Asikurtlar©

Eşitlik Kalasta, Fark Sanattadır!

Eşitlik Kalasta, Fark Sanattadır!
02 Mayıs 2016 - 13:44 'de eklendi ve 4089 kez görüntülendi.

 

 

İnsanların neresi eşittir? Hiçbir yeri!..
Adliyede parmak izinin bir kimlik kodu olarak kabul edilmesi bile her insanın birbirinden farklı olduğunun delilidir.
Öyleyse adam olmaya çalışan bireyler olarak “eşitliği” doğru mu algılıyoruz yoksa herkesi kalas olarak gören tesviyeci kurnazların oyununa mı geliyoruz?
Bir tarafta hayatı çileyle yoğrulduğu için sadece okuduğu kitapla tekamül etmemiş, kelimenin tam anlamıyla pişmiş hatta kavrulmuş bir Ülkücü, insanlara bir şeyler anlatmaya çalışıyor.

Öbür tarafta da Ülkücü Harekete bir şekilde dâhil olmuş bir falaka kaçkını bir sosyal medya profili… İkisi aynı platformda tartışıyor.
Biri öbürüne hakaret ediyor, o da onu, sözlerini kasten çarpıttığını izah edebilmek için tersliyor.
Aşağıdan bir ses: “Arkadaşlar yapmayalım ikiniz de Ülkücüsünüz ayıp oluyor!”
Böyle bir Ülkücülük, böyle bir eşitlik yoktur!..
Bence bu eşitlikçi müdahale, çirkeften korkmaktır ve bu “barışçılığın” haklı ve masum bir tarafı yoktur.

Sosyal medyada gerçek hayattaki gibi bir Ülkücü kardeşlik yoktur. Hatta facebook ortamı, Ülkücüler arasındaki muhabbeti öğütmekte, günden güne yok etmektedir.
Son erken kurultay tantanası, Ülkücü paylaşım gruplarını bile kendi arasında bölmüştür.
Çok bağıranın, çok hakaret edenin, çok sövenin daha kararlı, daha yiğit, daha net duruşlu adam olarak algılandığı bir cinnet süreci yaşanmıştır ve bu sürecin sebebi, siyasi ihtirası, teşkilat tecrübesine galebe çalan acemi adaylardır!
Sayın Genel Başkan’ın “durun durduğunuz yerde” demesinin sebebi budur.

MHP Genel Başkanlığı, , hiç keski-keser kullanmadan, budaklı gürgen ağaçtan ateşte yanmayan mobilyalar yapma sanatıdır.
Kalası yontup, totem yapma ilkelliği değildir. Adam inşa etmek, gecekondu yapmaya benzemez. Akşamdan sabaha netice alamazsınız.
Samimi Ülkücülerin: “İte dalaşmaktansa çalıyı dolaşmak” maksadıyla “herkesi Ülkücü görmek” gibi bir toleransla hareket ettiklerini biliyorum. Ama yol bu değildir.

Kendi sevdiğimize söylendiğinde tepki gösterdiğimiz bir söze, başka birine veya mevcut genel başkana söylendiği zaman göz yummanın adamlıkla ilgisi yoktur.
Ben bu alakasız kurultay çağrısı sürecinde adaylar hakkında kötü konuşmamaya sırf bu yüzden özen gösterdim.
Hem gençlere örnek olmak için hem de genel merkeze yönelik terbiyesiz sözlere meşruiyet kazandırmamak için…

İlk günlerde: “Hayrola? Savaşa mı gidiyoruz?” demiştim. “İç kavga” bize çok uzak bir kavramdı. Sonunda insanların birbirini üzdüğüyle, kırdığıyla, birbirinden ve davadan soğuttuğuyla kalacağından emindim.
Ancak gördüm ki savaşa değilse de en azından bir “ganimete gidiş” heves ve heyecanı vardı.
Zaten laf aramızda eskiden özellikle Yeniçerilerin en somut savaş motivasyonu ganimetten pay almaktı.
Tarihimiz “kenti yağmalatmadı” diye gözden düşen, düşman olunan, hatta kellesi alınan vezirlerle doluydu.

Öyle anlaşılıyor ki Devlet beyin “en büyük suçu” da Başbuğ’un mirasını çarçur etmemesi, MHP’yi yağmalatmamasıydı!
Kimse üstüne alınmasın ama inkar da etmesin!..
Bu 18 yıl boyunca Devlet beyin gazabına uğramış öyle yamyamlar var ki; kendilerine genel merkezin 9 katını makam yapsanız “- 4’teki garaja” sulanırlar!
Haksız mıyım?

Biz, ofsayta düşmemek için efendi konuşuyoruz da bizi saf mı sanıyorlar?
İnanmayanlar, bu adamların “Devlet Bahçeli olmasın da kim olursa olsun” sözündeki sırrı araştırsınlar!
Her kurultayda en rüzgârlı adayı destekleyip; sonra da bize ilkeden bahsetme kurnazlığına sapmasınlar.

Rüzgâr başlayınca, kirli donunu acemi kaptana yelken bezi diye yutturup; hızla ganimete yazılan korsanları enine boyuna tartışmanın zamanı gelmiştir..
Ülkücü hareket, bu küfürbaz provokatörleri bünyesinden atmalıdır.
Benim takip ettiğim dönemler içinde muhaliflerin en büyük talihsizliği, bu küfür ehlini yanlarında tutmaları olmuştur.
Hatta yanılarak onlardan sanal mücadele timleri, internet ikmal takımları kuranlar bile vardır.
Ahlakla ve cesaretle uyarılmayan her aday, bu kardeşi kardeşe düşman eden provokatörleri tanıyana kadar onlar yapacağını yapmakta ve yollarını bulmaktadır.

Ahlaki sicili ve kurumsal referansı olmayan hiç kimse, sırf ağzı laf yapıyor, kalemi kıvrak diye Ülkücü yazar ve kanaat önderi yapılmamalıdır.
İnsanlar arasında olduğu gibi Ülkücüler arasında da eşitlik, hakta, hukukta ve fırsattadır.
“Bilenlerle bilmeyenler bir olmadığı” gibi ahlaklılarla ahlaksızlar da bir değildir.

Delinin değneğiyle Devrek bastonunu bir tutamazsınız! Eşitlik kalasta, fark sanattadır.
Daima örnek bir şahsiyet ve yüksek ahlak gerektiren Ülkücü hareket, hızlı bir şekilde bu ahlaksızlardan kurtulmalıdır.
Aksi takdirde bu ahlaksızlık virüsünün, Ülkücünün edebini bozması kaçınılmazdır.

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER