Asikurtlar©

Ezber Bozmak

Ezber Bozmak
14 Kasım 2016 - 7:00 'de eklendi ve 5363 kez görüntülendi.

Son günlerde Bahçeli üzerine düşünüyorum.
Kafamda şu soru var:
“Yanılıyor muyum?”
Deniyor ki:
– “Bahçeli, Erdoğan’ın payandası!”
– “Bahçeli, Erdoğan’ın hep imdadına yetişiyor!”
Bu sözleri sarf edenler meseleyi 3 Kasım 2002 erken genel seçimine kadar götürüyor: “Bahçeli ansızın ‘erken seçime gidilsin’ diyerek Erdoğan’ın yolunu açtı.”
Çok örnekler sıralamayayım, bunları biliyorsunuz zaten.
İşte… Son dönemde beni bir düşüncedir aldı; “yanılıyor muyum?”
Sahi… Kaç Bahçeli var?
Sorum üzerine Bahçeli’nin biyografisiyle ilgili kitapları yeniden gözden geçirdim.
Ne yalan yazayım şunu aradım:
Kişiliğin anahtarı genetik önemlidir. Liderlerin psikolojik dünyası üzerine yapılan çalışmalar aile hikayelerine önem verir. Örneğin…
New York Tımes 2012 bestseller/en çok satanlar listesinde bulunan tıp doktoru Nassır Ghaemi’nin yazdığı “Birinci Sınıf Delilik” kitabı; liderlik ile akıl hastalıkları arasındaki bağlantıyı şaşırtıcı şekilde gözler önüne serer.
Kitaptaki sonuç hayret vericidir:
“Krizleri en iyi yöneten liderler ya akıl hastasıdır ya da anormaldir; krizleri en kötü yönetenler ise zihinsel olarak sağlıklıdır.”
Yazar sayfalarca; Lincoln, Gandi, Churchill, Kennedy, Hitler gibi örnekler sıralar.
Dönelim yine Bahçeli’ye…
Hayatıyla ilgili yazılan bir-iki kitap onu siyaseten övmek için kaleme alınmıştı; aradığımı bulamadım.
Politik akıl yürütmesi yapmaya çalıştım…

GÜL KARDEŞLİĞİ

Bahçeli…
Kriz dönemlerinde Erdoğan’ı kurtarıyor mu; yoksa Erdoğan’ı zora mı sokmaya çalışıyor?
Bugüne geleceğim… Önce dünden başlayayım; 3 Kasım 2002 erken seçim günlerine gidelim…
Bir) Bahçeli yapılacak erken genel seçimle AKP ile koalisyon hükümeti kuracağını sanıyordu.
İki) Koalisyon hükümetinin başbakanı Abdullah Gül olacaktı.
Üç) Hükümet olmaya Gül ile devam ederken, AKP’nin Erdoğan’ı unutacağını düşünüyordu.
Dört) Erdoğan’ın Baykal tarafından kurtarılacağını hesap edemedi. (Baykal, ‘Erdoğan başbakan olsun ve hemen bitsin’ diye düşünürken; Bahçeli, ‘Erdoğan başbakan olmasın ve hemen bitsin’ diye düşünüyordu.)
Peki…
Gelelim Bahçeli’nin bir sonra ki hamlesine:
Bir) Erdoğan 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimini kolay atlatacaktı. Kafasında eşlerinin başı açık iki aday vardı; Vecdi Gönül ve Beşir Atalay. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt aday isimleri Erdoğan’dan öğrenince, “mutlu oldum, rahatladım” diye açıklama yaptı.
İki) Gül ile Arınç, Erdoğan’ın oyununu bozdu. Başkaldırdılar. Gül aday olduğunu açıkladı. Erdoğan zora düştü.
Üç) AKP’nin cumhurbaşkanını seçmesi için Meclis’te gerekli olan 367 milletvekili yoktu. Erdoğan, muhalefet ile anlaşmadan cumhurbaşkanı seçilemeyeceğini bildiği için Gönül ve Atalay üzerinde ısrar etti. Çevresine, Gül’e muhalefetin sıcak bakmadığını söyledi.
Dört) Bahçeli, “Meclis’e gireriz 367’yi de sağlarız” diyerek Gül’ün önünü açtı. Erdoğan, Gül’e “evet” demek zorunda kaldı.
Her iki siyasal krizde de Bahçeli, Erdoğan’ın değil Gül’ün yanındaydı!
Hep AKP’yi bölmeye çalıştı Bahçeli!..
Bitmedi…

RESTİ GÖRDÜ

Bu köşenin okuyucuları şunu yazdığımı bilir:
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın karşısına çıkarılan Ekmeleddin İhsanoğlu projesi Gül ve Bahçeli ikilisine aitti.
Yani… Bilinenin aksine Bahçeli; Erdoğan ile değil, hep Gül ile birlikte hareket etti.
Bugüne dönersek…
Artık Gül yok.
Bahçeli, Binali Yıldırım ile mi hareket edecek? Bilemem.
Ama bugün sürpriz çıkışlar yapmaya devam ettiği görülüyor. Örneğin…
Erdoğan, 15 Temmuz’dan sonra ağzından “idam” sözcüğünü düşürmemeye başladı. Bunun Erdoğan’ın başkanlık sistemi propagandası olduğunu bilmeyen yok. Bahçeli, “hadi getirin destek verelim” diyerek oyunu bozdu. Poker oyunundaki gibi resti gördü! Keza…
Benzer çıkışı anayasa değişikliği için de yaptı. Kimse başkanlık sistemine “evet” mi “hayır” mı dediğini hâlâ kestiremiyor!
Bu çıkışlarla Erdoğan’ın manevra alanını küçültüyor.
Evet. Bahçeli kafamda koca soru işareti olarak duruyor. Sonra diyorum ki… Ben mi abartıyorum?
Mesela, 7 Haziran 2015 seçimi sonrası tavrını çözemiyorum. “Beceriksiz” buluyorum. Ardından “koalisyonu istemeyerek HDP/PKK’ya yönelen kitle desteğinin önünü mü kesti” diye düşünüyorum!
Dedim ya, kafamı karıştırıyor. Baksanıza…
Kim ne derse desin… Bahçeli, MHP içindeki krizi de -AKP desteğini alarak- hayli kolay çözmedi mi?
Emin (Çölaşan) Abi’nin dünkü Bahçeli’yle ilgili eleştirel yazısı sosyal medyada paylaşım rekoru kırdı.
Dedi ki:
“Herhalde zat-âlinize övgüler düzecek değilim.
Beyefendi, sizin ne biçim bir siyasetçi olduğunuzu, MHP gibi bir partinin başında nasıl oturmakta olduğunuzu bugüne kadar anlayamadım.
Sadece ben değil, hiç kimse anlayamıyor.
Ülkücü tabanınız, partilileriniz bile!”
Emin Abi kuşkusuz benden bin kat tecrübeli onun tespitleri daha önemli.
Fakat ben kafamdaki sorudan kurtulamıyorum.
Hiçbir eylemde olmamasına; ve hiçbir toplantıda konuşmamasına rağmen onca mücadeleci reis arasından sıyrılıp, genel başkanlık koltuğuna oturması; ve bir türlü yerinden edilememesi de Bahçeli’nin güçlü bir siyasi aklı olduğunu ispatlamaz mı?
Yani…
Kriz dönemlerindeki politik tavrıyla eleştiri oklarının hedefi olan Bahçeli, aksine benim ezberimi bozuyor!

SONER YALÇIN

Yazının Devamı

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER