SON DAKİKA

Erdoğan ve Nefret Dili

Bu haber 17 Nisan 2014 - 9:08 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.

Nazlı ILICAK

Salı günkü grup toplantısında Tayyip Erdoğan, yargıya ağır müdahale anlamına gelecek sözler sarf etti. Konu, Adana’da tahliye edilen 6 polisle ilgiliydi.

Bakın Başbakan neler söyledi: “Yargı ve emniyet içindeki çeteler marifetiyle MİT’in TIR’larına saldırıldı. Bu saldırıda amaç, Türkiye’ye ‘terör örgütüne yardım eden ülke’ iftirasını atmaktı. İnanın düşman gelse böyle namertçe davranmazdı. MİT’e ait TIR’ların hukuksuzca durdurulması, Dışişleri’ndeki toplantının dinlenmesi ve diğer hukuksuz dinlemeleri yakından takip ediyoruz. Adana’da bir vatansever savcı çıktı hem casusluk faaliyetleri hem de hukuksuz dinlemeler konusunda soruşturma başlattı. Zanlılar tutuklandı. Aradan birkaç gün geçmeden o paralel çetenin mensupları devreye girdi; soruşturmaya müdahale etti. Paralel yapının medyası manşet atıyor, yargıdaki uzantıları talimat almışçasına zanlıları serbest bırakıyor. Haklarında güçlü deliller bulunan zanlıların serbest bırakılması gerçekten düşündürücüdür. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ihanet girişimini, film izler gibi izliyor. Adana’da casuslar, hainler lehine karar alınabiliyor. Birileri şantaja boyun eğmiş olabilir, birileri tehditle sindirilmiş olabilir, birileri haşhaşı fazla kaçırmış olabilir. Yılmadan, boyun eğmeden bu çetenin üzerine gideceğiz. Adliye koridorlarından o çeteleri, o şebekeleri kesinlikle temizleyeceğiz.”

Bu ne biçim bir nefret dili! Elinde hiçbir delil olmadan yargı mensuplarına “çete” demek, “casus” demek Başbakan’a yakışıyor mu? Adana’daki 6 polis (İsmail Bilgin, Ertuğrul Yetkin, Fevzi Mert, Hasan Serçe, Ahmet Şenal ve emekli polis Abdullah Karaca) hukuksuz dinleme yapmakla suçlanıyor. Başbakan’ın konuşmasına bakarsanız, bu polisler, Dışişleri Bakanlığı’ndaki dinlemeyle ya da MİT’e ait TIR’ların Adana’da durdurulmasıyla ilgili. Ama medyaya yansımış böyle bir irtibat mevcut değil. Adana’da TIR operasyonunu yapan savcıların isimlerini biliyoruz: Aziz Takçı, Ahmet Karaca, Mustafa Sırlı ve Özcan Şişman. Gene bildiğimiz kadarıyla, bu operasyon jandarma eşliğinde gerçekleşti. Eğer emniyet güçleri de katıldıysa, bunlar o polisler mi? Böyle bir açıklama ya da iddiaya rastlamadım. Kaldı ki, adli kolluk olarak görev yapan polis, talimatı savcıdan alır ve bu emri tartışmaz.

Sırf bir algı operasyonu gerçekleştirmek için Adana’daki 6 polisin üzerine çullandılar, konuyu abartarak, allayıp pullayarak, onları TIR operasyonu ve Dışişleri Bakanlığı’nın dinlenmesiyle ilişkili bir şebeke gibi göstererek hedef tahtasına oturttular.

Yasa dışı dinleme yapıldıysa, prosedürü belli. Müfettiş inceler, sonra konu adliyeye intikal eder, tutuksuz yargılanırlar. Ama maksat, “çete” süsü vererek, baskınlarla göz boyamak. Hâkim tahliye ediyor, Başbakan demediğini bırakmıyor. Tahliyenin, beraat olmadığını bile unutuyor.

Sami Selçuk ve Yargı bağımsızlığı

Sami Selçuk’la konuştum. Yargı bağımsızlığının 5 boyutunu bana anlattı.

1) Yasama’ya karşı. Yargıya intikal etmiş bir konu, Yasama’da tartışılmamalı.

2) Yürütme’ye karşı. En büyük sorun burada meydana çıkıyor. HSYK, Adalet Bakanı’na bağlanınca, Yürütme, Yargı’ya egemen oluyor. Başbakan, “çete” diye hâkimlere, savcılara hakaret ediyor. Yargıyı böylece baskı altına alıyor. Bir duyumu varsa, HSYK’ya bildirir, savcıya şikâyet eder. Gereği yerine getirilir.

3) Yargıçlar birbirine karşı bağımsızdır; aynı düşünceyi paylaşmazlar. CMK’ya göre karşı oy yazısı bu yüzden zorunludur.

4) Yargıçlar kamuoyuna karşı bağımsızdır. Onları, dosyaları ve hukuk bağlar; vatandaşın ne düşündüğü değil. Hâkim vicdanına göre karar verir. Ama Başbakan Tayyip Erdoğan, kamuoyunu yönlendirecek biçimde ağır cümleler sarf ediyor. Dolayısıyla hâkimlerin üzerinde kamuoyu baskısı artıyor ve adalet sisteminin saygınlığı zedeleniyor.

5) Yargıçlar kendi ideolojilerine ve inançlarına karşı da bağımsızdır.

***

Sami Selçuk, gelişmelerden ziyadesiyle üzgün. Yargı üzerinde bu kadar baskı kurulmasını hazmedemiyor. Bir aydın duyarlılığı için bu düşüncelerini ifade ediyor. Keşke aynı hassasiyeti, AK Parti sıralarında oturan hukukçular da gösterebilse.

Pulitzer Ödülü

NSA’nın yasa dışı dinleme faaliyetleriyle ilgili CİA eski çalışanı Snowden’in sızdırdığı belgelere dayanarak haber yapan Washington Post ve The Guardian gazeteleri, dünyanın en saygın gazetecilik ödülü olan Pulitzer Ödülü’nü aldı. Törende Pulitzer Komitesi, onları “Güvenlik ve özel hayat arasındaki denge konusunda bir tartışma başlattıkları” için tebrik etti.

Türkiye’de 17 ve 25 Aralık yolsuzluk dosyalarıyla ilgili dinlemelerin hepsi yasal. Sadece, bu yolsuzlukların üstü kapatılmaya çalışılınca, bazı yasa dışı tapeler de internet ortamına sızdı. Hükümete yakın gazeteciler, Tayyip Erdoğan’ın izinden giderek, bu bilgilerin medya mensupları tarafından paylaşılmasını “en büyük ihanet faaliyeti” olarak değerlendiriyor. Oysa tekrar edelim: Dışişleri Bakanlığı’ndaki toplantıdan sızan bilgiler de dahil bunların kullanılmasında ve yorumlanmasında kamu yararı varsa, bırakanız ihanetten bahsetmeyi aksine ödüle layık görülecek bir faaliyet söz konusudur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.