Asikurtlar©

Esad İsrail’den daha mı tehlikeli?

Esad İsrail’den daha mı tehlikeli?
07 Ocak 2016 - 9:59 'de eklendi ve 4533 kez görüntülendi.

 

 

Ayvalık sahillerine aralarında çocukların da olduğu Suriyeli 33 mültecinin cesedi vurdu. Televizyon ekranlarında bu hazin görüntüyü izleyen vicdan sahibi herkesin içi sızlamış ve insanları bu durumlara düşürenlere lanet etmiştir. Bu utanç tablosu karşısında hiç olmaza susması gerekenlerin, hala herkesten çok bağırması, suçu bir yerlere yükleme çabası, omuzlarındaki vebalden kurtulmalarına yetmeyecektir.

 

 ORTADOĞU NASIL BU HALE GELDİ?

Asıl sorulması gereken ve unutturulması için özel bir çaba gösterilen soru şudur: Ne oldu da bu insanlar yerlerini, yurtlarını terk edip, ölüm yolculuklarına çıkmak zorunda kaldılar? Bu insanların bir ülkesi, evi-barkı, işi ve kurduğu bir düzeni vardı. Sonra birileri Büyük Ortadoğu Projesi diye ortaya çıktı. Arap baharından dem vurdu, demokrasi ve özgürlük masalları anlattılar. Irak yerle bir edildi. Libya neredeyse haritadan silindi. Mısır kan gölüne döndü. Suriye bataklığa çevrildi. Bütün bunlar olurken birileri de Eşbaşkan sıfatıyla herkesten önce koşuyor, Türkiye’nin imkanları yaşadığımız hazin tabloların oluşması için seferber ediliyordu. İslam alemine demokrasi gelecek, biz de hepsinin birden lideri olacaktık. İsrail’e “van minüt” demiş, bu ülkeyi terörist ilan etmiş ve bütün ilişkilerimizi dondurarak Müslüman dünyasını heyecanlandırmıştık.

 

ÖLEN DE ÖLDÜREN DE MÜSLÜMAN

Barış ve özgürlük masalları, kan, gözyaşı, ölüm ve parçalanmaya dönüştü. Milyonlarca Müslüman ne oluğunu, niye olduğunu ve sonunun nereye varacağını kestiremedikleri bir yolda can verdiler. Ölen Müslüman, öldüren Müslüman, bedel ödeyen yine Müslüman. Özellikle Suriye’nin bataklığa dönüşmesinde özel bir rol üstlenenler, bu vebalden kurtulabileceklerini mi zannediyorlar? O bataklıkta terör büyüdü, ihanet gelişti ve tamamı birden başımıza bela gibi yağıyor. IŞİD’de bu bataklığın ürünüdür, PYD’de bu bataklığın mahsülüdür. PKK’da bu bataklıktan beslenmiştir, Ankara’da patlayan bombalar da o bataklıkta hazırlanmıştır. O bataklıktan kaçmaya çalışan milyonlarca insan Türkiye’nin her tarafına dağılmışlardır. Aylan bebeklerin cesetleri sahillere vuruyor. BOP’un sahipleri bu durumdan son derece memnundur. Zaten aralarına mesafede koymuşlardır ve mültecilerin kendilerine ulaşamaması için, yine AKP’yi kullanarak aralarına kalın duvarlar örmüşlerdir.

 

 İSRAİL İÇİN TEHDİT KALMADI

Bütün bu gelişmelerden son derece memnun olan bir yer daha var. İsrail tarihindeki en rahat ve en güvenli dönemi yaşıyor. Kendisi için tehdit oluşturan bütün liderler ve bütün ülkeler ortadan kaldırılmıştır. ABD Dışişleri Bakanı Kerry, kısa süre önce “zaman değişebilir ama bir şeyi kesin olarak biliyoruz. Amerika’nın İsrail’in hayallerine ve güvenliğine olan desteği hiçbir zaman değişmeyecek” diyerek, Ortadoğu’nun niye kan gölüne döndüğünü, niye Müslümanların öldüğünü açık ve net şekilde ortaya koymuştu.

 

 KAYBEDEN TÜRKİYE

İslam dünyasının lideri olamadık, ama başta komşularımız olmak üzere bütün Müslüman âlemini karşımıza almayı başardık. AKP’nin akan kanın durması, oluşan bataklığın kuruması ve yerinden yurdundan olan milyonlarca Müslümanın ülkelerine dönmesi yönünde en küçük bir çabasını duyan, gören olmamıştır. Tam tersine, Esad düşmanlığını sürdürerek, Irak Merkezi hükümetine tavır alarak çıkmazı daha da büyütüyor ve krizi tırmandırıyorlar. Bu zihniyete göre Esad gidecek ve bölgemiz bir anda huzura kavuşacak. Ancak, İran ve Rusya’yı da arkasına alan Esad’ın gitmesi neredeyse imkansız hale gelmiş durumdadır. ABD’nin de bu tabloya çok fazla bir itirazı yoktur. Yani, yalnız kalan, bütün tezleri elinde patlayan ve kaybeden ülke ne acıdır ki yine Türkiye’dir.

 

  NE ALIP VEREMEDİĞİMİZ VAR?

Önceliğimiz kendi menfaatlerimizdir. Nitekim, AKP öncesindeki bütün hükümetler çok dengeli bir politika izleyerek, Türkiye’yi her zaman sorunlu olan bu bölgede bir huzur limanına dönüştürebilmişlerdi. AKP battıkça çırpındı, çırpındıkça battı.  Bu durumda yapılması gereken bellidir. Kanın durması, başımıza yağan belaların kesilmesi çok mümkün görünmese de, hiç olmazsa biraz azalması için komşularımızla ilişkilerimizi gözden geçirmemiz ve mevcut duruma göre tavır almamız gerekiyor. Bu öyle zannedildiği kadar da zor değildir. Mısır’la, Irakla, İran’la bizim ne alıp veremediğimiz var? Hain, terörist, sahildeki çocukları öldüren devlet olarak ilan ettikleri, ilişki kurmak için şartlar öne sürdükleri İsrail’e, “İsrail bölgede Türkiye gibi bir ülkeye muhtaçtır. Bizim de İsrail’e ihtiyacımız olduğunu kabul etmemiz lazım” diyerek, sanki hiçbir şey olmamış gibi yanaşanlar bunlar değil mi?

 

  ESAT VE NETANYAHU ARASINDA NE FARK VAR?

İsrail için yüzseksen derece dönüş yapmakta bir an bile tereddüt göstermeyenler, sıra Esad’a gelince niçin aslan kesiliyorlar? Netanyahu, Esad’dan çok mu makbul bir adamdır? İsrail’le barışıp Müslüman alemiyle düşmanlığı arttırmak nasıl bir mantık, nasıl bir siyaset ve nasıl bir İslamlıktır? Rusya krizinde avantaj sağlamak, PKK ve PYD’ye karşı sınırlarımızda kontrolü sağlamak, IŞİD belasını uzak tutmak için Suriye politikasının gözden geçirilmesi şart olmuştur.

 

SORU

Sayın Cumhurbaşkanı daha dün millet sırtından verdiği saltanat yemeğinde muhtaralara Suriye’de 400 bin insanın hayatını kaybettiğini söyleyerek Esad’ı, darbe yapılan Mısır’ı şikayet etti. Merak ettim, bir muhtar kalkıp, “Sayın Cumhurbaşkanı İsrail plajlarda bebekleri öldürmekten, Gazze’ye bomba yağdırmaktan ve oluk oluk Müsülüman kanı akıtmaktan vaz mı geçti? Esat kötü de, Netanyahu barış meleği mi? Mısır’da darbeciler var da, Suudi Arabistan’da demokratlar mı işbaşında? ” diye sorsaydı, acaba ne cevap verecekti?

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER