SON DAKİKA

ESKİYE RAĞBET ARTTI, BİT PAZARINA NUR YAĞIYOR!

Bu haber 28 Nisan 2010 - 6:45 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Malum matbuatı takdir ediyorum Bu bir ironi değil inanın. Malum matbuat, “eski” bulup “yeni” diye pazarlamakta oldukça mahir.

Kimi zaman Türk Ocaklarının bilmem nere şubesi başkanına mikrofon uzatıyorlar, kimi zaman prof unvanlı çokbilmişlere. Koro aynı koro, makam aynı makam. Sorular da, cevaplar da aynı tornadan çıkmış gibi. Hani pazarlarda görmüşsünüzdür. Domatesler, salatalıklar birbirinin tıpkısı. GDO’nun bir hikmeti tabi. Bunlarınki de aynı.

“MHP yanlış yapıyor, AKP haklı…”
“Anayasayı desteklemek lazım. MHP yanlış yolda…”

Şu daha ilginç…

“Milliyetçiliğe açılım lazım…”

Arkadaşlar, ermeniye açıldı, PKK’ya açıldı, AB-D’ye açıldı ya.
Açıldıkları yere Milliyetçilerin de açılmasını buyuruyorlar…
İyi de, memleketin doğusunu ermeniye, güneydoğusunu PKK’ya, kalan yerleri de AB-D’ye verince… La havle….
Ben bu yazıyı aslında başka amaçla yazmayı düşünmüştüm.. Laf yine başka yere gitti. Neyse hemen toparlıyorum.
Devlet Bey’in ifadesiyle “bir türlü gittikleri yerin yerlisi olamayan, hala eski yerlerinin nimetlerinden istifade etmeye çalışan güruh…”
Hakikaten bunları gördükçe kendimden şüphelenmeye başladım.
Bakıyorum, belirli bir yaşa gelen herkes ya “hidayete eriyor” veya “vazgeçiyor”. Vazgeçmekle kalmıyor, eskiden bulundukları yere akıldanelik de yapıyorlar.
Bende ise tık yok. Aynı heyecan, aynı fikir. Sadece heyecanım biraz daha şuurlu hale geliyor. Yaş ilerledikçe Türk Milliyetçiliğini daha şuurlu bir şekilde anlamaya, Türk-İslam ülkücüsü olmanın şerefli bir Türk olmakla eşdeğer olduğunun daha çok farkına varmaya … Bir milim “ilerleme yok” yani sizin anlayacağınız.
Bu haleti ruhiyeyi geçmişte de yaşamıştım.
“Ülkü devleri” dediğimiz kişilerden “makam mevki sahibi” olunca değişip nasıl “hidayete erdiklerini”, “Tuz var” diye seslenenlerin peşinden hıyar olup nasıl koştuklarını… görüp nasıl da şaşkınlığa uğramıştım.

“ISKALAR BÜYÜYÜNCE SOĞAN OLUR”

En son bir Bostancı Prof, malum matbuatın uzattığı mikrofona “Ülkücülük bir gençlik heyecanı, daha çok romantik bir duygu, gelip geçici bir akım..” babında inciler döktürmüş. Eh bu beyanla birlikte Gazi Üniversitesine rektör olmak için epey mesafe kat etti sayılır. Lakin önünde Türköne gibi “rektörlüğü daha fazla hak eden” biri duruyor. Türköne “Diyarbakır’a amed desek ne olur” diyerek “PKK açılımına” sonuna kadar destek verdiğinde “rektörlüğü” epeyce hak etmişti. “TSK lağvedilmeli” diyerek de “AKP’ye bağlılığını” perçinlemişti. Prof Bostancı’ya nacizane tavsiyem, “Ülkücülük bir gençlik heyecanı, gelip geçici bir heves” diyerek AKP’ye selam çakmasının yanında “Öcalan’ı mecliste görmek barışa katkı sağlar” demesi ve Türköne’nin bir adım önünde AKP karşısında esas duruşa geçmesidir… Üstüne “TC lağvedilmeli, Anadolu Federasyonu kurulmalı” da derse müthiş prim yapar ve Türköne’den daha fazla müşteri toplar, eminim.
Ne diyelim, müşterin bol olsun Prof Bostancı. Hayırlı işler. Seni “Abant’ın başmisafiri” olarak gördüydük, yakında kandaşlarınla “Erbil’de özgürlük toplantılarının has konuğu” da yaparlar mutlaka. Devam et kuyruk sallamaya, lakin şimdi diyeceklerimi de iyi dinle.

***

Şerefli birinden beklenen nedir?
Kimin neyi destekleyeceğine elbette kendisi karar verir. Fakat şerefli birinden beklenen nedir? Bir fikriyattan vazgeçtiğinde, o fikriyatın içinde bulunmakla elde ettiği kazanımlardan da vazgeçmesi beklenir, değil mi? Bunlar ne “kazanımlarından” vazgeçiyor, ne de kötülemekten.
Şayet bu eskiler, hareket içerisinde bulunmakla elde ettiği kazanımlardan da vazgeçse, etrafta cascavlak ne kadar insan kalır, tahmin edebiliyor musunuz?
***
Şerefli adam sorumlu adamdır. Her şeyi ince eler, sık dokur.
Şerefsiz ise sorumsuzdur. Her şey onlar için mubahtır.
Ekmeğini yediği, suyunu içtiği milletine ihanet etmek onlar için caizdir. Vatana millete ihanet edenleri desteklemek, vatanseverleri, milliyetçileri kötülemek ise onlar için farzdır.
Hidayete erdiler ya, tüm farzları aksatmadan yerine getiriyor muhteremler.
Türköne ıska idi, soğan oldu.
Bostancı ise sarımsak olmuş.
Sarımsağın orijinali neydi, unuttum!
Onu da siz hatırlayın, her şeyi devletten beklemeyin…
“Ülkücülük bir gençlik heyecanı” ha?
Ne diyeyim, her daim genç kalanlara selam olsun.
***

Not: Şimdi sen diyeceksin ki “ben zaten çoktandır hidayete erdim, niye bana çatıyorsun?”
Ben de onu diyorum ya, sana ne MHP’den, ülkücülerden. Sen bölücü kankalarını yaz, İslamcı(!)-bölücü ittifakına nasıl daha fazla katkı verebilirsin, onu yaz. Ülkücülük gibi Türk Milliyetçiliği gibi senin beyin hacmine büyük gelen fikirlerden sana ne? {jcomments on}

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.