SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Fasık ve Münafıkların Cenaze Namazı Kılınmaz

Bu haber 27 Kasım 2012 - 18:35 'de eklendi ve 33 kez görüntülendi.

İhsan Muslu

“Onlar için Allah’tan ister mağfiret dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de yine Allah onları affetmeyecektir. Bu, onların Allah’ı ve Resulünü inkar etmelerinden dolayı böyledir.

Allah, böylesine baştan çıkmış fasıklar güruhuna hidayet etmez.”

“Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler.”(Tevbe,80 ve 84)

Dürr’ül-Mensur adlı tefsirde:

“Onlardan… hiçbirine asla namaz kılma” ifadesiyle ilgili olarak, Buhari, Müslim, İbn. Ebi Hatem, İbn. Munzir, Ebu’ş-Şeyh, İbn Murdeveyh ve Beyhaki’nin

ed-Delail adlı eserde İbn. Ömer’den şöyle rivayet ettikleri belirtiliyor:

“Abdullah b. Ubey b. Selul ölünce, oğlu Abdullah Resulullah’ın (s.a.v) yanına geldi ve babası için kefen olarak, kullanmak üzere gömleğini istedi. Peygamberimiz (s.a.v) gömleğini verdi. Sonra babasının cenaze namazını kılmasını istedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) cenaze namazını kılmak üzere yerinden kalktı.

Bu sırada Ömer b. Hattab yerinden kalktı ve Peygamberimizin (s.a.v) elbisesini tutup çekti ve dedi ki; “Ya Resulullah, sen onun namazını mı kılacaksın? Allah, münafıkların cenaze namazını kılmanı yasaklamadı mı?

Peygamberimiz (s.a.v) şu karşılığı verdi:

Rabbim, “Onlar için ister af dile, ister dileme, onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek” buyurarak, tercihi bana bıraktı.

Ben de yetmiş kereden fazla af dileyeceğim.

Ömer, o bir münafıktır dedi; ama, Resulullah dinlemedi ve onun cenaze namazını kıldı.

Bunun üzerine yüce Allah:

“Onlardan ölmüş olan hiçbirisine asla namaz kılma, onun kabri başında da durma” ayetini indirdi.

Bundan sonra peygamberimiz (s.a.v) münafıkların cenaze namazlarını kılmadı.

Allame Tabatabai daha sonra şöyle devam ediyor:

Bu anlamı destekleyen başka rivayetler de vardır. Hadis kaynaklarında yer alan bu rivayetler Ömer b. Hattab, Cabir ve Katade’den aktarılmışlardır.

Bu rivayetlerin bazısında Peygamberimizin (s.a.v) Abdullah b. Ubey’i kendi gömleğiyle kefenlediği, vücuduna üflediği, bizzat kabrine inerek, onu kabre yerleştirdiği dile getiriliyor!

Yine aynı eserde belirtildiğine göre, Ahmed, Buhari, Tirmizi, Nesai, İbn Ebi Hatem, en-Nahhas, İbn Hibban, İbn Murdeveyh ve Ebu Nuaym el-Hilye adlı eserde İbn Abbas’tan şöyle rivayet etmişlerdir: “Ömer’in şöyle dediğini duydum: “Abdullah b. Ubey ölünce, cenaze namazını kılması için peygamberimizi çağırdılar. Peygamberimiz de (s.a.v) namazını kılmak üzere ayağa kalktı.

Namaza durduğu sırada ona dedim ki;

Şunu şunu ve şunu söyleyen -onun geçmişinden örnekler veriyordum- Allah’ın düşmanı Abdullah b. Ubey’in namazını mı kılıyorsun?” Ben bunları söylerken Peygamberimiz (s.a.v) bir yandan gülümsüyor, bir yandan da diyordu ki;

“Ey Ömer, uzak dur benden. Bu hususta tercih bana bırakıldı, bana denildi ki; “Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de…” Eğer yetmiş kereden fazla af dilemem durumunda onun bağışlanacağını bilsem, daha fazla dilerdim.

Sonra cenaze namazını kıldı. Kabrine konulup defin işlemleri tamamlanıncaya kadar ona eşlik etti.

Ben de kendime ve Resulullah karşısındaki cüretkar tavrıma hayret ediyordum. Allah ve Resulü daha iyi biliyorlardı. Çok geçmeden şu iki ayet indi:

“Onlardan ölmüş olan hiçbirine asla namaz kılma; onun kabri başında da durma.”

Bundan sonra Peygamberimiz (s.a.v) vefat edinceye kadar hiçbir münafığın cenaze namazını kılmadı.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.