SON DAKİKA

Plastik Top Gibi

Gündem Yazıları

Evren’i Seçen Jüpiter Halkı Mıydı ?

Bu haber 30 Ağustos 2014 - 11:10 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte çok sık tekrarlanan bir cümle var: “Halkın seçtiği, millet iradesiyle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı.” Her şeyden, her durumdan keramet çıkarma becerisini anlayabiliyoruz, da insan aklıyla alay edilmesini bir türlü sindiremiyoruz.

Sadece AKP’ye oy verenler mi halk?

Neresinden başlayıp neresini düzeltelim? Recep Tayyip Erdoğan değil de, Ekmelledin İhsanoğlu seçilseydi, millet iradesi olmayacak mıydı? Halkın seçmesinin ve millet iradesinin tek ölçüsü, AKP menfaatlerine uygunluk mudur? Bunun dışına çıkılınca millet iradesi ve halkın seçiminin bir önemi ve anlamı kalmıyor mu? Muhalefet milletvekillerine oy verenlere, “halk” denmiyor mu? Bunun için mi kendinizi halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olarak ilan edip, en azından yaşı 40’ın üzerinde olan herkesin bizzat şahit olduğu bir gerçeği yok saymaya çabalıyorsunuz. Halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oluyorsa, 12 Eylül 1980 ihtilalinin başı Kenan Evren’e yüzde 92 oyu, dünyanın başka milletleri mi verdi? Yoksa Evren, Jüpiter halkının oyuyla mı seçildi?

Al birini, vur ötekine

Bu noktada söylenecek olanları tahmin ediyorum. “Evren ihtilal lideriydi ve sağlıklı bir seçim yapılmadı” denilecektir. Çok doğru ve çok haklı bir itiraz. Demek ki, değil yüzde 52, yüzde 92 oy almak bile, bir diktatörü aklamaya veya bir yanlışı düzeltmeye yetmiyor. Peki, 10 Ağustos’ta yapılan seçimin, Evren’i Cumhurbaşkanı yapan seçimden fazla bir farkı olduğunu söyleyebilen var mı? Her iki döneme de şahitlik etmiş, ancak çok şükür her iki yanlışa da onay vermemiş bir Türk vatandaşı olarak söylüyorum, al birini vur ötekine.

Adalet ve eşitlik nerede?

Kenan Evren dönemini hiç olmazsa, “demokrasinin askıya alındığı, hukukun işlemediği Cunta dönemi” diyerek, izah edebiliyoruz ve bu genel kabul görüyor. Peki, 10 Ağustos’da hukukun, demokrasinin işlediğini, eşit ve adil bir seçim yapıldığını kim söyleyebilir? 12 Eylül’de askeri vesayet vardı da, 10 Ağustos’da tek adam ve tek parti vesayeti yok muydu? Bir tarafta sonsuz ve sınırsız devlet imkanlarını kullanan, Kaymakam, Vali dahil bütün bürokrasiyi, iş dünyasını, sivil toplum örgütlerini çeşitli şekillerde kontrolüne alıp seferber eden, medyanın tamamına yakınını havuzlarda toplanan paralarla satın alıp tek sesli bir düzen kuran, örtülü ödenek dahil ucu bucağı olmayan bir para desteğine sahip olan, bunların işlemediği yerde baskı, tehdit, şantaj ve siyasi rüşveti, etnik ve mezhep farklılıklarını kaşımayı, hatta doğum yerlerini istismarı devreye sokan bir aday vardı. (Kenan Evren ihtilal lideri olmasına rağmen böyle bir gücü kullanamamış, böyle bir ayrıştırmayı yapamamıştı.) Diğer tarafta ise kıt-kanaat imkanlarla bu güçle mücadele etmeye çalışan, her türlü hakaret ve baskı altındaki rakipleri.

Seçimi Erdoğan mı, devlet imkanları mı kazandı?

Daha önce sorduğum bir soruyu, akıl ve vicdan sahibi herkese bir defa daha soruyorum ve namusluca cevap bekliyorum: Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasındaki bu gücü ve imkanları alın ve sayın Ekmeleddin İhsanoğlu ile adil ve eşit bir yarışa sokun, sonuç ne olur? Hele bir de durumun tersine çevrildiğini ve aynı imkanları ve gücü Ekmelleddin İhsanoğlu’nun kullandığını düşünün: En az yüzde 60 oy alır mıydı, almaz mıydı? Bu sorular adaletsizliğin, eşitsizliğin hangi boyutta olduğunu ve seçimi AKP adayının değil de, kurulan vesayet düzeninin kazandığını anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yetmez mi?

Dışardan bakanlar

“Millet iradesi ve halkın seçimi” ifadelerinin AKP zihniyeti için ne anlam ifade ettiğini ve nasıl menfaat düzenine malzeme yapıldığını ortaya koyan çok çarpıcı bir örneği, daha da dün yaşadık. Malum, sayın Erdoğan atadığı Başbakanın eline bir bakanlar kurulu listesi verdi. Bu listede 2 tane meclis dışından bakan var. İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Başbakan Yardımcılığına getirilen Numan Kurtulmuş. Sayın Davutoğlu’nun kendisi de ilk bakanlık görevine meclis dışından atanmıştı. AKP’nin halkın seçimiyle gelmiş 312 milletvekili var. Ancak, Erdoğan millet iradesini bir kenara koydu, kendi iradesini hepsinin önüne geçirdi. Milletin seçtiklerini değil, kendi istediklerini bakan yaptı. Nerede kaldı, halkın seçimi, nerede kaldı millet iradesi? Yine geldik aynı yere; Millet iradesi ve halkın seçimi, eğer AKP’nin menfaat düzenine uygun işliyorsa bir önem ve anlam ifade ediyor.

Kaş yaparken göz çıkarıyorlar

Yanaşma ve beslemeler aldıkları işaretle hemen harekete geçip, havuz televizyonlarını ve gazetelerini parselleyip yanıltma ve kandırma bombardımanına başladılar. Öyle şeyler anlatıyor, öyle şeyler vehmediyorlar ki, eminim sayın Erdoğan bile bunları dinlerken, “ben bile bu kadarını düşünememiş, bu kadar ileri gidememiştim. Sizinle gurur duyuyorum” diyordur. Cumhuriyet yeniden kurulmuş, artık yeni Türkiye varmış, restorasyon dönemi başlıyormuş. Gerginlik ve çatışma artık geride kalmışmış ve bunları yapanlara millet prim vermeyecekmiş.

Zavallılar kaş yapayım derken göz çıkardıklarının farkında bile değiller. Bunları söylerken herkesi akılsız ve bunlara inan zavallılar olarak mı görüyorlar acaba? Hiç kimsenin kendilerine, şu soruları sorabileceğini akıllarına getirmiyorlar mı? “Cumhuriyet yeniden kurulduysa AKP nereden çıktı? Yeni Türkiye olabilmesi için illa Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi mi gerekiyordu? Başkası seçilseydi eski Türkiye mi olacaktı? Yeni Türkiye derken 12 yılın ziyan edildiğini itiraf ettiğiniz farkında mısınız? “Restorasyon başlayacak” demek, “12 yıldır, yaktık, yıktık, yok ettik, şimdi de restore ediyoruz” demek değil midir?

Gerginlik ve çatışmayı çıkaran muhalefet partileri midir, yoksa yemin etmeden bir gün önce üstelik Cumhurbaşkanı seçilmiş olmasına rağmen muhalefet partilerine aklın, insafın, vicdanın ve hatta ahlakın kabul etmeyeceği şekilde hakaretler yağdıranlar mıdır? Recep Tayyip Erdoğan hakaret edecek, aşağılayacak, ayar verecek, ama kimse cevap vermeyecek, öyle mi?

Rüyalarında görseler inanmazlardı

Söyleyecek çok şey, soracak çok soru var. Şu kadarını söylemekle yetinelim. Bunları söyleyenler ve menfaati bu kadar ileri götürenler, bundan bir süre önce bugün yaşadıklarını, ele geçirdiklerini rüyalarında görseler, “kabus gördüm” diye dehşet içinde uyanırlardı. Şaşırmış ve kendilerini kaybetmiş durumdalar. Bir yerlere toslamaları an meselesidir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.