SON DAKİKA

Plastik Top Gibi

Gündem Yazıları

Fethullahçı AKP’liler

Bu haber 30 Aralık 2013 - 7:00 'de eklendi ve 24 kez görüntülendi.

Muharrem Bayraktar

Başbakan Erdoğan her ne kadar cemaatin unsurlarını kastederek ‘inlerine gireceğiz’ diyorsa da kendi kadroları arasında, yanı başında, dostlarının içinde hiç de azımsanmayacak kadar cemaatin unsuru bulunuyor. Hatta bu unsurların Fethullah sevgisi, sade bir sevginin ötesinde, ‘aşk’ boyutuna kadar ulaşabiliyor.
Örnek mi istiyorsunuz: Başbakan bugün cemaatin devletin içine sızdığını, devleti ele geçirdiğini söylemesine karşın AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik şöyle diyordu: “Cemaat devleti ele geçirdi diyorlar, buna kargalar bile güler. Bu paranoyadır.” (Şubat 2012)
Hüseyin Çelik’in bu sözleri Başbakanı paranoyaklıkla suçladığı anlamına geliyor.
Bülent Arınç ise, katıldığı Türkçe Olimpiyatları töreninde Fethullah Gülen için şu ifadeleri kullanıyordu: “Teşekkür edecek çok insan var. Ancak vefakârlık içinde bir kişiyi unutmamak lazımdır. Bu muhteşem bir eser. Bu eserin müessiri yok mu? Bu hizmetlere yön ve fikir veren, hedef gösteren, teşvik eden, arkasında duran birisi yok mu? Elbette hayatını iman ve Kuran’a hizmet etmeye adamış, eğitim hizmetlerine gönül vermiş, fedakârlık ve feragati öğretmiş güzel bir insana, büyük mütefekkire, büyük dava adamına şükran borcumuz var. O muhterem insana, hüzünlü gurbetten, şimdi Bursa’yı seyreden bu güzel insana, muhterem Fethullah Gülen Hoca Efendi’ye şükranlarımızı sunuyorum, Rabbim hayırlı ve uzun ömürler versin. Bu hizmet bütün dünyayı kaplıyor. Türkiye’de ve dünyada bu okullar sayesinde gönülleri sevgi dolan milyonlarca insan, seni hatırlıyor ve hatırlatıyor.” (Haziran 2012)
Bülent Arınç daha 6 ay önce “büyük dava adamı, mütefekkir, hayatını Kuran’a adamış, muhterem insan” dediği, “Allah ömrünü uzun etsin” diye dua ettiği bu kişiye karşı bugün ‘değişmiş’ olabilir mi?
Başbakan, “Bunlar devlete sızmış çete, inlerine gireceğiz” derken cemaatin asıl AKP’in içine derinden sızdığını görmezden geliyor.
Devam edelim:
Yeni Adalet Bakanı Bekir Bozdağ:
“Muhterem Fethullah Gülen Hocafendi Türkiye’nin yetiştirdiği değerlerden birisidir. Ülkesine gönül olarak çok büyük hizmetlerde bulunmuştur. Türkiye’ye dönmesinde büyük fayda var. Hizmetini Türkiye’de devam ettirmesini her zaman ifade ettim.” (12 Haziran 2012)
Eski bakan Binali Yıldırım:
“Türkçe sevginin dilidir. ‘Aç herkese aç sineni aç, onun gibi ilaç’ diyen Fethullah Gülen Hocaefendinin dilidir.” (24 Mayıs 2013)
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu: “Bu faaliyetleri yapan, bu faaliyetlere katkıda bulunan bütün öncülere, başta Muhterem Hocaefendi olmak üzere bütün öncülere selam olsun. Allah onların emeklerinden razı olsun. Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı olarak görevimiz Gülen okullarına katkıda bulunmaktır.” (4 Haziran 2012)
Eski AB Bakanı Egemen Bağış:
“Vatan hasreti çeken bu büyük zatın önünde saygıyla eğiliyorum.” (22 Haziran 2011)
Listeyi çoğaltmak mümkün. Sadece bakanların Fethullah Gülen’i nasıl ‘uçurduklarını’, nasıl onun önünde saygıyla eğildiklerini, ona büyük hayranlık duyduklarını aktardım. Vekilleri varın siz düşünün.
Sözün özü, Erdoğan bu dava arkadaşlarıyla Gülen’le nasıl mücadele edecek?
Kendisi Gülen hareketini devlete sızmış çete olarak nitelerken, “inlerine gireceğiz” diye kükrerken, Fethullah’ın beddualarına maruz kalırken, hasmına “mütefekkir, dava adamı, hizmet eri, ona hizmet görevimizdir” diyen en yakın arkadaşlarıyla bu mücadeleyi başarması mümkün mü?
“Gayemiz Fethullah Gülen’in okullarına hizmet etmektir” diyen bir Dışişleri Bakanı, Erdoğan’a ne kadar hizmet edebilir?
Bence tasfiye ‘daha yakından’ başlamalı.
Yoksa Erdoğan cephesini daha vahim günler bekliyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.