SON DAKİKA

Erdoğan’ın Can Simidi Kasetlermiş

Bu haber 28 Mart 2014 - 9:47 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

İktidardan gitmemek için AKP ve Erdoğan’ın yapmayacağı, yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

Uzun süredir bu konuyu söylüyoruz.

17 Aralık’tan bu yana da bu sözlerimizin ispatlarını görüyoruz.

Basına sansür uygulanması bunun ilk göstergesiydi.

“Alo Fatih” ile başlayan, sonra birkaç basın yayın kuruluşu dışında neredeyse her yere ulaştığı anlaşılan sansürcü anlayış, siyaset dizaynında nasıl kullanılmış, hep birlikte şahitlik ettik.

Dünya’nın öbür tarafından dahi televizyonlara ulaşarak “MHP’nin haberinin yapılmasına” tahammül edemeyen bir Başbakan örneğine hepimiz tanık olduk.

Ortada delil ve ispat olunca, hele birde bunların kaynağı bizzat kendi sesi olduğunda, inkarcılığını konuşturamadı muhterem!

* * *

Seçimlere kısa bir süre kala AKP iktidarının bir başka rezilliği daha meydana çıktı.

Bir Başbakan düşünün ki, işi gücü, milletin derdini bırakmış, siyasi rakibi olanlarla ilgili “komplo” kurmanın hesabını yapmış.

Yatak odalarına nasıl girileceğini, oradan görüntülerin alınması gerektiğini, sonra da bunların nasıl verelere nerelere servis edileceğini konuşmuş ve planlamış!

Hadi adamlığı geçiyorum, böylesi bir insanlık olabilir mi?

Şimdilerde kalkmış, Ulaştırma Bakanı’na bunun kıldırtılması talimatını ben verdim diyor.

Yahu iyi de meydanlarda yüzünün kızarmasına varıncaya kadar şekilden şekle girip, avazın çıktığı kadar “Ne özeli, bu genel genel” diyen sen değilmiydin?

* * *

Bu yaşanılanları gördükten sonra artık kimsenin şüphesi yok ki MHP ve CHP’ye yapılan operasyonun, kaset komplosunun, “röntgenciliğin” baş aktörü Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası değildir.

Geçmiş zamanı şöyle bir gözünüzün önüne getirin.

Referandumun hemen ardından, genel seçimlere doğru giderken yapılan tüm anketler, AKP’nin oyunun erdiğini, tek başına iktidar olamayabileceğini gösteriyordu.

Buna karşın MHP ise %20 seviyesine dayanmış durumdaydı.

Sonra ne oldu?

Planlı bir komplo ile MHP’ye kaset operasyonu yapılmak istendi.

Sonraki dönemlerde gördük ki bu işin iki sırrı vardı;

Biri MHP’yi baraj altına itmek,

Diğeri ise PKK ile çıkılacak müzakere yolunda rahat hareket edebilmek.

Neticede AKP’nin iktidarı kasetlerle korunmuş olsa da, MHP’yi baraj altında bırakma operasyonu tutmadı, millet müsade etmedi, Cenabı Allah izin vermedi.

* * *

Deniz Baykal ile ilgili görüntülerin elde edilmesi ve işlenmesi talimatının Erdoğan tarafından verildiği iddia edilen ses kaydı internete düşmeden önce de “kasetleri” konuşmaya başlamaları da bence tesadüf değildir.

İktidardaki ve siyasetteki beceriksizliğini kasetlerle aşmak isteyen Erdoğan, bu dönemde aynı yönteme yeltenmek istemedi mi?

Karşısında olan kim varsa, sözünü dinlemeyen kimlerse, sansürüne kulak asmayan medya kuruluşu sahipleri hangileriyse “onlarında kasetleri var” demedi mi?

Mesela konunun muhatabı olan Abdullah Gül’ün ısrarla ret etmesine rağmen “Cumhurbaşkanı’nı da dinlemişler” dedi.

Ardından kendi aleyhinde yayın yapmayı bırakan medya patronlarını işi dayandırdı ve “Aydın Doğan da dinlendi. Turgay Ciner de dinlendi” iddialarını sıraladı.

Son olarak AKP ve kendisini eleştiren, İdris Naim Şahin’e de aynı şeyi söyledi; onun da kaseti var!

İyi de sormazlar mı adama, sen nereden biliyorsun bunların kaseti olduğunu?

Ya bu kasetleri sen çekmiş olacaksın, yada bizzat izlemiş ve dinlemiş olacaksın!

Bu işin başka açıklaması olabilir mi?

* * *

Çarşamba günü AKP’nin “istikrar” kavramından aslında neyi kast ettiğini yazmıştım.

Şimdi bu listeye yolsuzluklar, ihanet ve ekonomik bozulmanın yanında kasetleri de eklemek gerekir.

Çünkü kasetlerle dirilmeye çalışan, kasetlere yol yürümeyi ilke edinen ve kasetlerle siyaset yapmayı benimseyen bir iktidar modeli karşımızda duruyor.

Herkes en iyi yaptığı iş hangisiyse orada bulunsun!

Recep Tayyip Erdoğan da bu sözleri ve davranışlarıyla bence siyaseti derhal bırakmalıdır.

Sektör değiştirmeli ve tek uzmanlık alanına yönelmelidir.

Bu haliyle, dinleme ve izleme yoluyla elde edilen “kaset” sektörünün vaz geçilmez ismi olabilir.

Zaten yaptığı da bu değil mi?

Ama bırakın Başbakan olmayı, siyasette bulunmayı dahi hak etmediğini göstermiştir.

Çünkü siyasi çıkar uğruna hiçbir ölçüsü olmayanın, milleti hangi konumda olursa olsun, temsil etmesinden söz edilemez.

* * *

Yolun sonuna geldik.

Pazar gününe, Türkiye’nin seçimine sadece 2 gün kaldı.

Yerel Seçim olsa da, işin özünde oylanacak olan Türkiye’nin kaderinin ta kendisidir.

Önümüze gelecek sandıkta Türk Milleti’nin hırsızlığa, yalana, talana, ihanete, rüşvete, röntgenciliğe hangi cevabı vereceği görülecektir.

Ne diyelim; Artık Yeter! Şimdi Söz Senin Türkiye.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.