Asikurtlar©

Erdoğan, Patronlarını Batırır Mı?

Erdoğan, Patronlarını Batırır Mı?
10 Haziran 2015 - 9:08 'de eklendi ve 4058 kez görüntülendi.

AKP, daha doğrusu Erdoğan’a bağlı özel ve kamu medyasının 7 Haziran’daki şokun ardından Türkiye’yi bir an önce erken seçime götürmek istediğini… Erken seçim sürecinde seçmene “Biz olmazsak aç kalırsınız” mesajı vermek için zaten var olan ekonomik krizi körüklemeye çalıştığını dün yazdık. Özetle Erdoğan, Türkiye’de bir koalisyon hükümeti kurulamaması, bu süreçte ekonominin daha da kötüleşmesi ve halkın “AKP gelsin ekonomiyi düzeltsin” beklentisine oynuyor.

AKP’nin başındaki isim Ahmet Davutoğlu’ndan resmi bir açıklama gelmese de Erdoğan’ın akrabalarının yönettiği Sabah gazetesinin dünkü manşeti bu tezlerimizi birebir doğruluyor. Sabah dün, ‘Koalisyon için 3 kırmızı çizgi’ manşetiyle AKP’ye ait olduğu talepleri sıralıyor:

1: Paralel yapıyla mücadele sürecek. 2: Erdoğan’ın meşruiyeti devam edecek. 3: Çözüm süreci devam edecek.

7 Haziran’da sandıktan çıkan sonuçlar, çözüm sürecinin halk tarafından zaten desteklendiğini gösteriyor. Ancak bu şart en azından MHP ile koalisyonu tamamen askıya alıyor.
Diğer iki şart da zaten doğrudan Erdoğan ve çevresini koruma altına almaya yönelik dayatmalar olarak gözüküyor. Bu iki madde, AKP’yle koalisyona girecek herhangi bir muhalefet partisinin doğrudan yolsuzluklara ortak olması anlamına geliyor. Özetle Saray’ın siyaseten çözümsüzlüğü dayatıp ekonomik krizi körükleyerek Türkiye’yi bir erken seçime götürme planı yürürlüğe konuyor…

Ancak hemen belirtelim ki, bu plan hem ülke hem de AKP’nin mali tabanını oluşturan kesimler için bir intihar riski taşıyor.
Sebebini açıklayalım. Krizin körüklenmesi hem döviz kuru hem de faizlerin yükselmesi anlamına geliyor. Böyle bir durumda ihracatçı şirketlerin hasar alsa da yaşama ihtimali var. Keza TÜSİAD sermayesi de hasarlı olsada krizi atlatacaktır. Ancak hem yüksek düzeyde TL ve döviz kredi borcu olan hem de daralacak iç piyasaya yönelik satış yaptığı için döviz kazanamayan firmaların hiç şansı yok.

Peki, bu firmalar hangileri? İnşaat, perakende (market ve giyim), ulaştırma-haberleşme, elektrik üretim-dağıtım, özel hastaneler ve kömür üretimi.
Tüm bu sektörlerde son 12 yılda hızlı büyümeler yaşandığını ve yıldızları parlayan patronların AKP’yle organik bağları bulunan isimler olduğunu sanırım hepimiz biliyoruz.
Peki, bu sektörlerin mali durumu nedir? Merkez Bankası’na göre bankaların toplam şirketlere verdiği kredi tutarı 1.1 trilyon lira iken, bu saydığımız faaliyet kollarındaki firmaların toplam borcu 566 milyar liradır. Yani toplam banka kredilerinin yüzde 51’i bu sektörlerdeki firmaların. Kredilerin çoğunluğu da döviz cinsindendir.
Borç yükleri bununla da bitmiyor. Yine Merkez Bankası verilerine göre özel sektörün doğrudan yurtdışından aldığı 77.4 milyar dolarlık döviz kredisinin 38.3 milyar doları, yani yarısı bu sektördeki firmalar tarafından alınmış.

Özetle, Erdoğan’ın siyasi kaos oluşturup ekonomik krizi körükleyerek ülkeyi erken seçime götürme planı öncelikle kendi döneminde zengin olan patronları vuracaktır. Cumhurbaşkanı’nın kendi ikbali için yıllardır yanında olan işadamlarını ateşe atıp atmayacağını… Ve o patronların buna nasıl cevap vereceğini izleyip göreceğiz…

OĞUZ KARAMUK

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER