SON DAKİKA

Vicdanı Paspas Olanlar

Gündem Yazıları

“NERDEEEEEEN NEREYE!..”

Gündem Yazıları

ERDOĞAN TÜRK GENÇLİĞİ’NE LAF ETMEDEN ÖNCE KENDİSİYLE YÜZLEŞMELİ

Bu haber 08 Aralık 2014 - 19:47 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

19. Milli Eğitim Şurası konuşmasında Recep Tayyip Erdoğan Türk Gençliği’ni hedef alarak “Einstein kimdir deseniz her gencin söyleyecek birkaç cümlesi vardır. İbn-i Sina kimdir deseniz çoğunun bu ismi hiç duymadığını görüyorsunuz. Yabancı pop şarkıcılarının adını ezbere sayan ama Dede Efendi’yi, Itri’yi tanımayan, Neşet Ertaş dinlemeyi hakir gören, kendi sanatçısından maalesef utanan gençlerimiz var.” sözlerini söyledi.
Bir ülkenin Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan şahsiyetinin güya eğitim sistemini le alırken, kendi gençliğine bu ifadelerini söylemesi kadar hazin bir durum olamaz.
Erdoğan’ın bu sözlerinin Türk Gençliği’ne karşı haksızlık yapmaktan çok daha öte saygıdan uzak bir anlamının olduğu açık.
Bu sözleri kendisinden işitirken aklıma birden nedense kendi oğulları geldi. Zira Erdoğan konuşmasında eğitim sistemi tartışmaları üzerinden Türk Gençliğini hedef tahtasına oturturken, acaba kendi oğulları, Erdoğan’ın tarif ettiği fikri mertebenin neresindedir diye düşünmeden edemedim…
17-25 Aralık soruşturmalarında iddia edilen telefon görüşmelerinde bir oğlunun “ahlaki” diğer oğlunun da “zeka” yönünden durumu hafızamda canlanınca acaba dedim; Türk Gençliği’ne karşı hazretin bu kadar takıntılı olması kendi dünyasında yaşadığı çıkmazlardan mıdır?
Eğer öyleyse, Erdoğan’ın Türk Gençliği’ni hedef almak yerine dönüp aynaya önce kendisiyle yüzleşmesi gerekir.
Yok, niyet gerçekten halisane ise o zaman işe kendi oğullarından başlamalı ki, hakkaniyetli bir yaklaşım sergilemiş olsun.
Ve ayrıca içi rahat olsun Erdoğan’ın, bu gençlik tarihini ve kültürünü sanılanın aksine çok iyi bilir.
Nerede, ne zaman, ne yapacağının da farkındadır.
Malum, tarihi tecrübe Türk Gençliği’nin her zaman dünyayı şaşırtacak bir birikime ve kudrete sahip olduğunu ispat ediyor…
ALEV ALATLI, ALEV ALEV YANDI
Geride bıraktığımız hafta Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülleri töreninde Alev Alatlı’nın konuşmasını dinlerken gülsem mi ağlasam mı bilemedim.
“Aydın” diye anılan bu hanımın tören esnasındaki garip halleri, söyledikleriyle birleşince ibretlik görüntüler ortaya çıktı.
Belki de toplum olarak “aydın kime denmez” sorusunun cevabını da o gün Alev Alatlı sayesinde hep beraber öğrendik.
Alatlı’nın şu sözlerine dikkat buyurunuz lütfen: “Sayın Cumhurbaşkanım siz ve ekibiniz dünyadaki bugün 1.5 milyon Suriyeli’ye kapılarını açtığınız için tarih sizi ayrı bir yere yazacak. Dünya 5’ten büyüktür dediniz ve tüm oligarkları boşa çıkardınız. Bugün George Orwell olsa sizi ayakta alkışlardı. O yetmez Daniel Defoe de kalkar o da alkışlardı. Sizin sahici dostlarınız sanatçılar ve edebiyatçılar arasındandır.”
Yönetenin baş sorumluluğu temsil ettiği toplumun menfaatini, ferdi her menfaatin üzerinde tutmaktır. Hatta toplumun menfaati uğruna, sahip olduğu tüm şahsi kazanım ve değerlerini de feda edebilecek bir erdeme sahip olmalıdır.
Bunu en iyi bilmesi gerekenler, bugün siyaset yaparak millet hizmetinde bulunma arzusu taşıyanlardan öte aydınlar olmalıdır.
Bu doğrultuda Alev Alatlı’nın Erdoğan’a övgüler dizerek aydın kelimesinin hiçbir anlamıyla karşılığının olmadığı tescil edilmiştir. Çünkü Erdoğan gibi siyaset sahnesine çıktığı andan itibaren kendi şahsi hesabından başka bir şey düşünmemiş, siyaset yaparken yine kendi kazanımı uğruna toplumun ayrışmasına ve hatta sosyal düzende atomize olmasına neden olacak bir metodu temel felsefesi haline getirmiş birisini savunmak, aydınlık tanımıyla anılamaz.
Adı yolsuzluklarla çoktan tarihe geçmiş birisine anlam yüklenirken, bunun vicdanı sızlatan yönleri mutlaka göz önünde bulundurulur.
Dolayısıyla Alev Alatlı, Erdoğan’ı övdüğünü zannederek en büyük yanlışı kendisine yapmıştır.
Aydın olarak anılan bir insan elbet ki herhangi bir siyaset adamının yada yöneticinin bazı eylem ve söylemlerini onaylayabilir.
Ancak bunu yaparken dahi tarafsızlığını, akli ve vicdani ölçüsünü kaybedemez.
Şimdi bunu düşünerek, Alev Alatlı’nın, Erdoğan’ı Suriye’den gelerek ülkemize sığınanlar üzerinden övmeye kalkışmanın akılla yada vicdana uygun düşen neresi vardır?
Bugün Suriye’de insanlar birbirlerini beşeriyetin en rezil halleri ile boğazlarken, Suriye belki de yarım yüzyıl daha yaralarını saramayacakken, buna sebep Erdoğan’ın başında olduğu iktidarın Suriye politikasının ve şahsi takıntılarının olmadığını söyleyebilecek bir Allah’ın kulu varmıdır?
Alev Alatlı bırak Orwell’i bir kenara, karşısında övgüler yağdırdığın adamın başında olduğu öyle bir iktidar var ki, kendi ülkesini, kendi toprağını, kendi vatanını dahi bombalamayı planlayacak kadar gözü dönmüş, aklını kaybetmiş, insanlığını çoktan yitirmiş bir zihniyete sahipler.
Ayrıca dostluk denilince bizim aklımıza nedense teröristler ve hamilerine karşı Erdoğan’ın ve içinden geldiği AKP’nin samimiyet dolu duruşu geliyor…
Alev Alatlı’ya göre sanat ve edebiyat dünyası hiç görmedikleri babalarını vatan uğruna şehit veren evlatların durumuna nasıl bakar acaba?
Hafızamda bu soruları kendimce sorgularken MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin twitter üzerinden paylaştığı mesajlarıyla tefekkür halim ayrı bir derinlik kazandı.
140 harflik mesajların her birisi kendi içerisinde ayrı bir fikir deryasının yansımasıyken anladım ki, vicdanların sesi olmak her erdemli kişinin harcı değildir.
Sayın Bahçeli işte bu nitelikteki bir mesajında “Aydın aydınlatır, karartmaz. Aydın vicdanın sesini dinler, telkinlere gelmez. Aydın çağa yön verir; yoksa iplerini iktidarın eline vermez.” derken herhalde Alev Alatlı da, alev alev yanmaktan kendisini alamamıştır.
İsmail Özdemir

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.