar verirse o, adaletin tecellisinden dem vurmaktadır.

Bu müstemleke tipi Türk aydınının en büyük açmazı, en yaman tenakuzlarından biridir.

FETÖ ve PKK; şimdi bu açmazı, bu tenakuzu kullanarak muhalefeti örgütlemektedir.

Muhalefetteki parti ve gruplar bu amaçla yönlendirilmekte, birbirine destek açıklamaları yapmaları sağlanmaktadır.
Bozacının şahidi, şıracıdır.

Bunun arkasından, mağduriyet edebiyatı ve sahte kahramanlık öyküleriyle süslenmiş siyaset mühendisliği gelecektir.

Nitekim medyadaki bildik MHP muarızları, yaratmaya çalıştıkları sahte kahramanlara gelinlik giydirmek, izdivaç töreni düzenlemek için çaba göstermektedir.

Bunları, Pensilvanya atlarına bindirip bizim için malum, kendileri için meçhul bir istikbale gelin etmek için hazırlıklar şimdiden başlamıştır.

MHP DÜŞMANLARI SIRAYA GİRDİLER

Yıllardan beri tekrarlanan “Küçük olsun benim olsun.”uydurmasıve “baraj altında kalma”mavalınınakarat hâline getiren sicilli muarızlar, bir süreden beri de “taban kaybı” yalanını tekrarlamaktadır.

Son dönemde FETÖ’nün desteğiyle palazlanan sözde muhaliflerin bir bardak suda kopardığı fırtınadan yararlanan MHP düşmanları, referandum sürecinde partimizin tabanını yitirdiği palavrasını estirmektedir.

MHP mitinglerindeki büyük kalabalıklara rağmen, seçmenlerimizin referandumda çoğunlukla hayır oyu kullandığı iddiası üfürülmektedir.

Amaç, çalmayı düşündükleri minareye daha işin başından kılıf hazırlamak, gerçeklerin üzerine perde çekmektir.

Son mahkeme kararıyla MHP’de yuvalanma hayalleri tamamen suya düşen sözde muhalifleri tahrik ve teşvik için “perdeci ve kılıfçı” hizmetini de MHP’nin medyadaki sicilli muarızları yerine getirmektedir.

Abdülkadir Makiler, Mehmet Y. Yılmazlar, Taha Akyollar, Rahmi Turanlar, Emin Çölaşanlar; meyus ve mağlup sözde muhaliflere yeni ümitler aşılamak, bu insicamsız güruhu konsolide etmek üzere kolları sıvamışlardır.

Sözde muhaliflerin hâlâ MHP tabanında karşılıklarının bulunduğu tezlerini destekleyen yazılar bu yüzdendir.

Mehmet Y. Yılmaz, MHP’nin 21 Mayıs’ta olağan kongre sürecinin bir paçası olarak 44 ilde gerçekleştirdiği il kongrelerini tüzük kurultayı kararıyla bağdaştırmaktadır.

Oysa 44 ilde kongre yapma kararı çok önceden alınmış ve tüzük kurultayının iptal kararından bir ay önce gerçekleştirilmiştir.

MHP düşmanlığı ve husumeti, bunların gözlerini kör kulaklarını sağır, akıllarını eksik, basiretlerini kesik hâle getirmiştir.

Hukukçu kimliğini satmayı seven Taha Akyol, şimdi yargıdan dönen korsan olağanüstü kongre için “Kongrede ‘demokrasi, hukuk devleti, yargı kararı’ gibi kavramların çokça vurgulanmasını da önemli buluyorum.”demiş ve kongrenin tamamen hukuka uygun olarak yapıldığını öne sürmüştür.

Yani Taha Akyol, FETÖ’cü destekli kongreyi hukuki, son mahkeme kararını ise hukuksuz addetmektedir.

Sicilli MHP muarızı Abdülkadir Maki ise sözde muhaliflerin partimizin tabanında ciddi bir karşılığı olduğu tezini işlemektedir.

Üstelik Maki, elinde elektronik oyölçer varmış gibi MHP’nin yüzde 38’inin referandumda evet verdiğini ileri sürmüştür.

Bu maksatlı yorumun hedefi, “FETÖ’süz ve yetim” sözde muhalefetin partileşmeye giderken kendine bir taban bulmasına yardımcı olmaktır.

Abdülkadir Maki’nin bir başka amacı da, artık yüz bulamadığı iktidar partisinden bu küçük oluşumu mücessem göstererek intikam almak, iktidara alternatif oluşturduğu intibaını kamuoyuna yaymaktır.

Abdülkadir Efendi’nin iktidardan öç alma niyetinin bir başka göstergesi de artık yüzde 51’e karşı yüzde 49 dengesinin oluştuğu tezine destek vermesi ve referandumdaki geçici kutuplaşmanın konsolidasyonu için çaba göstermesidir.

Rahmi Turan’ın “MHP artık tabela partisi.”iddiası ise sadece zavallı, yaşlı bir adamın musalla taşında nihayete erecek beyhude beklentisinin ifadesidir.

Bağını şaşıran ibibiğin acı acı ötüşüne benzeyen bu yorumu, kocamış, tüyleri dökülmüş ve gözlerine perde inmiş Rahmi Efendi’ye çok görmüyoruz.

Yeni dönemde MHP’nin siyaset sahnesinden silinmesini uman Rahmi Turan’ın, galiba rüya görürken gece bir yerleri açıkta kalmıştır.

Rahmi Turan’ın, rüya tabiri misali döktürdüğü hayali senaryolardan henüz uyanamadığı belli olmaktadır.

Anlaşılıyor ki Turan, girdiği MHP’siz siyaset uykusundan ancak ardına tekmeyi yiyince uyanacaktır.

Emr-i hak vaki olduğunda; Turan’ın mezar taşına, “MHP’nin ölümünü bekleye bekleye ruhunu teslim etti.” yazılmasının anlamlı olacağını düşünüyoruz.

Önem ve değer yüklemeye çalıştığı mahşerin 4 atlısının da yularını kimin çektiği, eyerini kimin süslediği kamuoyunun malumudur.

Kırk kişi meselinden bir uyarlama yaparak Turan’ın bahsettiği sözde genel başkan adayları içinşunu söyleyelim:

Rahmi Efendi, bunların başarısını mahşerde bile göremeyecektir.

Bu vesileyle bilumum MHP muhaliflerine ve MHP’nin gücünü idrak edemeyenlere hatırlatalım:

MHP; geçmişte ne uğursuz temennilere, ne tumturaklı beddualara muhatap olmuş ama hiçbiri gerçekleşmemiştir.

MHP; ne siyaset mühendisliklerine, ne algı operasyonlarına maruz kalmış ama hepsini atlatmıştır.

Ayrıca il kongrelerinde değiştirildiğinden yakınılan delegeler; gökten zembille indirilmemiş, başka partilerden ithal edilmemiştir.

MHP’nin yeni delegeleri, doğrudan Ülkücü iradenin tecellisiyle belirlenmiştir.

Parti içindeki nifak ve fitne tohumlarını ayıklayarak yoluna emin adımlarla devam eden MHP, 2018’deki Olağan Kurultayını coşku, sürur ve heyecanla gerçekleştirecektir.

MHP SEÇMENİ, ÖKÇESİNİ GÖSTERECEKTİR

MHP; 2019 Seçimlerinden de güçlenerek çıkacak, muarızlarımız bir kez daha hüsrana uğrayacaktır.

Taban peşinde koşan tabansızlara MHP seçmeni, ökçesini gösterecektir.

MHP’yi bölüp FETÖ’nün karargâhı hâline getirmeye çabalayan sözde muhalefeti Ülkücü irade zanneden zavallılarsa tarihin ihanet sayfalarında yerlerini alacaklardır.

FETÖ’nün ölü doğacak yeni siyaset çocuğunun cenazesini de muarızlar güruhu kaldırmak zorunda kalacaktır.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.